Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Hayat dediğin anlam, her organizma için birdir
Hayatı taşımak, o canla ne ilk, ne kibirdir

Ana dediğin Güneş gibi anlaşılır değil
Ana sevgisi herkesçe, paylaşılır değil.

Devamını Oku
Bayram Kaya

2-]Hatta bunlara bağlı olacakla, mülkiyetçi yeni yaşamdaki ilk girişmelerin emeğe sahip çıkılmasıyla, ortaklaşa olandan yararlanmanın sonucu olan ortak beslenme ve ortaklaşa cinsel sağlayış, ortadan kalkınca; bir anda kadınsız ve erkeksiz de kalınmanın sorunları, aklın kavrama alanına yeni girmişti!

Ortaklaşa olan cennet bitmişti. Tabi bunlar bir günde olan, birden olan durumlar değildi. Niceliklerin birikmesi sorunun geniş kitlelerce algılanmasına bağlı, sürekli gel git yapan durumlardı. İşte girilen bu yolun makulü, şimdiki cennetten çıkma, cennet erbabına nasıl aktarılacaktı!

Ortaklaşa ilişkileri tadarak büyümüş; bu baskıyı iliklerine kadar hissetmiş kitleler; şimdi bireysel olanın sahiplenmesini akılca anlaya bilirler miydi? Ya da tersten soralım. Şimdi cennetin koruyuculuğu yoktu. Bireysel emeği oluşturamayanlar ne olacaktı? Ne olmuştu da, bu hale gelinmişti? Ya hep aç, ya hep tok bir dünyadan; birilerinin hep tok, birilerinin de hep aç olduğu bir dünyaya adım atılmıştı. Daldaki bir meyve, tutulan bir kuş, yapılan bir av eti hepsinindi? Şimdi nasıl oluyordu da, bunlar birilerinindi?

Devamını Oku
Bayram Kaya

3- İnsanların bulduklarıyla yetinmesi cennette sürdürülen bir yaşam ilişkisiydi. İnsanların ortaklaşa yaşamları içindeki tutumsa bilmeleri onların bilen gözleriydi. İnsanların, cennet dışındaki toplumsa yaşamlarıyla, cennete göre; cennette bulduklarından daha fazlasını elde etmenin cazibesi ile gözleri iyice açılmıştı.

Bir anlamda ekmek elden, su gölden olurdu cennete dek olan insan yaşamı; cennet dışındaki insanın gözünün açılmasıyla da, insanın cennet yaşantısını, bitirmişti. Şimdiki cennet dışı yaşam içinde, elde birikmiş servet ve servetin boyun eğdiren gücü vardı. Cenneti terk ettiren servet; serveti olmayanların gözünde yeniden olacakla, cennet özlemini de tutuşturmuştu.

İnsanlar, ortaklaşa yaşam içindeyken, asla bilemedikleri ve asla da bilemeyecek oldukları şimdileri içindeki mülkiyetçi ilişkinin sefaletini ve lüksünü yaşamayla burun buruna bulunuyorlardı. Bu kabil mal edinmenin ve şimdilik farkında olmadığı öznellik değerleri pahasına da olsa kimi temel gereksinimlerin karşılanmasına dek güvenceli cazibe durumunu insanlık, kölelikleri pahasına, göze almıştılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-]Hayat egoca ve böylesi çevre girişmeli bu zorunluluğuyla; kendisi bir nedendi. Neden olan kendisi bir sonuçtu. Ve sonucun tekrar neden olması eytişimi içinde süreç çevrimini dayatmıştı. Bu da merak eğilimidir. Merak eğilimi öyle garabet olan bir bilinmezlik değildir. Tam bir bilinir nedendir.

5-]Ben diyen egonun sağlayıştıları, yine egonun sağlanıp, sağlanamamasına değin kaygıların denetlenmesidirler. Kaygıların sağlanması haz; sağlanamaması eleme dek duygu davranışlarını desteklerdi. Bu yüzden eğilimler içindeki egonuz, saldırgandırlar.

