Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Kamucu (ortaklaşmacı) birleme ve tevhidin yerini biati birlik ve tevhit almıştı. Kişilerin biati olan sahiplenmesi; köle olma karşısında oluşan dirençleriyle hayli çetin olacaktı. Bu sancılı süreç köleci sisteme geçmenin ilk inşasıydı.

El, kendisine iman edenlere soruyordu “yer ve yerdekiler kimin? Yer ve yerde ne var? Ekici tarımcı dediğimiz emekçi kâfir gruplarla; onların emek ürünleri var. Yerdeki ağaçlar, hayvanlar, dağlar bu aşama itibarıyla El’in umurunda bile değil.

Öyle olsa bunu üreten ilişkiler ortaya çıkmadan evvel de söyleyebilirdi. Neden illa da üreten emekler kişi sahiplikle olucu durumun yansıma vermesini bekleyene kadar durmuştu. Çünkü üreten ilişkiden önce kişi sahiplikle ne mal, ne mülk; ne nitelikli emek gücü ortada vardı. Dolaysıyla El’in benim malım benim mülküm diyeceği; her gün yeniden ve yeniden üreten emek gücü de ortada yoktu da ondan.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hayat ve varoluşun olay süreçleri geri bağlanım yasası nedeniyle tekrarlarını yapar. Ya da tekrarlarını yapmak zorundadır. Bir yazı da geri bağlanım yasası içinde kendi tekrarlarını farklı söyleyişlerle ya da aynen tekrarlarıyla tekrar etmek zorundadır. Yani kırıklı yapı, korunan süren; kesikli yeni inşalarladır.

Bu bağlamla şu vurguyu belirttikten sonra asıl konuya geçeceğim. İlah diye kullandığımız sözcüğe; El sözcüğü kaynaklık etmiştir. Bu nedenle İlah kavramı, El sözcüğünden anlamla dönüşmedir. El değil demekle söylenir. El, al, il gibi El’in çeşitli söylenişleri vardır. İlah sözü La El ya da İl La diye izah edilir. Böylece İlah, El olmayan anlamınadır. İlahın ortak yararlandırmasına karşı El, özel mülkü olandı. Özel mal mülk içinde kişilere mülk yararlandırması yaptıran El’di.

Daha açığı ilah sözcüğü El sözcüğüne El olmayanın veya El değil deme anlamı veren sözcükle bir arada söylenir. Böylece İlah, El değildi olur. İlah ortaklaşan irade. Ortaklarla kararlar alan ittifakı iradedir. Kişi uhdesinde bir mal mülk sahipliğini bilmez. El de ortaklaşmayan; ortak irade tanımayan mana gücüdür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kaygan bir yol sizde, sizin kaygılarınızı oluşmasıyla, yine sizin psikolojiniz, ruh haliniz, tedirginliğiniz olup; fren mesafesini gözetmeniz vs. olacaktır.

Kısaca yol, teker, öndeki araç, hava durumu sizin algı yetenekleriniz, psikolojiniz olurlar vs. Aslında hepiniz bir ve aynı şey olan zaman mekân devinmeli arı enerjinin farklı nicelimle durumusunuz. Kendi üzerine kendi etkimeli dünya gibi bir zaman mekân devinmeli, donmuş enerji düzeyi içindesiniz. Diğer yansıma bağıntıları donmuş enerji düzeyi içinde sizin öznel kod bilgisi devinmeniz olurlar.

Siz düzenli halinizle o yola göresiniz o yol da size göredir. Sonuçta siz kendi üzerine kendi etkime olan dünya bağlamlı parçacık süredurumun; parça dalga niceliyle, dünya gerilimle; dünyanın iç hacmisiniz. Bu koşullarla siz kayganlığın umurunda değilsiniz. Kayganlık sizin umurunuzdadır. Siz, düzenli ilişki biçimisiniz. Kayganlık size göre kaostuk, oluşmadır. (bkz. Kendi üzerine etkime yazı dizim)

Devamını Oku
Bayram Kaya

Şimdi üreten şeyin başlangıç referansla neyden oluşunu belirtelim. Tekil ya da tikel insan dalda meyveyi toplamağa gittiğinde geride savunulması gereken güvende olmayan bir yavru bırakıyordu. Ya da yavruyu yanında taşımakla hareketi ve yetenekleri sınırlanmakla olası tehdit karşısında savunması oldukça azalıyordu.

