Kolektif bir alan içinde kişisi bencillik, özgeciliğin biraz gerisinde kalan bir bastırılmadır. Özgecilik içinde kişisel yararı kolektif bencilliğin üzerinde tutmak hileydi. Tuzaktı. Kişisi mülk sahipliği başlangıcı oluşan inşa içinde yoktu., Mülk sahipliği sisteme viral bir etki yaptı. Böylesi viral etki karşında demokrasi bir tepkiydi. Ve üreten kolektif alan içinde mülklü ve mülksüzlüğü ağırlıkça hukuki eşitleşmenin isteğiydi.
Mülk sahipliği El takdiriydi. Kurnaz kişiler içlerinde sakladıklarını El üzerinde ve El ‘in ağzında dile getiriyorlardı. Mülk sahipliği anlayışı ortalama osilasyonlara dayalı kolektif denkliği (bire bir ilişkileri) bozmuştu. Birebir ilişkiler artık mülk sahibinin takdiri denen söylemlerle açıklanıyordu. Demokrasi mülk sahipliğinin baskısı karşısında sürecek olanı direnişçi hareketler bütününe verilen isimlendirmeydi.
Demokrasi kolektif alanın enerji sağlama süreçlerine uygulanan bağlanımlar olmakla, somuttu. Yine demokrasi türlüce anlamlarla ifade edilirken de soyuttu.
Alan, türlüce etki ortaya koyan fizikti. Yapısal ortam içinde, yapısal ortam nedenle alan kişilerin kendi potansiyeli dışında bir ağırlık kazanmaları işidir. Suya teğet değdirilen süngerin ağırlık kazanması gibi alan da içindeki yüklere ya da eylemlere ağırlık kazandırır.
Alan; alan yönünde olunmakla yöndür, yöneltmedir, yönelimdir. Alanın yön tutma etkisi içimizdeki heva ve heveslerle başlar. Alan, istemlerin yerine gelip gelmemesiyle kişinin kendisine ve kendi üzerine eylemsizlik hareketi gibi bir etkime yapma işidir.
Yani alan yönlendirmeleriyle hem kendisini destekler. Hem zıddı durumlara dönüşmesiyle kendisine karşıdır. Her yapısal ortam kendi aksağı nedenle durumludur. Pütürlüdür. İnişli çıkışlıdır. Uzun kısadır. Küçük-büyüktür. Az-çoktur, statiktir vs.
Kolektif alan içine katılan bağıl emek gücünün (bağıl etki alanının), özneler üzerine uyguladığı bağıl bir enerji gücü vardır. Kişiler üzerine uygulanan bağıl emek gücü herkesin kendi yetenek ve ihtiyacına göre olan üretim ve tüketimden biraz daha fazlası olan kullanım ve tüketimlerin üretilmesiydi.
Kişiler ihtiyacının tüketim ve kullanım fazlası olan birikimli enerji, kolektif etkiyi sürdürecek olmakla sistemin kendisi için harcanacak olan enerjidir. Yani bağıl emek gücün üreteceği tüm enerji; sistem çevrimi için, sistemin gelişme ve geliştirilmesi için harcanacak enerji ile öznelerin tüketim gücüne denk bir enerji olmasıyla ortaya konur.
Sistemin çevrimini ve sistemin kendisini sürdürülebilir kılacak olan sistemin enerjisi ile öznelerin tüketeceği enerjiye dek ortaya konan bu bilgisel tutum, yapının kendisinden (bağıl emek gücünden) kaynaklıdır. Ve sistemin kendi kendisine eylemlerini başlatacak olan aksaklarla bir etki işleyiştirler.
Yine kolektif alanlı yapılar, özneler bileşimli birliğin kolektif birim zaman gücü nedenle adeta iniş aşağı durumla yükten hafiflerler. Ayrıca hafiflemek; sinerjin bir hız kazanmak, sinerjin bir gayret kazanmak, sinerjin bir şevk kazanmak olup, kolektif alanlar kolaylık ve zorluğun alan yönleri olması nedenle çift yönlü bir alan karakterlidirler.
