Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Yani tavşan ya da fare özel bağıntı olukla türün kendisi değildirler. Türe bağlı özellikleri içerirler. Türe göre parça süreçlerdir. Tavşan fare tür gibi uzun ömürlü gelişmiş (özellikle gelecekteki) yeteneklerle değildirler. Türe ilişkin kimi hayat sal özellikleri taşıyabilmek için özel hayatı kendi kesikli, sınırlı sonlu olan kısa ömürlü oluşları üzerinizde taşımakla değil de; tür üzerindeki genel hayatı, özel hayat olukla "sürekli olukla akıtabilme için" var olan üremelerini artıracaklardı. Böylece üremeye harcanan enerji birden bire koşmanın enerji boşalmasına değil de; zamana yayılan kesikli sürekli bir enerji harcanması olmakla durumu kurtarır. Böylece yetenekler tür üzerinde kalıtım edilir.

Çok kez zorunluluklar yeni duruma yeni bir ön envanter oluşturmaktan çok; o kapasite içinde daha önce var olan envanterin durumlarını birkaç işlevli duruma çevirerek geliştiriyorlardı.

Yani sazı ve saz çalmayı görmeden, bilmeden; saz çalmayı siz beş ya da on duyu araçlarından biri ile ya da birkaçıyla sazı çalma olukla algılamadan; saz çalma yeteneğiniz oluşmaz. Siz bilmiyorsunuz diye de türünüz içinde saz çalmayanlar yok demek değildi. Saz çalma, düz saçlı olma, mavi gözlü olma; resim yapma gibi karakter özellikler; üreme gibi hayati bir seçilime sahip değildirler. Hızlı üreyemeyenler tür içi özel bağıntılı yaşamın süreci içinde elenir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Araba ne pistonuyla; ne krankıyla; ne cer dişlisiyle; ne direksiyonuyla; fren ve debriyaj balatasıyla; ne tekeri ile aynası ile farı ile aküsüyle; aksı ile süspansiyonu; kasa ve şoför kabini ile vidası, yağlı-yağsız aksamı ile hareketli-hareketsiz aksamı ile vs. gibi bir yığın parça hareketinin tek tek kendisi değildir.

Her biri bir olanı; bir entegrasyon içinde kullanıyorsanız; üretiyorsunuzdur. Bir olanı; yani entegre olanı üretiyorsanız; her bir olanı kullanacaksınız demektir. Ve siz bu entegre içinde elinizde bir tek olanla karşı tarafa ürettiriyor olmanın bağıntısıyla; zorunlusunuz. Yani kundurayı kolektif grup içi hareketle doğrudan üretensiniz. Gruplar arası entegre içinde de sektör hareketiyle kunduraya karşı diğer her bir kullanım olanları dolaylı doğrudan üretenleri; ürettirensiniz.

Üretimin sizin dışınızda olan doğası gereği siz; kendiniz için ve kolektif için üretirsiniz. Kolektif için olan akülü bisiklet sizin için değildir. Kundura bu hal üzerine sizde tüketim iken karşı tarafa üretilmeye ve kullanmayla tüketilmeğe ikinci bir bağıntı ile zorunludur. Durum budur. Sömürü sistem içine kel alakadır. Böyle olduğu halde sömürü, sonradan sonraya kazanç için kazanç oldu! Sömürü üretim hareketi zorunluluğu içinde hiç olmadığı yerde süreç içine araya kaynak yaptı. Böylece kâr sömürüsü zaten üretilmiş olan kundurayı: ikinci; üçüncü; beşinci kez satmakla kazanç kapısı oldu! Böylesi bir mantaliteyle kundura; kâr kapısı olmaya nasıl olası olmaktadır?

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sürecin organizesi kendi içinde; kendi dinamikleri üzerindeki dengelerin bağ sekansıyla inşa olacaktı. Dengenin çevrim ve akışa doğru girişimler vermesi gerekiyordu. Dengeyi dengesizliğe götüren süreç sizin dışınızda ama sizinleydi. Acıkma ve doymaydı. Acıkınca üretiyor, üretince doyuyordunuz. Yani üretim ve tüketimdi. Bu zorunluluk eksen çevriminin minimal uzaklıkları içindeydi. Bu dengesizliklerin yaratığı gerilimle süreç, akış yapıp; çevrimlere girecekti. Yani her denge koşulları kendi içindeki minimum dengesizlik koşullarıyla var olmakla; hem akışlı olur, hem de çevrimle olur.

