Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Gök (An) denen Akad ve yer (Ki) denen Sümer ittifaklı üretim hareketi vardı. Gök (An olan yukarı yer toprağının sahibi) ile yer Ki olan (aşağı toprağın sahibi) gruplar bu üretim hareketi nedeniyle irade ve takdir ortaklaşması da yapıyorlardı. Üretim hareketi eksenli irade ve takdir ortaklaşmasıyla yapılan tevhidin adı yer-gök olan An-Ki birleşmesi oluyordu.

Gelecekteki dinler; kendilerine aktarılan gök anlamındaki göğün ilahları, yerin kızlarıyla bir oluyordu. Yerin oğlanları beğendikleri göğün kızıyla evleniyordu. Yer ehli ile gök ehlinin buluşması ile şölenler kuruldu. Kazanlar kaynadı türü ifadeleri tarih bilincinden yoksun olmakla tamamen bozdular.

Şimdiki anlamıyla gökte bulunan sema ehli gibi varlıklar düşündüler. Yerin göğün oğlan ve kızları buluşmasını bambaşka hikâyelerle bezediler. Bilgiyi, bilinci, tarihi geçmişli hafızayı, gerçeği anlaşılmaz yaptılar. Gök kavramının eski anlamı unutulmuş dinlerin oluştuğu dönemde aşağı yukarı bugünkü anlamıyla söyleniyordu. Dinler gök kavramını, ilki olan gerçek anlamını bilmeden kullanacaktılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Oligarşi tevhidi; El mantığı ile kamucu sahipliği kimi kişilerin sahipliği yapmıştı. Sahipliği olan kişiler iradesini de üretim ilişkisinin yerine geçirmişti. Bu öznel irade ile nesnellik kaybolmuştu. Artık mısır büyüyorsa El istediği içindi. Güneş doğuyor; yağmur yağıyor; ya da yağmur yağmıyorsa ve siz tarlayı sürüp bakım yapıyorsanız bunlar sırf El istediği için böyle olan şeylerdi! El, nesnel temel düzlemin yerini almıştı.

Öğretme yerine inandırma başlamıştı. O Nemrut ya da İbrahim oluyorsa oligarşin tevhitle olan güç, öyle istiyordu. Üretim ilişkisini ele geçirmekle nefsine uyan (kişi benciliğine uyan) kişiler; bu sahiplik gücünü kolektif üretim hareketi üzerindeki illüzyonlarıyla tekrar kolektif oluşla (ortaklık oluşla üretim yapıyordu, Ortağım yok diyen El ortaklaşma (emeğe, köleye muhtaçlık) üzerinde üretiyordu.

Nesnellik içinde üretime dönüşenler güya El iradesi olmakla gerçekleşen El buyruğu gibi anlaşılıyordu. Üreten ilişkiler ittifaklı “ilahi birlik” yerine şimdi köleyi sömüren oligarşin birliği olan ortaklık tevhitleri ortaya konuyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El, kolektif yapıya göre yasak olanı yapmaya başlamıştı. Nefsine uyan El insanı kişisel mal mülk sahipliğinden bir süre sonra; kolektif mirası kişi mirası yapmanın çaresini aradı. El tarzı var oluş içine giren kişi, ön ittifakın kurallarını kendi kişi düzeyine indirgemelerle meşguldü. El kimi ortaklığa göre olan durumları tersten kural ve benimsemelerle kişisi durumlar yapmakla alan kazanıyordu. Yiten kolektifle durumlar kadarla, kişisel sahipliğin irade alanını kazanıyordu.

Bu bağlam içinde kişisel sahip oluşlar, kolektif olmayana göreydi. Çareler arıyordu. Özellikle de kamu mirasına karşı kişi mirasının ortaya konmasına çare arıyordu. El, köle sahipliği de olmakla zaten mal mülk kadar da insan sahipliğiydi. Monark yapı El toprağı içinde organizesini oluşup serpilene kadar içe kapandı. Çevreden soyutlanmaydı (tecritti).

Yakın temas kurduğu köleden haremi olan cins insanları da tecrit içinde ikinci bir tecride daha tabii kıldı. Böylece haremi diğer kölelerden de ayrıldı. Köleler yine dokunduğu kişiler olsa da ikinci kez tecride tabii tutulanlar, diğer kölelerden kopmakla cinselliğini de kişi sahipliği yaptı. Doğacak yavru nesebi hem güvenceye, hem tecride alınmıştı. Cinsellik te namus olarak önce El kişisi sahipliği oldu. Doğan çocuğun nesebini, kolektif nesep yerine; kişi nesebi yapmakla kişi, nesebini kendisine mirasçı yaptı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El manalı bu yeni düşünce zemini kurnazlar eliyle bilerek söylemdi. Ve kolektifi düşünce dışında fikir yürütmemiş olan kişileri de, bilerek yanıltmaydı. Muvazaalı durum; kâh muvazaayı ortaya koyan kişinin kendi içinde kendi kendisiyle muvazaa olan durumuydu.

