Ben doğarken
Erdemler susmuş
Çiçekler solmuştu:
Kimi darağacında
Kimi bekliyorken, yarınlarda
Kimide akan yaşlarda.
*Zikzak: Gelişmenin,lineer olmayıp,ağaç dalları ya da şimşeğin çakışı gibi; kırıklı, dallanmalı çatallanmalı, geri iletişimli yapılı olduğu, vurgusuna atfen zikzak dendi. Gerçekte tam bu anlatımı kaldırmayan, cayarlık ifade eden bir anlama geliyor olsa da zikzak, benim anlatımıma özgülük, uygun bir sözcük.
Uzun ince
İyice düşününce,
Çizgi.
Mehtap yanım sancıda
Ben zaman, ufku engince,
Kader birliği etmişce aşarım.
Eğer sırasında yaz kış,deprem;
Yaşanmıyorsa asıl o zaman şaşarım.
Bir erik, yaşamın baharında.
Ekşi.
Alışıkları yoktu,
Çevre etkiyenleri pek çoktu.
Ne acemi idi siteminde.
Bir rüya ki
Zehir zıkkım.
Bir yaşam ki,
Donuk silik,
Hep kar beyaz,
Yaşanmamış.
Seni özlüyorum
Gönlümde sözlüyorum
Durup durup, el şafakta
Grubu gözlüyorum.
Şafağını dürsem
64
Özleminde ıstırap üflenen, dayanılır kılan, neydir.
Sevgili; batan da, doğanla, aynı şeydir.
Halk yaşamını ilk elemeyi; kendi alışmasının güvenli oluşu algılarından çıkarırdı. Böylelikle de alışkanlıkları, belli tepki ile belli tavrı alıyorsa, bu o insana; neden sonuç ilişkisinin değişmez oluşu gibi yansıyordu. Böylece kendisinin tekrar edilir edimlerine, kendisinin bir güven duyma şartlanması idi. Belli ilişkilenişler karşısında, belli davranışları gösterme rahatlığıydı bu. Kendisine güven veren, doğru bildiği bu formellerini kurallaştırdı. Bunları düstursal bir saygılaşmayla ve tekrar eden, gelenek görenek, inanç gibi davranışları; pekiştirip, kutsala dönüştürdüler. İnançlar kanıların yanı sıra bir temel noktayı da böylece taşır ve sarmalanır oldu. Toplumun işleyişi inançlarla bire bir ifade edilir olacaktı ilk başlarda. Yani toplumun işleyişi önce inançlaşacaktı. Bu nesnelliğin öğrenilen ilkesel ilişki inançlaşmasıyla fantezilerin yumaklanması idi.
Halkın devinim alanı bir takım ufak ufak adımların, tekrar eden söz ve eylemleri, yinelenip figürsel somutlandılar. Bu yinelenir figürler totem eksenli mana algısıyla sembollerle izafeliğe yapılaştılar. O çekimlendikleri totem etrafında figürsel tavaf (dönme) ettiler. Saygılaştıkları totemin; bir semboliği ve yine totemin adını taşır olmak; kurallarını bilip, benimsemek, hem grubun adı hem kişinin ortak adı idi. Bu kuralları sürdürmek, halkın aidiyet kimliğidir. Kişi kimliği o dönemlerin pek ayırdın da olduğu bir önemlilik değildi. Grup etnik yapı aitliği Ya da totem halkı, grup aidiyet kimliği önemli idi. Karabaşlar halkı; deve adamlar, ya da öküz adamlar ülkesi gibi. Bu kişileri veya o halkı ya da, o etnitiseleri, bir topluluğun aidi yapıyordu. Bu hal, kişileri, bir grup üyesi veya cemaat üyesi veya grup ve cemaatin aidi olmalarını; taammüden meşru kılıyordu.
İnsan egosu gereği, haz ve elem duygularının doyurulmasına yönelir. Bu nedenle insanlar yaptığı her davranışların; olumlu olumsuz, mutlaka bir karşılığının olduğunu öğrenmiştiler. Çünkü etki eşittir tepki idi. Bu etkiye karşı tepkilerinin, ritüelleşen sembolik davranışlarının da bir karşılığı olmalıydı. Bunlar, o gruba kabul edilirliğini onaylayan, o grubun aidiyeti olma bilincidir. Bu iç algının, dışında belirip somutlanması ve yine kendisinin bu belirimle çekimlenmesidir.
Bu çalışma, bir grubun bilimsel içerikli, paylaşım yazısına, cevap yazacakken, ortaya çıkan uzun bir analiz çözümleme oldu. Yazıma şöyle başlamıştım
...
Artık masalları ve bunların çokluğunu, banal dilekleri paylaşır olmaktan, gına gelmişti. Her aklına esenin, bir şeyleri paylaşım diye değil; seyrekliklerin, sindirilir olur değerlerin paylaşımı olmalı.
Bu magazinsel pörsümüşlüklerin dik alası her yerde bol bol var. Artık insanlarımız sonuç alamadığı ve asla alamayacağı, inancı tartışma yerine, dezenformasyonlarla şaşkınlaşmak yerine; araştırmaları, teorileri, bilimsel sonuçları okumayı da, öğrenip, tartışır olmalı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...