Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Kolektifi olan ve kolektif bir kütleden ayrılan bu tarz kişi sahipliklerin kendi kendisini inşa düşüncesi, bu anlayışlarını yine de totem anlayışlı sosyal eksen etrafında ve köleci mantalite ile billurlaşıyorlardı. Kolektif olan ve kolektif üreten mantık yerine, “köle inanıcınla olan mantık” konmuştu. DNA değişti.

Sahiplik ve paylaştırma DNA’sı değişen köleci inanıcınla olan bu mantık, köleci sahiple güdülmeyi ve bir gün kölelerin de kendi efendileri gibi zengin olma vaatlerini meşru ve kontrat etti. Yitirdiği eşeğini efendiler üzerinde dolaşmakla bulmayı hayal etmek, kölenin nefsiydi!

Kölecilik karşısında, köle olmanın zıttı olan düşünme kölelerinde efendileri gibi olmayı vaat eden söylemi içindeki tatlı ve pembe düşleriydi. Bu imgelem kölelerde kölelerin yaşama arzusu ve sürece katlanmanın hem nefsi oldu hem nefesi oldu. Bu zıt ve çapraşık duyuşları içinde olan köle kişiler, kendisine de sahip olan idealindeki monarşiye biat etmekle, kendi gibi duygu kodlarıyla oynayan diğer kişilerle birlikte köleliklerini onaylamışlardı (El este bi rabbi küm ahdi yapmışlardı). Ant içmişlerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tüm süreçler depo enerjiyle çevrime başlar. İnsan sosyo toplumunun depo enerji çevrimi insan-doğa güdümlü ilişkiden oluşmuştu. Depo enerji doğadandı. Doğadaki depo enerji insan bilincinden ve insan dan bağımsız bir var oluştu.

İnsan üretim ilişkisini doğadaki bu depo enerjiyi kullanırken ve hala da kullanım halinde iken ortaya çıkartmıştı. Giderek depo enerji üretim ilişkisi üzerinde çevrim oldu. Depo enerji üretim ilişkisi üzerine çevrim olmasıyla başta tüketilen enerji, sonunda yerine konan başlangıç enerjisi çevrimine; dönüştü.

Böylece üreten toplumun yedek depo enerjisiyle kolektif hareket inanılmaz birçok yeni başlangıçlar yaptı. Sanatı, temel olmayan diğer zanaatları, hizmet hareketlerini hep bu depo enerjisinin ortaya konmasıyla toplumsal etkinlikler arttı ve çeşitlendi. Salt bu sayede uzaya gider olduk. Ve snop şarkıcı futbolcu vs.yi de sırf bu süreçlerin kapitalist emisyon sömürü araçları olmasıyla başımıza bela ettik

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kolektif yapı, köleci sisteme göre şimdi uzaklarda kalan, şimdi hatırlanmayan bir anıydı. El’in kutsadığı sömürü ve adalet dediği sömürenlerin çıkarı ile zulümler artmıştı. Köleci sistem içinde artan zulümler karşısında zulümler tıpkı Platon’la olduğu gibi (Eflatunla olduğu gibi) karşıtı olan ve zülüm olmayan söylem ve düşünceleri çağrışacaktı. Yani kolektifi ilik zaman zaman hayal veya ütopya olarak zihinler içinde su yüzüne çıkacaktı. Kolektiflik vaatçilerin gözünde de cennet algısına da birçok motif olacaktı.

Köleci irade, kolektif ligin yok edicileri bizleriz diyemeyecekleri için kolektif yapıların ortadan kalkma gerçekliğine de bir açıklık getirip hikayesini anlatacaklardı. Sosyolojinin temel kuralından birisi de şuydu. Kural uygulayıcılar, uygulanacakları kural ister haklı olsun ister haksızla olsun; yeni olan kural karşısında eskiyi kötüleyerek, kötülenen eski yavaş yavaş sosyal yapının dışına atıyorlardı.

Kolektiflik ileri doğru olan bir değişme ve dönüşmenin kendi olgunlaşma süreçleri ile aşılmış bir düzey ve düzlemin geride kalmışı değildi. Kolektif oluşu köleci mantıkla yok edenler, anlatacakları yok oluş hikayesi içinde iki amacı göz önüne alacaklardı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tufanlar ön ittifaka göre Sümerleri köleci yapılara dönüşmenin bir bitiş ve bir başlangıç tarihidir. Yeni bir var oluşun ittifak kültleri, olmakla söyleniyordu. Yeni var oluş içinde bir öncesi düzen bir sonrasına göre yok oluyordu. Artık kolektif yapılar bitip kayboluyor, köleci yapılar başlıyordu. Çok daha önce de totem dönemden çıkılıyor, ittifaklı kolektif yapılara giriliyordu. İttifaklara göre totem yapılar bitiyordu.

