Ön ittifaklardan beri köleci yapıya kadar hikâyeler tekil ve bileşik yapılıydı. Totem kültüre göre olan hikâyeler tekildi. Bileşen ittifak mantığına göre olan hikâyeler kaç totem kültür bileşmiş ise anlatılan hikâyeler de o birleşimi yansıtıyordu. Bu nedenle hikâyeler çok köklü mantığın hikâyesiydi.
Anlatılanlar bileşimin ve bileşen kültürlerin hikâyesiydi. Üretimin ve üreten ilişkinin hikâyesiydi. Hatta totem kültüre göre olan üretici tekil hikâyeler o grubun şahsında anlatılan ilah hikâyeleriydi. Hikâyeler hem o gruba göre ilah hikâyeleriydi. Hem bileşimi veren ilahlar hikâyeleriydi.
Hikâyeler birbirini anlama dinlemenin ve tanış olmanın hikâyesiydi. Hikâyeler anlama dinleme ve benimsemenin hikâyesiydi. Hikâyeler kendilerini birbirine yakınsatıcı olmanın, o üretimin; o bileşimin hikâyesiydi.
Monarşin süreçle başlayıp, kendisini büyüten dinamizmle türlü biçimde günümüze kadar gelen El mana anlayışıydı. Bu monarşin anlayışlı zamanlar, oligarşin yapılı saltanat ve hilafet evreli periyodlarını da içinde taşıyan bir süreçti.
Süre gelen bu monarşin, oligarşin ve saltanattı sürecin yol zamanı içinde yapılan El mantığına karşı yapılan mücadeleler ile demokrasiye kadar çıkılacaktı.
Fakat bu sistemlerin her bir aşamasında sistemin tanımı değişse de ganimet elde etme, köleleştirme ve sömüren emperyalist hedefler ortaya koymak, bakiydi (hiç değişmiyordu). Yapı içinde hep köle emeğine dayanan sistemler kurulacaktı.
3]Yukarıdan beri ortaya koymaya çalıştığımız üç noktanın altını bir kez daha çizelim. 1- Geri toplumlarda ideolojiler (gelişme girişimleri) terörizmle aynı kılınır. Böylece toplum ve halkın öznel yanının bilinçlenmesi önlenir. 2- Sorumluluklarının idrakinde olmayan toplumlar üzerinde, hep toplum ve halk bilmezlikleri, üzerinde oyunlar oynanır. Böylece politik ve siyasi sömürüşle, işbirlikleri de sürdürülür. 3-Sistemlerin, ileri zamanlı olan yön akışlarını kolaylaştırılmadıkça ve ileri yön nicel birikmelerinin ufaktan ufaktan önü tıkandığı zaman, sistemlerin işleyişleri, mutlaka patlaklar verirler.
Bu tıkaç yapan patlaklardan birisi de, sistemlerin olumla sılan yanı olan, sistemin ileri yön zaman devinmelerinin engellenmesidir. Nicel birikimlerinin önünün tıkanması nedeni ile öznel birikimlerin yer altı örgütlenmeler içine girmesidir ki yukarıda değinildi. Yer altı örgütlenmesine giren ideoloji, şiddete yönelerek ideoloji olmaktan çıkabilir. Burada bilgi birikimi ve ideoloji sel oluşmaların önlenmesi, vardır. Kuşkusuz bu da, sistem kılcal damarlarındaki tıkanmaların, birikir olmasıdır.
Sistemlerin tıkaçlanması, sistemin iç işleyiş arızalarından olabileceği gibi, sistemin iç ve dış öznel işbirlikçileri eli ile de olur. Sistemin iç işleyiş arızaları, sistemin üretim merkezli devinen, mekanik organik ilişkilenme arızaları olabilir ki bunlar normaldir. Yine sistemin iç işleyişlerde insan öznelliğinin eğitimsel yoksunluğu ile yaratılan, iç düşünce sistemlerini çatıştıran sürtünmesidir. Ki en büyük ve en günah israflar, buralardadır. Kasıtlı oluşturulur. Her tıkacın sabote edilirliği burada daha bir gürelidir.
İdealize etmek bir durumu anlaşılır kılmak için ayrıntılarından ayıklayışla basitleştiren uslamlama oluşla, kullanılan bir yöntemdir. Bir süreci basitlemek, süreci dinamiklik bağıntısından koparmakla o dinamikliğin birçok özelliğini gözden kaçırtmanın da yanıltıcı, aldatan durumlarını da beraberinde ortaya koyar. İdealize edilen durum, saltık kılınmakla; diyalektik içinde olandan kopar.
