Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

32
Ava ve meyve toplamaya giden avcı toplayıcı organizenin geride kalan yaşlı, genç, aciz, sakat grup üyelerine pay ayırma sorumluluğu vardı. Yine bu organize yapı içinde geride kalana ve ava gidene savunma yapanlar ve savunma yapanlara da av getiren grup kişilerinin bu tür karşılıklı davranışlarının bu tür eylem ortaya koymalarının grup üyeleri üzerinde mutlaka bir karşılığı vardır.

Veya şöyle de diyebiliriz. Ava gitmemekle geride kalıp; bakım, gözetim, savunma, eğitim yapma işi ile avdan pay alanların da mutlaka gruba verecekleri bu tür karşılık edimleri vardı. Tıpkı nesli tükenen su aygırını yaşatma ve korumaya almamızın doğal çevrim üzerinde bizlere bir karşılığının olması gibi edimlerin keyfimizin üzerinde bir nedenleri vardır.

Kısacası olup biten bu süreçlerin tümündeki karşılıklı oluşlar içinde "kişinin kendi canını kurtarması vardı. Karşılıklı edim kişiye hayattı. Kişinin hayatta kalmasıydı. Kişinin kendi dışındaki türsel hayatı ve tür sel nesli sürdürmenin gayretiydi”. Bu gayretler kolektif eylemin, kolektif üretimin karşılığıydı. Ya da avcı toplayıcı kolektif eylem, kolektif üretim ilişkisi temel referansların aynı anda bir arada gerçekleşmesine olanaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Açıkçası enerji sağlama yönelimli (beslenme yönelimli) bir nedeniniz var. Bu nedeniniz olmadan; ne av ne avcılık gibi; ne de çok sonraki dönemler içinde oluşan üreten ilişki gibi sonuçlar ortaya koymanız, olanaklı olurdu.

Beslenme veya enerji sağlama işi neden ise; av-avcılık, kolektifi oluş ve üreten ilişki, paylaşma, kolektif sahiplik; beslenme ve enerji sağlamaya bağlı sonuçtu. Yansımaydı. Yani kolektif bir avcı toplayıcı hayat olmadan, paydaşlı olma ve kolektif sahiplik te olanaklı değildir.

Üretmeden paylaşmak olanaklı olmadığı gibi; üretilmeyenin ne kişisi ne kolektif sahipliği de olanaklı değildir. Totem meslekli üreten ilişkiler olmasaydı; dışa açılma ve gruplar arası İttifaklar da olanaklı değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Karşılıklı yüküm içinde üreten grupların yaptıkları takas süreci, grupları birbirine karşı yeniden ve yeniden üretime yükümlülüğü içine soktu. Böylesi bir yükümlülüğü ön gören üretim hareketi içinde köleci sistemin dediği gibi bir arz ve talep girişmesi nerede, nasıl yapacaktı? Unutmayın ki ne açlık ne savunma ne cinsellik arzda değildi, talep te değildi.

Üretim ilişkisinin de üretimin de üretimi yapan kişiler üzerinde bir karşılığı vardı. Bu karşılıklı bağıntı kendi somut süreçleri içinde kendi diyalektikti değişme ve dönüşmeleri içinde ittifakı süreçle birlikte kendisini belli bir tarihi aşamaya (köleci süreç gibi anlayışları uygulanır olma içine) getirdi.

Belli bir gelişmişlik aşaması özne olanı nesne gibi nesne olanı özne gibi göstermenin olanaklarını ortaya koyacaktı. Özne (akıl) neden, nesne (eylem) sonuç gibi söylenecekti. Üreten ilişki kolektif güçle birlikte kişileri üreten bir özne yapmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

34
Köleci sistem gibi belli bir gelişmişlik aşaması içindeki süre durumlar özne olanı nesne gibi nesne olanı da özne gibi göstermenin olanaklarını ortaya koyacaktı. Bu algı içinde özne olan neden, nesne olan sonuç gibi söylenecekti. Başta olan sonda, sonda olan da sanki başta varmış gibi söylenecekti. Üreten ilişki kolektif güç ile birlikte kişileri üreten bir özne yapmıştı.

