Zamanı beğenmemişim
Parelerle içimde zaman
Zamanla kalmadım ki
Oluşum ve yerim zaman...
Ey zaman!
İzlenimsel olan sosyal olayların gelişmesi ve girişmesi, tek tüktü ve yavaştı. Bu yüzden girişme düzleminde olay azadı, bu nedenle de, zaman yavaş akıyordu. Yine izlenimsel olan doğal olaylar da, akıl almaz denli çok olmasına rağmen, tek tük fark ediliyordu. Bu yüzden doğal olayla da yavaştı ve yavaş akıyordu.
İzlenimsel olanlar, çoğu zaman bir ayırt edilen farkına varış değildir. Ama sonradan bir farkına varışa da, dönüşmedir. Bugün bile bizler, günde onlarca davranışsal, uzamsal ve bilgi edinmeli karşılaşmalar yaparız. Ama hemen hemen hepsi o anın kullanım yararı dışındadır. Bir bilinç edinip farkına vardığımız durum değildirler.
Eğer taşıtınız daha da yavaşlarsa, bu kez olaylar sarım ekseninizin boyu uzar. Sarım ekseninin boyunun uzaması da, yüzey geriliminin düşmesidir. Seyrediş anı olayları aynı kalırken olay ayrıntılarındaki gözlemler artacaktır. Yine de deksen iç hacmi yüzey gerilimi yapacak denli şişemeyecektir. Bu kezde iç olayla girişmesi azalmış gibi olup, girişmeleri şiddetli olamayacağından, zaman yavaş akacaktır.
Taşıtınız da, dış gözlem alanına ilişkin, uzam devinim alanlarını etkiyen, bir olay ufku değiştiricisidir. Hem de dış olay ufku yer değiştirenidir. Yani olay ufkunda oturmuş bir noktada kalmayandır. Hem de atığı ile hava sirkülâsyonu yaptırması vardır.
Öyle ise araç, kendi özelinde sıkıştırılan birçok alan devinme ilişkiselliği ortaya koyabilmektedir. Yani bir devinme uzam alanıdır. Kendi olayını ve alan noktalarının çoklaştırılmasını düzenleyebilmektedir. Çoklaşan olaylar ilişkileşmesi de bir hız artması, bir zamanını hızlı geçmesi olduğuna göre, burada paradoks olan bir şey yoktur.
Sadece sizin analizci ayırt edici olama, maharetinizin zaafları vardır. Şu halde zaman ya da devinimin bağıntılılığı (izafi oluşu, ilişkiliği, aidiyeti) bir olay uzam devinim alanının, ilişkisel alt bileşenlerine ayrıştırılması seçiciliği ile artmaktadır.
Bazen yazar her aynı konu içeriklerine dönüşle, o konuya bir paragraf ta olsa; bir cümle de olsa yeni ekler yapar. Yani tekrarilik hem bir pekiştirmedir. Hem de o konu içeriğinde olacak yeni bir ek yapan özelliki inşadırlar. Yani yazarın yeni bir tanım, yeni bir bağıntı söylemek zorunda oluşudur. Sözgelimi; totemizm içindeki alanları belirtmek, söylemek zorunda oluşu gibidir.
Doğada, her yerde benzer olan şeyler; temelde görece durumlar içinde de bir özel durum düzenlenişti yansıma oluşun süren ortak dinamiğidirler. Süren dinamik, elbette modam od oluşla temeldeki olan şeylerin bire bir kopya yansıması olmayacaktı. Örneğin; sosyo toplumsa yapı içindeki alan kavramıyla; elektronikteki alan kavramları; anlamca benzer alansa da benzerlik bir ÇEKİM olmaktan gayri, bire bir birbiriyle, aynı değildirler.
Artık sosyo-toplumsa alan içinde insanın duyguya batışı oluşla hoşlanılan bir noktası; alanın yön akış hız, zamanını yavaşlatır. Bu hissi yer akışın yığılma yaptığı noktalardır. Alan içinin, bir baştan bir başa kat eden uzamı; bu yığılmaların oluşmasıyla engeller; alan yolunun hayli uzamasını, gecikmesini; alan yolunun direnç ve fren noktalarını oluşturacaktırlar.
Kısacası özel mal, mülk edinme; haksızlık, hırsızlık yapma; gasp etme, hile yapma; harama el uzatma; zalim olup zulüm etme gibi mülkiyetçi oluşmaların tezahürünü, animistin bilmesine olanak yoktu.
