Kuplaj temas gerektirmeden veya bir aracıyla kopyalamaydı. Bir başka yere yansıtmaydı. Aktarmaydı. Etkilemeydi. Kendisi olmamakla. Kendi kopya yansı etkisini sürdürüp devam ettirmeydi. Tetikleme etkisi ile bir dönüşmenin olay olgularını ortaya koymaktı.
Öyle ki bir kuplaj, resim hızını, görüntü hızını yani imajı aktarırken; aktaran alan parça hızını yani yavaşlığı durduruyordu.
Bu kuplajın tersi olan bir kuplaj da yüksek hız frekans olan görüntü imajlı düşünmeyi durduruyor, parça olan düşük ya da alçak frekanslı hızı geçiriyordu. Bu durum tekil evrenin, tekil olmayan evrenle dönüşen iki parçalı farklı hız hologramıydı.
Görünen evrenle, Hubble evreni farklı. Görünen evren 13,8 milyar ışık yılı yaşındayken; Hubble evreni 40 milyar ışık yılı yarıçaplıdır. Tüm (sonsuz) evren boyunca dalgalanma olsaydı. Evren yeterince büyük olsaydı; olmuş olan, olacak olan, mutlaka bir yerlerde olmuş olacaktı. Yani ikizlerimiz kuram olarak olasıdır. Böylece geçmişin geleceğin olmadığı, zaman denen kavramın bir olasılık olduğu ortaya konur.
Termik ya da ısıl dengede; tümseğin, yükseğin; çukurla sönümlendiği, indirgendiği yerdeki denge durumunda geçmişle geleceği ayırt etmenin olanağı yoktur. Dalgalanmanın olduğu ve içinde başka dalgalanmaların olduğu bir gerçektir. İşte zamanın oku bu dalgalanma içinde başlangıç noktasından (patlamadan) genleşme yönüne doğrudur.
Dalga, evrenimizi; dalgalanan radyasyon denizine çevirir. Dalgalanmalar denge durumunda çıktıkça gelişmek, gelişerek dengeye gelmek zorundadır. Dalgalanma bir en yüksek bir en düşük entropi iledir.
Görsel olarak baktığımız durumlar bize türlü biçimle yansır. Büyük küçük; uzun kısa; renkli renksiz; eğri düzgün; biçimli biçimsiz; yakında uzakta; burada orada gibi birçok üssü durumlarla yansır. Bunlar Siz ölçmediğiniz sürece belirsizdir.
Görsel oluşlar entegresi, bileşik bağıntılarla aktarımlardır. Görsel oluşlar bileşiminin içinde bize tekrar eden bağıntı ve parçalı durumlar vardır.
Örneğin; küçüğün büyüğe oranı gibi uzun-kısa oluş gibi tekrar eden parçalı durumların bileşimli görsel kuplajları bu oranlarla bize aktarılırlar.
Kuantum süreç öncesi evre, kuantum dünya boyutlusunu veren patlamayla bir çevrime girmişti. İşte şimdiki evren boyutlusu içinde sürmekte olan bağıntı veya ilişkindi güdeni veren bu devimler, patlama dalgasının kendi öncesi görüntü ile parçalardaki hologramıydı.
Bütünsel tekilliğin patlama esnasındaki dalga şoku parçadaki ilişkindi yazılı izlekti. Bütünsel tekilliğin resmi referans bağıntı olarak manyetik şoklarla her bir kuantik parçaya hologramlındı.
İşte eksiği arama bu görüntüydü. Görüntü bütünsel tekillikte yansımaydı. Ama olup biten parça düzenli sınırlar girişmesi içinde olmakla, parçadaki görüntü bütünü veremiyordu.
Parça bütünde tamamlanırken, bütün de parça ile tam olur. Yani parça ve bütün birlikte tümselendir. Bütünün görünüşüyle parça bütünde tamlaşır.
Bütün tamlayan, parça; tamlaşandır. Bütün ve parça birlikte olan ile birlikte giden olmakla (eylem de bilinç veya bilinç te eylem olmakla) birbirinin tümlecidirler.
Parça aynı anda çok türlü Planck zamanlar olmakla bütünde bu arazlar kaybolan bir denge durumdadırlar.
Mantığını oluşma yazı dizisine çok kısa bir önsöz yazsam, ne yazardım?