Köleci temsilcilerin kolektif yapıdan çıkıp, kolektif sistemi bozmalarını işini yani bozgunculuklarını başarı diye hikâye ettiler. Başarı diye kullanılan bozguncu motifler de kendi kendisini çağıran tekrarlar nedenle (geri beslenim olan kontroller nedenle) bozguncu motifler inşanın aslına uygun modülasyon üzerine yapılan eklemler olmak zorundadır.

Çünkü “sistemin kendi kendisini çağıran birikimle olan depo enerjisi kolektifti”. İlk inşa tipi böyleydi. Köleci sahiplik inşa başlangıcı olmayıp kolektif inşayı ele geçiren enfeksiyonla oluştu. Eğer üreten ilişkilerden önce kölecilik bilinseydi köleci inşayı kurmak olası olurdu. Ki olası bile değildir. Çünkü kölecilik üretim hareketinin bilinmesiyle ancak olasıdır. Üstelik “üreten ilişkiyi bilmek” te köleci değil kolektif bir faaliyettir. Göç veren hareketler, göç yerine gelince konaklamıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sahiplik dünyaya gelişimizle ortaya koymaya başladığımız bir ortam girişme tipidir. Sahiplik ortak olanı paylaşma bilinci oluşla özneye denk düşen kısmıdır. Doğa tümden organik ve inorganik süreçler ortak lığı yaralanması içinde olmakla girişen işlev süreç çevrimlerine dönüşür.

İnorganik süreçlerde doğadan ortak yararlanır; biz gibi hayat sahibi canlı organikler de doğada ortak yararlanır. Sahiplik bilinci ortak olandan parça olanı edinmedir. Bencillikte bu tür ortak olan aitlikten kendisine parça süreçleri yalıtmakla benliğin ve bencilliğin korunum yasasını ortaya koymamış mıydı?

Bir çocuk bütünsel olan ortaklık aitliği içindeki sahipliği önce; kendi duygu ve vücut sahipliği olmakla ana sahipliği; baba sahipliği; ağabey-abla sahipliği; büyük anne, büyük baba sahipliği oluşla paylaşır. Bu pay kadarla kendi pay hakkı sahipliğini ifade eder. Bu pay kadarla parçalara kendi sahip çıkmasını belli eder.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sahiplik imanı dediğim süreç, doğal ortamın gel-gitleri içinde ortamlarının çekme-itme yapan seçme ayıklaması sonucunda oluşurlar. Sahiplik benciliğe uygun denge-yararların gözetilmesi olmalarıyla ortamların kendilikten sessizlik uyumudurlar Bu uyum bir çeşit ittifak bildirgesidirler. Etraftaki kurda, kuşa, talancıya, yalancıya (aldatan tuzaklar) kabullenilmişleriyle tepki vermekti kader.

Atalarımız milyonlarca yıl, tapusu hiç kimseye ait olmayan bir dünyaya doğuyorlardı. Hiç kimse de; “mülk benim. Mülkün sahibi benim. Ve ben mülkün sahibi olmakla mülkümü istediğim gibi istediğim varlığa ya da kişilere dağıtacağım”, demiyordu.

Eğer böylesi bir başlangıç ortamı içinde bir alın yazısı varsa; o ortam içinde alın yazısı (yazgı-kader-fatalite) buydu. Ortam içinde kısmen bütüncül ya da kolektif olmanın yazgısı, köleci sistemle özel mülk olan alanlara parçalanmanın kaderi olacaktılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tarihin ilk apolojistleri (apologistleri) köleci sistem inşacılarıdırlar. Çünkü köleci sistemin inşacıları olan egemenler; belli bir manayı içeren dil ekseninde kendilerine mülk edindirici afaki konutlar inşa etmişlerdir. Bu afaki konutlarıyla kendilerinden önce, kendi değişmeleri ve dönüşmeleri içinde süre gelen geleneğin veya şeriat denen yolun ortaklaştıran gerçek oluşunu ters yüz etmişlerdir.

Apolojist egemenler kendi öncesini yok sayıp, boşa çıkarmağa uğraşmakla; tarihi olayları yadsımış bu yadsımayı yapabilmek için de bin derede bin su getirmekle kendi mülk sahipliklerine ilişkin açıklama üretmeye çalışmışlardır. Bu özür ya da mazeret üreten bahaneciliktir. Köleci dinler bu bahane neden siliğin en gelişmiş biçimidirler.