Tekil durumlu kişi, arkadaşını yavru yanında bıraksa; kendi savunması; kendi av yapması; kendi yiyecek toplaması çok çok kısıtlanıyordu. Böylece kişimiz; zaman, mekân, devinmeli özellikleriyle; üst üste durumlarını yansıtır olmanın, tam da kendisiydi.

Kişi; kendisi de olan durum belirmeleriyle zaten yüklü durumdaydı. Bu yüklü olan alan etkili durum, kişiyi; kendisi gibi yüklü, benzer karakterli başka tür özneli zaman, mekân, devinmeli hemcinsleriyle birlikte bir grup bağıntısının içine girdirir. Bundandır ki iç, dış zorunluluğa göre olup; onu konuştular.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Şu halde insanın bilinci yarın yine, yeniden ve yeniden üretim hareketi olmakla; bilinçli bir eylemdir. Benim sömürülme özgürlüğüm diye bir sosyo toplumsa inşa şekli yoktur. İnsanlar önce sömürülmeyi, sömürmeyi ya da ne demekse sömürülme özgürlüğünü (!) düşünüp; sonra da üretim ilişkisi içine girmemiştir. Sömürü zorunluluk değildir. Aksine üreten ilişkiden sonra sömürü ortaya konmuştu.

Özgürce sömürülme isteğim diyen anlayış; ancak ve ancak sömürülme süreci ortaya çıktıktan sonradır ki enfekte bir hastalık veya El maksatlı sağlıksız düşünce olmaktan öte hiçbir kıymeti harbiyesi ve inşa değerli zorunlu meşruiyet zemini yoktur. Sömürülmek isteme geçmiş inşa şekline (bek raunduna-geri bağlanım yasasına) göre zorunlu olmamakla meşru değildir.

Özgürce sömürülme isteği olan del saçması meşru olmadığı için geri bağlanım yasası oluşla hayali bir El kavramı olmaktadır. Tarihi bir zorunluluk olmayan El’in, sistemi başlangıçtan beri böyle inşa ettiğini söylemektedirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aslında doğa, kendi karşısındaki insana dönerek; insanlar istediklerini yapıyorlar mı? Yapmıyorlar mı? İradiler mi? Değiller m? gibi bir sorunu hiç ele almaz. Böyle bir sorun doğanın umurunda bile değildir. Doğa, karşısındaki insana özgür mü? Özgür değiller mi? İnsanlar özgür iradelerini kullanıyorlar mı? Kullanmıyorlar mı? Anlamalara karşı doğa bunlara hiç bakmaz.

Yani doğa ağılda doğan oğlağa göre ırmak kenarında ot bitmiyordu. Aksine doğumlar, ırmak kenarında biten ota göre ya ayakta kalıyor ya da hayatta kalmıyordular. Doğa sizin açlığınıza hiç bakmıyordu. Bilakis sizin açlığınız doğada olup bitene göre olmakla denk gelmeydi.

Elma size göre inkişaf etmiyordu (gelişmiyordu). Hem yüzde 30 oranında aynı genetik kök üzerinde geliyorduk. Hem de bizim ağız tadımız, sindirim sistemimiz elmaya göre inşa oluyordu. Bu nedenle elmanın tadı tam bize göreydi!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bağıntılar kopar. Özellikler yiter. Bu böyledir de. Bu şu demek. İnsanı, anlamak için geçmişe doğru gitmek gerekir. Geçmişe doğru gittikçe de insandan uzaklaşırsınız. Doğal ortak süreçlere uzanırsınız.

İnsan olmayan durumlarla karşılaşırsınız. İlk başta insanı anlamak için insandan uzaklaşmak gerekir. Bazen de tabulaştırmadan yine insan tanımı üzerinde anlama doğrultmaları yapmak için de günümüz içindeki insandan uzaklaşmak gerekir.

İşte ekici ve çoban gruplar iradesini ve şimdiki sahipliğin temelini, özgür iradeyi anlamak içinde ekici ve çoban gruplardan uzaklaşıp doğa süreçlerinin içine girmemiz gerekmişti. Bir şeyi söküp parçalarına kadar ayrıntılayıp (çözümleyip) yeniden o şeyi inşa (bütünleştirme) edebiliyorsanız o şeyi biliyorsunuz demektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya


Konusunu etmekle söylediğim El, ne bir uzuv olan elimizdi. Ne de bize göre bizim andaki yaşamımıza yabancı olan eldi. Kimse bu tavırlar üzerinde lafazandı sözcük oyunlarıyla teşriki mesai etmemeliydi. Arabesk yaşamlar, El takdirli fatalite olur, mana anlayışıyla başlamıştı. El mana anlayışı insanı ve insanlığı giderek iyice arabesk yapmıştı. Hem de maden kazalı 301 ölüme fıtrat der denli arabeskti.

