Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Bir klan kardeşler olan Habil (çiftçi topluluk) ile çoban topluluk olan (kabil) , özel mülkiyetlerinin ilk ürünlerini, minnettarlık duygusu ile 'kendi emeğinin bilincine varamamanın şükranı ile; ' ilk ürünlerini totemlerine sunarlar. Aslında tapınak denen yerde ittifak gruplarından çoban grup, çiftçi gruba; çiftçi grup, çoban gruba karşı ödemelerini yapmakta idiler. Bu sunma duygusun da, rekabetçi duyguları da egemendir. Senin ürünün mü, klan (tanrı) için değerli, yoksa benim üretimim mi klan (totemi) için değerli? Atışmalarına girilmiştir. Tanrıça İnanna, özellikle çoban Dumuzi’nin (Kabil’in) kurban sunusunu tercih edecekti ve onunla evlenecektir.

Özelleşme kavgalarında üstünlük taslama benleşmesi, ayyuka çıkmıştı. Tanrıça İnanna Habil’in (Dumuzi’nin) et, bal, yağ, peynir sunma kurbanını (sungusunu) kabul eder; Habil’in (Enkimdu’nun) fasulye, buğday, arpa, zeytin sunu kurbanına pek eğilimli olmaz.

Geştinna (İnanna) , Dumuzi ile evlenir. Kıskançlıklar, klan kardeşlerini ve mal edinme özelleşmesiyle oluşan kendi mahiyetlerini, birbirine düşürür. Habil-Gılgamış, Kabil’i-Enkimdu’yu öldürür. Artık komün güçte ayrılık ve sürülmeler başlar. İlk mal edinme ve ilk özel mülkiyetin girişen çatışmasıyla, çelişkileriyle, başlayan olaylar zincirlemesi; sonunda ilk cinayet ve öldürme ahlaksızlık tutumuna (!) gelinmiş oldu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsanların bilir olmaları ve ahlaki davranışları, çok büyük oranda inanma eğilimlidirler. Nedenine de yukarıda kısmen değindim. Bir şey için çok büyük orandadır, demek; o şey, %50’nin üstüdür demek. Elliden sonraki niceliği kesir olarak, binde birlik olarak anlarsak; söz gelimi %50,001 yüzde elli nokta, binde birlik bir oran; 51 den küçüktür, ama 50’den de çok büyüktür. Bu tür değerleme nicelikler, çok büyük olama oranın, hem başıdırlar, hem de çok büyük bir değer oluşturmasının kendisidirler.

Çok büyük değerler, ekseriyetler; %50,001’den başlar %99,999’a değin sürer. Sistem %100 olmasa da sistemler nicel birikmeler sonunda, nitelik değiştirir. Sistemlerde kuantik özelliklerden dolayı 0,001’lik tek bir tekillik mutlaka kalır. Söz gelimi bir klanın %99,999’u yılandan korkuyor olabilir Ama %0,001’lik kişileri, yılandan korkmuyor olabilecektir. Yine bir klanın üyelerinin yine %99,999’u, bir kapıları varsa, kapının üst eşiğine (süveye) kafasını mutlaka vurarak içeri geçiyor ise, buna rağmen %0,001lik bir tekil kişiler oranı da yine kafasını üst kasaya vurmadan, geçiyor olacaktır.

Bunun terside olasıdır. Yani nüfusun ekseri büyük oranda çoğunluğu %99,999’u kafasını süveye (kapı kasasına) çarpmaz iken ve yılana dokunmaktan korkmaz iken, mutlaka yine %0,001lik bir tekillik olarak, kafasını kasaya çarparak girecektir. Ve yine yılana dokunmaktan korkan, %0,001 bir kişi oranı daima var bulunacaktır. Bu şu demek, siz halkı olanca öz veri ile okuryazar, ehil yapsanız bile; okuryazar ve ehil olmayan en az %0,001’lik bir kesim mutlaka olacaktır. Bunlar patolojik geriliklerden de olabilir. Ama bu durumlar mutlaka ve zorunlu olarak olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çünkü bunların hiç birinin yaşanabilir olmasının somut nesnesi, sosyal birliğin kendi ortamı içinde yoktu. Bu tür olası, hayali söylemlerin, sosyal birlik içinde, hiç bir değer ifade eder yerleri yoktu. Ya hep açtılar, ya hep toktular. Ne birikmiş malları vardı ki mal birikmesi olanaksızdı. Ne de eşitsiz dağılmış rızka sahiptiler. Ne de, kendilerinden olma nesillere miras bırakacak düşünme düzenleşmelerinin, aile kurumunu düşünebilmişlerdi. Gereksinilen ihtiyaç gelenekti. Bu da toplumdaki gibi ikide bir değişmiyordu. Gelenek ve gelecek, totem aracılığı ile atalardan kendilerine intikal ediyordu. Totem, atalar ruhunun sembolizm idi bu.

