Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

9-]Açı yapan kolların taradığı alan, toplumsal ve sosyal alanların yoğunlaşma ve birbiri ile kesişme, birbiri ile iç içe (kamu) ve birbirinden yoğunlaşan durumla ayrı bulunma alanıdırlar. Bu hal bir hücre içinde hücre çekirdeğinden ayrı oluşla bir mitokondri; bir kloroplastların vs. organ ellerin ayrı bir zar ve ayrı bir çekirdeklerinin bulunması gibi bağımlı, bağımsız varoluşlarına, çok benzerdir.

Toplum sal ve sosyal yapı, orijine doğru gidildikçe ve orijinde; her ikisi de birbirine dönüşen bir anlama olmakla, muğlakça (belirsiz ve fluca) oluşlarıyla belirleme kaydedilir. Ve orijinden uzaklaştıkça, günümüze beri geldikçe; her iki alan belirgince konumlanan bir sosyal ve toplumsa olan; ayrı bir ikili, girişme iliş kinliktirler.

Açıya dek örneğimiz, açı çıkış noktasının aynı yer olup, ışınların da giderek birbirinden ayrılan dal olmasıyla; sosyal ve toplumsal alanın aynı noktadan hareketle ayrıştığını belirtmek amacı ile verildi. Sosyal ve toplumsal yapının geçmişte aynı nokta deviniş hareketi ile ve aynı noktadan çıkan iki ışın açının dallanma ve çatallanma yaptığı yerdi. İşte ortak olan flu olan halksak toplumsak ilişkin sürecin bir ve aynı olduğu yeri ve bir zamanlar ikili, iç içe ilişkin dönemleri belirlemek için, açı örneği verildi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-Yani denklem çözemeseniz de; fonksiyonlardan haberiniz olmasa da; rakamları bileceksiniz. Kitap yazmasanız da, roman okumasanız da, okuryazar olurla; alfabeden haberiniz olacaktır. TV vs. tamirini bilmeyecek, elektroniğin hesaplarında ve kimyasal denklemlerde bi haber olmanızla; TV kullanacaksınız ve kimyanın ne olduğu genel bileceksinizdir. Toplumsal yasayı komplike bilmemekle, yasanın hukukun ne olduğunu bilecek ve kontak noktalarında ona göre iletişir olacaksınızdır. Elektronu bilmeden, elektron akışından haberiniz olmalıydı. Sn. Demirel’i özne hususiyetleriyle bilmeyecektiniz. Ama Sn. Demirel’den genel iliş kinliği bağlamında, haberiniz olacaktı.

Bu bir birim oluşun kavranması, tarımla iştigali bilmeden, tarımın ne olduğunu; bir cümlelik bilmenin haberdarlığıdır. Sümer’i detayları ile değil de, Sümer dendiğinde yaklaşık çağrışıcılar oluşması gibi yüzeysel alırlığın kanal açıklığı, bir birimlik bilme oluşun durumlarıdırlar. Güncel topluma dair çok konuda detayları olmadan, kontur seçimlemesi; felsefe, mantık, duyum algı açıklığı, algıda seçicilik gibi her bir yönelimler sentezi bir birimlik olumdurlar.

Tüm bunlara rağmen pek çok akıl almaz denli çok bilmezliğimize rağmen, duruma göre olacakla algı açıklığıdır. Bunların öğrenim süresi, nitelik ve niceliği aynı olmamakla beraber, düzey olacakla; eğitim sağlayacaktır. Kendi eğilim ve karşılaşmalarınızla gelişen, irtibat kuran, haberdar olabilen bir katılımı o durumla ortaya koyabilmektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-Bu farklılıklar, kopuş yapanın, kopuş öncesi birlik içi yaşamlarındaki zihin öğrenmeli algının; ayna içi yansımasıdırlar. Böylece, soyuttu kıyasla ortaya konmuş bir süreçlimedirler. Değilse yeni, koptukları ana birlikle ilişkin olduğu bir ayırt eden seçimlime değildir. Yine bu kopan jenerasyonun, ana yapıyla hiç duygu bağı yoktu demek de, değildi. Kopuş ve kopuluş, doğum sendromunu taraflar, ister istemez duygu olacakla, hissedeceklerdi. Bu da taraflarının bir çekim alanı durumu idi. Ana yavru doğum ilişkisinde, anne doğuran olacakla çocuğu belirlerdi. Çocukta doğmakla, doğuran kadının anneliğini belirlerdi. Belirleyende belirlenirdi. Yansıma kanunu.