Daha önce de belirttiğimiz gibi kişisel ego, sosyal yaşamlarınız içinde, kişiler egosu olmazlar. “Sosyal özneler egosuna” dönüşmesiyle sosyalleşirler. “Sosyal özneler egosu” olurlar. “Sosyaldi bilen ben” ve “aidiyetliklerle”, bir özgecilik tutumudurlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-]Merak, kaygıları yoklayan bir eğilim olmakla, kaygıdan bira fazla bir durumdur. Kaygı benin tutumudur. Tutumun dışa yönelen, çevreyi tanıma, bilme, etrafı yoklama, etraftan haberdar olma gibi devinmeli öznel nedenli eyleminiz merak hareketidir. Bu hareket sonunda kaygılarınız azalır ya da giderek artarak sizi önleme zorlar.

Önlemin en karakteristiği, kaygıların sizi alışma ortamına doğru sığındıran davranışıdır. Kaygı (haz ya da elemi) tutum olacakla içte belirdiğin de, merak; bunun dışta oluşan imleç girişmesidir. Bu girişme biraz büyüyerek (enformasyon edinerek) kaygınıza cevap olurlar.

Bu nedenle merakın içine öznenin karışması da katılır. Böylelikle merak, egonun kendi üzerine bir; kendisini düzenleme ilişkisine döner. Sizden belirimle, sizden ayrılan eğimle; dıştan çevre olayları ve çevre nesneleri üzerinde dolaşarak size geri dönen eğilimin farkı; merakın sizden ayrılan eğime olan katkısıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

7-]Bir habitat gerileşirken diğer bir habitat konumlanıyordu. Cennet yaşamının doğal ekosistemi olan ortamlar, av ve besin alanları; insan yararına yeniden bir inşa oluşla, diğer yaşam sistemlerinin aksine gerileşmesi şeklinde bir durumu ortaya çıkartmıştı. Yeni olan, insan bencillikle ve insan uygarlıktı sistem, yeni insan doğal ekosistemi; doğanın dengeleri aleyhine olurla gelişiyordu.

Doğa yepyeni bir baş belası, sosyal ve toplumsal yaşamla; baş başa kalmıştı. Bu yaşam Dünya’yı kendisine göre yaşantı aştıran ve istila eden bir organ-organ elcilikti organizma (insan) istilasıydı. Dünya; şimdiden sonra; bir çeşit viral, ya da bakteriyel işgalle burun burunaydı. Nasıl baş edeceğini de bilmiyordu.

Dünya’nın yeni olguyla baş etmesi, iki şekilde olasıydı. Bu baş etme şekillerinden birisi, yeni olgunun (insan etkimeli olayların) , insanın kendisinden ötürü, kendi süreçlerinin; kendi üzerine yansımasıyla oluyordu. İkinci halde de, Dünya’nın kendi acımasız süreçleriyle, bu gibi durumlar, frenlenecekti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

8-]Her bir atık, kendilik özdekse özelliklerinin yansıtılması ile bir etki ile periyodik ya da a periyodik uyarandır. Bu uyaranlara siz zaman içinde ya rast gelen zamanı kullanarak ya da tüm zamanı rast gele zaman yaparak, tepki vermenin karşılanmasını yapıyordunuz.

Bu durum yapı içi önemi nedeniyle zaten acil bir durumun basınç ve dayatanıydı. Bu sinyale göre ileti, alan ve ileti, veren şebeke yolları bu gün bile bu çok gelişmiş komplike olgunluğuna rağmen, genel olur değişmeler karşısında, tam oturmuş olan bir düzeye de hala gelememiştirler. Bu da çok doğru ve gerçekçi bir olasılıktı.

