Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Suyu kimse akış yaptırıp ta buhar ettirmiyordu. Akışın ve buhar oluşun baskı ve basıncı kendisindeydi. Isı da kendisiydi. Soğuklukta kendisiydi. Duranda kendisiydi. Hareket enerjisi olan sıcaklıkta kendisiydi.

Ya da her şey suyu akışa ve akış yapmamaya frenleyişle buharlı kılıyordu. Çünkü iç ve dış olan, her şey olan; kendisi ve aynı şeydi. Doğaldır ki bunu anlamak çok çok zor ya da çok çok zor olacaktı.

Diğer farklı katkı unsurlarla birlikte buhar, yağmuru kesikli sürekli yapıyorsa; yağmur da kendi süreçleşmesinden sonra buharı kesikli sürekli oluşla destekleyip özel bağıntılı çevrim yapıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üstümüze yoktur
Icığını cıcığını çıkarmakta
İyi, güzel ve kutsal olanı solduk
İşimize gelir yandan, okur olduk
Cennete, üç kulhu, bir fatiha biletlen
Anlamadık matufu kinayeden

Devamını Oku
Bayram Kaya

Felek, kayran mıdır;
Yoksa sultan mı?
Seni severiz elimizle
Çok belalar korsun üstümüze
Ne şekildir, ne suret
Seninle düşünürüz her şerri

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir inanç ister Musevilik, ister İsevilik, ister Mazdekilik, ister Hinduizm, ister Zerdüştî’mi olsunlar. Her biri oluştuğu dönem ve zamanın gelişmişlik düzeyi olan güncelliğin düşünce mantıklarıyla ve gelenek görenekti bilgileriyle, dünyayı yorumlayıcı ve dünyayı yaşantı aşıcı bakış tarzlarıyla, birer kopya kalıp oluşmuşturlar. Bu nedenle inançlar, daralan bir mantıktırlar.

Kalıp olmaları, genel olarak tartışma ve uzlaşma var etmemeleri, içinde muhalefeti barındırmaması hele dini inanma oluşla bir harfinin bile değişmemesi, karşı gelinmemesi basınçlarıyla tam bir otorite ve diktatörlüktürler. Sonuçta inanç; insanların yarar zarar oluşla kullandıkları bir sosyalci avatar yapılaşmadırlar. Oysa birlik düşüncesi karşıtların (olumlama ve yadsımanın) birliği ya da tekliğidir.

Bu dar donmuş hal kalıplarıyla ne zamanımızın hal çaresidirler. Ne de şimdiki öznelliğin düşünce mantık kalıbıdırlar. Bütün düşünce devinimlerini; deve hareketlerinden örneklerden çıkaran düşünce felsefesiyle; günümüzdeki düşüncesini evrensel devinmenin işleyişinde, iyon devinmeli kuantumdan çıkaran düşünce ve mantığın düşünce inanç felsefesi, aynı olur mu?

Devamını Oku
Bayram Kaya

11-]Bunun inanca dek olan izharını (belirtmesini, açığa vurmasını) topluma bir hak, bir özgürlük gibi söyler olmak, açıkça inancın hâkimiyet ve egemenlikti otoritesini toplumda inşa etmenin, gerici geride kalmış olan uygulamasının geriye dönücü faaliyetidir. Gericilik lafzı, her söyleyeni haklı kılar bir söylem değildir. İnançlar geride uygulanmış sosyal toplumsal yaptırımlar olduğundan, inanca dek yönetimi savunmak, fikir özgürlüğü olmayıp gericiliktir. Fikir durumun yeni olabilecek hal çaresidir.

Geçmişte olmuş bitmiş, misyonunu tamamlamış bir sosyal toplumsal işlev; ortadan kalktıktan sonra, inancı kılınışla; güncel işlevsel olmayışıyla, bir sosyal insan hakkı, bir sosyalce özgürlük hakkı olabilir. Ama yeni olmamakla fikir özgürlüğü değildir. İşte bu sosyalce insan hakkını, toplumsal hak gibi ve toplumsal talep gibi söylenilmesi ve geride olan bitenden yana olmaktır, yani başlı başına gericiliktir.

