Bizim anlayışımıza göre, bir blok, dinlerin, ahlakın, özgürlüklerin hamici temsilcisi idi! Diğer blokta, Allahsız, kitapsız, anası babası belirsiz; dinsiz imansız, zındık ahlaksızlığın hamici temsilcisi idi! Bir toplumun ve bir ulusun halkı, büyük oranda ve bu kadar konjonktürden uzak ve habersiz olabilirdi!
Pazar toplumlarının bilinç düzey rezonansı, burada bir üst, bir alt süzen geçiren bant filtresi düzeyinde tutulmuştu. Topluma bilinç edilen propaganda bu idi. Bu propagandanın ön yargısı da: 'Kökü dışarıda yayınlar okumakla komünistleşmek, kökü dışarıdaki ideolojilerin uygulayıcısı (uşağı) olmaktı. Yani dinsiz, imansız, Allahsız, bir nesil için uğraşmaktı! '
Böylesi bir cendere içinde tutuluşun sorumluluğu o günlerin siyaset ve politikaları ile tüm partilerin sorumluluğunda olan, aydınlanması gereken bir sorumluluktur! Bu harekete köy enstitülerini karalamakla işe başladılar. Süreç 12 Mart 1971'e geldi. Bu süreçlerin asker, sivil, feodal el ele işbirlikçiliği kayıkçı dövüşmeleriydi. Lockheed uçak yolsuzluğu dönemin üstü örtülen en akçeli gelişmelerinden birisi olması, hala aydınlanmamıştır.
İşte kaygılarımın temeli buydu. Kitap sahibi olmak ve kitap okumaktı! Ben bir suçluydum! Kitaplarım vardı ve okuyordum. Hem de çok tehlikeli! Kökü dışarıda yayınlar okuyordum. Zaten bu korkular size yetiyordu. Ha tutuklanmışsınız içeride siz, ha tutuklanmamışsınız ensenizde korku ve suçlulukla, dışarıda siz. Fiziki olmasa da ruhi cebir çok çok aşikârdı.
Kaygıların sizi güdülemesi ile kendinize göre önlemlerinizi düşünüyorsunuz. Bende sınıf arkadaşım olan ve Hasanoğlan'lı olup, gündüzlü okuyan, Osman Karapınar'la, tedbirimi almayı düşündüm.
Şimdi hatırlayamıyorum, Osman'ın onayını almış mıydım? Osman zaten kitaplarımın olduğunu biliyordu. Bununla beraber yine de Osman'a kitaplarımın olduğunu ve kitaplarımı kendisine ulaştıracağımın sözleşmesini yapmış mıydık, bilmiyorum. Osmanların bir mahalle bakkalı vardı. Hasanoğlan merkezine doğru giderken sağ kol üzerinde sanırım İtimat Bakkalı idi. Kitapları orada Osman'a verecektim.
Kimi kez çok şey söyleriz
Konu hiç bir şey söyleyememektir.
Anda ağız açar esnersiniz
Bulaşırlar herkeste
Demi-tutumla
Konu hastalıklasınız
Kopya Yapılar
1
Tekrarlı hareketler doğanın işleyiş biçimidirler. Örneğin, dalga hareketi, frekans yinelemesi ya da frekans dalgası, müzik sesi nota, renk, manyetizma, ışık vs. bu gibi tekrarlı kopya hareketlerdendir.
Tekrarlı hareketler aksar ve tekrardan yine eski aksaksız tekrarlarına dönebilirler. Periyodik tekrarlar, hareketin bir çeşit nötr potansiyel durumudurlar. Her aksak hareket tekrarı periyodik bir nötr durumla yoluna devam eğilimindedir.
Madde kuantum durumlara göre düzenli yapılardı. Bu bağlamda canlı ve cansız yapılar kuntum durumlara göre düzenli, tekrarlı kopya yapılardı.
Cansızlar elektron transferli "+ ve - yük bağlamında ve moleküler bağlamla" aktif veya inaktif düzenli olup "seçici" olmaya hem pasif hem de aktif eylemle yönelimlidirler.
Canlılar sodyum, potasyum, kalsiyum, demir gibi inorganiklerle ve karbon bileşimli organik moleküller düzenlidirler. Kendi düzenlerini kopyalayıp kendi düzenlerini tekrar ederler. Canlılar aktif savunmalı, kendisini onarıcı bir inşadır.
Buradan itibaren konuya az ara vereceğim. Kopya yapıları anlayabilmek için geri bağlanım bilgilerimize başvuracağız. Geri bağlanım bilgilerimiz üzerinde temel bir çıkış noktasının senkronizasyonunu oluşacağız.
Geri bağlanım bilgilerimiz içinde entropi, entropi artışı, entropi azalması, düzenli yapı, işlev durum gibi kavramlar üzerinde ortak bir mantık birliği anlayışı ortaya koyacağız. Böylece hep birlikte adım adım evrenin kendi kendisini organize etmesini kavramağa çalışacağız.