Camları siyah bir gözlük taktığınızda çevrenizi yeşil, kırmızı, sarı, mavi vs. görme olasılığı hemen hemen yoktur. Hemen hemen diyorum, çünkü parçalı durumlarla olan evren salt içermez. Evren üst üste durumlarla da parçalıydı. Parçalı olanın bütünlüğü, bütün olanın parçalı olmasıydı.
Bir yandan oluşamayan diğer yanda oluşmakla ikamedirler. Görünmez olanın görünür olanıdırlar (görünmezin görünürü olurlar). Sağıyla olamayan soluyla belirir. Solda bulunmayan sağıyladır.
Yaşam ölü (yok) yanda var olup, diri yandan ölüyordu. Bir kuantum durum diğer üslü kuantum eyleme göre yok, zıt yan, biri varken diğerini yok sayan yan olmakla süreç eylemli ve dönüşlüydü.
Diri yan ölçülür var oluşla ölü yan belirsizle varlıktır. Ölü (yok) yan boşluk eylemi, oyuk hareketi bırakılan çekimlik ise, çekim ve çekilme parçalanma öncesi tekil oluş durumunun oyuk ve parçacık hareketine belirsizle kuplaj olan hologramdı.
Her iki eyleme girişme veren kuplaj bağıntısıydı. Diri yan sürecin bu bağıntısıyla çekileni yani tamam olanın hayaletimsi belirenlerini, tamlayanıydı. Bu nedenle tekillik yansıması düşünme, hayal, aşkın ve sürükleyendi.
Varlık belirmedir. Belirme Planck sabiti kadar sayısal nicelikle türlü türlü oluşla aynı andalıktır. Bu nedenle çokluk ta teklik, teklikte de çokluk asıl olan ve asaldır.
Aynı anda türlü türlü oluşlardaki bağıntılarından birine bir kaçına çöktürülen durum diğer durum ve durumlarla görünemezse, bu hal yavaşlamış bağıntısına çöktürülenle belirlemedir. Bu hal şimdiki aklın içinde olduğu sürece çöktürme yapmasıyla olgu ve olayı biçimsel mantığa indirgemesinin bir kuralıdır.
Asıl olan şimdiki mantık, olayları bağıntılarıyla kapsanan çoklu mantıktır. Çoklu, girift düşünen mantık yükselen diyalektik yıldızımızdır. Belirme, sahneye çıkma, bağıntılıma girişmesi etki eylemliğidir. Bir şey makro dünyaya göre etki ve eylemiyle hepten belirir. Bağıntı kılınamayan perdeli gölgeyle belirir.
Bizim yasalara göre olmayan tekillik (belki de tekil entegrasyon) parçalanır. Parçalanmayla tekillik evrenimizdir kuantum tanecikli dalga girişimidir. Belirme eşikleri ile var oluş başlar. Patlamayla tekil bütünsellikteki konum, tanecik dalga bağıntısına parçalanmakla evrenimiz öncesi kuantumla, olur.
Yani artık ister ısıl, ister ışık, ister dalga veya şok ya da tanecik olsun ne olursa olsun kuant durumlar tamamlayacak tamamlanacak olan parça devimli eylemiyle (düşüncesiyle), eksiğini arayan türlü türlü belirme akışladır. Akış kendi ile bir sürtünme bir firen ilişkisi, kendi olamamakla da ortaya akış koyar.
Parça dalga ikilemi şimdi, evren öncesinin tekil bütünlüğü içinde olamayan, beliremeyen durumların evrenimiz içindeki yasa etkisiyle belirme çok türlü ve büyülüdürler (etki, etkilenen, etkindirler).
Hem çevreye uymakla yükümlüsünüz hem çevreye karşıtsınız. Hem çevredensiniz hem ben bilincine sahipsiniz. Bu karşıtlık içinde ortaya konan bağlam öz bilinci olmakla, ben bilincidir.
Öz bilinci içte ben bilinciydi. Dışta kolektifin bilinciydi. Kişisi katılımla, kolektif katılımla, doğanın bilgi ve bilinciydi. Öz duyarlı yaşama isteği, yaşama sevinci ve yaşama katılım ile iç çevre, ben bilinciydi. Dış ile arasına fark koyan.
Bu farkı kendi ile çevre arasında bir ölçüşme bir kıyasla tercihtir (seçme ayıklama seleksiyon). Eksikliği tamamlama oluşla duyup, artırma eksilme yolu ile iç ve dış süreci bağıntı kılmakla giriştiren akıştır.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...