Köleci sisteme girildiğinde kişiler özel mülkte çalıştırmak için artık esir alınıyordular. Rab Bel El buna "esirlerinizi öldürmeyin. Onlara merhamet edin. Bu sizin için daha iyidir" diyordu. Kadın, kız, çocuk genç demeden kişilere malıyla, mülküyle el konulup, ganimet ediliyordular. Kişiler de mal mülk sayılıyordu. Artık ittifakın insanı gitmiş, yerine mülkün ve mülk sahibinin kulu kölesi gelmişti.
Böylece insanın esir edilip mallarının müsadere edebilmesine El tarafından izin ve meşruiyet veriliyordu. Gerek ön ittifaklar dediğimiz ilahi ittifaklar ve gerekse köleci ittifaklar dediğimiz El ittifakları içindeki totem sosyolojiği kolektif hafıza içinde kimi gruplarda totem dönemden kalma bir ölü yiyeceği ritüeli devam ediyordu.
Fakat ölü yiyeceğinin üretici ve barbarlar girişmeli günceldeki verilme şartları ortada kalkmıştı. Tarihin sisler bulvarı içinde kalmıştı. Bu nedenle ilah ittifaklı şartlar içinde totem geleneğe bağlılık ve totem geçmişi unutmama adına ve köleci şartlar içinde ölenin günahına kefaret edilen güncel yorumlamalarına göre anlam değişmesine uğrayan ölü yiyeceği verme işinin ilk tarihsel nedeni bilinmiyordu.
Diğer bir yandan yamyamlar karşılıklı, ittifakı ve fiili durum içinde daha iyi anlayacaklardı ki üretici grup gibi meslek sahibi gruplar “kendileri için bir çeşit yumurtlayan tavuğa” dokunmamak oluyordu.
Üretim ilişkisi başlı başına müthiş bir gelişme de olsa, her gelişme kendi eksiği ve kendi arızasıyla birlikte gelirdi. Bu arızalardan biri şöyleydi. Kişilerin üretim ilişkisi içinde bilinçlenmesi, gelişmesi ve bilenmesi nedenle, kişilerin görece üreten gruplar içinde iyi bir üretici olması su yüzüne çıkıyordu.
Grup kişileri iyi bir üretici olurken veya kişilerin üretici yanı gelişirken üretici kişilerin savunmacı, kavgacı yanları geriliyordu. Savunmacı beceriler giderek dumura uğruyordu. Bu mutlak böyle değildi. Ama çok büyük oranda süreç böyle işliyordu.
Kişinin kendi dışındaki sosyal özne, yani totem bilinci; kardeşlik enformasyonu üzerinde sosyal zekânın da içeriğini (muhtevasını) oluşturuyordu.
Dokunma, emme, doğma, beslenme, korunum gibi kimi sosyal, kimi hayati enformasyon olan bu tutumlar; kardeşlik tanımlı totem alan içindeki edimsel süreçlerdi.
Her enformasyon birbirine göre eylemlerdi. Her biri birbirine göreydi. Hepsi kişilerin birbiri üzerine anlaşılan sekans eylemleriydiler. Sekans hareketleri totem sistemin denge hareketleriydiler.
14/1
Totem, içine giren ataların nefsi nedenle konuşuyordu. Ya da animizmde atalar iletişimlerini totemin ağzında söyleyişlerle konuşup sesini duyurmuş oluyordu. Bu ses te ya bir kamın sesiydi. Ya bir büyücünün veya duyarlı bir aracı ve seslendirici kişinin sesiydi.
El de atalar ruhu gibi bir nefisti. El de iletişimini Ut Napiştim gibi apilu denen aracı kişiler ağzındaki söylemlerle konuşmaktaydı. Şimdiki deyimle bu ses içlerine doğup, içlerinde gelen sesi konuşan kamlardı. Bu sesler esasında eskinin apilusu şimdilerde resullerin sesiydi.
Başlangıç referansa göre olma o konuyu başlangıca göre kıyaslamamıza veya konuyu başlangıca göre yanlış lamamıza, doğrulamamıza neden ola bileceği gibi aynı konuda ittifak etmemize neden olurlar.
Bir şeyin ne olduğu veya bir şeyin ne olması gerektiği ya da bir şeyin ne olmadığı mutlaka bir referans değerine göre belirtilir olmalıdır. Referans noktaları bir düğüm noktası, bir bileşim noktasıdır. Bileşim üzerinde, bileşime bağlı kalan niceleyişler içinde çeşitli fikirlere saçılma yapmanın zeminidirler vs.
