Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

“Çocuklarınıza cenneti anlatırken; cennet te gazoz ırmakları olduğunu, çikolata ağaçları olduğunu söyleyin” Vaiz S. Sav

Nasrettin Hoca mülk kavgasını en çarpıcı örnekle anlatır. “Yorgan gitti. Kavga bitti”. Uluslaşma süreci günün şartlarına uygun tarihsel demokrasi eşme sürecinin ayyuka olduğu süreçti. Demokrasi önce, himayeci ve sonra da serbest pazar ekonomili uluslaşma sürecidir.

Mamon öğretisinin özü şudur. Kişileri mülk sahibi kılmak ve kişileri mülkten yoksun kılmak; “eceli kazadır (fıtrattır) ”. “Eceli kaza (fıtratla) mukadderatı ilahiyedir”. Yani kader Mamon’dan takdir oluştur. Yani Önceden kararlaştırılan gerçekleşmedir (kazadır) . Böyle olduğu için Mamon iradesinden şüphe etmek veya karşı koymak gerekmezdir! Takdirli Monarşizm.

Devamını Oku
Bayram Kaya

"El hekmu (hükmü) limen galebe". Yani galibin dediği olur. Hak kuvvetlinindir. Hüküm galibindir. Özel mülkiyetçi sistemle mülk El'in olmuştu. Yani El ittifaka ait mülkü ele geçirmekle ön ittifaka göre bir sıfır öndeydi.

Bu bir sıfır önde oluş galibiyeti, gücü elde etmeydi. Bu bir sıfır önde oluş hüküm vermenin sahibi oluştu. Hüküm sahibi söz söyleyen iradesi olandı. Ön ittifakın mülksüz kalan kısmı iradesiz, mağlup olmakla galip olana tabi olandı.

Neden galibin dediği oluyordu? Hüküm neden galibindi? Mülk yönetendi. Mülk baskı oluşturmaydı. Bu nedenle EL hekmu limen galebeydi. Yani hükmüyle üstün gelmek EL'in işidir. Çünkü El mal mülk sahibi olan hükmeden iradedir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sonuç; teklik çokluğun; sentezin; egemenliğin; üretim gücü ve ortak üretim hareketi ilişkili olan sahipliğin ele geçirilmesi olmanın bir görünüş biçimidir. Çokluk ta, tekliğin; ortaklığa-egemenliğe doğru parçalanan çözümlenmenin, demokrasi edilmesi içinde bir beliriş biçimidir.

Çokluğun bağıl hareketli ortaklığı (sahipliği) içinde söz ve davranış olan ahlak başkadır. Özel mülkiyetin tekil egemenliği içinde havuç ve sopa göstermenin bağıl hareketi içinde olmanın ahlak ve tutumuna bağlı sözler başka olacaktı.

Ekmeklerin bozulması buydu. Çoğunluğa bağlı olan sahipliğin; özel sahiplik olmasıyla açlık, sefalet darp, gasp hırsızlık gibi eylemleriyle ahlaksızlığa dönüşmesiydi. Grup gücü güdümlü hareket imleci şimdi kişi güdümlü minnetin hareket imleci olup; kişiler velinimet olmanın minnetine dönüşmüştü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İşte bu ahlaksız olma tutumu öğretilmiş çaresizlik olmakla size yüklenen suçluluk psikolojisiydi. Sosyal alanın %95'inin ruh sağlığı probleminin olması nedendi? Bunca ahlaksızlığa sevk edilmeye karşın; öğretilmiş mamondu çaresizlikle yaşadığınız değer yargılarından ortaya çıkan çelişmelerdi ahlaksız oluşunuz. Öğretilmiş Mamon’du çaresizlikle; asal eksen olan ilahı ahlaklı tutumuna çağırma arasındaki fren ilişkileri nedenle yaşanan sukutu hayaller, vücudumuzda psiko somatik bozulmalar yapıyordu.

Mamon kendi mülk ilişkisini asıl eksen yaptıktan sonra, kendisinin mülk ilişkisine uygun söz ve eylem sel düşünce açılımlarıyla asal ekseni boğup görülmez bir uyku durumu haline getirdi. Bu uyku durumuna göre insan mülksüz lük nedenle köle olmuyor da, şeytana uymakla kötü oluyordu. Asıl insan şeytana uyan Mamon’un giderek artan ve daha girift olan artçılarını yaşıyordu.


Ortaklığın servetini Mamon’a kaptırılmakla, insanın; emek gücü, toplumsal gücü; üretim nesneleri olan üretim araçlarının, malın, bağın, bahçenin, tarla gibi mülklerin üzerinde kolektif sahiplikleri vardı. Kolektif sahiplik olan toplumsal güçlerini yitirmişlerdi. Toplumsal güçten olan; özellikle de sistemin bir parça hareketinin her hangi bir organizesi olan ürünlerden birisini üretmekle insanın toplumsal güce bağlılığı vardı. İnsan bu bağlılık içinde toplumsal güçle sağlama yaptığı kendi üretmesi dışında kalan her bir parça hareketten ötürü insan; sistemin sağlayışlarını tümden kendi başına üretemiyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hayat işlev türü basit yapıların türlü kombinasyon dizileri içinde hücreye dediğimiz canlı yapılara büründü. Her kombinasyon farklı bir bağıntı ve işlev dizisi oluyordu. Her bağıntı yukarıda belirtilen örnekler gibi 48;i verir. Lakin kırk sekizi (hayatı) oluşan kombinasyonlar akıl almaz denli çoktur.

