Şimdiki durumla adalet mülkün temeli olabilir. Ama adalet ne üreten ilişkinin temelidir. Ne inşanın temelidir. Ne ön ittifakları köleci sisteme aktaran kolektif yapıların temelidir.
Köleci sistemi tarif eden tarih boyunca hep adalet aranmıştır. Hala da aranmaktadır. Tarih adalet anlatımlı örneklerle doludur. Özellikle özgün ve yerel yapıları yeryüzüne doğru dağıtan yapılarla ortaya konan adalet ve adaletsizlikler çok anlatılır.
Kendisi adaletle olmayan, adalet olan sistemi yamultan bir sistemin içinde aranan adalet yine bir adaletsizlik olacaktır.
Adalet köleci süreç ile birlikte geleceğe doğru anlam edilecekti. Adaletin bu durumla bilinmiş olmasını göz önüne alıp ta geriye doğru baktığımızda; şunu anlarız. Köleci sisteme kadar geçmiş olan kolektif yapılarda adalet; belirsizle belirli bir durum akışı olmakla, kolektif yapıların temeli değildir.
Adalet köleci yapıların belirlisi, kolektif yapıların belirsiz durumu olmakla; adalet köleci yapıların temeliydi. Bu bağlamla adalet köleci yapı içinde sizi tek yanlı vaatlerle mülk sahiplerine yükümlü yordu. Köleci yapıların fakirleri yoktu. Olanaklar hepsi için, hepsinindi. Zenginlik te bilinmiyordu.
İlk sosyo toplumsal yapıların betonarme gereçleri olmadan, yani günümüzdeki inşaatlar gibi geçmiş kolektif yapılar inşa içinde çelik konstrüksiyon kullanmamış olmakla; geçmişin inşalarına nasıl inşa değildir diyemiyorsak: ilk kolektif yapıların günümüzdeki adalet gibi bir adalet anlayışlarının olmaması da onları adaletsiz kılmazdı. Aksine kamucu boşluk devinmesi içinde adalet gibi karşıtını verecek bir adaletsizle durum belirmediği için adalet gibi gelişebilecek bir eylem de ortaya konamıyordu.
Üreten ilişkiler de farklı kritik eşik değerlerinin kendi aralarındaki seviye basınç farkı üzerinde girişir. Bu fark girişme ile yükümsen olur. Yükümlülük olur. Yüküm eşme olur. Birbirleri arasında EŞDUYUM bağlacı üzerinde taahhüttü. Bu yüküm doğrudan birbirine dönüşen, birbirine değişen enerji oluyordu.
Yüküm ve yüküm etmedeki mucize bağ enerjisinin dönüşmesiydi. Sizin üzerinizde boşaltılan alana dolgu malzemesi olarak yüklenen karşı tarafın güvenlik algılı güvenlik yönelimli enerjisi; karşı taraf avcı ve toplayıcılar üzerinde dönüşen besin bulma enerjisine ekleyen, bir aktarımın çevrimiydi.
İş bölüşmesi yapma organizesi nedenle, kritik yönelme zamanının tümünü besin bulma süreduruma dönüşen avcı toplayıcı kişiler üzerindeki kolektör enerjisi de; güvenlikçiler üzerinde güvenlik sağlayan enerjiye dönüşen aktarım ve eklemdi. Bu sayılan yüküm ve taahhütlerin hiç birisi de zorunluluk karşı denkleşmeler olmak dışında; ADALET değildiler. Adaletin, ESAMİSİ bile değildiler.
Sosyal alan içindeki dışsal kuvvet bağ taşıyıcıları nelerdir? Nasıl belirlenir? Nasıl bir kesikli sürekli olmakla simetri kırılması verirler?
Sosyal alanlı totem alanın iş bölüşmesi, yardımlaşma dayanışma gibi doğada sağlatan alan ilişkisini veren kolektif bir enerji düzeni vardır. Bu tür enerji düzeni kısaca sağlama ve tüketme denkleşmesini veren birçok düzenlikti.
Toplumların da üretim yapan üretim hareketi düzenli, üreten, tüketen, kolektif bir bilgi birikimli teknik teknolojik kullanımlı, tasarım yapıp simulasyon edici birçok enerji düzen denklikleri vardır.
Bu kavramlar karşısında hazan yaprağı gibi titreyerek baktığınızda korku; korkuyu duyan kişi üzerinde imana, teslimiyete, sığınmaya dönüşmekle, inanç ortaya çıkardı.
İnanç korkuya gözü bağlılık samimiyetini ya da "korkunun deli cesareti" olan uyuşmayı ortaya koyardı. Adına ne derseniz deyin; lafın sözün para etmediği (kâr etmediği) bir afyonlamayı ortaya çıkarırdı. Aslında size gerçeği, dağarcığı, bek raundu, geri beslenmeyi unutturan özellik, yer durum; tersten bir evirtme ile aynı zamanda size hatırlanan yer, hatırlatıcı kavram, hatırlayan özellik te olmalıydı.
