2-Yeryüzündeki sosyo toplumsal avatar kalıp biçimleri çeşitlidirler. Bu çeşitlilik aynı kalıp sağlayışlarını farklı nesnel ve öznel zemin devinmeleri üzerine farklı sağlayış inşa etmelerinden ötürü, farklıdırlar. Değilse avatar formların kalıbı özündeki temel sağlar olmalardan kaynaklı, bir farklılık değildirler.
İnsan özne (kişiliği) , ve nesnesi avatar kalıpla dış bağıntıyı sağlayabildikçe huzur ve haz içindedir. Bunu sağlayamayan aksamalarıyla da daima kaygı ve tedirginlik içinde oluşla elemlidirler.
İnsanlar sos yo toplumsa avatar kalıplarla dış bağıntıyı iyi sağlayabilmek için geçici kendi avatar kalıbı tanımak ve onu kullanmak, kullanırken de yönlendirmek, yönlendirirken de etkilenip; mini minnacık yeni yeti sel formları avatar üzerine inşa etmektedirler.
Zamanın uzağında
Mekânın yakınında
Beklerim
Gök kubbe yağışlarında
Uzana bildiğim kadar
Bu iki sorunsalın, en az iki bakımdan tehlikesini konu gereği belirtmekte yarar var. Birincisinde, içevlilikler doğal seleksiyona kapalılığı vardır. Ve seçme ayıklamaya olanak sunma açısından en sığ ve dar arzlar sunar olmasıdır. İçevlilikler, çok sınırlı ve kendini tekrarlayan verimsiz arzlar sağlarlar. Seçme ayıklama ilkesine yani, en iyinin seçilirci olması, rekabetine; daha gametler düzleminde iç evlilikle olanak tanımamaktır.
İkinci olaraktan da, aynı döller arasındaki patolojik geriliklerin ve kısırlıkların aynı gen havuzunda varyasyonunun sürekli çoğalması bu tür tercihlerin en büyük handikabıdır. Bunlar, bu tür içevlilikteki üremelerin verimsiz sonuçlarıdır. Bu türden evlilikler sonucunda, bu doğrultuda insanların, yavaş tepki verir olmalarının nedeni olduğu gibi bir düşünceyi dahi, akla uygun düşünmelerin bilincini, yapmaktadır. Bunun örneğini tarihimizde, yöntim kadrosunda da görmek olasıdır.
Burada ki siyasi zorunluluklar yüzünden, Osmanlı hanedanının dışarıdan yabancı evlilikler yapması da mevcut gen zenginliğine tesadüfü siyasi politik bir genetik gen havuzu eklemli seçilirlerin kriteri olmuştur. Çok evcilikli saltanat içinde, çok eşlilik içinde yabancı gelinle evlilikler; Hürrem Sultan, Kösem Sultan gibi yabancı gelinler, geleceği sürükleyen küçücük mini minicik bir siyasi kaoslarla tarihi yönlendirebilmiştirler.
Ay ışığı yeşil
Yeşilden bir ay ışığı uzanır önümde
Ne gün solar, ne gün dolar; gün dönümde.
Şikâr edipte neşe mi bulayım?
Düzendir diye
A sevdam yüceltin
Olursa sevginin hası.
Lakin olur kiri pası.
Büyüklüğüdür nefretin,
Sahtesinin olmaması.
Gece sessiz
Gün yorgun
Üzgünüm üzgün
Perdelerimin ıslaklığı dağılır
Yanaklarıma süzülen
Bir acı, bir yaş demlenir
Sevemem öylesini,
Her dem böylesini:
Aymaz, aymaz söylemini,
Vermişken andı, yemesini.
Her türe şablon oturup,
Alkış tutar, inanımda
Baharları diken korduk
Gül açmazdı bağımızda.
Ne umutlar büyütürdük
Gün üşür, sıcak ısıtmaz
Çevresiyle sağlamayan kişi için, kişinin çevresinin kutsallığı yoktur. Kişi toplumuyla, sosyal yapısıyla sağlatıyorsa; o yapı kişi için kutsaldır, vatandır. Yani dokunulmazdır. Kişi için kutsal olan da budur.
Kişi erken dönemden beri grubuyla, sosyal yapısıyla, sonra da toplumuyla hep sağlayış içinde olmuştur. Kişinin sağlatamadığı yapı cennetler(!) adına ne derseniz deyin; sağlasan olamayan kişimiz için hiçbir şey ifade etmez olacaktır.
Bu nedenledir ki kişilerin; canım sana feda dedikleri şey olan asıl yurt ya da vatanlarından sağlayışlar yapamadıkları için ayrılışla, diyar elleri vatan tutarlar. Çünkü buralarda en temel düzlemle sağlanma içinde olmaktadırlar.
Siz, toplum olaraktan-sosyal yapı olaraktan, insanı neyin içinde bulundurursanız, insanlar onun özlemini tutarlar. Artık özlemler insanların, bu anılarının ve hayallerinin yaşantı aştırılmasına değin olan hayal ve beklentiler ile dolar, taşar. Artık bunlar yaşantımız içinde biricik erdem değeri olmuşlardır. Ve yaşantımıza değin güzelliklerin çekim gayesi olup çıkmışlardır. Ve dahi artık, bunun saygınlaşması ile sosyalce devinmeye başlanılır. Bunlar insanların gözetmesi gereken erdemleri olmuştur! Olmamalılar mı?
Elbette hiç bir sosyal oluşma, erdem değerleri oluşturamadan ya da oluşturamadan, gerçekleşemezler. Erdem (ahlak) sosyalin bağ dokusudur. Ve erdem, sosyal olanın çekikleşme, haberleşme kanalı, faz devinmesidir. Başlangıç koşullarının kişiye, gruba dek, kişisel serbestliklerin yerini; girişen, organize olan sosyal birlikler ve toplumsal örgütlenmelerin kırpılan ahlaki ve erdemse değerleri alacaktı. Sosyal oluşum ancak ahlakıyla devinerek, gelişmelerini ve diğer gelişmeci devinimlerini ortaya koyarlar.
Toplumsal devinmeler ve bunun sağlayışlarının özel ve genel yaşantı aştığı alan olan sosyal (halka değin) yaşam alanı, genelde eşitsiz gelişmeler üzerine zaman zemin devinmesi olan inşalarıdır. Yani az veya çok olan, yoksunluklarınız ve kıt olurlularınız üzerine, bina edilirler. Ne elinizde yoksa onların ele geçirilmesi değil de, ele geçirilir olabilecek günlerin sevinilmesi size tutum edilir. Söz gelimi doğru dürüst bir giysiniz yoktur. Hoş bayram denen özel günlerde de, pek pek giyecek bir şeyiniz de yoktur! Ama o günün hatırına binaen; 'el içine çıkacaksınız' diyedir, giysiniz ya yıkanmıştır, ya ters yüz edilmiştir. Ne bileyim ben, giysiyi, her gün özrü ile giyerken, o gün için bir yerleri düzenlenmiştir.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...