Kâh dış ortama doğru söyleyişti. Bu vaatçi söylemler gelişmiş ortam yansımasını kendisine fikren bir danışma yaptılar. Ortaya konan bu muvazaalı durumlar (danışık durumlar) ortamın kişileri dediğimiz öznelerini aldatmaydı. Bu söyleyiş zımnen söyleyenin üzerine yüklemdi. Bu söyleyiş söyleyen üzerinde bu yüklemle söyleyeni El yapmanın söylem gücüydü.

El mutlak muvazaaydı. Bu mutlak muvazaa ile üretimi, üretim ilişkilerini, üretim hareketini, emeği ve emek gücünü yok sayıyordu. Nasıl yok sayıyordu? Üretilenleri; üretim gücünü; üreten ilişkiyi; üretim hareketini, emeği ve emek gücünü “El’in malı mülkü ve dilemesi” saymakla yok sayıyordu. Bu yok sayış üzerinde kolektif olan üretim gücü; kolektif ürünler ve kişinin çalışması olan emek güçlerinin kişilerle olan bağıntısını yok sayıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El, El’e göre muvazaalı yapılan duruma kader ve takdir diyordu. Siz de önce kader ve takdire inanır oluyorsunuz. Sonra da El’in kendi kader ve takdiri iradesiyle ortaya koyduğu İbrahim’i ve İbrahim’in babasını şanslı kılan El’e iman ediyordunuz. Bu imanınızla İbrahim’i millet oluyordunuz.

El düşüncesi İbrahim gibi kişide somutlaşınca bu kez de kişi bu sahipliği nedenle alan kazanıp El gibi davranıp takdir ve irade de bulunuyordu. "Ey Rabb! Beni İbrahim’in yolundan ayırma" diye dua ediyordunuz. Ama bir türlü asker ve sürü sahibi olan İbrahim'in, mal-mülk sahipliği olmasının yolunu bulamıyordunuz. El takdiri herkese göre değildi. Kimine mal mülk veriyordu. Kimine de vaat verip öğüt ediyordu. Kiminin payına mal mülk düşmüştü, kiminin payına da öğür, sabır, rıza düşmüştü.

İbrahim dönemi; kendi öncesinden Musa dönemine doğru gelen süreç içinde El’in sahipliği olan rab düşüncesine doğru evrim geçirecekti. El takdiri nedenle yeryüzünde bozgunculuk çıkmıştı. Rab El’in bu bozguncu oluşunu yumuşatan El’di. Sahipliği olan El, sahiplik kavramını sağlayan taşların yerlerine oturmasıyla; rabbin sahipliği saltık bir kuramsal bilgi gibi yansımaya başlamıştı. Sahipliği olmayan bir rabbin aksini düşünmek pek olası olmuyordu. Çünkü siz sahipliğinizi açıklayamıyordunuz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Özetlersek kolektif oluş, üretim yapar oluş ve kişisi sahiplikler evvel değildi. Kolektif oluş üretimden de, kişi sahipliğinden de önceydi. Üretim de kişi sahipliğinden ve kişi sahipliği olan El'den önce olmuştu. Böyle olunca, kolektif oluş ta ahir olmayacaktır.

Kolektif oluşun ilkeleri, özellikle de totem dönemli hemcinslerimizle yasa haline getirildi. Tabu ilkeler kolektif ligin yasasıydı. Bu türden kolektiftik, ortaya konması son çözümleme içinde kişisi sağlatmaya dönüşecekti. Kişisi sağlatmaya dönüşecek olan kolektif oluşlarınız günlük avcılık ve toplayıcılık davranışlarını organize eden düzenlilikti.

Doğa, ittifakların üreten ilişkilerine kadar birçok tür çeşidi olan görünüşle insana benzer hemcinsler ortaya koymuştur. Benzer oluş fizik olarak, çoğu yetenekler olarak, biyolojik olarak bize çok çok yakın olsalar da bunlar insan değildi. Benzerlerimize insan değildi demek asla süreci aşağılamak için söylenen bir tanım değildir. Bir süreç durum tespitidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üreten totemilerin kendi içinde oluşan bir üretim ilişkileri vardı. Ama bu totemiler üretim hareketi içinde olmamakla insan değildiler. İnsanımsı da (hummanoid de) değildiler.

