Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Aitlik söylemi totem grup içinde gruba ait duygu ve duygudaşlık iletişimini kolaylaşır. Kişinin kendisi dışında ve grubu içinde işlevsel bir anı birliğini, ya da kolektif bir ÖZ BİRLİĞİNİ veya kendi yaşantılarını sağlamanın güç birliği yapan paydaşını içerir.

Kolektifi oluş veya kolektif öz birliği, kişinin kendi dışında bir organik inşa ve devim olmakla; totem dönemdeki kutsal totem ata söyleminin ruhunu oluşur.

Hikâye sosyolojik kültürle başlayan, sosyolojik kültürdür. Hikâyeler kolektif bir sosyolojiye ait olmanın (bağıntının) sözel aktarımıdırlar. Hikâye kolektif sosyolojiyi bellek ile taşımak, kolektif sosyolojinin bildirişmesini vermektir. Hikâye kolektif hafızanın geçmişini geleceğe aktarır. Hikâyeler de kolektiftir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Dinler neden böylesi bir doğru yol, iyi ahlak gibi kavramlar kullanmışlardı?  Kolektif yapıların kendisini diğer gruplardan ayıran tabu yasakları vardı. Buna rağmen grup bölgeleri dâhilindeki doğanın, kendi grupları düzeyinde de olsa gruplar, o bölge olan çevrenin herkese ait olduğu türü bir kolektif bilince sahiptiler.

Oysa dinlerin biçimlediği köleci grup içinde doğa, o gruptaki herkese ait değildi. Doğa El ‘in mülküydü. Nasıl üreten ve ittifaka katılan gruplar kadar ilah varsa; şimdi de kolektif mirası köleci iman ahdi kılan bir efendi sahipliğini kabul eden ahit grupları kadar El toprağı (beylik-bey erki) ve El sayısı vardı.

El de mülkünü dilediğine veriyordu. Siz El ‘in mülkünü dilediğine verip dilediğine vermeme tasarrufu ile kimi kişilere nasipten bir pay vermediğine inanıyorsanız, bu inanmayla siz dosdoğru yol üzerinde iyi bir ahlakla oluyordunuz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sosyo öznel oluşun tarih sel akışı, kendi kendisine kanayan doğal bir ana damar içinde kesikli sürekli durumların özel bağıntısı içinde akar giderdi. Çünkü sosyo öznel kolektif oluşlardaki yanlışın da doğru olan, yasal olan ana damardan beslenmek gibi bir zorunluluk huyu vardı.

Bu zorunluluk içinde kolektif özneli üreten huy; kolektif akla tümleşik olan ön ittifaklarla; bu kolektif bütünleşmenin biyo kültürel üretim becerili bir ittifak ürününü olan insan ile insanlığın bilinciydi.

Çevresi; groteski anlama oluştan başka anlamlı ve etkin bir biçimde, üreten ön ittifakı bileşimin ürünü olan insan ile kavranacaktı. İnsan çevresine, entegre insanlık bilinci ile tepki verilecekti. Bizler insan doğmamıştık. Ama üreten ittifakların entegreli tarihsel süreçleri içinde insan olmuştuk.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Köleci mantıkla dünyaya bakarsak El, Dünyayı; doğal yaşamı; hiç bir şart, hiç bir ön koşul öne sürmeden ve hiç bir vaatte bulunmaksızın, verili temel düzlem olukla Dünyayı önümüze sermiş; doğayı ve evreni hayatın önüne koymuştu. Sadece yasalar işliyordu.

Ne olmuştu da El köleci sistem içindeki verili ve üretilmiş dünya nimetlerini (!) ahiret nimetlerini vaat etmeye başlamıştı? Bunun afaki olmayan gerçekçi ve nesnel bir tarihsel cevabını vermedikçe, süreci anlayamazsınız.

