Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Hikâyeleştirme ya da tarih iki türlü yazılır. Tarih bir fatihlerin (yenen-yöneten mülk sahiplerinin) gözüyle tarih yazmaydı. Bir de fethe uğrayanların (yenilen- köle olan. Sahipliği hükmedilmesinden sonra gelenlerin) gözüyle tarih ya da hikâye yazmaydı.

Günümüz tarihi daha çok fatihlerin gözüyle yazılan tarih olmakla gelenekler, dinler, inançlar fatihlerin söylemi ve anlatımı olan tarihti. Burada fatih oluş söylemi bir haklılık bir doğruluk olan söylem değildir. Kendi öncesine göre şimdiki egemen fikri uygulamanın inşasını sürdüren hareket olmakla fatihliktir.

İnsanlık tarihi gerçekten de bir üreten ilişkiler ve üretim hareketi tarihidir. Üretim hareketinden önce ne insan vardır ne de hemcinslerimizin esamisi okunurdu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tazammum

Oyuncak niyetine oynardı, papatya falı niyetine seçmişi
Ne zorluklardı, o içinde taam ederken müreffehi geçmişi

Ne çabuk anılmaz olduk, nankörlükler içinde unutuluşu

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yolda giderken kafanıza yıldırım düşmesi şanssızlığına uğraya bilirsiniz. Bu şanssızlık sizden ve sizin isteminizden bağımsız olmakla sizin bilinciniz dışında bir gerçekleşmedir. Ortamda her şeyin her şeyle asıllanma boşluk alan bağıntısı nedenle de zorunlu bir rastlantıdır. Üretim hareketi de sizinle birlikte ilk çağda olma, 18.yüz yılda olma, ya da günümüzde olma gibi kolektifin üzerinde sizinle rastlantısal bir gerçekleşmedir. Kolektif oluş ta sizinle ama sizin isteğiniz ve sizin bilinciniz dışındadır!

Kolektif üzerinde gerçekleşen sağlatım sizinle birlikte olan yardımlaşma ve dayanışmaydı. Sağlatım yardımlaşma dayanışmaya dönüşüyordu Dayanışma yardımlaşma da sağlatıma dönüşüyordu. Tıpkı üretimin tüketime, tüketimin de üretime çevrimi gibi olmakla; sizin kolektifi, kolektifin de sizi besleyen çevrimleri birbirine bağlanan hareketlere dönüşüyordu (geri bağlanım yasası). Halbuki tepenize düşen yıldırımın, siz ne geri beslenenisiniz ne de yıldırımı oluşan bir bağıntısınız.

Şunu demek istiyorum tepenize düşen yıldırımın rastlantısal lığında (şanssızlığında) ne ileri süreç olarak yıldırıma katkı veren bir dahliniz vardı. Ne de siz yıldırımın geri bağlanım yasasıyla paylaşanı olduğunuz bir enerji sağlama beklentiniz vardı. Yani yıldırım sürecinin doğrudan çevrimi değildiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kaynak suyu 6 türlü sirkülasyon içinde olmakla kesikli-sürekliydi. Bu kesikli sürekli durumu içindeki ileri ve geri etkileşmeli eylemler çevrimi, yalıtımlı sürecin iç belleğiydi. Ama bu oluşum sonsuz ve mutlak değildi. Ne var ki sonsuz olmayan bu haliyle de kendi kendisini başlatan ve kendi kendisini durduran (öz yineli-rekursif süreç olmakla) otomatik süreçlerdi.

İlk üretim hareketinin sosyo toplum içinde nasıl bir zorunlulukla çevrim olduğunu çok kes, çok yerde ve yukarılarda anlattım. Yalıtım içindeki çevrimim kendisi yalıtımın iç nedenidir. Kendisi neden olan iç durum dışta kendisine sağlatmaydı. Sonra da üretim hareketiydi. Böylece kendisi neden olan dıştaki sağlatıcı durumun üretim hareketi üzerinde nasıl bir eylemlerle kendi kendisine neden olduğu hep belirtildi.

Tıpkı kaynak suyunun yağmura neden oluyordu. Yağmura neden olan kaynak suyu da yağmur nedenle kaynak suyu oluyordu. Kaynak suyu neden yağmur sonuçsa tersten tekrar eden çevrim sonuçla yağmur neden kaynak suyu da sonuçtu. Kaynak suyu sürecin ve yağmurun hem ileri yön akış beslenmesidir. Hem de yağmurla geri yön, kaynak beslenmesidir. Akışı devam ettiren beslenmesidir. Demek ki bir çevrimde hem ileri yön akış belenmesi vardır. Hem geri yön akışı devam ettiren süreç beslenmesi vardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hemcinsimizin dünya üzerinde belirdiği 6 milyon yıl önceden 4500-5000 yıl öncesine kadar ne zenginliği vardı ne fakirliği vardı. Ne de ortam da zenginlik, fakirlik algısını verecek bir anlama, adlandırma, eylem ve ilişkince düşünme vardı.

Hemcinsimizin insan olduğunda da zenginlik, fakirlik algılı kavramı ve çelişkili bilinci yoktu. Zenginlik fakirlik insana insanlıkla da bulaşmamıştı. Bunların yanında insana hemcinsimize "zenginliği ve fakirliği size kader tayin ettim" diyen de yoktu.