Ne var ki göç veren sosyal yapılarda bakışım etkileşimi olmayacağından, belirlenen yapı, artık anayı belirlemiyordu. Üstelikte kendi ruhsal yetileriyle biraz farklılaşan bağımsızlaşmasını ilan ediyordu. Çünkü kendisini ana kütlede koparan zorunluluk artan nüfusla sosyal birlik gücünün kontrol Sosyal birlikler bir üretim ilişkisi olmadığından, üretim ilişkilerine dek olmayan yapıyı; ilişkileri değiştirerek büyütemiyorlardı.

Sosyal birlik ilişikleri, kendi sosyal yapı ilişkileri sürecini büyütmekle, genişletir olmakla; çevre sağlayışı olan av ve kök meyve gibi nesnelerdeki verimliliğe olacak katkı ile onları da büyütemiyordu. Yani bu büyüyen ilişki çevre ilişkilerini çoğaltan bir ilişki olmadığından ötürü, bu kez de çevredeki sunu döngü, bu büyümeye ayak uyduramadığından kıtlık başlıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-Bu nitelikli aşma şekli sosyal birliklerin ayrı ayrı olan referans noktalarını aynı duyum nokta osilasyonu olacak şekilde belirleyen ve açıklayan durumdu. Bu durum her bir sosyal birliği de yansıtan, her bir etnik sosyal birliğe de hitap eden kaynağın seslendirilmesi ile olurdu.

Bu seslenen kaynakta totemiler birleşmesi ortak aklı olan ve her bir totemi olanın üstü oluşla da (hiyerarşi ile de) “ben yetkendi”. Buradaki ben yetken (ben yetkili-yöneten-buyuran–otorite) çoklu yapı içinin, kıyasıyla ortaya çıkmıştı. Yani yeni “ben yetken” ittifak içi bir kıyasla, ittifak içinden ortaya çıkmıştı.

Şimdi kendi içinde çeken (evet diyen) ve iten (hayır diyen) bir ilişki olacakla, toplumsal yapıdan örnek verelim. Toplumun üretim ilişkisi, iş bölüşümü, ürün takası, iş görme yardımlaşması bir birleştiren, ittifaka bir evet diyen çekendi. Ama aynı toplum çekimlik ilişkileri sonucunda ortaya konan ürünlerin paylaşım ve üleşişleri, toplum ittifakına hayır diyen bir dağıtım ve bölüşüm bağıntısındaki aşırı olan kutuplaşmalar da, toplumu ayırıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6-Bilmiyorlar ki insan hakkı denen görece durum; bu günkü gelişmiş toplumsal üretim ilişki düzeyinin; üretim, paylaşım, dağıtım, sürekliliğiyle ancak sağlanır ve sürdürülebilir bir durum, yansımadır. Sosyal birlik düzeyine ayrılışla bu dayanak kıldığınız insan hakları ilişkileri, bir bir ortadan kalkarlar ve yok olurlar. Sistemin benzeri kalarak ayrılmak istenebilir! Siz sitemin bir parçası olduğunuzdan ve parça sistemin tümünü yansıtır olamayacağından ötürü, hayli zordur. Ve çok üstün, hızlı bir organize olma ve donanımı gerektirmektedir. Bu da feodal ilişkilerle olacak bir şey değildir.

Yani toplumsal işleyişiniz olmadan özgürlüğünüz ve insan haklarınızın mümkün olması olası değildir. Etnik sosyal yapı özgürlük alanı ve gerektiğinde rücu edeceğiniz bir devinme alanı değildir. Aksine etnik sosyal yapılar, insanlığın yol süreç uğrağıdırlar. Yani bu günkü özgürlüğü kullanım düzlemini ortaya çıkarma adımları içindeki kullanılan bir avatar kalıp aşama duraktırlar (bakınız köle ve özgürlük, toplumsal güç, toplum ve özgürlük yazı dizilerim) .

