Awram’ın, Nemrut’un, Firavun’un ulaşılmaz; akıl, sır ermez oluşuyla göğe göndermek istediği şey kuşkusuz ki kendi muktedir oluşlarının sınıf temsilcisi olan mana El'di. El tasımı batmıyordu. Kayıp olmuyordu. Hep kendilerini görüp gözeten bir kontrolün anlam olur baskı ve basıncıydı.
Gözü açılan kimi insanlar; koruyucu olan; efendinin olan El toprağını ve El iradesini belirten dikitlere; “bunlar eskinin masalı. Bunlar da bir put hareketi” diyordu. Yani irade kullanamaz bir sembolün size daha yakın olukla, size görünmemekle; sizi takip etmesi; eski atalar ruhu söylemli mana düşüncesinin hafızalarda olana uzanılmasıydı. Şimdiki yeni sürecin, buralara da çalışma zamanı gelmişti.
İnşa, giderek ihtiyaca göre maddi ve manevi ikamelerini oluşan bir şeydi. Herkesin El benzeri tarzla tagut olmak istediği bir ortamda; El tasımla olan semboller içinde batan Güneş, batan yıldız, batan Ay tasımı ile “ulaşılamaz olanın” görüngün egemen güçleri üzerinde eleştirel akıl yürütmenin de zamanı gelmişti.
Kendisine çapulu ya da ganimeti hak görüp; ganimet olan durumdan, kendisine bir pay isteyen El; iş yoksulun çapul ya da hırsızlığına geldi mi; adaletli kesilip, "El'in had hakkı (ceza verme hakkı)" var diyordu!
Günümüze kadar 35 bin El iradesi ve El öğretisinin ihdas edildiği söylenmektedir. İşte El'in El ile kavgası; her El'in kendi bölgesinden dışarıya doğru olmakla; uzun zaman içinde bu otuz beş bin El arasında olacaktı.
Bunların her biri bir bay erki inşalı döneme denk gelmenin El irade gücü olması çok kuvvetle olasıdır. Bunların her biri her bir yerde; bir ittifak içinde; ya da ittifakın yanı başında ittifaktan kopanlardı. İlahi sisteme karşı, özel mülkiyetçi köleci sistemi inşa ededen tekil iradelerdi.
İnsan, toplumsal ilişkisi nedenle (üreten ilişki ve ortaklaşan emek sahipliği gücü nedeniyle), özgür olmuştu. Özgür oluşunu ortaya koyan emeği ve emek gücüydü. Emeğini ve emek gücü sahipliğini; hem toplumsal güç yaptı. Hem de emeğini toplumsal güç ve toplumsal otorite oluşla inşa etmişti.
Toplumsal gücü ortaya koyduysanız; toplumsal güç bu oluşmanın kendilikten otoritesidir. Toplumsa güç kendisini oluşan her bir emeğe ve emek gücünün kendi üzerine; kendi etkimesi olur.
Toplumsal güç kendi üzerine kendi baskı ve basıncıdır. Üreten emek gücünüzle otorite üzerine etkisiniz. Üreten emek gücünüzün karşılığı olanlarla da siz toplumsal gücün etkisi altındasınız. Etkiniz ve etkilenmeniz sonuçta emek gücünüz nedenle kendi üzerinize, kendi etkinizdir.
Köleci sistem içinde olup biten süreç durumları somutsa da, bunun anlaşılması pek somut değildi. Olup bitenler, El’den biliniyordu. Çünkü sistem El’indi ve El takdirli süreç olmakla; sürece yeni takdir yapacak olan da, El’di.
Olup biteni El’den bilmekle, siz düşünüp; siz karar verip; siz ön görülerde bulunamıyordunuz. Süreç sorunlarına ya El konuşacaktı. Ya da El sözcüleri olan apilular (peygamber ahlakçı düşünce insanları) konuşacaktılar. Yapı oligarşi yapı olmakla görünüm politeisti (pagan) yapıydı. Hangi El’in, Hangi El sözcüsünün ne konuştuğu pek anlaşılmıyordu. Bu nedenle kişiler politeisti yapı içinde hangi El’e tabi olunacağını da bilememekle yeni inancını tam bilememekle, imanı bir seçmezlik ilkesi içindeydi.