Böylece kişiler, kendi imajlarını kendi bencil telakkiler içinde okuyacaktı. Okunanı, imajdan yorumlamaya başlayacaktı. Kişisi çıkarını hedef alan kişi, kendi bencilliğini sistemin hedefi yapacaktı. Sistemi çıkarı doğrultusu içinde istendiği gibi eğip, bükecekti.

Artık köleci düzlem içindeki üreten ilişki seviyesi süreci, en basit biçimiyle üretim becerisini kişiler özelinde yapılır bir düzeye getirmişti. Kişiler bu tür düzey içinde düşünmeye başlayacaktı. Ve bu düzey içindeki düşünce ve tasarımlarını da sürecin ana ekseni içine sokacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

35
İşte olup biten şuydu. Pratiğin verdiği bilgi imajı içinde üretim yapmanın imajı daha çok baskındı. Temel geliştirici ve temel beyinsel dönüştürücü olan sürdürülebilirlik, üretimden gelen imajın soyutlamalarıydı. Sisteme kolektif iliği veren anlayış şuydu; grubu yaşat ki yaşayasın. Bu imaj şimdi de zıddı durumla; gemisini kurtaran kaptan, deme imajına, dönüşmüştü.

İşte kurnaz hemcinsler üreten kolektif sürece, köleci anlayışlı imajlarla baktılar. Neden sonuç ilişkisine yakıştırma anlamla baktılar. Yakıştırma söylemleri, "neden" gibi gösterdiler.

Sistem içinde sonuç olan bir durumu neden yerine koydular. Yanıltmayı ve yabancılaştırmayı kişi bencilliğine göre eğip büktüler. Eğip bükme içinde yorumlanıp söylenilen soyutların, birçok imaj okumasını yaptılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

36
Bu saldırılar üretme olanağı içindeki gruba da yapılıyordu. Üreten grup ta saldırganlarına karşı ürettiği bu ürünlerden takdimeler de bulunmayı, o ürünü yamyam gruba sunmayı tutum edinmişti. Saldırganlar için önemli olan ölümü göze alıp illa bir kişiyi yemek değildi.

Saldırganlar mutlak açlık ölümlü tehdit altındaysa o vakit ölümü göze alabilecekti. Değilse saldırganların ilk amacı en kolay yoldan yiyecek bulup, karınlarını doyurmak, olacaktı.

Yamyamlara yapılan sunular da yamyamların ilk amacına çok uygundu. Zahmetsizdi. Risksizdi. En az enerji harcamakla en kolay yoldan besin elde etmekti. Üstelik kendilerini kırıma uğratmadan gerçekleştiriyordular.

Devamını Oku
Bayram Kaya

37
İlk başlangıç koşulu içinde bir kolektifi oluşun için fedakarlığın, özgeciliğin ortaya çıkmasına gerek yoktu. Bir araya gelen süreç girişmeleri, kendisini kırpan, kendisini sınırlayan, kendisini kesime götüren yasalarla oluşurlar.

İşte kolektif yapılarda kopan köleci sistem de kendisi anlayışlı, kendi süreçlerini monarşi denilen yalın bir yalıtma alanları içinde başlattılar. Yalın başlayan süreç, kendisini giderek umulmadık karmaşık süreç içinde buluyordu.

Yani köleci süreç nedenin sonuç; sonucun da neden olduğu karmaşık bir süreç yumağı içindeydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Köleci sistem böylece analitik olmayan bu yanılsamalarla, tevekkül etme fedakarlığıyla açıklandı. Taat, itaat, fedakarlığıyla taçlanan bir vaade dönüştü. Fedakarlıklar şöyleydi. Başınıza ne gelirse gelsindi. Baş kaldırmayın. "Sabırla dileyin; El sabredenlerle beraberdir"; "El sizi açlık, korku, maldan eksiltmeyle sınav eder. Sabır gösterenleri müjdele".