İnsan kolektif kapasite ile kolektif alanı ve doğayı (biraz da haksızca) bir kullanım özelliğidir. İnsan kolektif yapı içinde çıkıp köleci yapı içine girmekle kendi insanlığına olumsuzlaşan insana yeni insan dersek bu yeni insan köleci insandı. İnsan kendisindeki insanlık bilincine, kendisindeki kolektif güce ve kendisindeki kolektif bilince yabancı kılınmakla; insan bir efendiye kul olmuştu. Köle olmuştu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El ya da Yehova: kolektif ortaklığı bitirmenin çeşitlik adıydı. El ya da yehova kolektif ortaklığı dağıtmanın, kolektif ortaklığı özelleştirmenin kurnazlık mantığıydı. Kolektif zenginliği keyfi pay etmenin kurgusuydu. El, Baal, Amon, Ra, Aton, Yehova vs. ihdas olduğu sıralarda henüz tam anlamıyla ete kemiğe bürünmemiştiler.  

El kişilere mal mülk vermenin mana adıydı. Ve kolektif meşruiyete karşı, kişisi mal mülk sahipliği zenginlik ile geniş kesim yoksulluğuna, meşruiyet kaynağıydı. EL hem Nemrutça hem İbrahimce mülk sahipliğinin simge adıydı.

Bu tür söylemsel hikâye dili simgeler eşliğinde ve söylem vaadlere teslimiyet etrafında birleşen, birleştirilen sosyal zihniyet te önce monarşi; sonra da oligarşin bileşim içinde giderek, teslim olmuşların köleliğinde mülk sahibi İbrahim ile Davud vs. taraftarlığı inan ve iman ile "millettiler".

Devamını Oku
Bayram Kaya

Artık hikâyenin yeni taşıyıcıları; hikâyenin yeni sürdürücüleri; ilahlardan aldığı el ve meşruiyet ile insandı. İnsan eski hikâyenin mirasçıları, yeni hikâyenin sahipleri olmakla; geleceğe de bağlam olan insanlarla sıfatça insanlıktı.

İnsanlar en az iki ilah grubun (meslek sahibi, üreten iki totem gruba ait hemcinslerin) biyolojik melez, soyuydu. İlahlar da en basit durumla bir totem meslek sahibi olmakla, kendi aralarında sağlama yapan bir üretim ilişkisi ile her bir totem grubun aiti olan hemcinslerdi. Meslek sahibi hemcinslerdi.

İlahın esbabı mucibi (ilah olmayı gerektirmenin sebebi ya da sebepleri) kendi öncesi totem düzleme göredir. Totem dönem içinde hemcinsler pek pek karar alamazdı. Kendilerinin müdahil olmadıkları ama uymak zorunda oldukları cebirler vardı. Bu cebirler totem atalardan aktarılmakla totem ataların kendilerinden menkul (belli şartlarda doğru olan deney gücü) olan tabu yasalarıydı.
Oysa şimdi hem “kimi tabu yasalarına karşı bir şey söyleyip irade ortaya koyuyorlardı”. Hem “gelecek nesle öğretip aktaracakları üreten bir totem meslekleri vardı”. İlahlar karar alıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahların ilk derli toplu kararları; bir inziva, bir içe kapanma şartlarının ürünü olan binlerce yıllık temas etmeme kuralının sürdüğü totem yasağına karşı irade göstermeleriydi. Böylece ilahlar ilk gruplar arası temasçı girişmeleri başlatmanın iradesini göstermişlerdi.

Bir tarımcı grup ile bir çoban grup ittifak edip hem üretim güçlerini bileştirip, hem sosyal yaklaşımlar içinde birleşiyorlarsa; bu bileşim, iş kollarının ve üretim gücünün sayesinde olan ittifaktı. Değilse bir grup hiçbir zaman diğer gruba sizde kaş, göz, saç iyi; biz de iyi koşuyoruz gel bileşelim dememişlerdir.