Tarih derslerinde derse konu oluşuyla işlenen Sümerler ve çağdaşları, köleci ittifaklı Sümer devletleri olan köleci ve örgütlü yapılardır. Ve de köleci sürecin zirvesinde olan imparatorluklardı. Sümer devleti ve Sümer dili önceleri Sümer sözlü edebiyatı içinde aktarılır. Bu süreç içinde anlatılan yaşam, ilk köleci dönemden daha çok adeta köleci olmayan bir dönemi anlatıyordu.

Bu döneme ilişkin anlatılanlar içinde mitoloji denen materyaller çoktu. Buna rağmen bu materyaller içinde olunan ve arabeske bağlanan köleci dönem ile erken dönem hiç anlaşılmıyordu. Köleci dönem mantığıyla, köleci dönem öncesini anlatan pazılın parçalarını açıklayıp söylemeye sanki hiç izin yoktu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

En önemlisi de göçerlerin ilahi meslekleri bilen bu yetenekleriyle göçtükleri bir alan içindeki ham bir araziyi, bir tarla, bağ, bahçe haline getirip; araç gereçlerini hazırlayabilir olmanın uzmanlık kapasitesi içinde olmalarıydı. Bir kır denen yazıyı, yaban olan savanı; otlak alanı bağ, bahçe, tarla gibi mülk yapabilirlerdi.

İkinci bir en önemli yan da böylesi donanımlı bu kişilerin El adaletine fikren iman bağlılığı içinde inanmış inşacılar olmalarıydı. El tasarruflu özel mülkiyetçi söylem içinde; El söylemli vaatler, hayli albenili söylemlerdi. Bu söylemler içinde ittifakı zenginlik kaynakları üzerindeki bir hesapla çalışmadan takdirle mal mülk sahibi olunacağının telkinleri, vardı.

Telkin edilenlerle kavranır olan şey; El vaatli rızk verme kavramı üzerindeki sahiplik içinde kazanılacak, muktedirlikti. Ön ittifak içinde kovulup göçenler bu muktedirliğin cazibesini kendi üzerine yansıtmanın büyüsüne kapılmış olan kişilerden oluşmaydı. Bu tür manaya iman (ahdi kavil-sözleşme- bağlılık yemini) etmiş kişilerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El düşüncesi tarihe, travma etkileri üreten bir dönüm noktasıdır. Bu travma tik etki, katlamalı şiddetle günümüzde dahi sürmektedir. İnsanın psikolojik bozukluklarından tutun, ben bozukluklarına; öznel bozukluklarından tutun, adalet duygusu ve sağduyu bozukluklarına kadar süreçlerinin imal edicisidir.

Hiçbir şey mutlaklık (kendi dışında bir şey bırakmama) içermez. Aksi halde olgu ve olaylar kesikli sürekli ve özel bağıntılı iliş kinlikle olamazdı. Önce olan (neden), sonra olanı (sonucu) belirlemiştir. Önce olan sonrası olanla vardır. Sonrası olan da öncesi olanla, tamamdır. Yani biz sonra olan sonuca bakarak, şimdi ortada olmayanı; şimdi içinde, bir başka ifadeyle, şimdi içindeki farklı bağıntı tekrarı olan sonucuna bakaraktan da; önce olanı söyleyip anlam ediyoruz.

Daha açığı bir Mısır tanrısı Amon Ra; bir Yahudi Tanrısı Yehova’daki anlam ve anlatışlar olan tanrı kavramındaki içlemlerin önce olanları, sonraki anlam ve anlatım olanıylaydılar. Yani ilah sözü de El sözcüğü ile El, Al, il, Il türü kullanımları olmakla önce olanın, sonra olanı Ellahtı. Sonra olandaki tekrar olanlar ( kendi kendini oluşan, rekursif olanla) ortaya konmasına kaynaklık gelen bir sözcüktür.

Devamını Oku