Avcı toplayıcı dönem hemcinslerimizin eksiltilecek malı yoktu. Ama temel referanslar içinde açlığı ve korkuları vardı. Hemcinsler, kendi açlıkları ve kendi korkuları karşısında terbiye olmayı bilmiyorlardı. Totem alan içinde eğitimli olacaklardı. Açlık ile korkularına sabretmeyi, sevap kazanmayı köleci sistem içinde öğrenecekti. Müjdelenecekti. Feda oluş hep soyut değildi.

Örneğin "El sizin canınızı malınızı cennet karşılığında satın almıştır" diyordu. Vaat ile El, candan verme, maldan verme fedakarlığını somut biçimde açık açık sizden istemektedir. Ve size de karşılığında cennet vaat etmektedir. Bu söylemini de " ne karlı alışveriş değil mi?" diyerek pekiştiriyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

39
İşte bu örneklerde de olduğu gibi ilahlar üreten ilişkilerin bir sonucuydu. Grup eğiliminin dışa dönük iradesiydi. Üreten ilişkilerin grup iradesiydi. İlah ön ittifakın yapılmasını belirten grup kararını almaktan doğuyordu. İlah, grup içinde üreten ilişki sonucu kazanılan bir özellik olmak dışında sistem dışı bir güç ve anlama hiç değildi.

İlah ne totem dönemin başında beri vardı. Ne de totem dönemden önce vardı. İlahın hiçbir tarihi meşruiyeti ve geçmişi yoktu. İlah üreten ilişki gücü ile birlikte grubun kendi kendisine meşruiyetiydi. İlah, kolektif birim zamanlı artık sürecin, üreten ilişkiye dönüşmesi ile kazanılan alan içinde grubun irade kararı olarak ortaya çıkan bir sonuçtu. Hiçbir zaman hiçbir şeye ilk neden değildi. Gruplar arası meslek sahipliği belirleyeniydi.

Köleci sistem ilahın karar alıcı, takdirde bulunan özelliğini El e mal ettiler. Bununla kalmadılar El i sistemin en başına aldılar. Ve insanlık tarihini El in bu takdiri le başlattılar. Bunula kalmadılar günümüze gelen süreç içinde giderek dünyayı, evreni ve hayatı El in bu takdiri ile başlattılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

40
Hile içinde kurguladığınız düşünmelerle siz birine ya da birilerine; yarın beraber gidelim, diyordunuz. Kurgunuza göre siz gidilecek yola tuzak kurup o kişiyi darp ettireceksiniz. El sözüne uyulup, sözüne mutlak gözü ile bakılandı. El kişileri darp edicinizdi. Hileniz buydu. Ama gidelim dediğiniz kişiye göre gitme eyleminin darp türü bir eylem olacağını düşünememesi elbette o kişinin ya da o kişilerin körlüğü olacaktı.

Kendisine; gidelim, diye söylenen kişi; neden kötü düşünmeyen, kolektif ve özgecil düşünüş içinde olan kişiydi? Kurban kişi sistem içinde olmayan El gibi bir tasımı düşünmemişti. Böyle bir kurguyu kafasında evirip çevirip olgunlaştırmamıştı. Böyle bir art niyetle olmamıştı. Doğal bir kolektif aktivite içinde size evet diyordu. Böylece yarınki tuzağa düşüyordu.

Öyle ki kolektif yapı içinde özgecil oluşa göre düşünmeye şartlanmış bu kişinin El’ söylemi içinde kodlanan tuzakları düşünüp anlaması olanaksızdı Kolektif genel yarara göre düşünen mantık, ister istemez El tuzaklı düşünmelere karşı bir körlüktü.

Devamını Oku