Üretim gücünün kendi inkişafı nedenle (gelişmesi nedenle) üretim gücünün inşa hacmi içine doğduğu bölge alanıyla sınırlı kalamayacaktı. Veya üretim gücünün hacim sel inşası totem alanın sınırı içinde kalamayacaktı. Hatta üreten gücün yapı hacmi ilahi bölge dediğimiz yeni “bileşik alanlı ittifak” sınırını da aşacaktı. Bu da kesikli sürekli olan gelişimin yasasıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yalın dönemin tekil kişiler bencilliği, kişilerin dışında; kişiler arası eş yönlü eylemlerden birleşen birçok yardımlaşma tekrarları içinde kolektif sağlama-sağlatma olacak bilincin inşa ön şartlarını ve kolektif bilinci oluşturmuştu.

Oysa köleci sistem içindeki kişinin bencilliği aynı tekil dönem bencilliği olmakla yine sağlama sağlatma üzerinedir. Ama kolektif bir sağlama sağlatma işiyle ilgileniyor görünmez. Kolektif bilincin içine kişisi bencillikle sirayet eder.

İki aynı tür bencillik te farklı koşulların içinde aynı olanaklara sahip olmayan bir yapılanmaya sahiptir. İkinci tür olanak içindeki bencillik, tekil bencillik dönemi içinde olmamakla elindeki kolektif olanakla köleci yapı içinde olmak zorunda değildi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Güçlü olanlar, güçsüz olanlara kendi El ilahlarına inanılmasını dayatıyordu. Güçlüler, güçsüzlerden; kendilerinin mülk sahibi olmasına meşruiyet veren El mana anlayışına, boyun eğmelerini isteyecekti.

Bu mantık, yeni tip iman akdi olan köleci ittifaktı. Bu köleci ittifak giderek gelenekleşti. Kendi yasasını ortaya koyan meşruiyet ve şeriatla (yol ile) o dini anlayışın ikamesi olacaktı. İsyanları bağrında taşıyan ikameydi. Artık süreç köleci isyana karşı köleci ittifaklı din savaşlarının ve köleci VAİZLERİN cirit attığı ortamdı

Köleci ittifaklı vaizler; isyanların kötü olduğundan demle, pekişmiş bir cennet ve cehennem anlatıları eşliğinde sabredenlere kurtuluş vaat ediyordular. Kurtuluş vaaz eden kurtuluştu dinler mülkün sahibi olan efendiye karşı insanları kulluğa (köleliğe-imana) davet ediyordular. El adamına itaat ve biat etmek; El 'e itaat etmek, El 'e biat etmek gibiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya


Bu vaaz ve öğütlere göre: kişi El adını anarak dilendiğinde, El için açılan avuçları boş çevirmemeyi iyi ahlak sayıyordu. El, sadaka verene hayırsever deyip övgüler düzüyordu. El, veren eli, alan elden üstün görüyordu. El, elinin altında bulunduranla (efendiyle), elinin altında olan (köle) bir olur mu?” Diyordu.

Bunlar El öncesi süreçler içinde olmayan, bilinmeyen anlayışlardı. El ile icat edilmiş söylemlerdi Bu tür sözlerle El öğüt alan kişileri köleci anlayışa yatkınlaştırışı benimsetiyordu. El bu gibi sözleri söylemekle en güzel ahlak, anlatmış oluyordu. Elbette sömüren dokuyu sürdürmek için bu telkinler çok gerekliydi. Sömürülenlerin yarın yine çalışması ve sömürülmeleri için ölmeyecek kadar beslenmeleri zorunluydu.

İşte El ‘in; hem sömürü için, hem sömürüyü gerekli kılacak köle emeği için, hem de çalışanların yerini doldurmaya hazır olacak kölelerin gerekli ve zorunlu olan beslenmesini; hayırseverlikle, merhametle, acımayla, cömertlikle vs. açıklayan akidece aitliği belirten hikâyeleri, tam bir sömürü bezirgânlığıydı.

Devamını Oku