Avcı toplayıcı sosyal tikel yaşam içinde hemcinsimizin karşısına aslan çıkıyorsa kurtulma, savunma, kaçma, gizlenme vs. gayretleri dışında; aslan karşısındaki kişinin, pençe ile canı arasında son deme kadar kurtulma çabası dışında yapacağı hiçbir şey olmadığı gibi teslimiyeti de yoktu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Görüldüğü gibi sömüren sistem içinde önce; “mülkün sahibi benim” diyen kişi ile mülke ve mülkün sahibine tapım, TESLİMİYET ve saygılama ortaya çıkmıştı.

İkinci aşamada ise mülk sahibine saygı ilişkileri içinde “eşdeğer değiştirme değeri” olmakla ortaya çıkan para ortaya konmuştu. Para ilişkileri “eşdeğer bir değiştirme değeri” olmaktan çıkarıldı.

Para ve para sahipliği giderek para sahibi olan para adamlığı üzerinde, para babaları dediğimiz kapitalci, ana paracı, sıcak para sahiplerini saygılamayla paraya para sahibi kişileri yücelten kutsama tapımına ve TESLİMİYETE dönüşmüştü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Değişen zaman içinde dolaşıma sokulan para gibi, bankerlik gibi enstrümanlarla köle ve işçi çalıştırmak için feodaller, vassaller; bankerlerden para almaya ve alınan para karşılığı; FAİZ ödemeye başladılar.

İşte yaklaşık 3500 yıldır süre gelen feodal statüyü geriletip, feodaliteyi ikinci türden bir efendi konumuna sokmakla, efendiliği bankerlere kaptıran feodalite karşısındaki yeni durum buydu.

Kutsallık, teslimiyet, kader, rızk gibi söylemler öyle çok büyük büyü ve etki sanatıydı ki; bu söylemler, etkisi altındaki kişileri düşünemez, aklını işletemez, gözünün önünü göremez yapıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Teslimiyetli anlayış sizleri telkin etmeye devam ediyordu. Diyordu ki “başınıza gelene sabredeceksiniz. Sizin uğraşınızla başınıza iyilik gelse sizden değildi. El’ dendi. Kötülük (mülk, rızk vermeme işi) El’ dendi de iyilik sizdendi öyle mi?” diyen söylemleriyle El sizdeki teslimiyetçi algı yönlenmesini bu sorularla pekiştirecekti.

Her söylemle ve her alanda her yerle kuşatılan insanın kuşatmaya karşı kırılan direnci karşısında, kişilerden El ‘e doğru teslimiyetli bir rehavet oluşur. Kendisini iman rehaveti içinde bulan kuşatılmışlığın, aklını işletmesi pek pek olanaklı değildi.

El ‘in “doğru yol” dediği, El yolu neydi? Kuşkusuz ki kolektif oluşa karşı kolektifin zıddı olan yoldu. Kolektif lige, kolektif birim zamanlı gücün paydaşlığına karşı olan yoldu. Üreten, sağlatan kolektif olanın birleştiriciliğine karşı yoldu. Bu ilk yoldu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem gruplar ve ilahlar ittifak içinde totem meslekleriyle genel olarak ya tarımcı ilah, ya madenci ilah ya çoban ilahı, ya balıkçı ilahı, ya da özel olarak buğday ilahı, mısır ilahı, koyun ilahı, sığır ilahi, demir ilahı gibi mesleklerle (o toplulukla bağıntısı olan işler) ile anılıyorlardı.

El ne diyordu; "kendilerine rızk olarak verilenlerle kendisinin anılmasını istiyordu". “Şükür karnımız doydu” diye rızk ile ilahı anıyordunuz. El hiç üretmediği, üretimi bilmediği için kurnazlıkla hile ile sahiplendiği mülk ve mülk üzerinde biten, yürüyen, yaşayan varlığın da sahibi oluyordu.

Mülk sahibi olan El de sahiplikleri üzerinde ilahlar gibi kendisinin de anılmasını istiyordu. Yıllardır yalın mantıkla, aklın gereği olarak sorarlar. “El ‘in ne muhtaçlığı var da mal mülk sahibi olur ve El hangi ihtiyaçtan ötürü anılmak ister diye? Bu sorunuz “Hiç bir şeye ihtiyacı yoktur” dediğiniz El için doğrudur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Biz topluma bir maliyettik. Lakin toplumun da bize bir maliyeti vardı. Bu maliyet herkesin eşdeğer kolektif emeği üzerinde karşılanmaydı. Şimdiki vergi, bu kolektif maliyetin karşılanması olan kolektif zorunluluğa öykünen çok kötü bir kopyasıydı.

Toplum üreten kolektif yapılı kolektif güç olmakla kişi üstü, insan üstüydü. Hayat genelde en çevik olanını, en dayanıklısını, en güçlüsünü ayakta bırakıyordu.

Hayat kendi aklını; hile yolu ile savunmada kullanan en kurnazını hayatta bırakmakla bu karakterleri doğadaki seçme ayıklama yolu ile doğaya uygun olan iyi karakteri döl yolu üzerinde türe aktarıyordu.

Devamını Oku