Bu yüzden kimlikte, kimlik; gibi gerici söylem içinde olurlar. Sosyal aitti kimliğin, özel yaşantı aşması haklı ve başka bir durum; bunu toplumsal yapı içinde oluşla kendi etnik aidetimiz içinde, feodalce yaşayacağız denmesi apayrı bir olaydır. Etnik kimlikler dahi, artık o eski etnik birlikti sosyal kimlikler değildirler. Üstelik sizi çıkacağınız yolda, yol kazası oluşla bırakırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-] Ortadoğu kaynaklı monoteist kültürler, böylesine bir tarihi geçmişi olan Mezopotamya, Nil, Asur, Babil İran, Hint gibi uygarlıkları devralıp, üzerine geliştiler. Ve zaten süre gelen süreçle bu kültürler üzerine, bu kültürleri değişen şartlara uymayanlarını dışlayıp, yerlerine yeni yorumlu konumlamaları koydular. Bir seçme ayıklama yaparak ve kimi hala geçerli oluşla süren edimselleri de, ilahi kaynağın, tek kaynak kabul edilişinin içinde mütalaa ederek, eklektik bir berdevam edişe yükseltilmişti.

Arap kendisini sağ kült tanımlı ifade etmiş, inancını sağın kutsallığı üzerinde vurgulamıştır. Asur’un Eşek totemi olan kimliği, Araba göre; ‘ başkasına benzememe’ tabundu ilkesi gereği karşı totemin kabul edilmezliği üzerine filizlendi. M.S 6. Yüzyıla gelindiğinde, Arap inancında eşeğe dokunulma abdest bozan bir anlayış oluyordu. Ya da it totemdi toplumun tabu kimliği, Arap geleneğin, totemdi kimliğinin karşı totemi dışlaması nedeni ile karşı totem sembolün mundar olması anlayışı üzerinde ittifak etmişti. Böylece hiç değilse kimi Arap kabile geleneği içinde, ite dokunmanın mundar olması kimi kabilesinde de itin, temiz olması, anlayışı; çoktan inanç aşmıştı. Artık bular mezhebi anlayıştı.

Bu gibi bir yığın tabu anlayışların devam eden aktarımları içindeki eski toplumsal düzenleniş ilişkileri unutulmuştu. Ama köpeğin mundardan bir tabu olduğu inancı sürüp geliyordu. Yani kimi Arap inanç mezhep anlayışında, nedeni bilinmeyen bir tabu, yani ite değmekle veya itin size dokunması ile sizin aptestiniz bozuluyordu. Ama nedeni de bir türlü açıklanamıyordu. Açıklanan da hava da kalıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-] Hatta günün hay huyu içinde bir sağ eylemci, yolunu çevirip yakaladıkları kişilerin sağcılığını, solculuğunu anlayabilmek için tartışmalı bilgiye yönelik anlamaları da, yoktu. Ancak yakaladıkları kişilere, “Fatiha” süresi gibi sadece kendilerinin de rahatlıkla bilebildiği ezberleri okuyabilenleri, sağcı ve dinli, imanlı, vatansever vs. addedip, bırakıyorlardı. Diğerlerine günün icabı olan süreği ne ise, onu uyguluyorlardı!

Yurdumuzda sağ düşünceyi bir alternatif fikir olarak değerlendirmek yerine; sağcı= inanır tamlaması yapmak, yurdumuz halkçı gerçekliğine aykırı olmasa gerek. Bu yüzden eşitliğe karşı olan eylemci bir pek çok sağ inanır, kendisine söylenene inanır. Kendi inancını da tam bilemez. Bilmediği için gözü karadırlar. Kendisine anlatılanın dışına da çıkamazlar. Tamamen kendi inancının gereği olan anlamalardan oluşan bir formatlanmayı kendileri kendilerine, öz eleştiri olarak yapmalı idiler ki; bir anlayan, bir yorumlaya bilen ol sundular.

Söz gelimi kutsal kitapta, geçmişteki “ezenle (rızkı olanla) , ezilen (rızık sız olan) çelişkisinin” o günkü toplumların, kendi iç ilişkileri içindeki toplumu ve halkı tedirgin edici güncel sarsıntılarına karşı, şöyle bir çözüm bulmuştular. Ve bu sorunun çözümüne ilişkin eşitliğe değin, Nahl süresi 71. Ayette, eşitliğe dek (eşitliğin sapıklık sayılmayıp) şöyle bir denişin buyurması vardır. Elbet eşitlik anlayışlarınız farklı olacaktır. Hatta konjonktürse bile olmayacaktır. Ama eşitliği söyler olmak, inancımızca da sapıklık değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-]İnançlar bizatihi ideolojiler kapsamındadır. Bu yazı aslında ideolojileri terör ize etmek konulu yazımla bütünleşen ve o yazımla tamlaşan, bir ek geliştirme yazı olmaktan öte bir şey değildi. Konu toplum sal (herkes sel- herkese dek) olanla, halksak; halka dek olanın sınıflanmasıydı. Çevrenin verileri yukarıdaki gibi öznel deyişlerlen bir hayli çeşitlenmiş idi. Halksa olan, toplumsa gibi söylenip kabul ediliyordu.