En sonunda bu yanılma ve yanıltma işi gide gide sistemleri de idealize etmeye dek varmıştır. Dirençsiz bir telde elektrik akımının akmasını ideal kılmak gibi bilimsel olana karşın bilim dışı olanı savlamaya başlamıştır. Sözgelimi, köleci sistemi idealize ederek değişmez ve ilkten beri bu böyle olmakla en ideal sistemdir demektedirler. Bir başkası Dünya’yı olası olanların en olasısı sayarak, Dünya mükemmeldir der.
Görüneni, duyularla algılananı değil; görülmeyeni, gerçek saymaya başladılar. Olayları bütün tek yanlılıklarıyla ele almaya başladılar. Bunlara göre gerçekler us ürünü olmak zorundaydı. Bilgiyi daha önceki yaşamlardan biliyoruz diyorlardı. Böyle olmakla bilgi, dışardan gelen bilgiydi. Nesnel oluşla var bulunmayanı asıl saymaydı. Bu işin idealizasyonuydu. Bu fikrin ılımlısı düşünce olanı birincil, nesnel olanı ikincil sayar. Yani uygulamada olana karşın, doğrulanamayanı savlamaktır.
Katı haldeki bir özdeki belirmenin firen etkileri sağlam ve kuvvetli olmakla katı halin enerji akışları yani zamanları; adeta dururmuş gibi oluşla durgun akarlar. Katı hal düzlemli özdeksel davranışlar; demirden, cıva durumuna dek, çeşitli özellikli hal boyutlarının içinde olurlar.
Işık hızında akan enerji, ultra yüksek devingenlik içinde; görünmez olurlar. Özdek sıvı haldeyken sıvı durumun viskotesi (moleküler enerji akışlını) hayli ivmeli oluştan ötürü hızlı ya da, ağdalı durumların akışına dek çeşitlilikteki girişme ve giriştirmelerin kendi özelliklerini gösterirler.
Su akışlını sizi sürükleyip yüzdürürken; ağdalı olan bataklık akışlını sizi, çeker ve yutar. Bataklık kendi girişme yüzey olaylarının çoğunu yutmakla; giriştirmeyi kendi içindeki koşullarıyla belirlerler.
Elektrik bir elektron devinmesidir (hareketidir) . Tel elektronu, elektriğin elektronlarını kazanır. Yani tel elektronu, elektrik elektronlarından kendi üzerine hız transfer ederler. Her ikisi de sonuçta çevreye ısı ışık kaybı şeklinde; kendisinden ve kazandıklarından harcama yaparlar.
Tel de, elektrik te; özdeğin özel enerji boyutlu süredurumlarından birisidirler. Biri değişerek diğeri, olmaktadır. E=M.C kare, bağıntısını unutmayınız lütfen. Tel özdeğin daha çok hızlı titreşmeli tirildi hareketinin, yavaşlatmış bir zaman boyutu içinde oluşuyla; hızı yavaşlamış, yoğun enerjili bir enerji paket boyutudur. Özel zaman zemin boyutu içinde akan enerjiyi tutan, birçok girişmenin bağıntısıdır.
Bu bağıntı içinde elektron tirili, telden çevreye kaçamayacak şekilde; katı moleküler bağ sıklığına ve moleküler bağ çekim gücüne sahiptir. Böyle olunca tel; bildik, gördükle bağıntılı, görünür bir viskote gösteremez. Bizim duyularımıza göre bir akışlık olmayan bu tel bağıntılı süredurum, donmuş kalmıştır. Diğer yandan telin özellik ve davranışı değişmekle, bambaşka girişme bağıntılarını ortaya koymaktadır.
Bir tel veya başka bir madde akışlını, teldeki gibi görünürde ergime şeklinde bağsa bağıntı yapabilirler. Özdek kuantik durumlarla kendisine efekt ve kesikli sürekli özel bağıntı durumlarını oluşmaktadır. Özdek kuantik olmakta. Bir elektriki kuantikliği hep alan, manyetik durum gibi süreçler beraberliği birbirine eşlik ediyorsa; bu durum gölge yansımadır. Gölge yansıma otomatik kesikli sürekli durumu ile firen ilişkili durumlara dönüşme olmakla; özdeğin kendi üzerine kendi efekti olmaktadır.
Efektler, dönüşlülük bağıntılarsan seçme ayıklaması oluşla, bir yansımadır. Sizlere anne olanın çevreye teyze, öğretmen, müşteri, eş, dost, kardeş vs. oluşuyla efekt olan yansımalar yapar olması gibi çevre içinde dönüşlü seçme ayıklama olmaktadır. Dönüşlü olanın efekt olma basıncı zaten vardır.