Herkese göre farklı işleyen süreç, birçok El’e göre olukla bilinemeyenleri ile doludur. Herkese göre olmamakla; kişilere göre sevda olmanın da birçok bilinmezlerini içeriyordu. Her biri birçok kişiye göre birçok olmakla süreç; bu nedenle daha çok karmaşıktı. Süreç karmaşık olmakla anlaşılması da bir o kadar zordu. Bu zorluğu yaşamanın düşünce sonucu da yorgun düşme olacaktı.
Kafa putu düşünmesi içinde olunan durumlar tıpkı türbana özgürlük, türbana demokrasi, türban dini bir inanç ve insan hakkıdır, demesi gibidir. Bu tarz düşünce putları sistemi her zaman enfekte eder. Parlamenter mantığa direnirler. Tıpkı diktatörlüğün demokrasiye direnmesi gibidirler.
Türban ortaçağ koşulları içindeki durumuyla güncelin El başlangıç koşullarına irca edilmesini simge etmekle, egemenliğin ve iradenin kullanılması bağlamında tekelciliğe bürünmüştür. Bu nedenle daima diktatörlüğün kullanımına yol olmuştur. Ağız söylemi içinde güzel güzel başka şeyi ifade eder gibi olmasıyla, hep diktatörlük değirmenine su taşırlar.
Kafa putu olucu durumlar diktatörlük ve inanıcı simgeler gibi zihniyetle her ortam içinde boy veririler. Diktatörlük ve inanıcı simge gibisinden olan türlü dirençlerin her biri El mantığı olan şartları, kendi zamanları içinde olan durumların ilişki bağıntısıyla hafıza ederler. Bu hafıza El zihniyetli oluştur. Tartışılmayan tekil ve keyfi irade kullanılmasından yana olmaktır Bunlardan biri fiili temsilciliktir. Diğeri ikincisi o imleci güdüleyen inandırıcılık zihniyetidir.
Çelişki şuydu. Yeni olanı eskiye göre anlıyordunuz. Bu durum yeni olanı, eski bilinene göre tarif eden anlama oluşuyla; doğru bir süreç iken; eski olan yeni olanın kontur ve boyutlarıyla bire bir örtüşemez. Kişi yeni olanı eskiye göre, kırpar. Yeni üzerinde, eskiye göre olan kırpmalar nedeniyle yeni olan eski olana göre olur. Ve yeni olan eski olana göre anlaşılmaz da olur.
Yeni olandan eski olana göre yapılan örtüşmez olanın kırpmalarıyla yeni olan; eskiye göre kayıplar verir. İşte bu kayıplar nedenle yeni olanın eskiye; eski olanın da yeniye karşı dirençleri artar. Eski olan da bu dirence karşı, kendi kafa putunu koyması ile yeniye direnir. Oysa örtüşmez noktalar fark edilip; fark kavrandığında yeni bilinç ortaya çıkacaktı.
Şeyler elbet bir referans nokta kıyasıyla anlaşılır. Referans noktaları da daha öncesinden bilinen deyimlerdir. Yeni olan eski ile örtüştürülür. Örtüştürülen kıyaslama içinde önce olanda sonraki olana doğru bir anlam geçişli değişme ve yansımalar olur. Sonra olandan da, önceki olan arasında örtüşen kısımlarıyla birlikte bir anlam geçişli değişme ve yansımalar olur.
El kavgaları da buradaki put söylemli anlatımlar içindeki karadelik etkilerden ortaya çıkmaktadır. Yeni durum yansıması kadar farkla El, eski durumuna göre bağıntı ilişkilerini de haliyle taşıyamaz. El, eski süreçle müthiş bir kavga sürtüşmesi içine girer.
El’in eski içindeki boşluk devimli parça süreçli özgün olayları, yeni durum içinde yeni sürece uygun anlamlar taşımaya başlar. Bu haliyle, yeni anlamla yüklenen eskinin boşluk devinmeleri tam da yeni anlama göre bir inşa olmadığı anlaşılır.
Eskisiyle, yeni anlamı içindeki boşluk devinmeleri; eski kalıba göre anlam devinmeli olan yapı; sıçrama denen kendi düzenleşim hareketlerini yapar. Bu tarz bileşke dengeli hareketliyle yeni içinde süre bilen işlevler, karadelik etkilerini ortaya koyar.
