Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

İnsan neden sonu gelmez bir düşünme içindedir? Nehir kaynağından denize ulaşacak kadar bir uzay zaman boyutlu yüzey alanı gerilimle, uzundur ve uzun olduğu kadar da kesikli sürekli çevrim içindeki olgu, olay aşımlı süredurumlarladır.

Siz bütünden bir parçasınız. Bütünsel olup bitenler karşısında sizin söz ve eylemleriniz hep eksik yarım olmakla söylemlerinizle olup bitenler açıklanamaz kalırlar. Yani söylemleriniz, düşünceleriniz cevap oluşacak yere ulaşımsızdır. Ulaşıp ta cevaben geri gelenlerin çok büyük çoğunluğu da sizdeki dıştan içinize doğru olan ithal girdilerin seçme ayıklama eleğine takılırlar.

Evren sel sistem ve biz arasındaki söz, eylem ve düşüncelerimizin tam bir evrensel karşılığı oluşmaz. Sistemin kendisiyle ya da sistemin özeği ile (merkezi ile) iletime olduğumuzdan çok çok daha fazlasını iletime olamayız. Pek çok beklentilerimizin soru, yanıt iletilmeli dönütleri olmaz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yani sizle evren arasında olan diyalektik bağ, sizdeki inşa kuralı olan seleksiyon nedenle engellenir. Kesintiye uğrar. Kişiler önce yalıtım içindeki sınırlı yapısına göre olmak zorundadırlar. Evrensel oluş ya da Dünya; özne ile arasındaki bu kopukluğu aşmak zorundadır. Öznenin yalıtımlı bir yapı olması, özne içine girecek olan bir birçok dış girdiyi durdurur.

Özne yanıtı oluşmayan bu süre durumlu karadelik etkisini, kendi içindeki bir noktanın sanal çekim çevrimi yapar. Bu içsel bir groteski, duyuştu. Böylece kişi seleksiyonlu yalıtımın içindeki bu nokta kapalı devre çevrim salınımlarını üretir. Bu salınım verili iç deyi duyuşlar groteskidir. Meşruiyettir. İkna edici, olumla şan soru cevap dönütleri oluşturmakla çevrimlidir. Ve bu bir bilinir oluştur.

İşte kişinin kapalı devre içindeki salınım merkezi, "groteski" mana anlayışıdır. Groteski mana anlayışı kişi merkezli çevrimdir. Böylece etkileyici basıncıyla dış dünya kişinin içinde düşünme, düşüncesini iletip onay ve meşruiyet almanın soru cevap dönütlerine dönüşmekle groteski ilik kişisel odaklı bir meşruiyeti bir yansıtma eksenidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Grotesk ilik ortaklaşmacı belirlenmeleri içinde yankı veren bir boyut durumdu. Soru ve cevap biçimi içinde soru ve cevabın geri dönüş çevrim imleyicisiydi. Bir geri dönüş mesajı olan düşünce; eylem ve sözlerden oluşan imaj alışa, sosyo toplumsa alanın merkezindeki ekseni çevrimdi. Ortaklaşma yoluyla sistem merkezinden imaj alışlar, kendilik durumun yanı sıra sosyal basınçla da sistemin merkezinden bize yansıyordu. Bunun meşruiyet ligi de yaşanan dünya imajının bizden önce bizde olmasıydı.

Söz gelimi biz belli bir vücut ısısına göre entegre olmuşuz. Ve vücudumuz bu değerler etrafında kontrol edilir. Bu durum daha biz doğmadan önce dış dünya şartlarını bilmekle ancak olasıdır. Bu olay çevrim böyle gerçekleşip genetik durum edildiğine göre; bu gibi birçok hazır durumlar nedeniyle, kimi dış dünya koşulları daha biz doğmadan; bizim içimizde imaj (kopya) edilmiş durumdadırlar.

