Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Günümüzde otuz yıldır “özelleştirme” adı altında yapılan kolektifin ortak yararlanmasına ait kamu kaynakları nasıl kişi mülkiyetli kapitalce, kapitalist anlayışa mal mülk edindirmenin yağma ve talan kaynağı yapılmasıysa; ön ittifaklı kolektif sistemden El anlayışlı, kimi kişilerin özel mal mülk sahipliğini ön gören, köleci monarşin yapı içine geçişte yapılan dönüşüm de adeta şimdiki özelleştirmeydi.

Ön ittifaklı kolektif yapılar kâr etme, sömürme, köşe dönme, zarar etme gibi alicengiz oyunlarını hiç bilmediğinden; kolektif yapılarda kamu kaynaklarının zararı diye bir şey yoktu. Kaldı ki bu yapılarda on kişinin yaşam ihtiyacı olan tekerlekli sandalye için kamu kaynağı kâr zarar gözetmeden onu hazır eder.

Kolektifi oluş; var oluşun, inşanın, sentezin, sistemin ve üreten sistemin özüdür. Bu nedenle kolektiflik yok olmaz, batmaz. Bunu böyle söylemek cahillik değilse hikayedir. Masaldır. Çıkarlarına aykırı olduğu ve sömürülenlerin uyandırılması olduğu için kapitalist saldırı ve ayartmalarla sistemin çökertilmesidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sömürü ve köleciliğin sistem mantığını hayata geçirmeyi kavrar bir biliş içinde olan bu türden kişisi fikri takipçiler sömürü ve kölece düzenin ana çekirdeğini ortaya koydular. Ana çekirdeğe göre ortaya konan sömürü ve köleciliğin doğurduğu yansımalar da ellerindeki hukukla, adaletle istedikleri gibi kontrol edilen bir sistem oldu. Böylece köleci ve özel mülkiyetçi hareket kendi meşrutiyetçilerini bu adalet ve hukuka destekletmekle sömürülerini, sistemlerini ve devranlarını sürdürür olacaktılar.

Açık anlamıyla adalet ve hukuk sömürüye karşıydı! Gizli gerçekleşen ezme-ezilme süreçleri içinde ortadan kalkmayan sömürünün varlığıyla ve dahi sömürünün sürdürüle bilir oluşunu sağlar olması yönü ile hukuk ve adalet somuttu. Sıra genelin refahını sağlamaya gelince olmayan genel refahla adalet ve hukuk anlayışları soyuttu. Nereye çekersen oydu.

Yani kimi kişilerin yararını gözetmekle sömüren köleci sistem, genel yararı ortaya koyan somut kolektif inşa gereçleri üzerine; kişi merkezli bencillik hevesli vaatlerini bindirdi. Böylece kolektif dinamikler kişi sahipli iradi çevrimlerle kişi egemence sahipliği sağlar biçimde enfekte edildi. Enfeksiyon adalet, hukuk türü ittifakı modülasyon koruması içinde bağışık edildi. Bu adalet hukuk türü modülasyonlar inşa gereçlerini inşa gereci gibi değil de kendi anlayışlarını hukuk gibi yansıtıyorlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Evrensel bir genel bütünlüğün parçalı yapısından oluşan kuantum organizasyonlarla artık hayat vardı. Kuantum düzlemdeki hayatın organizasyonu, atom düzlemine doğru olan bir organizasyonla hiçbir durumunu kendisine beka (kalıcı) kılmayacaktı. Evrenin parçalı durumu evrenin kendi tematik iliğiydi (izlek sel-temadan olan-tema etrafında oluşan-tema yasaya göre birbirini tamamlayan).

Evrensel bütünlüğün (temanın) patlayan durumdan parçalı eylemlerin oluşmasıyla ortaya koyduğu açılımları içindeki süre durumları yine kendi esaslarına (temasına) bir yönelimdi. Evrenler başka evrenlerle yalıtım içindedir. Bu nedenle bir evren içindeki olaylar tekilliğin diğer evrenlere dağılan şok parçalı dalgasıyla buluşamazlar.

Bu tematik oluş tema oluşu tamamlayamamakla temaya dek olan tematik akış süre durumu bir evren süreci içinde adeta tuzaklanmış olurlar. Tuzaklar içindeki akış bütüne ait bilgiden kaynaklı tutumlarıyla temayı tamamlayan çevrimlerini vermeye başlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Saf enerji içinde ister istemez mikro niceli durumlar vardı. Bu niceli durumlar birbirine görece frenli süreçler bağıntısıydı. Görece bağıntılı frenli etkileşmeler olgu, olay durumların belirmeler bağıntısıydı. İlk belirmeler olan yaşam kuantumdan foton düzleme doğru nicelikleriyle parçacıkların yaşamıydı.