Entropi; sıcaklık, hareket, enerji akışı demek. Entropi; sıcaklığın, ısının yani termodinamiğin bilgisi demek. Sıcaklık entropisi, sıcaklığı en fazla olan durumdan sıcaklığı en az olan soğuk duruma doğru akar. Evrensel entropi 10³² Kelvin’den 0 Kelvin’e doğrudur.
4
Anlatılanları kısa kısa bilmek gerekirse; entropi herhangi bir ortamda ısının iş yapamaz biçimde uzay zamana dağılmasıdır. Kuvvetler etkisi altında ısı (entropi) daima tek yönlüdür. Sıcaktan soğuğa doğru akar.
Entropili hal çok tedirgin bir durumdur. Ve evrende entropi soğuktan sıcağa doğru akmaz. Evrende entropi tersinmez. Bu durum zamanın geçmişe değil, geleceğe doğru akması demektir.
İzole sistemlerde entropi artar. Vücudumuz gibi, Dünyamız gibi özel bağıntılı kısmen izole sistemler tam bir izole sistem değildirler. İzole sistemler içine ne ısı giriş çıkışı olur, ne madde giriş çıkışı olur.
7-Yani köle olmaktan kurtuluşla asla özgür olamazsınız! Siz bir maruz kalışın etkisinden kurtulmayı özgürlük olacakla tanımlarsanız, işlerimiz çıkmaza girer. Sapla saman karışır, bilginin tasnif ve kullanılabilirliği ve bilginin iletişimi ortadan kalkar. Anlama ve anlaya bilme kodlarınız kırılır. Bu bağlamda Örneğin, kuşlar da özgür olur! Yani kuşlarda uçak kullanıyordur veya tepelerine düşen yıldırımdan yıldırımsavar yaparaktan korunuyorlardır! (Tabii ki ne alaka diyorsunuzdur!)
Burada biz, bir maruz kalışın (yüz yüze kalmaktan-karşı karşıya gelmekten -riskle karşılaşmaktan ve riske uğranılmış olmaktan) o maruz kalıştan kurtulması yerine özgür oldu dersek, özgür olma yerine de kurtulma dersek; anlama, anlatım ve bilginin iletilme deformasyonu ve aşınması; buradaki basit masumlukta başlar.
Aslında kurtulmak ve özgürlük hiçte birbirinin anlatımını karşılar kavram sözcükler değildirler. Kurtulmak serbestlikle örtüşebilir bir yaklaşımdır. Ama yine birbirinin yerini pek pek dolduramaz. Serbestlik, size yük ve bağ olan kısıtlılığınızdan çözülerek, o kısıtlılığı yapar olur hale gelmenin beraat re alizesidir. Toplum ve sosyal yapı içi ile kıyasladığımız zaman da sorumluluktan kurtulma ile benzeşir. Daha birçok olası durum bu durumun içinde sayılabilir.
9-Böylesi bir girişen olmayışla süreç eşlenmeyen tek yanlı bağ ve genel anlamda bu bağlardan kurtulmakla siz komplike girişmeyen davranış vermekten kurtulmak gibi bir şeydir. Bunun sonunda hiç besin bulamadan açlıktan ölmekte vardır. Yani organize olmayan serbestlik bir anlamda ölmenizdir. Oysa insan özgürlüğü bağlantısızlıklar içinde değil, aksine boyun eğdiği (açlık güvenlik gibi) bağıntılar içinde çıkarmaktadır. Açlık, barınma, cinsellik gibi boyun eğdiğiniz zorunluluklarınız yoksa özgürlüğünüz de yoktur. Kuşun kafeste olması, kuş için bir zorunluluk değildir.
Aksine kuş için güvenlik tehdididir. Güvenlik tehdidinden kaçmak, o tehdidi o an savuşturmak özgürlük değildir. Çünkü kuş yine aynı durumda kaldığında bundan bağımsızlaşmanın yeniden ve yeniden üretilir dinamiklerini oluşturamamıştırlar. Kulübesi yıkılan insan, tekrar aynı muktedirlikle kulübesini yapar (burada insanın araç kullandığı görülmelidir) .
Yani, ancak ceylan ve kuş; baltayı eline alırsa, oku savurabilirse, özgür olabilirler. Baltalı insanlar da (ilahlar da) ilk baltayı ellerine aldıklarında nelere muktedir olacaklarını hiç bilemezdiler! İlk etapta kulübe yapmanın, avda öldürücü, kesici, savunmacı bir araç olma olanağı ile karşılaştılar. Basitten karmaşığa doğru; muktedirliğin özgürlüğüne doğru yelken açtılar.
Bir ömür ki gözde olur ölümü bile bir kahırla
Bir yaşam ki doldur boşalt olur ömür ahırla
Hiç te az şey değilken, hayatı;
Bir tas çorbayla belledik ki imaret
Dünyayı sandık ki Emevi Camii’nde namaz kılmaktan ibaret




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...