Günden saklar
Yelden esirgerdi.
Babası ona hep peri
Kızım derdi
Sürmen, sürüştürmen hanı
Namusunla onu tanı.
Sukut girdi, pul gibi, posta taraya.
Gönül var ki yüce; dost gönülcü araya.
Gönül salsa talih, selamım var, tazende.
Yakar özlem alazı; tekrardayım, ey nazende.
Doyulmamış yaşamları.
Boşu boşuna akşamları.
Düşünmek umut etmek.
Uç vermemiş tomurcuğum.
Düşlerimde dokunuşun.
Mücevher
Saklama kabında taşınır.
Banilik soma avatarıyla;
Şu dünyada vurgun yerle kasınç (kramp)
Ana gibi cazibeyi seçmek
Alışırım da, atarca yüreklere
Kırarım nagah ile
Daha demin, dünü yaşamış,
Gün tasamızlaydı, demem
Yanarsa da, sönerse de
Zamanı beğenmemişim
Parelerle içimde zaman
Zamanla kalmadım ki
Oluşum ve yerim zaman...
Ey zaman!
İzlenimsel olan sosyal olayların gelişmesi ve girişmesi, tek tüktü ve yavaştı. Bu yüzden girişme düzleminde olay azadı, bu nedenle de, zaman yavaş akıyordu. Yine izlenimsel olan doğal olaylar da, akıl almaz denli çok olmasına rağmen, tek tük fark ediliyordu. Bu yüzden doğal olayla da yavaştı ve yavaş akıyordu.
İzlenimsel olanlar, çoğu zaman bir ayırt edilen farkına varış değildir. Ama sonradan bir farkına varışa da, dönüşmedir. Bugün bile bizler, günde onlarca davranışsal, uzamsal ve bilgi edinmeli karşılaşmalar yaparız. Ama hemen hemen hepsi o anın kullanım yararı dışındadır. Bir bilinç edinip farkına vardığımız durum değildirler.
Eğer taşıtınız daha da yavaşlarsa, bu kez olaylar sarım ekseninizin boyu uzar. Sarım ekseninin boyunun uzaması da, yüzey geriliminin düşmesidir. Seyrediş anı olayları aynı kalırken olay ayrıntılarındaki gözlemler artacaktır. Yine de deksen iç hacmi yüzey gerilimi yapacak denli şişemeyecektir. Bu kezde iç olayla girişmesi azalmış gibi olup, girişmeleri şiddetli olamayacağından, zaman yavaş akacaktır.
Taşıtınız da, dış gözlem alanına ilişkin, uzam devinim alanlarını etkiyen, bir olay ufku değiştiricisidir. Hem de dış olay ufku yer değiştirenidir. Yani olay ufkunda oturmuş bir noktada kalmayandır. Hem de atığı ile hava sirkülâsyonu yaptırması vardır.
Öyle ise araç, kendi özelinde sıkıştırılan birçok alan devinme ilişkiselliği ortaya koyabilmektedir. Yani bir devinme uzam alanıdır. Kendi olayını ve alan noktalarının çoklaştırılmasını düzenleyebilmektedir. Çoklaşan olaylar ilişkileşmesi de bir hız artması, bir zamanını hızlı geçmesi olduğuna göre, burada paradoks olan bir şey yoktur.
Sadece sizin analizci ayırt edici olama, maharetinizin zaafları vardır. Şu halde zaman ya da devinimin bağıntılılığı (izafi oluşu, ilişkiliği, aidiyeti) bir olay uzam devinim alanının, ilişkisel alt bileşenlerine ayrıştırılması seçiciliği ile artmaktadır.
Bizde, bir geçmiş zamanın süredurumu vardır. Yani zamanın akışıyla, süreli (kesikli) olgular kuantik biçimlerde birikmiştir. Kuantik biçimler, organ, organel gibi yapılar ve işlevler olduğu gibi, bilgi, öğrenme, biçimli protein depo zarfı, ya da vücut ısımızın sağlanışı gibi referans boyutlarla enerji formlu, tasarruflar olmaktadırlar. Bunların kesikli sürekli çelişen birlik halini şimdimiz, bağıntılaştır maktadır.
Bizdeki içer ilen geçmişlerin faz farkları, yukarıdaki zorunlu ana temel durumun içer ilmesine karşın, geçmiş-şimdi-gelecek faz farkı devinim zıtlanması olaraktan da ortaya çıkmaktadır. Yani bağıntının (şimdinin) konumlanması (devinimi zamanı) , geleceği (yeni şimdileri) oluşturmaktadır. Varlık bunlar sız mümkün değildir. Geçmiş bizde genetik aktarılan yapı gereçleri olarak, temel metabolizma süreçleri olarak, sindirim öğeleri olaraktan geçmiş, izafileşen bir birlik oluştur. Demek ki bizdeki metabolizma süreçleri ve sindirimin konusu öğeler, geçmişin adım adım, yavaş yavaş milim milim, on binlerce yıllık akış sürçlerin, biriktirip örüldüğü, ilişkisel bir zaman süredurumlu, boyutturlar.
Şimdi ise, içimizdeki geçmişlerin işlevselliği ile şimdiki akışların iç dış ilişkilerinin, geleceğe akacak süreçsel durumları girişerekten, yeni olgu ve oluşları ortaya koymasıdır. Bu mazi işlevsellik olmasa, zamanı akıtamazdınız. Zamanın akması için illa bir başlangıç koşulu şartlarının, yeniden süreci ivmelendirmesi gerekirdi. İçimizdeki zaman olmasa yani yol haritası olmasa, bu düzlemde geleceğiniz olamazdı. Olgu ve olayları biriktiren aşamaları yapamazdınız. Bu şimdiki zaman süredurumlar, geçmiş zaman süredurumuna göre, faz farklıdırlar ve normalde geçmişten ileridedirler.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...