Sistem çevrimlidir. Çevrim geri dönüşlü olmakla sorusu cevabı olan bir kontrolle, referans durumdur. Çevrimi olgu olay olam gibi üç durumla yalınlaştıralım. Çevrim döngüseldir.
Üst üste durum olgu olay ve olamla ve daha nicelerle vardır. Süper durum bütün bu durumlarla vardır ve sistem içi çevrimle sürekliliktir. Bu süreklilik nedenledir ki üst üste durumlarla yalınlaşan yalıtılan çevrimlerde; son baş, baş da son olmaktadır.
Bu üç belirleme dışında örneğin olanak, olası tasarım, düşünsellik gibi birçok faz yâda derişim durumlar vardır. Ama yalınlaştırılan sistem üzerindeki çevrim içinde, olamın başlangıca etkisi; üst üste durumlarla belirsizdir.
Köleci düzen hile, yalan, aldatma, yanılsama ve yanılsatma üzerine kurulu oluşla köleci düzen çatışmaları baş gelinmez bir süreç oluyordu. Köleci sistem şimdi de çatışmalı türden olup biten mal kavgalı niza süreçli sosyal anlayış içinde, olup bitene kolektif dönemdeki gibi töre diyor, nizaları meşru kılıyordu.
Kolektif geçmişin, özgecil bir kolektif hafızası vardı. Köleci sistem içinde El manaya göre ürettirip, paylaştıran, kardeş kişileri birbiri ile çatıştıran nizalı süreçti. Kıyas olan bir değer yargısıydı.
Kolektif hafıza köleci sürece değer yargısı oluyordu. Kolektif hafıza köleci sürecin, adı konmamış adres merkeziydi. Kolektif hafıza köleci sisteme karşı bir ülkü bir ütopya ortaya konmasına iham oluyordu.
Hamurabi yasalarını iyi kötü diye nitelersek, absürt davranırız. Bu yasalar, bu günkü uygarlığımıza deneyimse teminattırlar. Ancak bu yasalarda süreci takiple geçmişten günümüze olan sosyo toplumsa evrimi görüp dünden günümüze nasıl bir yaşantı sal ilişki içinde oluşun, gelişmelerini kaydeden düşüncelerimizi oluşturmak pek olasıdır.
Yasanın özünde keyfi dağılımı esas alan ön yargı meşruiyet ligi içindeki imgeyle mal vurgusunun güçlü olması, bir hata değildi. İnşanın seyrini göstermektedir. Ön ittifaklar, insanı yaratmış ve insan söylemi üzerinde etniğe karşın "etnik totem grupları eşitleyip ortaklaştırmıştı". Grup aitliği ve külte dek vurgu dışında karı koca mal, mülk gibi tekil sahiplik pek pek olası değildir.
Hamurabi yasalarında (köleci dönemde) insandan (ortaklaşmadan) bahsedilmez. Soylu, yoksul ve köleden bahisle adam, kadın, çocuk, evlat, kocası, karısı gibi iyelikti sözcüklere vurgu vardır. Yani ön ittifakların eşitliği olan "insan vurgusu"; mal mülk dağılımlı ortam içinde anılmaz olur.
Totemin düzenlenebilir bir düzenletim yasası olması pek çokta, atalar eliyle yapılan bir anlama ve anlatmaydı. Bir grup aitliği olmakla grup kişilerindeki bu tutum o totem ilkeye inanmayı ve imanı etmeyi gerektirmeden kendilik bir sosyal tutum içinde olmasının belirmesiydi.
Totem yasalar kadim yasa ya da kanun-ı kadim oluşla bilinirdi. Temeli ortaklaşmaydı. Ve kişilerin birbirini birbiri gibi gördükleri totem eşler olmakla düzenlenişler içindeki ilkelerin grubunu ortaklaştırmasıydı. Oysa ön ittifakı dönem; uzun süren tek düze totem dönem algısına göre değişmeyi ve yeniden, yeniden düzenletişi ele alan yapılardı. Bu nedenle çok sıklıkla ön ittifaklar yapılıyordu.
İlahi dönemle ilahlar, ortaklaşma ve ortaklaştırma esaslı totem yasayı farklı totem gruplar arasında bağ ve inşa ettirmelerinin bizatihi (kendileri) olan grup aitlikti takdircileriydi. Her bir inşacı totem grup temsilcileri, kendi kararlarının kendi grup takdirleri oluşla; düzenlenim ve düzenletim yapanlardı.
Köleci sistem, hep ön ittifakın zıtlığını anarak inşa oluyordu. Sistem üzerine bina olduğu ana sütunlarını, ön ittifaklardan alıyordu. Bunun üzerine özel mülkiyetçi sistemi inşa ediyordu. Bu nedenle çekim bağ ilişkili boşluk devinmeleri çok farklı anlamlarla bezeniyordu.
Köleci sistemde malın mülkün takdirce olmasındaki sahiplikle, mülkü koruma eylemi ayrı bir sorundu. Mülkü işletme sahipliği bağlamında da kölelerin boğaz tokluğu içinde oluşuyla çalıştırılması da ayrı bir sorundu. Emeklerin ortakça pay almaya katılmamaları nedenle, sistem içinde yapılan zulümler ayyuka çıkmıştı.
