"Karşılıklı olma ilkesi” içinde her grubun kendi istihsal ettiği ürünü, diğer gruplarda sağladığı kullanım veya tüketimlere karşılıktı. Her bir totemi ürün karşıt grupları birbirine bağlıyordu.
Üreten ilişki, izole bir grubun kendisinin içsel maharetiydi. Bir grubun totem mesleği o grubun totem ürünüydü. İttifak ahdi ise üreten ilişki nedenle dışa açılmanın gerekliliğiydi.
İlk ittifaklar totem meslekleri üzerinde takas yapmayı aralarında ahit etmiş gruplardı. İlk ittifaklar dışa açılmayı bilen ikinci bir izolasyon tipiydi.
İlahi ittifaklarla birlikte gelişen süreç içinde yavaş yavaş totem kardeşler arasındaki süt emme ve dokunma meşruiyeti yasaklanacaktı. Bu kes de dışarıdan süt emme ve dışarıdakiyle temaslı olma tutumu meşru kılınacaktı.
Dışarıdaki temaslılarınız üretici olmayan dediğimiz barbarlar olamazdı. Ancak ilan yolu ile kardeşi olduğunuz üreten ilahi ahit gruplarınız sizin temaslılarınız olmalıydı.
Totem ve ilahın paylaştırmasına karşılık El: "Rızklarınızı veren biziz" der. "Rızk bakımından kiminizi kiminize üstün kıldık" diyordu. “Rızkı takdir ederken kiminize çok, kiminize az, kiminize kıt verdik. Kiminizin rızkını da kıstık" demişti!
Eğer mülkiyetçi sistem herkesin mülk sahibi olmasını isteseydi zaten kolektif alandan çıkmak istemezdi! Değil mi? Bu söylemler mülk sahiplerinin saltanatını sürdürmeleri için hileci maliklerin istediği biçimde olan söylemlerdir. Kimi kutsal ifadeler aşağıda.
Bu inanaç “üzerinize olan nimetlerimi anın”derken; mülkü, rızkı ben veriyorsam sizin üzerinize taat, itaat, teslimiyet, boyun eğdirme gibi türlü tasarrufum ve himayem var denmesinin inandırmasıydı.
Avram veya Abram, mülkün kendisine ait olduğunu ispat için “El ‘i şahit” gösteriyordu. “El bana şahittir. El ‘in şahitliği bana yeter” diyordu.
İbrahim Mısırda mal, mülk zengini olarak çıktıktan sonra “Sen milletlerin babası Abraham olacaksın” diye müjdelenmişti!
İbrahim 'den İshak ‘a, İshak ’tan Yakup 'a; Yakup ’tan Yusuf ’a ve sonrasına devir eden İbrahim ‘in El ‘i olan Rabb; El mülktü. İbrahim ’in Rabbi El ’den pay alacağına iman eden kişiler şimdiden geri millet olarak cem ediliyordu.
Hatta İbrahim ’in El ‘i başka El ‘in malı mülkü olmuş köle insanlara bile İbrahim ’i baba yapıyordu. “Seni birçok milletlerin babası yapacağım” diyordu. Millet olmanın özü İbrahim 'in kişi tanrısı Rab be (efendiye), milletlerin rabbi diye inanmaktı.
Yukarıdan beri geniş boyutlu anlatmaya çalıştığım erken dönem tarihinin, köleci başlangıca nasıl etkilerle, nasıl değişim dönüşüm verdiğini yine Avram ile anlamaya çalışalım.
Erken dönem; groteskti dönem, totem dönem, ilahi dönemi de içeren bir tarihi seyir ediştir. Bu tarih sel seyrin akış ışığı içinde, bu üç dönemi ele alıp; El mana dönemine veya kölecilik dönemine bir göz atalım.
Tevrat'tın yazıldığında ve Tevrat'ta Avram bahsinin okunduğunda köleci sistemler binlerce yıl içinde ve çoktan ihdas olmuştular.