Görüldüğü gibi kolektif yapılar özneler gibi, yardımlaşma gibi, dayanışma gibi, iş bölüşümü gibi birçok parçalı alanların bileşimleriyle, unsur saldırlar.
Kolektif bir yapının etkileştiği fiziki bir alan ortamı vardır. Yine kolektif bir yapı fiziksel alan taşıyıcılı modülasyonlarla özne ve özneler nedenlidirler. Ortak sağlatmalı paydaşlık ilişkileri kolektif yapıların temel ve öznel çevrim eksenidirler. Doğanın kendisi gibi evrenin dokusunda gelmekle kolektif alanlar da enerji nedenlidirler. Kolektif alanlar paydaşlık durumlusu enerji akışını ve enerji üretimini kesikli, sürekli ve düzenli hale getirirler.
Kişinin üzerindeki kaygılar kişinin kendisini günlük tasarruflarıyla olmasını gerektiren bir tetikleyicidirler. Beslenme duygusu dışta nasıl ki elmalı ağaç ile kişi arasında bir eğimse; benzer duygular kişi ile kişiler arasında da ortak özellikle ve sağlasan etkili eğim alanı oluşturur bir tasarruf biçimidir.
Bu eğimler yardımlaşma, dayanışma, iş bölümü yapma gibi paylaşımlar içinde kişinin günlük kaygılarını birlikte giderilmesi işine dönük amaçlı özne eylemlerdi. Bu eğimlerin öncelik durumu yüksek potansiyeli belirler. Geriletilmiş duygular düşük potansiyelli enerji karakteri taşıyan eğilimlerdi.
Kişilerin dışsal olarak ve günlük olarak yerine getirmesi gereken karşılanmaları; kişi-kişiler arası eğime konu olmakla; kişi-kişiler arası eğim bağlanımı kişiyi kolektif bağlanımla olacak davranışlara doğru iter.
Kolektif bir alan kişilerin günlük kaygılarını gidericidir. Kolektif bir alan kişilerin kaygılarına denk düşücü bir sinerjin programlama ya da yakınsama ile de kayıtlıdırlar. Oysa köleci anlayış, köleci alan içindeki kişilere ürettirdikten sonra; kişileri kolektif emeğin tüketim ve kullanım tasarrufunda yoksun bırakırlar.
Köleci anlayış içindeki mülk sahibi söylemi, alan içine tuzaklanmış söylemdi. Bu tarz söylemler alanı enfekte eden düşüncelerdi. Viral ve yapay düşüncelerdi. Böylece kişiler yapay tutulmuş bir aksama içindeydi. Her şey bu aksaklığa göre açıklamaydı.
Yapay aksağa göre olan açıklamalar bulaşıcı bir iman ve inancın etkisi altındadırlar. Viral etki altındaki kişinin tutumları genel olarak kolektif bilince göre değildir. İman ve inançlar giderilmesi gereken güdüler üzerinde eşletilmekle modüle edilir. Kişiler itaat ve teslimiyetler içindeki iman inanç gibi modüle edilmiş izahların etkisiyle yönlendirilirler. Artık sistem içinde viral sayıklamalar vardı.
Kölecilik insanlaştıktan sonra başlar. İnsan ismi üreten ilişkiler bileşimli ön ittifakın içinde alındı. İzole yaşam her bir grubun fiziğini değiştirmişti. İttifak içinde görünüşü tam olarak hiçbir gruba ait olmayan ama yine de her bir grubun ilah benzerleri melezler doğmuştu. İnsan söylemi melezlere verilen isimdi.
Ön ittifaklar hayli gelişmişti. İttifakın kolektif zenginliği ve kolektif kapasitesiyle, depo hafıza bilgisi çok artmıştı. Kolektif alanlar kişilerin günlük kaygılarını gidericiydiler.