Eş deyişle her dengesizlik koşulları, kendi içinde zıttı olan en az denge koşullarıyla akışlı ve çevrimli olur. Hep denge gibi hep dengesizlikler de akışlı değildir. Süreç içinde akışın oluşup zamanın geçmesi için her dengesizlikler içinde biraz denge, her denge içinde de biraz dengesizlikler olmak zorundadır. Buralar bilinçli insanın kendi dışındadır. Ama denge ve dengesizlik koşulları da insanın öznel yargılarını kendi üzerlerine bindirir (modüle eder).

Enerji alanı içindeki dengeli sekanslar; sekans içinin enerji düzeylerindeki dengesizliklerle çevrim ve akış alanını oluşacaktı. Şöyle örnekleyeyim. Kolektif bağıntılı bir enerji alanı içindeki grubun ürettiği emek gücü olan bir ürününe karşılık, karşı grubun ürettiği farklı kullanımlı emek gücü ürünleri hem bir sekans hareketidir. Hem de bir sekanslar arası dengedirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Başlangıcın üretim hareketi içinde takaslar zorluğu diye bir şey yoktur. Takaslar zorluğu; bu tür kâr, kazanç, güya tüccar olan tüccar mantığı içinde ortaya çıktı. Değilse zorunlu üretim hareketi mantığı içinde gereksiz üretim olmamakla; takas yapamamanın zorluğu diye bir şey de yoktu. Takas zorunlu olan; toplumsal kolektif üretim hareketinin temeli olan, sektörler hareketidir. Takas; paraya değil: ya da takas para kazandırmanın değiştirme değerine değil; takas sektörlere denk gelir.

Başlangıçta, ürettiğini takasa girenler; kişiler değildiler. Ve üretim hareketi kişisel taleplerle ya da grup talepleriyle başlamamıştı. Ortaklaşmacı üretim yapan grupların süreci, takas konusunda sorunsuzdu. Gruplar yağ, kundura arayışla takas sürecine girmemişti. Daha açığı nasıl kişiler elma isteyerek acıkmamıştı. Liberal kandırışla uydurukçuların dediği gibi gruplar da yağa bala, kunduraya talepli olup bu ön taleple takasa girişmemişlerdi.

Gerçekçi ve temel üretim hareketi içinde böyle bir şey yok. Ama sömüren, kazanan bugünkü kapitalist sistem içinde bunlarla sefalet var. Ezilme var. Yalvarma var. Dua var. İlenç var. Hesap vermeyip hesabı Allaha veririm demek var. Takas konusunda sorunsuz olan kolektif ittifaklı süreç; ancak kişi mal sahipli takaslarıyla; kişisi öznel ihtiyaçların enfeksiyonuyla sorunlu olmaya başlamıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Mülksüzün köle olmasını isteyen tanrılar yanında kölelerden yana olup; biçimci, yaratan tanrılardan biri de Aton’du. Aton Yahudi milletinin Elohim’i gibi yoksulları, dulları, yetimleri, yolda kalmışları, köleleri vs. koruyup kollamakla onlara acıyan, merhamet eden; yoksullarda kurban adak, sadaka, zekât istemeyen yoksulların gözetilmesini bekleyen yoksulların tanrısı ve giderek tek tanrı oluşmuştu.

Süreç, tanrı ile ıskat [ El-İlah ile El-lah ile ıskat (Allah ile susturma, Allah ile suskun, konuşamaz kılmalı süreç) ] olmasıyla işe başlayan günceli öğreti; giderek Allah ile aldatmaya dönüşecekti. Her şeyde hayrı ve şerri yaratan, Mamon türü ilah tanrılar milletlerin mabuduydu.