Ölükle hesaba çekilme, mülkçü, köleci çelişkinin adaletçi duygusu oluşla; bunu bir animistin bilmesi olası değildir.
Malı müsadere edilmiş (haksız el konmuş) bir güçsüzümüz; bu dünyada sağlanamayan kişi haklarını öte dünyada kurulan divan ile sağlayacaktı. Bu anlayış ancak, özel mülkiyetin zulmü karşısında zayıf olanın yansıyan bir anlayıştı belagattir.
Bir adama düşerim, bir madama
Olurum uzletim kadarla ülfet
Ne acayip olurum, tüm ilişkiler
Oduma dâhilen yükümle külfet
Dur tutmam, bahar aylarıdır
Burada ensiyi, patesi ile eşlemek ve onu da lugale eşlemek tarihiliği ve gelişmeyi; anlamamakla eş anlamlı olur. Ensi kentlerin ortaya çıkmadığı zamanların ki, köy tipi yerleşimlerde sıra ile yönetimin başına geçen yapı dönemlerini de içerir bir tanımlamadır. Patesiler döneminde kentler oluşmuş, gevşek bir kentler birliği ortaya çıkmıştı. Kentler birliği başı olan patesiye göre diğer krallıklar ensi durumuna doğru gerilemiş yardımcılardı.
Lugal, şehir örgütlenmelerinin devlet biçimine kral olan kişiler olmakla, gücü tekeline alan bir yönetim şekliydi. Yani teokrasi (kral rahiplik) diyeceğimiz anlayışı tarihi süreçler Lugallerle, tekçi olan süreci yöneten yapının içine koymuştular. Teokrasinin oluşmasında, güçler çekişmesini ve bu çekişmelere dek oluşan değişme, dönüşme istenen yapının, tarihi süreçlere konmasıyla izlenmektedirler.
Bir rahipler gücü olan okülte yorumları; lugal krallara vermekle; krallar sosyal kültürün anlayışınca kutsallığın kaynağı ve kutsal olmanın kendisi olmuşlardı. Lugaller, kutsal olanın gölgesi ve temsilcisi olmuşlar. Sonra kutsal olanın bizatihi kendisi olmuştular.
12-]Yani salınım yapışla kesikli sınırlı çeşitlenen bir anlama ve olaylar, kullanım süresi sonunda giderek sönümlenecek olan bir varyasyonu, sizin genelleme yapar olma yanlışlığınız, onu öyle (fikir özgürlüğü) kılmaz.
Tekillikler çoksanıyor, çokluklar da yeni ilişkiler organizasyonu ile tekil entegrasyonlarla; insanlığın tek dini gibi sosyal kültür anlayışına, dönüşüyordular.
Süreç birleşme ve ayrılmalarını; kendi kendine girişmeleriyle “tekillikleri” birleştirerek çoklaşmayı başlatıyordu. Çoklaşmalarını da re organize ederek, yeni tekillikleri ortaya koyan bir dinamizmiyle kesikli (sınırlı) ve sürekli olmanın işleyişini ortaya koyuyordu. Her bir süreç, bir öncekinden devinişle yepyeni bir ilişkiler ağıyla, ayrı bir anlama, ayrı bir işleyiş ve düzlem devinmesiydi.
28-]Sizin öznelliğiniz sosyo toplumsa sisteme girdi ve irade olurken; küçük ve sınırlıdır. Ama sistem çıktısı size dönerken, sizin keyfi davranışlarınızla olamayacak denli büyük ve sizin keyfi oluşunuz içindir.
Nesnel ve öznel ilişkiler, zorunlu bağıntılı ilişkilerdir. Zorunlu bağıntılı ilişkiler kırpılan, sınırlanan, frenlenen kayıplarla karşılanan ilişkilerdir. Ama kazanımlar çok büyük olmaktadır. Ve tekil olanın kendi keyfiliği içinde oluşla asla kazanç yapamayacağı denlibüyüklükte ve muazzam genişliktedir.
Bu nedenle sistem girdisi başlangış hareketi için sizin özel, öznel ve keyfi oluşlarınızdan kayıplarla başlar. Bu kayıplar sistemin devinim enerjisini düzenleyen kayıplardır. Bir kısım öznellik, keyfilik ve özel yaşamlarkaybı sistemin başlangıç girdisi karşılanma kayıplarıyken.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...