Başlangıcın zorunlu çok hukukluluğundan, geliştirmesi yapıldıkça, çok hukuklu anlayış, karşıtına; yani toplumsal çatışmalarla karışıklığı içinden çıkılmaz aştıkça, gelişmeleri engelleyici, toplumsa huzur ve güveni bozucu oldular. Tarihi evrim, bu çok hukuklu sosyalce (halkçı) sistemi, tek tek alt ederek ve olgunlaşarak, ileri dönük toplumsa tek hukukluluğa doğru gelişmiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

9-]Açı yapan kolların taradığı alan, toplumsal ve sosyal alanların yoğunlaşma ve birbiri ile kesişme, birbiri ile iç içe (kamu) ve birbirinden yoğunlaşan durumla ayrı bulunma alanıdırlar. Bu hal bir hücre içinde hücre çekirdeğinden ayrı oluşla bir mitokondri; bir kloroplastların vs. organ ellerin ayrı bir zar ve ayrı bir çekirdeklerinin bulunması gibi bağımlı, bağımsız varoluşlarına, çok benzerdir.

Toplum sal ve sosyal yapı, orijine doğru gidildikçe ve orijinde; her ikisi de birbirine dönüşen bir anlama olmakla, muğlakça (belirsiz ve fluca) oluşlarıyla belirleme kaydedilir. Ve orijinden uzaklaştıkça, günümüze beri geldikçe; her iki alan belirgince konumlanan bir sosyal ve toplumsa olan; ayrı bir ikili, girişme iliş kinliktirler.

Açıya dek örneğimiz, açı çıkış noktasının aynı yer olup, ışınların da giderek birbirinden ayrılan dal olmasıyla; sosyal ve toplumsal alanın aynı noktadan hareketle ayrıştığını belirtmek amacı ile verildi. Sosyal ve toplumsal yapının geçmişte aynı nokta deviniş hareketi ile ve aynı noktadan çıkan iki ışın açının dallanma ve çatallanma yaptığı yerdi. İşte ortak olan flu olan halksak toplumsak ilişkin sürecin bir ve aynı olduğu yeri ve bir zamanlar ikili, iç içe ilişkin dönemleri belirlemek için, açı örneği verildi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-] Ortadoğu kaynaklı monoteist kültürler, böylesine bir tarihi geçmişi olan Mezopotamya, Nil, Asur, Babil İran, Hint gibi uygarlıkları devralıp, üzerine geliştiler. Ve zaten süre gelen süreçle bu kültürler üzerine, bu kültürleri değişen şartlara uymayanlarını dışlayıp, yerlerine yeni yorumlu konumlamaları koydular. Bir seçme ayıklama yaparak ve kimi hala geçerli oluşla süren edimselleri de, ilahi kaynağın, tek kaynak kabul edilişinin içinde mütalaa ederek, eklektik bir berdevam edişe yükseltilmişti.

Arap kendisini sağ kült tanımlı ifade etmiş, inancını sağın kutsallığı üzerinde vurgulamıştır. Asur’un Eşek totemi olan kimliği, Araba göre; ‘ başkasına benzememe’ tabundu ilkesi gereği karşı totemin kabul edilmezliği üzerine filizlendi. M.S 6. Yüzyıla gelindiğinde, Arap inancında eşeğe dokunulma abdest bozan bir anlayış oluyordu. Ya da it totemdi toplumun tabu kimliği, Arap geleneğin, totemdi kimliğinin karşı totemi dışlaması nedeni ile karşı totem sembolün mundar olması anlayışı üzerinde ittifak etmişti. Böylece hiç değilse kimi Arap kabile geleneği içinde, ite dokunmanın mundar olması kimi kabilesinde de itin, temiz olması, anlayışı; çoktan inanç aşmıştı. Artık bular mezhebi anlayıştı.

Bu gibi bir yığın tabu anlayışların devam eden aktarımları içindeki eski toplumsal düzenleniş ilişkileri unutulmuştu. Ama köpeğin mundardan bir tabu olduğu inancı sürüp geliyordu. Yani kimi Arap inanç mezhep anlayışında, nedeni bilinmeyen bir tabu, yani ite değmekle veya itin size dokunması ile sizin aptestiniz bozuluyordu. Ama nedeni de bir türlü açıklanamıyordu. Açıklanan da hava da kalıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-] Hatta günün hay huyu içinde bir sağ eylemci, yolunu çevirip yakaladıkları kişilerin sağcılığını, solculuğunu anlayabilmek için tartışmalı bilgiye yönelik anlamaları da, yoktu. Ancak yakaladıkları kişilere, “Fatiha” süresi gibi sadece kendilerinin de rahatlıkla bilebildiği ezberleri okuyabilenleri, sağcı ve dinli, imanlı, vatansever vs. addedip, bırakıyorlardı. Diğerlerine günün icabı olan süreği ne ise, onu uyguluyorlardı!