Komün güç, klan döneminde, bir köle olmayacağı için; resuller kölenizi azat edin diyemeyecekti. Yine evlilik kurumu olmadığından, 9 yaşında olanla evlilikler yapıp yapamayacağınız, hiç bir zaman tartışılmayacaktı. Hatta kendi evlatlarınız ve kendi üvey evlatlarınız olmayacağından, üvey evlatlarınızın boşandığı karısı ile evlenmek zorunda kalmayacaktı. Ha keza size örnek olsun diyen, evliliklerin olup olmayacağını ve halka; bunları “ en güzel ahlak” diye göstermek zorunda kalmayacağı için; bu dönemin nebileri, sosyal birlikten işsizlik maaşı alıyor olacaklardı!

Eğer böyle biri nebi kişi ortaya çıksa, bu türden demeleri olamaz idi. Akıl edip es kaza diyebilmiş olsa idi! Eğer akıl edebiliyorlarsa! Ona uzaydan gelmiş biri gözü ile bakarlardı. Ve kutsal dumanla kötü ruhlarını kovmaya çalışırlardı!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üstelikte sizin iyilik diye ortaya koyacağınız, büyük ekseriyetle üzerinde ittifak edilmemiştir. Her şey gibi, salt bir iyilik, salt bir kötülükte yoktur. Sizin iyilik dediğinize de, bir başkası kötülük diyor. Bunlar hep öznel kuruntulardır. İnsan öldürmeyi âlemi öldürmekle bir sayarız! Yine insan öldürmeye, cennet vaadi ile huruç ederiz! Böylesine savuma psikolojisine girip, masal anlatmaya gerek yoktur! İyilikler ve kötülükler algısı bir düzey ve düzlem algısının yine ego ve sistem savunmasının düzenleşiş yansıma ve yansıtılması düzlemidir. Ki bu da toplumdur.

Özellikle özelleşen yaşam ve özelleşen mülkiyetin doğurduğu ve bunlardan yoksunluğun ortaya koyduğu, eşitsizlikler kırılmasında yansıyan; anlama ve anlamlandırmalardır. Başlangıcın sosyal birliğinde özel yaşam ve özel mülkiyet olmadığından böyle bir iyilik erdemi de yoktu. Bu tür öğrenmeleri yaparken, yukarıda belirtilen ekseriyet kavramı unutulmamalıdır. Yani sosyal birlik yaşamında da kimi tikel ve önemsiz gibi duran, özel yaşamaların da, sahiplenmelerinde olacağı hatır edilmelidir.

Söz gelimi siz, şimdiki halde arka ayakları kırılmış bir köpeğe, arka ayak işlevi gören, bir araba yaparak iyilikte bulunursunuz! Kanadı kırık bir serçeyi müşfik bir şekilde alıp, veterinere götürürsünüz! Bunlar kuşkusuz ki bir iyilik!

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan olarak maymundan gelmiyorduk. Orangutan, şempanze, goril, Lemur, babun ya da gibon da değildik. Aslında maymun değildik. Zaten bu türler de maymun değildiler. İnsan kavramı ontolojik bir bedensel ayrılık değildi.

Ana kol Ankara da doğuya doğru çıkan bir yol ileride; Samsun yoluna, Samsun yolu da daha ileride Çankırı, Çorum, Sinop, Rize vs. yoluna ayrılıyorsa.

Ve yine ana kol Ankara yolu Sivas yoluna, Kırıkkale yoluna, Kırşehir yoluna, Kayseri yoluna vs. ayrılıyorsa Kırşehir yolu artık ne Samsun yoluydu, Ne Sivas yoluydu, ne Kırıkkale yoluydu. Bunların tümü her biri birbiri olmayan ortak bir ana kol Ankara yolundan ayrılım ve dağılımdılar..

Devamını Oku
Bayram Kaya


İnsanı ortaya çıkaracak olan süreç, üreten ilişki nedeniyleydi. Üreten ilişki, hemcinsleri üreten karar alan kapasiteleriyle ilah yapacaktı. Hem de üreten süreç hemcins ilahları doğaya boyun eğmekten kurtaracak olmakla, ilahların doğa tarafından güdülmesinden çıkışa bir eylem alanı açmaktı.

İkinci olaraktan da üreten ilişki süreci ilahlar eliyle irade kullanma olacaktı. Bu irade etnik totem güç içindeki grupların, totem izolasyonda çıkışlarına vize olacaktı.