Canlı hayatın tarihi, jeoloji dediğimiz yer biliminin tarihi, hemcinslerimizin tarihi, insanlık tarihi böyle bir referans noktasıdırlar. Yine evrenin tarihi, iklimler tarih, kolektif aklın tarihi, kolektif birim zamanlı kolektif hareketin tarihi, üzerinde uzlaşılan diğer bir başlangıç koşuludurlar.
Tahmini 20-30 bin yıldan bu tarafa türümüz köleci ittifaklara kadar tecrit olmuş gruplardı. Gerçi köleci ittifakın ilk geçiş dönemi olan monarşin dönemler bile, kısa dönem de olsalar; izole gruplardı.
Köleci izolasyon, “zenginliği de fakirliği de El verdi” deme inancının kanıksatıldığı kral ensi, patsi gibi yapı alanlardı. Bir geçiş dönemiydi. Bu yapılar artık kolektif kapasitenin paylaşılmadığı, sadece rızkın dağıldığına inananların oluşturduğu ve giderek kulluğun millet uyrukluğuna dönüşeceği yapılardı. Sınıfsal ayrılıkların belirmeye başlayıp, keskinleşeceği özel mülkiyetçi izole yapılardı.
Tarihsel sıralamaya göre ilk grup içi izole yapılar totemi yapılardı. İkinci tecridi yapılar gruplar arası bileşimlerle oluşup genişleyen ön ittifaklardı. Her iki grupta başlangıç koşulu içindeki gibi kolektif bir sağlama, kolektif bir üretimle, kolektif paydaşlardı.
Bir yanıyla sadaka ve dua köleci anlayışı meşrulaşmaktı. Kolektif hareket ve kolektif vicdanlı bilinç; baş başa verip taşı kaldırmakla ve iki el olup, iki elin çıkardığı bir tek sesin kendilik bağıl eylemleri içinde girişme sürecine başlar olmanın bir anlayış ve bir inşa biçimiydi.
Şimdinin El tandanslı afaki bir acıma, afaki bir merhamet ve dua etme davranışını önceleyen vicdanla kolektif inşa sürecini ve ilk üretim hareketini başlatmak ne mümkündü.
Acıma ve merhamet gibi söylemler kolektif siteme göre çözüm getirmezler. Zaten köleci sistem de sorunlar kendi ayağına dolaşana kadar sorunlar çözülsün istemez. Bu nedenle vaat etse de barınma sorunu var diye herkesi ev sahibi yapmaz. Vaadini tutacak olsa ev sorunu olmayan kolektif alanda çıkmazdı
Üreten ilişki içine giren gruplar, yine de yüz yıllar sürecek zaman dilimi içinde giderek azalan sıklıkla avcı toplayıcı grup olmaktan ve yamyam grup olmaktan uzaklaşacaklardı.
O aşamalarda üreten gruplar iki tane fiili durumu (defakto durum) ortaya koyacaklardı. Bunlardan birisi saldırgan gruplar karşısında o güne kadar eşi emsali olmayan yepyeni bir OLANAKTI.
Emsali olmayan olanak ta grubun üreten ilişkisiydi. Her bir yamyam gruplar fırsatını bulduğunda diğer grupların ölüsünü, dirisini yiyordu. Üreten gruplar da zaten bu yamyamlığın içinde geliyorlardı.
1
Hemcinslerimiz dünyaya gelirken ekip dikmeyi bilerek, bir meslek icra ederek yeryüzüne gelmediler. Hayat, çevredeki etki tepki ilişkileri içinde gıdım gıdım oluşmuş bir süreci intikaldi.
Hayatı öngören tutum alışlar milyarlarca, milyonlarca yıl içinde adım adım biriken kod tekrarlı deney sel tutumlarını saklayan depo eden bir kodlamaydı (genetikti).
Milyarlarca, milyonlarca yıl öncesinin çevre girişeni içermeleri içinde, daha düne kadar üreten ilişki yoktu. Çevrede olmayan hayatın kendisi içinde de yoktu.
4
Yani av yapmanın çekim birlikteliği gibi avdan da yararlanmanın çekim ve paydaş birlikteliğini ortaya koyup entegrasyonda süreklilik ortaya koymaktı. Bunu ortaya koyacak akılcı evrim ve sosyal evrim için önün-de alınması gereken daha milyonlarca yıl vardı
Bir meslek grubu, kendi ürettiği nesne ile kendi grup yaşamını sağlı-yorsa, aynı ortak özellikli ölçü çıkarımı içinde olursak üreten grup üret-meyen diğer gruplarında yaşamını sağlıyor olacaktı. Biz de bir an bu mantık ile sürece bakalım.
Şimdiden geri baktığımızda üreten bir grup buğdayını verecek, diğer gruptan da buğdayına karşı o gruptan da kundurayı alacaktı. Yani ver gülüm. Al gülümdü.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...