Günümüzden 6000 ila 4000 yılları arasında (daha öncesi de olabilir) Sümerler Mezopotamya da yerleşik hayata geçmiş olan Ki grubu yerleşiklerdir. Yani yer-toprak grubu tarımcılardır. Tarımcılar o dönemde tohumu toprağa gizlemeyi bilen kafirlerdir.
Kafir sözcüğünün ilk anlamı budur. Mezopotamya da sürülmüş arazinin efendisi denen ensiler ve patsiler vardır. Ensi’lerden 14 ü küçük olmak üzere 35 tane yerleşik gruplar vardır. Mutlak monarşi ile yönetilirlerdi. İlk köleci ensi-patsi tipi gruplardı. Bunlar Akadca ıssakkum denen mülk sahibi kişiler yönetimli şehir devletleriydi.
O anki mutlakça vaziyete göre Sümerler bu tür köleci sistemden önce ve yıllar süren birçok ilahi dönemin ittifaklarını yaşadıktan sonra; ilahi dönem içinde biriken kolektif servetler nedeniyle bencil oluşu hortlatan köleci yapı içine geçmişlerdi.
Çünkü mülkiyetçiliğin yerleşme safhasında mülk sahibi hiç kimsenin kendi gibi mülk sahibi malik olmasını istemez. Hiç kimsenin kendine mülk ortağı olmasını veya mülk eşiti denen, irade eşiti ortaklar oluşmasını istemez.
Böyle bir eşitlikçi durum, köleci var oluşa kökten aykırıdır. Kendine ortaklar tanıyan kendisine denk eşitlikçi bir durum, köleci sistemin temeline dinamit koymak olurdu.
Ama her ne hikmetse ve hayli yerleşmiş köleci koşullara izafe edilen tarihsel aktarım içindeki kimi derebeyler (feodalite) Awram'a üç kez mal mülk verecekti!
Rabb (mülk sahibi efendi) Avram 'a görünür: "sana ve zürriyetine doğudan batıya ve kuzeyden güneye tüm toprakları vereceğim ve senin sülalen tozların sayılamayacağı kadar çok olacak". Tevrat Yaradılış 12
Ne doğu, ne batı Awram’ın El 'inin mülkü değildi. Başarılı olursa El mülk vermiş olacaktı. Başaramazsa "Korkma ben baban Abraham'ın rabbi olan El 'im"der. Bap 26
"Babanın ve senin Rab-El'iyim" diyecekti. Böylece El, midesine emek sömürüsü değmiş insanların nefsine göre konuşur olmaya bu şekilde sözlerle devam edecekti.
El kendini var eden tarihi kolektif kapasiteli üretim gücü bilincine hiç değinmiyordu. Tarihsel kolektif bilinci uyandırmadan (!) insanları köleliğe ikna etmeyi, inandırıcı bir dille ne güzel açıklıyor değil mi?
El kolektif gücün etki ve yapabilirliği ile donatılmıştı. El ‘in de İlahların iradesi gibi takdirli ve taksirli dilemesi vardı. El takdir ederken mülkü-mülksüz gibi taksiri vardı
El bu soyut giyinişler eşliğinde kolektif gücün imar ettiği, kolektif emeklere münhasır olan mülkün de kolektif gücün yarın endişesini ortadan kaldırmasının da kerim adı ile sahibi olmuştu.
Kolektif alan oluşurken ortada El yoktu. Bu nedenle kolektif alan elektro statik gibi doğal birleşme kuralına göre oluşuyordu. Kişi temel düzlem durumlardan, bileşen ayrılan durumlarla üst durum biçimlere dönüşmüştü.
Kişi fizik, kimya ile atom, molekül, biyo molekül, sosyal oluş, toplum gibi durumlar ile psişik bir ruhsal oluşa ve sosyo toplumsal zekaya kavuşmuştu. Sosyo toplumsal zeka, atom değildi.
Ama sosyo toplumsal zeka; atom ve biyo moleküllerden ayrallığı olmayan (istisnası olmayan) bir durumla birlikte süreçlerle ortaya konan, bambaşka bir bağ durumdu.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...