Rızk gibi kader gibi tevekkül gibi bir yığın karşıt söylemli kavramlar; size bek raundunuzu unutturan kavramlardır. Size söylenen anlam bilgisiyle size tarihsel olanı unutma veren kavramlardır. Ama aynı zamanda da unuttuğunuz hatırlama yerleriydi. Rızk kavramıyla geçmişi, tarihsel olanı unutmuştunuz.
Kolektif sürecin niza süreci ile çığırında çıkarılmasıyla gizli kurgu olan El, açık açık konuşmaya başladı. El, gerçek mana da belirtildiği gibi evrenin yaratıcısı olan Tanrı ile aynı kavram değildi.
Zaten El de evreni yaratma, evreni tasarım yapmanın iddiası ile ortaya çıkmamıştı. El mülk sahipliği iddiasıyla ortaya çıktı. El kolektif yasalar içinde kolektif yapıyı rızk gibi kader gibi tevekkül gibi, rıza gibi teslimiyet gibi iman edici El yasalarıyla dönüştürmek, özelleştirmek istiyordu.
El kolektif işleyişle kolektif yasalara karşı sistemi kurgulayan seçilmiş kişilere mülk sahipliği ihsası yapma nedenle vardı. El nasıl evrenin yaratıcısı olan Tanrı değilse, El 'in “ben verdim” dediği de El 'in verdiği değildi.
1
Adalet mülkün temeli midir? Bu soruyu şöyle de sorabiliriz. Mülk mü adaleti belirler? Adalet mi mülkü belirlemiştir? Mülk ile adalet arasındaki bağıntı olan sömürü inşacı bir temel özelliğe sahip midir? Yoksa sömürü ve adalet öznel ve sömürü kurgulu bir bağıntı mıydı?
Biriken, depo enerji olup her tür yeni başlangıçlara yol açan kolektif birikimli kolektif güçtü. Sömürü üretim olmadığı için depo enerji birikimi de vermez. Depo enerji olarak biriktirme yapmayan bir durum inşa yapan özellik olmamakla başlangıç inşası içinde öznel ve nesnel bulunuşla olamaz.
Yarın yine çalıştırıp sömüreceğiniz kölenin karnını doyurma, güvenliğini sağlamanın kolektif inşa gibi zorunlu durumlar içinde genel bir özellik olma, belirlisi vardı.
Kristal yapı düzeni içindeki momentumun çok yüksek hızlı atom ve atom sentezli düzey ve düzlem enerjisine sahip kimya yeni durumun belirlisi olma sınırlaması içinde ikinci duruma yeni bir belirsizle oluştu.
Atom gibi belirli durumla, nükleik asitler; nükleik bazlı moleküller, polimerler gibi yeni bir belirsizle olmanın düzey ve düzlemi vardı. Çekirdek içi tekrarları bozan ya da çekirdek içi tekrarları bozunduran kuvvet te başka bir kuvvetti.
Nükleer bileşimin kendi süreç tekrarlarını veren düzey ve düzlem içindeki kuvvet kırılmasını veren bu durum çekirdek gibi süreduruma zıt yönde akı ve akış olup sentezi bozun duran kuvvetti. Atoma dek küçük ölçekli sınırlanma yalıtım içinin görece denge durum simetrisini kıran kuvvet te zayıf etkileşimli kuvvetti.
Bencillik kişi ile birlikte kişi içinde başlayıp; kişi ile biten bir yapı kuvvetti. Bencilliğin etki mesafesi bu kadardı. Kişinin dışında, kişinin bencilliği oluşamıyordu. Kişi dışına bencil yönelimli, bencil davranışla eğimdi. Bu inşa değil eylemli bindirişti. Kişinin bencilliği kişiden fazlasını bencil eden girişme değildi.
Kişi kendi bencilliğine sağlama yapmadan, kişisi bencillik diğer bencilliklerle uzlaşır durumla bir arada olma eğiliminde değildir. Bu durumda bencillik dışta benzer olgu olayı iten, dışlayan bir eğilimdir.
Şu halde kişiler nasıl bir aradaydı? Bencilliğin dağıtan kuvvetine karşı, bencillikleri bir arada tutan kuvvet neydi? Doğa belli şartlardaki "benzer özellikle tekrar süreçleri" ayrı düzey ve düzlem içindeki apayrı koşul durumların belirlisi bir yol araç kopyaları olmalarıyla yineler.
Adalet mülkün temeli miydi? Bir şeyin temel olması için veya temelde olması için o şeyin inşayı olması; yani inşanın kendisi değil de inşa içinde, inşayı tamamlar bir inşa parça olması gerekir.
Oysa adalet ne inşayı idi, ne de inşa bileşenlerinden olan parça durumdu. Ne de inşayı geliştiren bir tamamlayıcı katkıydı. Adalet inşanın tümü olmak isteyen yanılsama bir enfekte edişti.
Adalet seçilmiş kişi mülk sahipliğini ihsasla doğrulma doğrultma adına hareket eden eğri cetvelde hiç düzü çıkmayan çizgiydi. Zorunlukları da kendi koruması, kendi icadı saydıran bir algıyla tabana yayılır.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...