Apolojist köleci mana, kendisini hazırlayan kendisinden önceki tarihsel olup bitene göre aykırıydı. Ortaklaşan üreten ilişki içinde gelen yapı, parçalanıp özel mülkiyete dönüşecekse eğer bu başlangıç koşullarına uymakla en azında herkesin kişisel mal mülk sahibi olmasını destekler türden olmalıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Merhamet ve acıma belirten efendi hissi ile diğer efendilerin aynı iştiyakla büyümek isteme hislerinin birbiriyle karşılaşıp çatışma yapan rekabeti sürtüşmeleri de vardı. Yani egemenlerin büyüme istekleri hem birbiri ile çatışıp rekabet ediyorlardı. Hem de köleci dirençler karşısındaki egemenlerin büyüme istekleri onların diğer yandan aynı amaçlı çıkarlarını birlikte savunmaları nedenle egemenleri birleşme yaptırabiliyordu.

Aynı ortam içindeki mülkiyeti olanla mülkiyeti olmayanların iki temel sistem yansıması sistemin yeni firen ilişkileriydi. Mülkiyetçi eğilimleri, kendi mülkiyetlerinin kendi alanı içinde tutmak isteye kölelerle; mülkiyet kendi alanının dışına doğru olan baskı ve basıncıyla mülkiyetçi egemenliklerini çevreye doğru yaymak isteyenler vardı. Ve bunlar sistemin yeni tür ön görülemez olmanın yansımalarıydı. Günümüz süreçleri bu hal üzere biçimden biçime girmekle başlangıç; köleci süreçler içinde olmakla orijinde bir hayli uzaklaşmıştı.

Uzaklaşmanın nedeni insan öznelliğinin sosyo toplumsa sisteme ve başlangıç koşullarına yeni durum ve şartların olanakları dâhilinde oluşmakla sisteme salt öznel müdahaledir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yani saldıran ve bölgesi içinde saldırıya uğrayanlar El’in keyfine göre mal mülk dağıtma olan yazgısına uğrayanlardı. El’in; ya da El hakkın sıratı müstakim dediği özel mülkiyetçi sahiplik, saldırıya uğramakla, o dosdoğru yolundan çıkılmaydı!

Özel mülkiyetin kutsal (dokunulmaz) oluşuna dek vaaz edilen vahi veya ilhamı da saldıranla saldırıya uğrayanlar duyup ta unutmuş ta değildirler. Ya da saldırıya uğrayan, saldırgana o yerin tapusunu gösterememişte onun için saldırıya uğramış ta değildir. Kısacası vahiy ya da ilhamla söyleyiş köleci sistem öncesinin değil, köleci sistemin buluşu ve inşasıdır.

Hatta yurtlandığı yeri terk eden de, terk ettiren de akşamdan sabaha almış oldukları vahyin (ilhamın) unutulması nedenle kovma yapmak, kovulma yapılmakla azıtmış sapıtmış ta değildiler. Yine hiç kimse gaspçı olan kişimize de "bu yurdu biz sana arzı mevut” oluşla verdik. Bu sana rabbin El’den iyilik olan bir ganimettir. Ganimet helaldir. “Git te o ormanı; o dinsiz, imansız, kâfirlerin elinde al” demiyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bizlerin hayatı her zaman tüm genelliğiyle ya da genel oluşuyla yaşayamadığımız, gerçektir. Sınırlanış ve sınırlılık mutlaktır. Sınırlanma ve sınırlılığın olması içinde genel olanın olması kaçınılmaz, mutlaktır. Sınırlı olanların biz ve bizler üzerinde çoklaşan sınırsızlığı da genellik olmakla kaçınılmazdır. Genel olan özel olanın bir yüzü ise özel olan da genel olanın diğer yüzüdür. Genel olan parça parça olmakla özel durumla belirişken; özel olan parça da, genelde içkindir.

Özel ve genel ikisi birlikte belirir ve ikisi birlikte gözetilir. Birinden diğerine ölçüyü kaçırmayı kural yapmak demek sistemin adaletsiz olması demektir. Tüm genellik salt bir özellik için beliremez. Özellik te tüm genelliği kavrayamaz. Bu nedenle tüm özelliği ve tüm özelleşmeleri de kendimiz için kılamayız. Kendimize özel olan hayati durumlar bizden genele doğru duygu ve düşünce olmasıyla bizim sisteme katılmamız olurken; yine bize genel olan durumların yaklaşıkla her bir özel durumlara eşit eylemli özelleşmeler olacağına da, saygılı olmalıyız.

Bu genel ve özel olan kesikli sürekli durumsal ilişkiler insan öznelliği içinde bir sömürü alanı olmamalı. Özel emeklerden genel olana pay çıkarmak her alanın içindeki emeklere vurgu olacağından, genel zenginliği yaratan emeklerimiz olacaktır. Genel zenginlik mutlak bir görece özel durumların da özel yararlanması olmalıdır. Burayı gözden kaçırırsak genel zenginlik kapitalistin yararlanışı ve gücü olur.

Devamını Oku