Nasıl gelsin ki, her yaşantı yeni bir tutumlaşma olurken, onun entegrasyon içi ilişkin haberleşmelerinin yapılaşan düzenletmesi, epey zaman alıyordu. Bunlar toplum hayatı gibi hızlı olmuyordu (akmıyordu) . Olay, olgu ve organizmaların çevrelerindeki yeni durumlarına dek karşılaşmalar, hemen ilişki alanının konusu olmuyordular.

Devamını Oku
Bayram Kaya

9-]Toplum ve toplumun otoritesi olurla toplumu tek elden yöneten toplum beyini; birden oluşmamıştır. Girişen, değişken olan, stabil (kararlı) olmayan; oturmuş olmayan, sorumlulukları denetlemeyi dahi bilmeyen girişmeler içinde çıkmıştı. İttifakı dönemler sonrası otorite; tam anlamıyla bunlara muktedir olmanın meşrulaşmasını; o şeyin neden öyle olması gerektiği olum lamasını, ilk başlarda tek elden yapamıyordu.

Otorite, toplumsa alan içinde önce, her bir eylemse oldukları alanlar da, ilahların işi ve düzenlemesi olacakla belirdiler. Bu nedenle, tuğla ilahı, dericilik ilahı, ticaret ilahı, adalet ilahi, çiftçi (tarımcı) ilahi, maden ilahi, su ilahı gibi bu alanların nedense söz hâkimiyeti olurlarıyla, belirdiler.

Böylece adeta bildikleri, müdahil oldukları, parça başı işler için o işin parça başı yönetilmelerine dek; parça başı yönetilme niceleyim tutumlarını edindiler. Bu alanlar denetimi, totemi yapı ve inançların müdahalesi ile dolduruyordular. Sürecin olgunlaşmasıyla, seçicilersen belirmeler, inançların da girişen tecrübeleri ile iyice pekişmeye başlamıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çevre, kendi içine ve içindeki olay, olgu, varlık gibi kesikli süreklilikler üzerine bir basınç, etkileşimler kesikli sürekliliği uygular. Çevre içinde kesikli sürekli olan bileşik organik ve inorganikti somutluklarla, isim, anlam, terim gibi mana olmanın soyuttu dağılma çözülme ve birleşme süreçlerine çevre, basınç uygular. Bu basınç güç, zorunlu bir etki sonuç ortaya koyuş olmakla ortaya konanın yasallığı ve sizden insan bilincinden bağımsız olmanın neden sel varlığıdır.

Bileşke etkinin belirişi ve bağıntı kurma şekli olaydan olaya, durumdan duruma, farklı iletime kurarlar. Böylece, görece; çevre tekildi süreçleri ortaya konur. Bu toplam bileşke diyalektik etkiye, ALAN denir.

Çevre, bu basınç etkiyle sizi davrandırır. Çevre bu basınç etkiyle sizi yorar. Yani çevreniz size yerine yenisini koymanız gereken enerjiyi, harcattırır. Siz yine sizi yoran çevrede doyarsınız. Ya da siz yine çevrede enerji sağlarsınız. Size; yorulmayı da doymayı da basınç etki kılan şey, çevre alanınızdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aslında vücudumuzda metabolizmaya dek sentez analiz süreçleri, beynin düşünmesi, Dışımızdaki toplumsal yapı. Bilgisayar, ışık hızında belki de düşünce olarak ışık hızından da fazla hızla çalışır. Bu genel görecelik yasasına aykırıdıri Pekiyi ama bu olası mı?

Eksiği tamamlar, tamam olanı eksiltiriz. Yani boşu doldurur, doluyu boşaltırız Doğanın yaptığı da budur. Doğa bunu hem kuantum düzlem de kuantum zamanla yapar. Hem makro düzlemde makro zamanla yapar.

Tüm olgu ve olaylar bu gerilim alanı içinde enerji dönüşümlerine neden olur. İçimizde, bilişti düzeyle bu işi üzerine alan organ, amigdaladır.

Devamını Oku