Efekt (etki) basınçlar bir ve aynı şeyin birbirine eşlik eden gölge yansımasıdırlar. Yüksek enerjili özdek sel süredurum; kuantum düzeyde sentezli elektron bağ ve bağıntısıyla, yükler arası bağıntı şeklindeki gölge yansımalı durum bağıntılarını girişişle, olaylaşmalarını ortaya koyarlar. Yüksek hızlı devinim katılarda, katı olaylar zaman zemin düzleminde ergime oluşla girişen bir durumdur.
Sosyo toplum içindeki bir kısım enerji, taşıyıcı dalga özellikli enerji türünün özelliği şekline çevrilişle; hem ortam salınması yaptırılır. Hem durağan enerji gibi bir davranış skalası kılınma karşısında, siz ona göre çok daha hızlı davranıp olay ufku süreçlerini geliştirirsiniz. Hem de taşıyıcı ortam dalgalanma osilasyonları üzerine; modüle edilmiş, kodlanmış dalgayla; ortamınızı kurallayan sosyo toplum egolu bilinci, iletime edersiniz.
Her gün pencereden baktığınız çevre, ilke oluşla sizin hızlı devinmenize karşın aynı ve değişmeyen çevredirler. Binalarıyla, sokağıyla, ağacıyla, çöp bidonuyla vs. hep aynı çevredir. Oysa sizden sonraki zamanda bu çevre çok değişmiş olan bir çevredir. İşte biz buna değişirken değişmemezlik diyoruz. Yani devingen iken devingen olmayan sabite referans, ilişkinlikti görece bağıntı durum boyut diyoruz.
Yavaş değişen çevreniz, sizin hızınıza göre monoton kalır. Çevrenin değişmesi içinde siz yüzlerce binlerce kez, tensel-tinsel değişmelerinizi çevreye göre hızlı oluşuyla, çevre üzerinden akıştı geçirişle çevreniz size monoton gelir. Çevre, monotonluktan olaylaşma ufkuyla kurtulur. Çevredeki olaylaşma ufkunda sizin, size göre kesikli sürekli olma durumlarınız da vardır. Ya da çevre olan yavaş devinme; hızlı devinmeye, olaylaşma ufku olurlar.
Köleci ilişkiler üzerinde; köleci firen ilişkilerine dönen sosyo toplumsa potansiyel enerji; efendi, köle, temel ikileminde haram, helal, suç, günah, erdem, sadaka gibi bir yığın olay ufku durumlarını akış yolu yaptılar. Bu tür nicelenişler, günah işleme ya da sevap yapma özgürlüğü oluşla bir zengin tasarrufu oldular.
Zengin isterse günah, isterse sevap işliyordu. Zenginden fakire doğru akıtılan kontrollü kinetik alanlı bu enerjisi, öznel enerjiydi. Bunların hiç birini de ittifakı olan; gerçek nesnel toplumsal ilişki içinde nesneli olgusal bilinç oluşla çıkaramazsınız. Ancak özneli olgularıyla, özneli edersiniz.
Gerçek nesnel toplumsal ilişki referansında; bir enerji karşılanma biçimi olan yeme içmeyle beraber; enerjinin dönüştüğü düzenlemelerdi barınmalı korumayı sağlayıcı bağıntılar kılmayı yapmak ta vardır. Yapılan üretimin içinde kullanım değerleri farklı olan emekler vardır. Kullanım değerleri farklı emek ürünlerinin takası vardır. Takas kullanım değerleri farklı ürünün eş birim zamanlı üretilmesine anlam denklikle değişimlerini ilişkinleyen zorunlu bağıntılı bir referansları vardır.
Tarihsel süreçte takastı olan alan nasıl; mal, mülk, kâr, rant, kira, faiz gibi birçok köleci kazanımları desteklemenin parçalı süreç bağıntılarına dönüşmüştü?
Fakir olanın has bel kader zengin, zengin olanın has bel kader fakir durumlara dönüşme piyangosu sistemin ana özünü değiştirmiyordu. Birilerinin, hem de hatırı sayılır bir çoğunlukla birilerinin mutlaka fakir kılınıp emeklerinin şu veya bu yolla iç edilmesi gerekiyordu.
Ana gereksemelere doğru yöneltilen alan içindeki zaman zemin düzlemi bu yönelimlerin kesikli boşluk zemin devindirilmeleriyle belirlendi. Bu yönelimi gerçekleyecek çaba ve gayretlerden biri olan düzenlemeler de, üreten ilişki sonrasındaki ürünle; farklı ürünü takas etme sürecinin arası; mal sahibi olma fikriyle enfekte edilmişti.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...