Kamunun olan kolektif kapasite şimdiki özelleştirmeler gibi birilerinin eline geçmekle mülk sahipliği süreci başlamıştı. Kolektif sağlamaya göre mülk sahipleri mülksüzlerin günlük kaygılarını giderilme sağlamasında hayli eksiltmeler yapmıştı. Kişideki kolektif alana olan eğim mülk sahiplerine yönelmişti.
Kolektif alanın üzeri özelleştirmeci parça ilişkilerin mana söylemiyle örtülmüştü. Muhtaçlıkları içindeki kişiler bu mana gücü içinde belirtilenlere göre davranıyordu. Kolektif alanlı gerçek ilişkilerin yerini yapay sanal ilişkilerle imliyorlardı.
Bu imlemelerle kolektif emek gücü, kolektif alanda çalışmak yerine, mülk sahibine çalışmaya ve mülk sahibinin mülkü içinde rızkını aramaya dönüşmüştü! Kolektif hafızalı bilgi inancı ve imanlı bir hafızaya dönüşmüştü!
Mülk çekimli dizaynı anlayışa göre kişi aç kalıyorsa, mülksüz ise, rızkını arıyorsa; bu ilahi takdirdi. İlah söylemi burada ilahlıktan çıkmıştı. İlah: meslek bilir, meslek icra eder, meslek öğretir bir üreten grup gücü olmaktan çıkmış “mülkün sahibi irade olmuştu”. Yani ilah şimdi El rızkul El malikti.
Kişilerin kolektif kapasiteden ve kolektif kapasite sağlaması içindeki aldığı paylarından yapılan birçok eksiltmeler mülkü ve mülk sahiplerini, yoksul kişiler gözünde sanal bir yanılsamayla büyütüyordu.
Bu yanılsama kişilerin kolektif bilinci yerine, kişilerin takdiri eksiğini bilmesi ve eksiğini takdirli iradeye boyun eğme üzerinde tamamlar olma bencilliğini öne çıkıyordu. Kolektif paydan yapılan eksiltme işi kişileri mülke ve mülk sahibine doğru eğim ettirdi. Paydan eksilme demek birilerinin rızkının artması demekti. Bu tuzak mülk sahipleri tarafından bilinçli yapılan uygulamaydı.
Kolektif alan sağlatması temel gereksinmeleri karşılıyordu. Temel gereksinmelerde yapılan eksiltmeler, çoğunluğu kolektif kapasiteden yoksun kıldı. Kolektif kapasiteden yoksun kalma işi kolektif kapasiteyi elinde tutan mülk sahiplerine karşı muhtaç şekilde olmanın düzenlemelerini öngörüyordu. Bu kadarı tuzak bile insanı insana kul, köle yapıyordu.
53 / 46 d
Yine burada, beş parmağın beşinin de eşitsiz olmasıyla ortaya konan yumruk, avuç, kol gücü gibi farklı farklı hünerler ve farklı enerji durumları önemliydi. Bu enerji durumlardan biri de eşitsiz beş parmağın tek tek her birinde bulunmayan bir kol gücünü (kolektif gücü) ortaya koyması önemliydi.
Çeşitlilik, hüner, eşitsiz durumlarla olasıdır. Kulak kaşımak için baş parmağın girmediği yere eşitsiz bir çeşitlilik ve eşitsiz bir maharet olan serçe parmak girer! Beş parmağın “el kapsamı içinde” sağlama yapmayacağı söylenir mi?
Parmaklar öznelerdi. Parmakların her birinin farklı ve eşitsiz becerilerle olması; iş birliği yapması ve iş bölüşümü yapan öznelerin bileşen özellikleriydi. Her bir parmağın ayrı ayrı eşitsiz yetenek içinde kendi ihtiyacı kadar “enerji tüketmeleri de” özneleri birbirine dayanıştıran “ortak özellikleriydi”.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...