Üreten totemiler insanımsı ile İnsan arasındaydılar. Bunlar henüz ilah ta değildiler. Ama bunların ittifak kararı alan son nesilleri yine insan değil, fakat İlahtılar. Bu nedenle ilah hem fenotip olmayan insandan önce ve hem de tarihin ilk kez karar alıcılarıydı.

İlahlar ittifakı, üretim ilişkileri üzerine üretim hareketini başlatanlardı. İlahlar ilk aşamada Sümer ve Akad ittifakına göre yukarı yerde ve aşağı yerde oturanla ittifak eden, ilahlardı. İttifak edenler aşağı ve yukarı yerde oturan ilahlar olmakla AN (gök) ve Kİ (yer) birleşimi ile bir araya gelenlerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ulan Bayram
Kılkuyruk
Şadan olup ta nadanı hayran
Bir memleket olmuş hezimet
Ama sen, bir başaran ne hikmet!
Her yer enkaz, her yer riya sözün merdinde

Devamını Oku
Bayram Kaya

Genellikle köleci kültürde erkeğe "seyittir" denme nedeni içinde; erkeğin mal-mülk sahipliği olmasının yanında erkeğin çalışan, kazanan güç olmasındaki tutumu da bunda çok büyük rol oynar! Güya erkek, sahipliği olmakla aklı ve iradesi olandır! Takdiri olandır! Tasarruf edendir! Tasadduk edendir. Bu bir gelenek ve tam bir köleci kültürdür. Bu nedenle köleci kültürde erkek kadına efendidir! Sahiptir!

Adalet; üreten ve paylaşan köleci toplumun işidir. Adalet gibi bir anlamın eyleme dönüştürülmesinde nasıl davranılır olacağına ilişkin öncel bir bilme yoktur. Adaletle olacak yetkince bir davranışı gösteren çizimin; daha baştan beri verilmekle tarifi edilmiş bir şema şekli, yoktur. Olamaz da. Nasıl ve ne şekil üretip; nasıl paylaşıyorsanız; ortaya çıkan üretim paylaşım tipine göre iradi adalet fikri ediniyorsunuz.

Tarih boyunca üretme ve ürettirme ilişkiniz. Sahiplik ve sahip kılma ilişkiniz; paylaşma ve paylaştırma ilişkiniz hep değişmiştir. Bu değişen ilişkilere göre irade ve adalet kavramını ortaya koyan mücadele şekliniz de değişmiştir. Mücadele şeklinin ilk tipi; yorum, mezhep içtihat vs. adı altında dinlere karşı olmuştur. Mücadelenin meşruiyet şekli de değişmiştir. Meşruiyet kavramı zihinsel bir geri bağlanım güden ilkedir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Geçmişteki her bir ilahlar, üreten meslek sahibi, meslek bilir ve meslek öğretir kişi ve kişilerdi. İlah grup sahipliği ve grup tüzel kişiliği, kişi ve grup iradesidirler. İttifakı girişmeler nedeniyle ilahlar öngörü sahipliğini de kazanmışlardır. Zaten, ittifak kararı alma, kendi iradesi bulunma olan ilah özelliği totem yapılarda olmayandı. İlahın takdirce öngörülere sahip olması da, ilahı bu yönleriyle totemi mana anlayışından ayrılırlar.

Kısaca ilahlar bir yönüyle somut; canlı kanlı; iradi otoriter yapı temsilcilikleriydi. Diğer yanıyla etki olan öznel bir mana anlayışıydılar. İnşacı taban referansı nedenle ilahlar; üretim yapan, ittifak olan, iradesi, öngörüleri olan totemdi. Ama bunların hiç biri totemde yoktu. Totem demek bu nedenle doğru değil.

İlahlar yeni düzenin (ittifakı düzenin) çok ve hızlı zaman değişkenliği karşısında ön görüleri olandı. Değişmenin zorunlu belirimleri (semptomları) nedenle ilahların elbette yeni ön göremezliği de vardı. Ama ilahi grup yeteneği zaman içinde bunu karşılar olmanın karar ve iradesini oluşmaya muktedirdir. İttifaklar bu donanımla sentezci ortaklaştıran mana yapılarıydılar. Yaratıcı değildi. Üstelik kendi totem mesleği olan işini görüp; işleri düzenleyen ilahların öngöremez ligi asla sorumluluktan kaçmak değildi.

Devamını Oku