Günden saklar
Yelden esirgerdi.
Babası ona hep peri
Kızım derdi
Sürmen, sürüştürmen hanı
Namusunla onu tanı.
Na tamam, oluşta ölür,
Bin bire oluşla, yeni.
Ey ölüm! Korkmuyorum,
Beğendim seni.
Ölümü yok oluş sayarlar
Tam aşkı bulmuşken
İmdadı neyleyim imdadeyle ben
Kayıplar yaşanacak
Ayıplar örtük
Tahribatlar boşanacak
Erdemler sürtük
Bir âdemi yer
Birini bağıra basarken ser.
Hoşça kal şişmanlığım
Derken ben
Seninle başlar pişmanlığım
İnançlar bu etik kavramları toplumdan aldı, göğe çevirdi. Soyut olarak, göksel emir olarak, direktif olarak, üretim gücünü elinde tutanların istediği biçimde, geri yere, kutsayarak sayılayarak indirdiler. İnsanın çevresel bir sıkıntıdaki darlaşmalar ve rahata ermelerin icbarı olan algılamaları, cennet tasımı oluşturması ile inançların buralara yön verirliğinde düzenleme karşılığı olarak döndü.
Burada şu nesnel gerçeklik unutulmamalı. Her şeyin çift karakterli olması ilkesi. Örneğin toplumlarda egemen güçler, kendi yaşayışlarını sürdürmek ve kalıcılaştırmak için yasalarla bu tutumlarını sağlamlarlar. Buna karşın, üretim araçlarından yoksun olanlar da, aynı yolla yasalara sarılarak, egemenlerin şerrinden az çok korunurlar.
Yani egemen temeli öznel yasalar, bir nebzede olsa ezilenlerin de, egemenlerin hırsından korunması faydasını sağlar. İşte genel yaygın inançların yaptığı da bu. Örneğin, nasıl Rab korkmadan “”zengine mal mülk”” verdi ise, Varsılın malında da, “”fakirin hakkını var”” kılınmıştı tabii ki sadaka olarak. Böylece yoksunluğun, hırsı öfkesi gazı bir nebze de olsa alınmıştı. Artık sadaka, bir toplumsal kusurdan çıkmamış, inisiyatif olmayıp inançsal bir yaptırımdır. “”Yüce Ruh, kimine çok, kimine az mülk vermişti”” Bacası tütmeyen fakirden çok; ”” Bacası tüten, kapıda besili öküzü olan çiftçiyi ”” görmek kadar Hiçbir şey Hürmüz'ü mutlu etmezdi. Yüce Ruh bile kendi eli ile zengin ettiği varsılını sevecekti. Eh Yüce Ruh'un sevmediğini de, birilerde sopayla devamlı kovalar olacaktı. Hem de soplar el değiştirerek...
Çocuk,
Cicili bicili boncuk,
Onunla sar oludumu,
Boyuncuk,
Kurulur oyuncuk.
Davranışında belli olur,
Badem içi kız
Soyup seni çıkarsam kabuğundan
Özlemlerinledir taşarım
Duyguların çabuğundan.
Bitmiş olur
Oku, yollarda geçtiğimi, dillere yolcu.
Boru mu çalar? bak tutulmuş, yollarda kolcu
Nazın ne? sağın düşmüş, de bak dikilmiş solcu
Han iken dolarsın sen, borç yol olmuş ben yolcu
Çağır sevdalarımı, hal üzere yürürüm
Dünü yaşamadım desem
Gerektiği kadar içimde.
Bir düşünsem bulacağım
İlhamlarım sızladı
Şimdi Deli Dumrulum.
Dört duvar arası yalnızlığı
Yansırken yürek küpeştelerime
Kırılır taç yerinde,
Bahar sonsuzluğu...
O an yürek burkan mevsim geçişmelerinde.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...