Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Dördüncü yaratılış önce El 'e yeni isim vermenin ve El ‘in arkasında duracak bir El ahit anlaşması içinde ayrışmayla başladı. Bu yaratılış tutumu köleci hâkimiyeti. El Hakemi pekişir olacak El sahipliğini belirtir olacak köleci ulamlardan üç beşi şöyleydi.

El, lütfedendi. El kaderleri belirleyendi. El rızası olan, rızası alınandı. El hakkı içindi. El mükâfat verendi. El vaat edendi, sabretme ve tevekkül etmeyi, teslim olmayı ahde vefayı söyleyip, sözleşendi. Azabı olandı. Çünkü bu kadar mülk ancak kahreden azapla elde tutulabilirdi.

Bu yaratılışa göre artık siz yürümüyorsunuz El yürütüyordu. Siz nefes almıyordunuz. Canınız elinde olan El nefes aldırıyordu. Siz üretmiyor, siz çalışmıyordunuz! El dilediği için çalışıyordunuz. El dilediği için ürün size bol bol ya da kıt olarak veriyordu. Enflasyonu El istiyordu. Maden ocaklarında El istediği için ölüyordunuz!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Dördüncü tarz yaratılışa göre köle boğaz tokluğuna çalışıp, efendisi için üreten ve emeği de efendisi tarafından meşruiyetle sömürülen kişiydi. Oysa mülk sahibi huzurlu, huzur hakkı olan kimselerdi. Huzuru amadeydi. Köle gibi huzursuzluk beylere, bey efendilere yakışmazdı!

Üreticiler başka tarz mülk sahibi olmayı meşru kılan tacirlerin ve ihracatçıların “ticaretin on da dokuzu kazançtır” deme meşruiyeti içinde kandırılıp sömürülürler. Yani aldatmanın onda dokuzu hileli kazançtı. Köleler, üreticiler efendi karşısında hiç bir hakkı olmayan ve efendi kapısında aradıkları rızıkları üzerinde aldatılan kişi modeliydiler.

Artık bakış açınız ve değer yargılarınız kolektif üreten, üretim ortakları girişmeli değildi. İtibar ve değer yargılarınız mülke ve mülk sahipliğine göre bir mülk ve mülk sahibi kutsamasıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kullukta eşitleşme düşüncesinde neler neler doğacaktı. Köle bu eşitleşme gayreti içinde, köleci alan içinde kalmak şartıyla efendisine "rızkımı veren Huda’dır (El 'dir) kula minnet eylemem" diyen bir sesle meşru bir direniş başlatıyordur.

Kolektif sistemlerde meşruiyet kolektif bilişimle, kolektif kapasiteyle, kolektif emekten ileri gelen bir kolektif onaylı kolektif doğrulamaydı. Kolektif meşruiyet böylesi bir inşaca somutluklarıyla yanlışlığı tartışılmayan bir başlangıca hüküm olmakla sözün bittiği yerdir.

Efendi de El 'in kulu olursa, azaltılmış gerçeklik içinde rızkı efendiler vermiş olmuyordu. İşte efendinin rızkı vermediği bu sanal noktada köle efendisine başkaldırabilirdi. Burası bir meşruiyetti. Burası kölenin kendisine direnç ve meşruiyet kıldığı noktaydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu tür eşitleşme sembolizm köleci başlayışla yürünen yol içinde oluşan köleci bir kolektif (ortak) akıldılar. Geçmiş miraslı kolektif depolu anı içinde beliren firarilerdi.

Kölenin efendiye karşı direncini oluşmaya başladığı süreçler içinde, Efendiler; muunun günü gibi ritüeller içinde, onuru kırılmış kölelerin onurunu taltif ediyordular. Bu durum köle kişilerin psikolojisine de iyi geliyordu.

Köleci sistem içindeki "tarihsel kulluk bilinci" hem bir köle ile efendinin "eşitleşme" hayaliydi. Hem de köleci aczi yetin köleci sisteme "biat" kültürüydü. Duruma nereden bakarsanız durum orasında yansıma verir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Konuyu altı yedi bölüm aşağıda bitirirken şunu da vurgulayayım. Her bir “yaratılış hikâyeciliği”, anlatıcıların hikâye öncesindeki yaşantısına göre “artırılmış bir gerçekliği” ifade ederler.

Kişi yaşamını temel aldığımızda, kolektif yaşam artırılmış bir hikâye gerçekçiliğini anlatmanın konusu olacaktı. İlk kolektif yaşam tipleri doğada ortak sağlama yaptıkları bir “totem alanlardı”.

Ortaya çıkan kolektif kuvvet nedenle bu durumda kutsanan kolektif ilişkiler, ilkin “totem kutsaması” olarak öne çıkar. Totem kutsaması kişi yaşamına göre kolektif kuvvetin doğada yaptığı grup sağlamalarını temel alan bir kutsamadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kısacası bir özne kendi dünyası içindeki uyarıları ve uyartış tekrarlarını aklın da canlandırır. Öznenin kendi iç dünyası içinde yaptığı hayalde canlandırma işi karşılığını bu kes de dış dünyadan yaptığı deneysel hayallerle tamamlıyordu. İçteki canlandırma yine içteydi ama dıştaki eylemlerin hayaliyle “birleştirip tamamlıyordu”.