Bir sistemin zorunlu olarak bir ekseni olur. "Eksen sistemin bileşke birliğidir". Ekseni çevrim sistemin birliği; bir oluşu ve elde bir olmasıdır. Sistemin ekseni zorunlu döngüler nedenle elde birdir. Kişilerin kendi içlerinde olan groteski anlamaları, ortaklaşan biçimlenmeleri sonunda; sınırlanmaydı. Başlangıcı oluşmaydı. Eksen geri beslenin yapma sınırlarını oluşmakla; cevaplarını oluşup, kontrol edilebilirlikti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kişi üzerinde parçalı olup giden organize eylemeler kişi üzerinde boşluk bırakır. Bırakılın boşluğun kendisini çağıran (öz yineleyici) oyuk gerilmesi nedeniyle kişiler de; kendisinden gidenleri, farklı kullanım ve tüketim sağlamaları olarak geri çağırır.

Kişi üzerinde ayrışıp giden yöneylem potansiyellerinin oyukları sünen durumun geri çekim gücü haline gelirler. Yani ayrışan parçaları geri çağıran kolektif alan kuvveti ile kişi üzerinde ayrılan parça yüklerin bıraktığı oyuk hareketi; ayrışmaları farklı sağlama olarak geri çağırır.

Böylece parçalar, ayrışarak kopan bağ enerjisi ile üzerlerine yüklenen alan kuvveti nedenle bir gerilme, bir çekimli duruma dönüşmeye tabii olup; böylece potansiyel kazanırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

7
Kısaca tekrar söylersek; doygun yani nötr bileşenli temel durum içinde olan bir kişi, acıkmanın yöneylem hareketine başlıyordu. Acıkma yöneylemi iki türlü davranacaktı.

Acıkan eğiliminiz sizi dışa doğru yönlendirir. Neden? Çünkü bedenler dıştan ayrışan bir yalıtımdı. Yalıtım dışa göre eksikliydi. Yalıtım eksiği olanı dışın basıncı içinde tamamlayacak bir etki tepkiyi güden seçme ayıklamaydı.

Böylesi uyarılmış ve karşılık davranışların belirleneni olmuş yalıtıma organizma dışta sağlama yapacak eylemlerin içinde olur. Uyarılmış eylem içindeyken acıkma olan eylem alanı oluştuğu yerde kalır. Ve doldurulması gereken bir oyuk alanlı zaman eylemi olarak davranır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yaratma süreçlerinin çoğu erken dönem içindedir. İlki groteski algıları kolektif algı mantığına dönüşüp kolektif süreci başlatan anlatımlardı. Yaratma anlatımları kolektif dilin bileşen, ayrışan, yeniden bileşeninin ifade dilidir. İlk yaratma dönemi ilk kolektif oluşumun bağlanım süreçlerini anlatmanın, diliydi.

Kolektif alan, hayatın dışındaki kimi doğa yasalarıyla hayatı içine almıştı. Kolektif alan içindeki hayat bilinen görülen hayattan çok farklıydı. Kolektif alan hayatı geliştirici olan çok farklı bir kulvardı. İşte inşa içine gelen inşacılar hayatın bu devrimini kökten anlamasalar da bu devrimsel fark edişi ancak “yaratma” söylemiyle ifade edilebilirdi.

Yaratmayı anlatan ilk öykü sürü dönemde kopuşun, küçük gruplardan kopuşun ve bitişik anlı kişisi zamanlardan kopuşun eğilimlerini kolektif zaman içinde birleşen ve bileşimi kolektif kuvvet nedenle; tekrardan ayrışan; bu ayrışmayı kolektif alan çevrimi üzerinde yeniden birleşen her bir aşamaları isimlendirmeydi. Yaratma, kolektif sağlayışlar içinde kolektif üretimin anlam ve anlatım diliydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İttifaklar kendi içinde totem kültürler düzleminde ayrıştırılacaktı. ve bu ayrışma isimlendirilecekti. Kültürel yaradılışlı ayrışmalar içinde sofra düzeninde ayrışma vardı. Giyecek düzeninde ayrışma vardı. Renk düzeninde ayrışma vardı. Amulet düzeninde ayrışma vs. olacaktı.