El, hem ilah üzerine bir yansımadır. Hem ilah üzerine inşa olması nedenle ilah ile örtüşen ortak bir tabanı vardır. Hem de ilahtan fazla olan kısmının, ilaha göre boşluk devinmeli anlamlar taşımasıyla da El İlahtır. Bu nedenle örtüşen kısım kadarla El, ilah gibidir.
El'in ilahtan fazla olan; ilahla örtüşmeyen kısmı da El'in özel mülk sahipliği olmasıdır. Yeni El, ilahtan fazla olduğu farkı kadarla İlahı yadsır. El'in ilahı yadsıyan kısmı; El süreci içinde çok büyük sonuçlarla yansır. Fark yansıyan kadarla El; La El ya da El-la’dır. Yani El, diğeri olmayandır.
Doğada oluş vardır. Oluşun kesikli sürekli olmuşça özel bağıntılı yasaları içinde değişen dönüşen var bulunuşları, vardır. Yani doğal oluş; var oluş biçimine; bu olumludur ya da bu olumsuzdur; demez.
Kafa putlarının güvencesiyle yetinenler, bu tür kararlı takılmalar içinde kalmakla; ilerisini tasarlayıp geliştiremez. Benci tutumla dış dünya arasına yeni sosyo-toplumsa davranışlı olayların gelişmesine izin vermez. Ben olan süreci kesikli yaparken; biz olan da kesikli olan süreci ileri akıtmada çok öncü rol oynamakla bizi kolayca en az enerji harcama düzeyi içinde kılar. Kafa putu mana anlayışlı olanlar, bu bilinç düzeyini taşıyamayanlardır.
Kafa putu olan tutumlar, tamamen bir düşünce tembelliği olmakla belirir. Putçu mantık, ben ile biz olan düzey düzlem gibi süreçlerin sonrasında; yani iki düzlem arasında ortaya konur. Böylesi süreçte bencil oluş; dışta biz olan davranış olmakla, ben gibidir. Savunma ve sağlayışsa vs. olan tutumları bize göre olmanın içinde bene göre olur. Put olan davranış içinde önceki biz olan davranışınız, sonraki biz oluşsa davranışınıza dönüşmeyi engellemekle, biz olan eylem birliği de put oluşla karşımıza çıkar.
Bir önceden oluşturulan "biz" olucu davranış düzenli kararlılığın içinde olanlar; ileriyi kestirme üşenci gösterirler. En az enerji harcanma düzeyi ile enerji sakınımını yaparlar. Bu tarz putçu tutumla; bu tür eğilimi kuvvetli olan kişilerin bu tür yaklaşımları dışta paylaştıkları direnç noktalarıdır. Put ta bu haliyle benler arası bir benci oluştur. Sınıflar arası çıkar nedeniyle egemenlerin tertibi olan pek çok siyasi putçu yaklaşımlı tertiplerini de buna eklerseniz; putçu davranışlı tutumlar hayli karmaşık ilişkilere döner.
El’in El mantıklı dinamiği, hatalı süreçti. Emek paylaşımı üzerinde dengelerle özel mal mülk sahipliğine gidecek yerde; mal mülk sahipliği üzerinde yoksullar yaratan gerilim üzerinde özel mülk sahipliğine gitmişti. Ama bu hatalı yanı içindeki yeni dinamikle de köleci bir dinamoydu da!
El, eski olan ilahi süreci, kendi ileri süreçlerinin gidişine göre azaltıp; egemenliği altına alıp bitirecekti. El mantığı sürece egemen olacağından; geleceğin süreç dili, El’in dili olacaktı.
El mantığıyla söylenen dilin kendisi hin olduğu halde El, ilahı şimdiki sürecin mantığına göre söyledi. Bu dil ile söylenen ilah; ilahın anlaşılmaz kılınmasıydı. Şimdiki El mantıklı ve El söylemli ileri süreç, El mantığını söylemenin dili olacaktı. Anlatılanlar; El mantığına göre anlama olacaktı. Anlama, anlatma, ölçme değerlendirme kalıbı; El mantıklı anlama ve anlatma kalıbıydı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...