Yani varlıkta da, yoklukta da hayrın ve şerrin yaratıcısı) Mamon’du ilahlardı. Mamon’du ilahlar, istem dışı karar alıcı irade olmasının özgün tanımıyla Mamon’lar; tüm köleci öğretide temel mana anlayışlı ilke olmakla birbirinin aynıydılar. Milletlerin tanrıları farklı farklı olsa da, köleci ilke aynıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Böyle olunca da kölenin, köleci dönem öncesi evrede, efendi ve kölesi olmayan sürecin ortak yaşamlı geçmişi anlaması ve anlatması olanaksızdı. Köleci dönem içinde izanı olmuş köleye; kendi öncesinin kodlarını taşıyan, kendi öncesinin anlatımları, fantezi geliyordu. Köle kendi öncesinin ortaklaştıran alan yapısı içinde şimdiki, efendi ve köle şeklinde bir yaşam ilişkisini bir türlü bulamıyordu. Bulamadığı için de geçmişi, anlayamıyordu.

Ön ittifaka dek anlatılanların içine kendisini ve efendisini koyduğu zaman, köleci dönemden öncesine değin anlatılanlar, kölemize anlaşılmaz oluyordu. Ama Mamon’u, kendi öncesine bir “karşı tez” oluşuyla görebilen göz için sorun yoktu. Ön ittifakın ortaklaştırışı olup; mal-mülk sahibi olmayan ilah yasasına karşın, köleci dönemin ortaklık kabul etmez oluşuyla; mal, mülk ve keyfi takdirlerin sahibi olan Mamon; bu karşı tez oluşun bilincini kendi içinde hıfzediyordu.

Mamon’a göre, ne demekti ortak yaşam alanı içindeki efendiyle kölenin birlikte yürümesi? Ortak yaşam alanı içinde efendinin -köleyle birlikte yaşadığı gibi bir algı ve ortaklık; köleye de, efendiye de akıl almaz bir hayalin masal oluş istifhamlarını oluşup; bu kabil sapık düşünceler! Olma kaygısı köle ve efendinin kafasında, tövbe edişin şimşek çığ lamalarını yaratıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kendi üzerindeki emzirilme tutumu içinde ya da başkasının emzirilmesi içindeki izlenen yolu ve ritüelime edilen tutumlarla gözlemi yapılan şey, melezi çocuğun iç dünyasına yansıyordu.

Çocuğun gözlemini yaptığı şey ya üzerinde oluyordu; ya da çocuk kendisini, gözlemini yaptığı bu seremoninin içine koyuyordu. Melez çocuğun geçiş ritüeline yaptığı bu tür gözlemcilikler, kendi üzerine kendi düşünmesini yapıyordu. Yani çocuk, İttifakı lığını determine eden bu ilahi mana etkisini, iliklerine kadar duyuyordu.

Melezlerle, saf totem aiti kişiler arasında aitti oluş ve ritüeli oluş farkları vardı. Farklı ritüeller saf totemciliği temsil eden ilah kişilerle; melezlerin arasına girdi. Bu ritüeli aralayışılar, ilahlarla melezler arasında mesafe demekti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Davudi bir sesle
Aşkım için
Kurşunlara gelirim diyordu şair
Biz de: helal olsun
Ne kararlılık, ne cesaret be... Dedik

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne övünmelerim geçer Fesulda
Göz gez arpacıktan
Ayrılıklar güne tutuşurken
Bakışlar hiza ister
Sözler düşse de niza

Devamını Oku
Bayram Kaya

.Fetiş; sözcüğünü ya put, ya tabu veya totem gibi kavramların, eş deyişlisi olan bir yabancı dil karşılığı olacakla kullanacaktık Ya da bunun tabu ve totemle olan bağını belirterek, ama tabu ve totemden ayrılan yönlerini ortaya koyacaktık.

İnsan doğanın ürünü idi. Yani insan doğadan çıkmıştı. Doğanın parçası olacakla, doğa; insanın içinde ve yapısında bulunanın da davranışıydı. Bu haliyle doğa, insanın içinde; insana yansıyandı.

Dıştaki doğa da insanın doğal çevresi olaraktan, dıştan insanın özne bilincine yansıyordu. Doğanın bu iki yansıma girişmesi de insanın düşüncesi olaraktan dışarı seğirtiyorlardı.

Devamını Oku