Yurdumuzda sağ düşünceyi bir alternatif fikir olarak değerlendirmek yerine; sağcı= inanır tamlaması yapmak, yurdumuz halkçı gerçekliğine aykırı olmasa gerek. Bu yüzden eşitliğe karşı olan eylemci bir pek çok sağ inanır, kendisine söylenene inanır. Kendi inancını da tam bilemez. Bilmediği için gözü karadırlar. Kendisine anlatılanın dışına da çıkamazlar. Tamamen kendi inancının gereği olan anlamalardan oluşan bir formatlanmayı kendileri kendilerine, öz eleştiri olarak yapmalı idiler ki; bir anlayan, bir yorumlaya bilen ol sundular.

Söz gelimi kutsal kitapta, geçmişteki “ezenle (rızkı olanla) , ezilen (rızık sız olan) çelişkisinin” o günkü toplumların, kendi iç ilişkileri içindeki toplumu ve halkı tedirgin edici güncel sarsıntılarına karşı, şöyle bir çözüm bulmuştular. Ve bu sorunun çözümüne ilişkin eşitliğe değin, Nahl süresi 71. Ayette, eşitliğe dek (eşitliğin sapıklık sayılmayıp) şöyle bir denişin buyurması vardır. Elbet eşitlik anlayışlarınız farklı olacaktır. Hatta konjonktürse bile olmayacaktır. Ama eşitliği söyler olmak, inancımızca da sapıklık değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-]İnançlar bizatihi ideolojiler kapsamındadır. Bu yazı aslında ideolojileri terör ize etmek konulu yazımla bütünleşen ve o yazımla tamlaşan, bir ek geliştirme yazı olmaktan öte bir şey değildi. Konu toplum sal (herkes sel- herkese dek) olanla, halksak; halka dek olanın sınıflanmasıydı. Çevrenin verileri yukarıdaki gibi öznel deyişlerlen bir hayli çeşitlenmiş idi. Halksa olan, toplumsa gibi söylenip kabul ediliyordu.

Ancak bu verilerin alansa ilişkinliğinin tespitine dek, seçme eleme yapacak olan; dış denk düşmenin, hem toplumsal ve hem de sosyal seçici girişir nedenceleri içinde, olumca etkili olabilmesi için, yapıcı olan bir konuşma, konuşmacılar içinde; hemen hemen hiç yok gibi idi.

Başörtüsü simgesi üzerinde vurulmak istenen nokta, inançları toplumun konusu içinde toplumun bir olayı gibi yapmaktı. Ve inançları topluma entegre edişle, inançları toplumun da, egemence bir parçası kılmaktı. Geçmişin sisli algılarına dek olan bu durum; hortlak olanın dirilik sayılıp; güncel olan ilişkindik diri olanın durumun da, mevta gösterilmesi idi. Oysa türbanın toplum için hiçbir nesnel, üretimse ve ilişkindik bir tek gerekçesini var edemezler. Hep söylenen soyut, öznel, kapris ve inancı anlamalardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6-]Böylesi alınmış kararları, bu minicik, bir kelimelik yasal olma farkını görmezden gelişle, unutturura gelirseniz; olan olur. İş, içinden çıkılamazlaşır. Böylece sağırlar diyaloğu başlar. Düşünme direnciniz kırılır. Çünkü size sufle edilen; YÖK kendi alanını, kendisi düzenleme hakkına sahiptir gibisinden olan genelce söylemi, mantıki bir onatma cümlesidir. Dikkat edilmezse, yasa dışı oluşu; yasalmış gibi mantıklıca size, haklatmak ve onatmanın bir mantığıdır bu mantık! Yani sizi analizci düşünceden alı koyucudur.

Sorumlu ve bilinçli yurttaş, bu gibi söylemleri elinin (bilincinin) tersi ile iter. Önem vermez. Bu gibi sözdü söylemler; o kişiye saygı duymanın itibarını bile ortaya çıkartmazdır. Kişinin kendi bilgi ve görgüsü, zaman ve zemine denk düşücü olmalı. Ve güncel düşünme konuları ile kişinin kendisine saygısını duyurturdur. Bu tür alanı belirsiz, düşünce gibi söylenen abuk ifsatlara saygı duymak bir yana, acaba ben düşünce mi sarf ediyorum? Deyişin utanmasını dahi duymayacak denli de olan bir gafletliktir.

Sizin; toplumcu düşünce diye tabir edişinizin meşruiyet kaynağı nedir? Elbette nesnel ilişkindik ve üretimse olanın; nesneldi öznelce, toplumsa yaşantı ile işlev eşmesidir. Ve bu işlevle menin herkese hitap eder oluşudur. Toplumun üretimi tüm halka hitap eder. Halkın öznel düşüncesi topluma hitap etmez. Etmek zorunda da değildir.

Devamını Oku