İnsanı ortaya çıkaracak ileri süreçlerin üçüncüsü de bu vizeden kaynaklıydı. Grubun üreten ilişki gücü grubun totemi mana anlayışına karşı irade kullanma yeteneği olmuştu. Bu yetenek gruplar arası temas etmeyi ve gruplar arası ürün takası yapacak olan ittifakları başlatmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gruplar arası temas, önce totem gruplar içinde etnik sosyal kültür aitliği nedenle ittifak yapmaya karşı sürtünme ve direnç ortaya koydu. Buna iç direnç diyoruz.

Bir de ittifak edilmesi nedeniyle bir araya gelen farklı grupların; farklı kültürü, farklı iş bilirliği, farklı iş bilmeye özgü eylem, söylem, isimleşme ve o işe özgü farklı düşünmelerinden kaynaklı gruplar arası bir dış sürtünme direnci ortaya çıkmıştı.

İlahlar ittifakı, çok büyük bir karşı koyma olan bu iki direnci aşmaya odaklanmışlardı. Süreç har gür ile devam ederken, ortaya odaklaşmayı aşacak bir oluşum çıkmıştı. Oluşum ne o ilahtan, ne bu ilah gruptan olmayan ilahlar sentezi olan; yepyeni bir melez olanaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kısacası totem gruplar, sosyal yapılı mantığın ağırlıkla çekim merkezi olduğu yerlerdi. Her bir totem grup, ittifak içinde kendi totem kültürü ile bir farklılıktı. Her farklılık ta belli bir gerilimle potansiyel etkiydi.

İttifaklar en çok totem ayrılıkların farkını veren sosyal gerilim ile üreten meslekler arası fark gerilimin içindeydi. Bu tür gerilim direnci ittifakı alanı; kasıp geren kırıştırma, bükmeden kaynaklı engelleriyle yoruyordu. İttifakın içini sosyal çatışmaya sürüklüyordu.

Gerilen ortamdaki şimşek ve yıldırımlar, ittifak kararı alan ilahların tepesindeydi. İlahlar bu telaşın içindeydi. Telaş yeni bir eylem alanı açmanın bulucusu olacaktı. Bu alan açma işi içinde melezler şimşek ve yıldırıma karşı indirgeyici olarak keşfedildiler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahlar totem yaşantının içinde geliyorlardı. Totemdi mana nedenle üreten ilahlar toteme saygı gösteriyorlar ve üreten ilahlar totem alan içinde bu nedenle kalıyorlardı. Bu yol, başka türlüsü olası olan bir yol ile ilahları geleceğe doğru taşıyacak bir gidişat olmayacağı ilahlarca anlaşılmıştı.

İlahlar totem kutsaması olan toteme saygılama yapıyorlardı. İlahlar içinde oldukları totem grubun, grup içi üreten ilişkisiyle kendilerinde gelecek görmüyorlardı. İlahlar geleceğe doğru olasılıklı ve rahat bir akış yapabilmek için totem alanın içinde kalmalarının atiye karşı bir tıkanma olacağını anlamışlardı.

Olup bitene göre geleceğin inşası için ilahlar karar almış ve ittfakı girişmeler çoktan başlatılmıştı. İttifaklar olasılıklıydı. İlahlar eliyle ittifakın üreten insanı ittifakın bir olasılığıydı. Ve ittifak ta insan eliyle geleceğe doğru rahat akış içinde olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İttifakın başında BİR İŞ BİLİR, MESLEK SAHİBİ ilahlar, kendi melezlerine ve kendi torunlarına sofra kuruyorlardı. İlahlar totem alanda doğup büyümekle daha çok totem alana aittiler.

İlahların bu kabil totemdik özelliği melezin katışık olması karşısında ilahların saf ve katışıksız olmasına izafe ediyordu. Katışıksız olmayı melez torunlar ile ilahların kendileri arasına koydular. İlahların totem soy olmaları geçmişe atıftı. Bu atıf ilahla insan arasındaki sosyolojik bir bağ farkını gösteriyordu.

Tarihteki miladın tarihsel hiç bir karşılığı yoktu. Olsa olsa köleciliğin döngüsel ara zamanına vurguydu. Tarihsel milat inşa adına hiçbir değişme dönüşme ortaya koymuyordu. Aslında ön ittifakların inşası bir doğumdu. Yani bir milattı. İlahlar milat olan ittifak döneminin öncesinin ve şimdisinin depo hafızası olmakla ilahlar belletenlerdi. Öğretenlerdi. Öğreticilerdi. İttifak akdine, insana gözetmen gözcülerdi.

Devamını Oku