Bu nedenle her kombinasyon her tür hayat olmakla yaşam olasıdır. Ne 48 e illa hayat budur diyeceğimiz gibi 48 i veren her kombinasyon dizisini de salt hayat bu değildir diye tariflerimiz yanlış olur. Ama hayat dediğimiz olgunun, tıpkı 48i veren kombinasyonlar gibi kesikli sürekli bir seyir ve çıkış grafiği vardır. 48 de biraz ilerisi için daha şimdiden 48 dir.

Bu günkü hayatı bilmediğiniz zamanın içinde porfirinin işlevi, canlılıktı. Canlılığın, canlanma olması için kendi içinde bir işlevler bağıntısı olması gerekecekti. Yaşamın olması için de (hayatın olması içinde) hücre gibi canlanıp hayat sal olayları sürdüren yapılar hayatsa da hayat daha çok kendisi dışında olanla ilintiliydi. Farklı hücreler farklı hayat tarzı olmakla hayat hücreyle beraber, hücrenin dışındaydı

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hayat biçim ve öz gibi ikili bağıntı ile vardı. Biçim fizik, öz kimya ve biyolojin bağıntıydı. Biçim yani yalıtım olmadan öz olmuyordu. Öz olmadan da biçim olmuyordu. Yani sınırlanmış bir işlevle dinamik biyo kimyasal bağlı bir öz olmadan biçim olmuyordu. İşte bu bağıntı da parçalı ve tekil kişisi hayattı.

Daha sayılacak niceleri gibi anlaşılması gereken şey şuydu. Bir hücre de hayattı. İşlev durumlar da hayatı entegre edecek unsurlardandı.

Organ elli işlev durumlar bağıntısı olan özellikle hücre içinde hayattılar. Hayat derken geri durumlardan yani işlev durumlardan ileri süreçlere doğru ve ileri süreçlerden de tekilliğe doğru yani işlev durumlara doğru; geri bağlanım yapan durumlardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çevrenin besin kaynakları kıttı. Yani besin kaynakları sınırlı dünya ile sınırsız değildi. Ölmeyen bir hayat, giderek zaten sınırlı olan bu besin kaynaklarında yoksun kalacaktı. Böyle olunca da türün hayatı yok olacaktı. Var oluş kendisine karşın oluşla kendisini sürdürüyordu.

Bunu basitçe şöyle söyleyebiliriz. Var oluş ve hayat boş olan yanında doluyor. Dolu olan yanında boşalıyordu. Var olucu bir akış seyrine göre o akışın boş alanı içinde yeni bir akışla yeni bir var oluş, örneğin hayat doğuyor.

Hayatın kendisi de çevreye bir girişme bir etki bağıntı olmakla çevre içine kendi boşluk alanı ile doğmakla yepyeni akla hayale gelmez girişmelere yeni bir olgu ve olay oluyordu. Kendi boşluk alanı içinde dolan, kısımla boşalıp ölüyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Evrimsel sürecin çevresel etkilere karşı çevreye vereceği konjukasyon gibi kimi tepkileri vardı. Bu tepki eşeyli üremeye geçişi destekleyen bir tutumdu. Tabi ki evrimsel süreçler eşeyli üremeyi hedeflemiyordu.

Sonuçtan habersizdi. Sadece korunan iyi karakteri (iyi tepkiyi) geleceğe aktaracaktı. Bu gibi çeşitli ön enstrümanlarını kullandı. Bir etki karşısında türlü yapılar ekseninde türlü tepki yolları zaten kendilikten beliriyorlardı.

Kambriyen döneme kadar süren birçok birikimleri ile donanan çok hücreli yapılar, geride bıraktıkları milyonlarca başarısız enkazlarına rağmen başarılı olanlardan seçilen iyi karakterlerle kimi türsel donanımlar üzerinde hayat karaya çıktı. Amfibiyen türü birikmiş tasarruflarla hayat türleri adeta birden ortaya çıkacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

"Hayat ölümü öngörerek ortaya çıkmamıştı". Hayat bir lütuf değildi. Ölüm de bir ceza olsun diye ortaya çıkmamıştı. Özel bağıntı dışında kalan genel bağıntı ile ölüm de son değildi. İnsanla kişi ile son olan ölüm, insanlıkla (türle) sürekliydi.

Eş deyişle hayat ortaya çıktığında ölüm yoktu. Evrim yaralı olan tepki ve alışmaları biriktiriyordu. Alışma kendilikten olan bir tutumdu.

Örneğin sigara içmenin, uyuşturucu kullanmanın, kahveye gitmenin, akşam misafirliğe gitmenin vaz geçilmesi birdenbire olmayan alışkanlıklar olduğunu düşünürseniz alışma birkaç kez yinelenen tutuma alışma olmakla kendiliktir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Evrim olmasaydı ozon tabakası olmayan çevre koşullarında zaten suya göre oluşmuş tepki ve donanımları ile olan hayat; evrim siz karaya çıkamamakla kendi kendisini çıkmaz sokağa sokmuş olurdu.

Evrim siz hayat nedenle yaşam ne diğer hayatların boşluk alanına göre o boşluğu dolduran bir yaşam olurdu. Ne de hayatın o boşluk alanlardaki özel ve türsel yaşamlarına siz; isterseniz asalak yaşam deyin, isterseniz var oluş deyin; hayatı niş alanları içinde çıkılır yapan evrimdi.

Hayat evrimle tür çeşitliliği içindedir. Hayat evrimle yeni koşullara karşı yeni cevap, tepkisini veren uyumlarladır. Türsel çeşitliliği olmayan evrim siz bir hayat, geriden bırakılan enkazları nedenle yok olurdu.

Devamını Oku