Dalga hareketi bu düzlemde ve ileri düzlemlerde olgu ve olayların tematik oluş imleyeniydi. Bu imleyenle özel bağıntılı kesikli sürekli olan belirmeler de parçacık hareketleriydi. Böyle olunca dalga hareketi hem geri bağlanımı hem enerji düzenli akış oluşun bilgisiydi. Eylemin beliriş şekli bu düzlem de kuantum dediğimiz atom altı yaşamdı. Kuantum inşa bilgi ile bilginin niceli imleyenler eylemi dalga ile özne; parçacıkla nesneydi. Parçacık düzenli iyoniklerle yaşam çok hızlı bir hayattı.

Her bilgi (özne-dalga) nesnesini bağrında taşıyordu. Ya da her nesne karakterini (öznesini) kendi bağrında taşıyordu. Olanak belirdiğinde olanak şartları ortadan kalkmayıp engellenmedikçe olacak olan ile olan aynı şeydir.

Devamını Oku
Bayram Kaya


Parçalar organizesi likenler gibi biyolojik bireylerde bireyler arası bir koloniye yapılardı. Bu simbiyoz yapılar kendi birey kümeleriyle yalıtımlı olup dışa karşı olabildiğince kapalı iç yardımlaşmaydı. Sosyal dışlama ile seçici olabilmekteler. Parçalar organizesi birçok sosyal tavırlar ortaya koyabilmektedirler. Sürü tipi seçme ayıklama süreci en az durumla kısıtlı olan bir savunma ve sosyal hayata kabul olunma sistemidir.

Hemcinsler totem yapı ile sosyal yaşantılarını tekil ve sürü mevcuda göre hayli geliştirip çok yüksek seviyeye çıkarmıştılar. Totemi sosyal yapılar, seçme ayıklama duyarlılığı en yüksek olan yalıtımlı bir alandı. Totemi sosyal yaşamlar dışarıda sağlayıştı enerji girdisi yapan avcı toplayıcı düzenli hayatlardı.

Yardımlaşma üzerine birbirine ters tutumlarla birbirini tamamlama olan simbiyoz yaşam hemcinsler nezdinde totem yaşamla taçlanmıştı. Bir totem alan içinde olmayan diğer sosyal bireylere ve hayata karşı oldukça yüksek bir yalıtma uyguluyordular. Totemi sosyal yaşamlar özgün kültürün koruyucusu, geliştiricisi ve kültürlerinin o yalıtım alanına özgü oluşuyla da etnikliktiler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu nedenle kişinin sağlaması kişi dışındaki alan içinde, kişilere yetecek kadarla grup hareketi olup başlar. Sağlama grup hareketini karşılar düzeyde olukla, sınırlı-sonlu olmak zorundadır.

Gruba bağlılık böylesi bir zorunlulukla ortaya konmuştur. Ve hiçbir zaman da anaya babaya bağlılık değildir. Böyle bir bağlılık bu aşamada olası değildir. Oysa anaya babaya bağlılık gruba bağlılığın sömürü ilişkisine çevrilmesi ile ortaya çıkmıştı. Gruba bağlılık; grubun kalıtımı olan grup miraslı aktarımın yerine; anaya babaya bağlı kalıtımla miras aktarımına dönmüştü.

Bu nedenle kimi kişilerin mal sahipliği olan sömürü ve köleci ilişki; gruba bağlılığın zorunluluğunu anaya babaya olukla ortaya koymuştu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sistem reostası tapusuzlara tapuyu gösterdi. Sistemin enfeksiyonları sömürüyü meşru etti. Üretim hareketi; kolektif olanla, zorunlu ve geri bağlanımlaydı. Tapu sahipliği; kolektif ligi tapu olukla ele geçirdi. El bir yanda kişilere maldan mülkten yoksunluğun öfkesini teskin ediyor; bunu takdir diyordu. Diğer yandan da yoksulluğa tapu gösteriyordu. Hâlbuki tapu iktisapla hayat, meşru değildi. Geri bağlanım yasası yoktu. Üretim hareketinin zorunlu nedeni değildi. Ve sürecin üretim yaptırır bir neden bağıntısı değildi. Tapu üretim hareketinin ilineğiydi. Sömürüye ve sömürtmeye yarıyordu.

Sizi köleliğe razı eden El mantıklı tapu mana anlayışı sistemin alt yapı sürecini inşa ediyordu. Tapu sahipliği hakkı üst sistemin mantığını da oluşmakla sizi kıskaca alıyordu. Bu nedenle köleci tapucu El sistemleri kolektif üretim gücü kullanıyorlardı. İşte bu noktada kolektif ligi yiten insan; yiten kolektif ligi ile özgürlüğünü de yitirdiğini fark etmişti.