Ancak bu verilerin alansa ilişkinliğinin tespitine dek, seçme eleme yapacak olan; dış denk düşmenin, hem toplumsal ve hem de sosyal seçici girişir nedenceleri içinde, olumca etkili olabilmesi için, yapıcı olan bir konuşma, konuşmacılar içinde; hemen hemen hiç yok gibi idi.

Başörtüsü simgesi üzerinde vurulmak istenen nokta, inançları toplumun konusu içinde toplumun bir olayı gibi yapmaktı. Ve inançları topluma entegre edişle, inançları toplumun da, egemence bir parçası kılmaktı. Geçmişin sisli algılarına dek olan bu durum; hortlak olanın dirilik sayılıp; güncel olan ilişkindik diri olanın durumun da, mevta gösterilmesi idi. Oysa türbanın toplum için hiçbir nesnel, üretimse ve ilişkindik bir tek gerekçesini var edemezler. Hep söylenen soyut, öznel, kapris ve inancı anlamalardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6-]Böylesi alınmış kararları, bu minicik, bir kelimelik yasal olma farkını görmezden gelişle, unutturura gelirseniz; olan olur. İş, içinden çıkılamazlaşır. Böylece sağırlar diyaloğu başlar. Düşünme direnciniz kırılır. Çünkü size sufle edilen; YÖK kendi alanını, kendisi düzenleme hakkına sahiptir gibisinden olan genelce söylemi, mantıki bir onatma cümlesidir. Dikkat edilmezse, yasa dışı oluşu; yasalmış gibi mantıklıca size, haklatmak ve onatmanın bir mantığıdır bu mantık! Yani sizi analizci düşünceden alı koyucudur.

Sorumlu ve bilinçli yurttaş, bu gibi söylemleri elinin (bilincinin) tersi ile iter. Önem vermez. Bu gibi sözdü söylemler; o kişiye saygı duymanın itibarını bile ortaya çıkartmazdır. Kişinin kendi bilgi ve görgüsü, zaman ve zemine denk düşücü olmalı. Ve güncel düşünme konuları ile kişinin kendisine saygısını duyurturdur. Bu tür alanı belirsiz, düşünce gibi söylenen abuk ifsatlara saygı duymak bir yana, acaba ben düşünce mi sarf ediyorum? Deyişin utanmasını dahi duymayacak denli de olan bir gafletliktir.

Sizin; toplumcu düşünce diye tabir edişinizin meşruiyet kaynağı nedir? Elbette nesnel ilişkindik ve üretimse olanın; nesneldi öznelce, toplumsa yaşantı ile işlev eşmesidir. Ve bu işlevle menin herkese hitap eder oluşudur. Toplumun üretimi tüm halka hitap eder. Halkın öznel düşüncesi topluma hitap etmez. Etmek zorunda da değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnançların Oynadığı Rol

Öznel olanın farkı nedir? Öznel, nesnel olanın hakiki bilgisinden yansıyan bir beyin analiz ve sentez süreçleri olmakla işe başlar. Sonra da yeniden ve yeniden yansıyan ayna görüntüsü süreci olmakla, hakikiliğe dek taşıdığı unsurları, giderek azalır. Böylesi zaman boyut zemin devinmesi içinde, daha hızlı bir oluşmalı belirmedirler. Çoğunlukla eylemsel alanda gerçekleşerek, ancak görece doğru pekin bilgi olurlar.

Bu nedenle inançlar hakiki bilgiyi, hızla ayna yansıması oluşma sürecine sokarlar. Bir yanda insanın kendisine, toplumuna, sosyal yapısına, yabancılaşan fantezilere dönerken; diğer yandan yeni bilgilerin buluşların doğmasının da öncülü olurlar. İnsanı insanlaştıran özel ve nesnel olanın(deneye ve deney verilerine uyuşan sentezler, yine deneylerle verilenir olan bir) yanı vardır. İnançlar tarihin bunca süreçli gelişmeler içinde olumlu olmuş yanarına rağmen, inançlar; sübjektif kullanılmaların da bitmez tükenmez bir kaynağı olmuşlardır.

Devamını Oku