İşte kişi özelindeki bu tarz hayal kurmalar, tıpkı kişinin istekle yaptığı yöneylemleri gibi dıştan özneyi harekete geçirecek bir çekim ya da itme kuvveti olmakla “kişiye eklenen bir stres yük hareketi etkisiydi”.

Bu etki kişiyi kolektif alana doğru sürükleyecek olan kolektif bileşimin unsurlarından biriydi. Bu hayal unsurları önce bilinçsizce rast gele ve tekrarlı rastlantısal eylemli girişmelerin üzerine binecekti. Sonra da bu hayal unsurları dıştaki tekrarlı eylemlerin üzerine bilinçli bir şekilde modüle edilecektiler. Böylece kolektif alanlı, ortak kuvvet doğacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4 yaratma anlatımı vardı. Anlatımlar groteskti kişinin algılarına göre kolektif algıları yaratacak dilinin söylemleriydi. Bu anlatımların 3 ü erken dönem içindeydi. Erken dönem groteski dönemi; ilk kolektif dönemi; üreten ilişkileri ve üretim hareketine bağlı ittifakları içerir.

Yaratılışa dek 3 anlatımdan ilki yukarıdaki gibi ilk sabit düzlemde kopan ayrışmanın kolektif alan içinde konumlanma şaşkınlığına ve hayranlığına duyulan mantığı belirten söylemdi. Diğer iki yaratma dönemi kolektif alan içindeydi. Kolektif alan niceleyişlerine bağlı köklü ve nitelikli bir ayrışma veren aşamalara verilen isimlerin olgu ve olaylarını belirtir.

Tekil yaşam içinde olan öznenin zamanı daima bitişik zamanlıdır. Kişisi bitişik zaman eşik belirimleriyle kişi üzerinde birçok parçalı yöneylem hareketine dönüşürler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Demek ki ilk kolektif alan kişileri bir araya getirip kişileri birleştiren alandı. Kişiler üzerinde, diğer kişilerle ortak özelliğe sahip bir birim zaman vardı. Bir birim zaman beş baskıyı ortaya koyan beş bileşenden oluşuyordu.

Kolektif alan kuvveti hem birleştirici, hem ayrıştırıcı, hem de ilk başlangıcı (kişilere dek temel özü) koruyan bir üçlü kuvvetti. Kolektif alan sabit düzlem alanı gibi çalışmıyordu. Kolektif kuvvet kişileri birleştirmişti. Kişiler üzerindeki bir birim zamanı beş ayrı öbeğe ayırmış ve bu öbekleri beş ayrı işin eylem grubuna dönüştürmüştü.

Kolektif alanda sondaki oluş baştaki oluşa göreydi. Kolektif alandaki gibi doğada böyle bir amaçlılık ya da içincilik yoktu. Çünkü kolektif alan doğa gibi rast gelelerle değil, kolektif öznelerin düzenlemesiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kişi üzerinde parçalı olup giden organize eylemeler kişi üzerinde boşluk bırakır. Bırakılın boşluğun kendisini çağıran (öz yineleyici) oyuk gerilmesi nedeniyle kişiler de; kendisinden gidenleri, farklı kullanım ve tüketim sağlamaları olarak geri çağırır.

Kişi üzerinde ayrışıp giden yöneylem potansiyellerinin oyukları sünen durumun geri çekim gücü haline gelirler. Yani ayrışan parçaları geri çağıran kolektif alan kuvveti ile kişi üzerinde ayrılan parça yüklerin bıraktığı oyuk hareketi; ayrışmaları farklı sağlama olarak geri çağırır.

Böylece parçalar, ayrışarak kopan bağ enerjisi ile üzerlerine yüklenen alan kuvveti nedenle bir gerilme, bir çekimli duruma dönüşmeye tabii olup; böylece potansiyel kazanırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kolektif alan içinde kişi üzerinde bulunan beş baskı kolektif kuvvet tarafından ayrıştırılır. Ayrıştırma işi kişi ve kişiler üzerinde 4 tane oyuk gerilimi ortaya çıkarır. Ayrıştırma işini yapan bu kuvvet temel baskıları ayrıştırır. Parçaları gerer. Sündürür.

Gerilen sündüren etki hem kalan oyuk alanı üzerindeydi. Hem hareket edip giden yük hareketi dediğimiz yükümlülükle, sorumluluk taşıyan organisasyon içindeki kişiler üzerindeydi.

Eylemin yönü bir organisayondan diğer her bir organizasyona doğru, kolektif alan içindedir. Kişi üzerinde alınıp organizasyonlar üzerine bindirilen her bir parça, suya hasret hayat gibi geride kalan oyuk alana doğru uyarılmış; geri gönderili bir polar yük eylemidirler.

Devamını Oku