Diğer bir yaratılış ta ittifak içinde geno tip ve feno tip olarak ilahların melezine insan adı verilmesiydi. Ve insanlar ilahlardan ayrıştı. Böylece tarihte ilk kes insan yaratılmıştı. Bileşim içinde ayrışan kültürler de "uygarlık" söylemli adı altında verilen isimle tekrar bileşim çevrimine girilecekti.

İlahlar, gruplar ittifak içine zaten yalıtıma totem kültürün ayrışması ile geliyorlardı. Fakat bu ayrışmanın öncesi kıt kaynaklardan yararlanışı yasası olan grup haline getiren çabaydı. İmleci düşmanlık düzeyinde ve doğa sağlama yapacak kolektif bütünleş işe uygun bir bilinci yalıtma sureti ile ayrışan yaratılıştı. Ve çok farklı nedenle ilk inşa kalıbıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Dördüncü yaratılış önce El 'e yeni isim vermenin ve El ‘in arkasında duracak bir El ahit anlaşması içinde ayrışmayla başladı. Bu yaratılış tutumu köleci hâkimiyeti. El Hakemi pekişir olacak El sahipliğini belirtir olacak köleci ulamlardan üç beşi şöyleydi.

El, lütfedendi. El kaderleri belirleyendi. El rızası olan, rızası alınandı. El hakkı içindi. El mükâfat verendi. El vaat edendi, sabretme ve tevekkül etmeyi, teslim olmayı ahde vefayı söyleyip, sözleşendi. Azabı olandı. Çünkü bu kadar mülk ancak kahreden azapla elde tutulabilirdi.

Bu yaratılışa göre artık siz yürümüyorsunuz El yürütüyordu. Siz nefes almıyordunuz. Canınız elinde olan El nefes aldırıyordu. Siz üretmiyor, siz çalışmıyordunuz! El dilediği için çalışıyordunuz. El dilediği için ürün size bol bol ya da kıt olarak veriyordu. Enflasyonu El istiyordu. Maden ocaklarında El istediği için ölüyordunuz!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Dördüncü tarz yaratılışa göre köle boğaz tokluğuna çalışıp, efendisi için üreten ve emeği de efendisi tarafından meşruiyetle sömürülen kişiydi. Oysa mülk sahibi huzurlu, huzur hakkı olan kimselerdi. Huzuru amadeydi. Köle gibi huzursuzluk beylere, bey efendilere yakışmazdı!

Üreticiler başka tarz mülk sahibi olmayı meşru kılan tacirlerin ve ihracatçıların “ticaretin on da dokuzu kazançtır” deme meşruiyeti içinde kandırılıp sömürülürler. Yani aldatmanın onda dokuzu hileli kazançtı. Köleler, üreticiler efendi karşısında hiç bir hakkı olmayan ve efendi kapısında aradıkları rızıkları üzerinde aldatılan kişi modeliydiler.

Artık bakış açınız ve değer yargılarınız kolektif üreten, üretim ortakları girişmeli değildi. İtibar ve değer yargılarınız mülke ve mülk sahipliğine göre bir mülk ve mülk sahibi kutsamasıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kullukta eşitleşme düşüncesinde neler neler doğacaktı. Köle bu eşitleşme gayreti içinde, köleci alan içinde kalmak şartıyla efendisine "rızkımı veren Huda’dır (El 'dir) kula minnet eylemem" diyen bir sesle meşru bir direniş başlatıyordur.

Kolektif sistemlerde meşruiyet kolektif bilişimle, kolektif kapasiteyle, kolektif emekten ileri gelen bir kolektif onaylı kolektif doğrulamaydı. Kolektif meşruiyet böylesi bir inşaca somutluklarıyla yanlışlığı tartışılmayan bir başlangıca hüküm olmakla sözün bittiği yerdir.

Efendi de El 'in kulu olursa, azaltılmış gerçeklik içinde rızkı efendiler vermiş olmuyordu. İşte efendinin rızkı vermediği bu sanal noktada köle efendisine başkaldırabilirdi. Burası bir meşruiyetti. Burası kölenin kendisine direnç ve meşruiyet kıldığı noktaydı.

Devamını Oku