Tümden sağır da olsanız, bu çığlığı görmeden; bu çığlığa dokunmadan; bu çığlığı hissetmeden geçmeniz olanaksızdı. İlerleyen dönemin hızla çığlayan haykırışları dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Ne var ki akıl almaz sorunlar karşısındaki bu çığlıkları gerektiği gibi hak edişi içinde anlamak, efendilerin pek işine gelmedi.
Ön ittifakların içi, ortaklaşmacı sentezi yapılarından ötürü, gruplar arası hukuku oluşmakla yavaş yavaş ilk kez sentezi kültürle hukukun gücünü oluşturuyorlardı.
Oysa köleci yapı, özel mülkiyeti oluşmakla; ya da özel mülk sahipliğini oluşma nedeni ile "gücün hukukunu" oluşuyorlardı. Mülk güçtü. Mülk güçlü olmaktı. Mülk, sesinizin gür çıkmasıydı.
Ne kadar malınız, mülkünüz varsa o kadar gücünüz vardı. Herkes malı, mülkü kadar konuşuyordu. Herkes malı, mülkü kadar köle sahibi oluyordu. Mülksüz oluşun hukuku, köle olmaktı. Mülk=güçtü. Güç=mülktü. Ağzı olan değil, mülkü olan konuşuyordu. Diğerleri biat edip, mülk sahibine zorla boyun eğiyordu.
Her biçim bir özle, her öz de (mana da) bir biçimlenme oluşla beraberdi. Bu bağıntı kopmaz bir yasal oluştu. Bu nedenle totem dönemle ön ittifakı dönemin özü, köleci sistemin özünden ve biçimlenmesinden çok farklıydı.
Köleci dönem; ortaklaşa olana karşın ortaklaşmayan özdü. İlahi biçimli görünüşe karşı, köleci sistem mal sahipliği mülk sahipliği oluşla; sınıfsal yapısıyla; ezen ezilen biçimli Mamon'du görünüştü.
Ön ittifak içinde sorgulanan ilahlar, köleci sistemli mana ilişkisi içinde tersine bir mana anlaması dönüşüyle insanı sorgulamaya başlayacaktılar. Ve ilahlar melezi, insanlarını ilahlara hizmet için yaratmış olacaklardı.
Mamon’du inşa, özel mülkü olmayan önceki inşayı, özel mülk yapışla; kendi etkilediğinden etkilenmeydi. Bu nedenle eski ilahları anması da, eski ilahların da inşacı olan yüceliğinden kurtulamamasıdır.
Eski İlahlar kendi ittifak aitlerini, kendi aralarında paydaşlaştırır olmasının zorunlu oluşuyla, tek karakterliydi. Mamon özel mülkiyetçi hukuku inşa ederken, zengin fakir ve köle türü sınıfsal bölünmeleri elde etmektedir.
Bu nedenle köleci inşa ister istemez zorunlu oluşla temelde çift karakterli sınıfsal inşanın giderek tek karakterli olmayan bir tevhit ürününü olacaktı. Bu tevhit, eşitsizliğe zengin fakir oluşla kaderlere boyun eğdirmeydi (biatti) .
Tümellik bir çoğulluk ve tekil oluş davranışıdır. Grup aiti kişiler ve grup elemanı oluşlarımız grup tümelliği içinde çoğulluk yansımasıdırlar. Grupların bir araya geldiği ortam içinde de her bir grup; o ortam aitliği içinde toplam özellik oluşla tekilliktir.
Bu nedenle ilahi temsilcilikteki yansıma; o grup aiti kişiler oluşla çoğullukturlar. İlah evi olan El-beyt denen kült merkezi içindeki ilah, grup aiti özellik temsilcisi olmakla, tekil kişi gibi olmanın temsiline dönüşmenin tüzeldi görüntüsünü verdi.
Ama yine de tekil görüntü veren grup ilahı, kült merkezi olan El beyt el ilah denecek ilah evi içinde kendisi gibi olan diğer grupların ilah temsilcisi ilahlarıyla birlikte çoğul ilah görüntüsü olan, ittifakın ilahları kurulunu simge ediyorlardı.
Öncül sistem totem meslekli üreten ilişkiler üzerine kuruluydu. Farklı totem meslekli ürünler karşılıklı takas ediliyordu. Ve sistem bir grubun; karşı grup için de kendi totem mesleği ürününden olan nesneleri de üretmeleri üzerine ant içen bir imanla inşa olmuştu.
Sistem dışı anlayışla inşa olan Mamon, üreten ilişkiler üzerine dâhilen katılmakla, sistemi imar eden bir anlama da değildi. Pekiyi de sistem dışı olan Mamon, sisteme nasıl dahil olacaktı?
Hiç kuşkusuz Mamon mülkün sahibi olmakla güce kudrete sahip olup mülkün hakkı olur müdahalelerde bulunacaktı. Çünkü üreten ilişki bağıntılı mülk, güçtü. Güç baştan beri insanoğlunun boyun eğdiği bir baskı ve basınçtı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...