Tapu sahipleri, hemcinslerine neler kaybettirdiklerini iyi biliyordular. Bu nedenle mal mülk sahipleri yoksulluğu nasıl tapusuz oluş ile izah ediyorsa; yoksulluğun da yitirilen özgürlüğünde şaibe sel dikkatini kendi üzerlerinde men etmek için yiten özgürlüğü de bulunan yoksul oluşu, insanın doğumuna bağlıyordular! Bu tür anlayışı ortaya koyan üst yapılı mantıklarıyla diyordular ki; “insanlar özgür doğarlar, özgür yaşarlar!” Ya da “insanlar özgür doğmalı ve özgür yaşamalılar” derler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsanlık köleci sistemle haksız olma, adaletsiz olma, köle ve efendi olma virüsünü kapmıştı. İnsanlık hastalıklıydı. Bu bir hastalıktı. Kişi kazanmadan kâr yapmadan edemiyordu. Zorunlu üretim hareketi kazanma, kâr hareketine dönmüştü. İnsanlığınıkimi özel olan, parça bağıntılar üzerinde, sızıntı akışı olukla akıyordu. Sitem bir türlü tümleşik süreçlere dönüşemiyordu. Dönüşmemesi için kasıtlı olarak her tür engeller vardı. Sömürü ahlakını dile getiren her tür fikre “fikir özgürlüğü adı altında” saygı duyuluyordu! Yeter ki sömürüye çıksındı.

Kimse size insan olduğunuz için hak vermiyordu. İnsan doğmakla da, hak sahibi olunamazdı. Etrafınızı, size hak olukla ya da hak olmazla söylemek te, söylememek te; olası olmazıyla bir yansızlıktır. Yani nötr oluştur. Ama yüz binlerce yıllık olan etrafınızın artık bir sahibi olacaktı.

İçinde çevre olmanın ötesinde içinde üretim de olan “bir çevre alan içinde” yapılan ve yapılanıyla içine katıldığınız bir üretimden ötürü hakkınız ve iradeniz vardır. Bunu gözlerden saklayan sömürü sistemi, bu durumu hiç alaka olmayan rızk gibi El mülkü gibi süreçler üzerinde size yansıtmayı istemekle; sizi asıl konudan uzak tutmaktaydılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üretim hareketi, ister grup içinde (sektör içinde olsun); isterse gruplar arasında olsun; üretim hareketi bağıntılı bir bütünlüktü. Kişilerin de üretim hareketi denen sürece kişiler düzeyinde olukla katılımları da, bu bağıntının içindeydi. Bağıntı, parça durumlar girişmesiydi. 30 kişilik grup kendi içinde otuz kişilik iş bölüşümü olan girişmeydi. Bin sektörlü alan içinde de üretim hareketi de; kendi dışındaki sektörlerle bin sektörle parçalı bir bağıntıydı. Bir üretim hareketi, kendi iç yanı ile ve kendi dış yanıyla hem çelişirdi hem girişirdi.

Üretim hareketi kendi içindeki ve kendi dışındaki bu parça bağıntı nedeniyle; üretim hareketi girişmesi son çözümlemede parça kadar bir payla, içte ve dışta size haktı (kişilere haktı).

Üretim hareketi, kendi içinde parçalıydı. Üretimin parçalı oluşu kadar sayı da; kişi sayısı olup bu parçaya denkti. Üretim hareketi parçalı olduğu için tek kişi tarafından başlatılamazdı. Üretim hareketi parçalı olduğu işin kolektif başlamak zorundaydı. Üretimin parçalı oluşu kadar kişiyle oluşan üretim; her bir kişi üzerinde de yeniden ve öznel olukla; iki parçalıydı. Bu her bir iki parça da kişinin kendi emek üretimi üzerinde beliriyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu nedenle üretir olmanın bu aşamayla üretim; en temel zorunlu bir eylem olmuştu. Tüketmek için üretmek ve üretmek için de tüketmek zorundaydınız. Üreten, tüketendi. Tüketen de üretendi. Üretme işi, avcılık ve toplayıcılığın yerine geçti. Üretenin tüketici; tüketenin de üretici olduğu yerde kâr, zarar, kazanç yoktu. Doğa; bulut, toprak, taş, aslan, meyve, mikrop vs. oluklarıyla ve her bir şeyiyle mutlaka sunusu yapılan ortamdı.

Ve ortam sıcağıyla soğuğuyla, aydınlık ve karanlık korkusuyla; kısaca haz ve elemiyle birlikte her şeyin her şeye bir etkisiydi. Bu etki özel bağıntılı durumları içinde bir yerdeki süredurum zürafanın, aslanın, meyvenin, denizin, balığın vs. olup olmamasıyla da özel bağıntılı olan bir alan etkisiydi. Kutuplar, çöller, Amik Ovası vs. özel bağıntılı özel bir alan etkisiydi.

Balığı olmayan bir alan etkisi içinde olan sizin canınız balık istemediği gibi bu alan etkisi içinde siz; balığa da yönelimli olamazdınız. Böyle bir alan etkisi sizde balık avlamanın belirimlerini ortaya koyamazdı. Bir alan etkisi içinde bir yiyeceğin bulunması ya da hiç bulunmaması veya az bulunması yahut ta yiyecek bolluğu veya yiyeceğin kıtlığı o yerin özel alan etkisiydi.

Devamını Oku