10.10.2015 10.12.2016
Canım acıyor canım
Acıyan canımın
Yanmakta olanıyla
Yakarım
Yazınsal alan içinde yapılan çalışmaların, bir sosyo toplumsa belleği ve bir de kişilerin kendi duygusunu yansıtma belleği vardır. Bu tür çalışmalar en az bu iki kategoriyi yansıtırlar. Bu tür çalışmaların bu tür iki kategoriyi yansıtmalarının "yanı sıra" üçüncü bir kategoriyi de yansıtmalıdırlar.
Çalışmacı yazarlar iki kategorik konunun kendi çalışmaları içinde yansıtılması kadardan daha azını üçüncü tür konu ile kendi çalışmaları içinde özgün ve özgür yoğunlaşır olsalar da çalışmacıların üçüncü tür konuyu kendi çalışmaları içine daha bir önemle almalarıyla eserleri kapsamında nispeten bilgiyi ve güncel aktivasyonları da içertir olmaları şarttır.
Bu özellik benim okuduğum şiir ve şairlere de aradığım bir özellik ve dikkattir de. Değilse çala kalem yazılan biçimsellikleri olumlu çalışma olarak görmeyip, bu alanın dışındaki her bir çalışmaları bir hobi olarak görmek olasıdır.
Köleci sistemle başlamıştı. Köleci sistemle doğru eğri mana kavramı ortaya çıkmıştı. Rızkların ve malın mülkün eşitsiz dağılımı fikrini açık açık deklare etmek doğruydu. Bunun böyle olmadığını söylemek yanlış ve zındıklıktı.
Gelişen sürecin doğru olan deklarasyonuna göre zulmü ve ceberrutluğu içinde başa gelen köleci deklarasyona uygun olmakla doğruydu, kaderdi. Kadere rızasızlık yanlıştı, kâfirlikti.
Bu ana düşünceyi de Yüce Tanrı anlamasına bağlamakla süreci Allah ile aldatmaya ve Allah ile ıskata (Allah adıyla susturma, Allah adıyla konuşamaz etme biçimine) getirmişlerdi.
Ön ittifakı sürece gelindiğinde totem dönem anlayışı giderek artan önemde etkinliği gerilemeye başlayacaktı. Totem dönemin sonunu getiren süreç; üreten ilişkilerdir. Yapılan gruplar arası ittifaklar, totemin üstesinden gelip; yapamayacağı bir süreçti. Totem yol, yalın ve yalıtılmış olan izole de dediğimiz gruplar inşası üzerine olan bir mana devinmesiydi.
Totem meslekli üreten ilişkilerin gelişmesi giderek totem grupların arasında yapılan ön ittifaklarla, totemi olan sosyal işlevini bitirmiş oluyordu. İlahi olan sosyal işleviyle yola devam ediyordu. Bu bitme işi bıçakla kesilir gibi olmakla ortaya konan bir işlev bitirme değildi. Sosyal olaylardaki bu kabil süreçler hiç bir zaman böyle birden bire bitmezler.
Totem; yalınlık üzerine olan söz ve davranışların değer yargılarını kotarırken; süreci gruplar arası sentez aşamasına kadar getirmekle totem; sentezi değer yargısını ortaya koyamazdı. Totemin inşa çapı buna yetmezdi. Böyle bir şey totemin kendi eliyle kendi ipini çekmek olurdu.
Artık mamondu sahiplik olan köleci mülkiyetçi alanda temel oluşla iki tip biz vardı. Birincisi özel malı mülkü olanların yapı dayanışmasına "biz" diyen bir manaydı. İkincisi mamondu sahipliğin mal mülk gibi rızk (kader-kısmet) olan paydan vermedikleri kesimlerin kendi aralarındaki yoksulluk olan yapı dayanışmasına “biz”, deme vardı.
Mal mülk iyelikle olan süreç giderek Mamon da denen birincilerin "biz" demeleri içinde istemedikleri kadarı malın mülkün zimmetiyle, himmet etmeleri vardır. İyelikle olan süreç oturmaya başladıkça himmet etme işi zenginlikle, fakirlik arasında gözü açık oluşun ikamesi olacaktı.
Gözü açıklar, iki sınıfın arasında rüşvet, hediye, irtikâp gibi yeni bir soyma ve soyguncu tutumu oluşturacaktılar. Bu yeni bir ikinci asalak tabaka olmakla lümpenlikti. Mamon himmetli anlayış ta, bu lümpen yapı içinde dilencilik gibi yeni bir asalaklığın doğmasına neden olacaktı.
Bu değer yargılarına karşı gelmenin bedeli eski anlatımdaki tufanın yeni anlatımda karşılığı olan su basmasıyla söyleniyordu. Kral Ziusudra inanırı olmakla, eşitsiz mülk ediniş biçimine iman eden kişi (sözleşme eden kişi) ve Ziusudra’ya boyun eğen kişi şakirtler; bu boyun eğen imanlarının karşılığında Ziusudra ile birlikte su boğmasından kurtulur oluyorlardı. Bu yansıma köleci “kurtuluşçu dinlerin” doğması olacaktı.
Geleneği (meşruiyetleşmes) olmayan mülkiyetçi süreç kendisinin meşrulaşmasını bu şekil hikâyeleştirmeler üzerinde faş ediyordu.
Bu tarihsel sosyo-toplum ve düşünce evrimini bilmezsek Hristiyan dünyası içinde var olan kiliselerin bakire Meryem'ini ve kutsal doğumlarını; şarlatanca anlatmalar dışında bilmeniz olanaksız olur.
Lümpenleşme, mal mülk sahipliği ile maldan mülkten yoksun kölelik arasındaki boşluk içine kendisini modüle etmiştir. Sınıflar arasına modüle olan tabakalar, her iki keskin sınıf arasındaydı. Tampon işlev olmakla her iki sınıfın keskin basınçlı etkisine karşı direnç olup kendi varlığını ve varlık ortamını korumak isteyen lümpenleşmeydi.
Mamon’dan zimmetli olanlar, aynı zamanda himmet edenlerdi. Mamon kimi kez ezen ezilen çatışması karşısında öfkeye gelip kızıyordu. "Bunca himmetimiz rağmen mi, hala mı şükretmiyorlar? " diyordu. Gazaba ve öfkeye gelip; “nankörler” bile demekle sövecekti. Neden nankördüler? Mamon’un mal mülk dağıtma iradesine ve bu irade yüzünden köle olmaya; sadakaya, dilenciliğe mahkûm olmaya karşı çıkıp; çalışmalarının karşılığını istedikleri için!
Mamon nedense şükredilmesini pek istiyordu! Ezilen isyankârlara; "siz hala şükredenlerden, (köleci düstura) iman edenlerden olmayacak mısınız? " diyordu.
Kral kükremişti
Aslana bakıp
Nasıl ve neye kükreyecekle
Kükremek kadar hala akılla uzak
Çakallar meydanda uyku haram
Ayağa baktı parmaktan dedi
Sevda neden büyür Fesulda?
Sevda büyürken
Ya dağ olur üstüne devrilir
Yağ bağ olur
İnadına sen!
İnadına aşk!
Aklın katkın,
Kaderimizi determine edişiyle
Bir nehre bile iki kez giremez oluşa




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...