Köleci sistemdeki özel mülkiyet ilişkisi, ön ittifakın içindeki ortaklaşmanın yadsınması oluşla belirtilir. Her yeni düzlem, başka bir bağıntı ve yansıma oluşla da; başka başka olan kendi ortaklaşmasını ele verir. Yadsınan; ön ittifaklı ortaklaşmanın, dayanışmanın kendisi değildir. Ortaklaşma olan, dayanışma olan sentezin anlam ilişkilerini, yeni olan köleci tarifli anlam içinde seçme ayıklama kılmakla süreci kesikli sürekli yapıp, köleci manayı yeni akışa dinamizm etmektir.
Ha keza köleci mana anlayışı içinde olan malı, mülkü seçilmiş insanlara rızk olarak; özel sahiplik oluşla dağıtan mamon bile; ön ittifak içindeki ortaklığın mana anlamasını yadsımıştır. Mamon ön ittifaklı mana anlamalı ortaklığı yadsımış olmakla, ön ittifaklı manada ortaklığa karşıdır.
Mamon; ön ittifakın sadece üreten ilişkiler üzerine olan ortaklaşa lığından; herkese dağıttığı ortaklığı fesih eden bir anlama da olmaktadır. Mamon’un oluşması, salt ön ittifaklı ortaklığın ve ön ittifakı olan kamusal servetlerin yadsınmasıyla (inkârıyla) yadsınan kamu servetlerini de özel mal, mülk sahipliği yapma, üzerinedir. Mamon yeni bir mana anlayışı olmakla, köleci ilişkilenişlerin yansımalar sentezi olmaktadır.
İzin verirseniz burada felsefi motivasyonuma girmek istiyorum. Benim görüşümce felsefe bilimler sentezi bilimsel düşünce olmak zorundadır. Yani bilimler bilimidir. Genel bilim yasalarından açılımla, bilimsel olmak zorundadır. Boş söz tartışması felsefe değildir. Boş söz tartışması imanın ve inancın işidir.
Erken dönem anlaması; inanç olan sanı kanılarla başlayıp, deneysel oldukça bilim ve felsefe olmuştur. İnanç; mana ve anlamalar oluşuyla zihin yetileri olmaktan öte; inancın fiile ve fiili açılımların deneysel olan yeni yeni gelişmelere dönüşemeyen her bir anlamaları, inanç oluşuyla kalmak zorundadır.
İman; totem dönemden ön ittifakı dönem içine geçen sosyal yapıların akdidir. İman ilk kez ön ittifaklı gruplar arası sosyal yapıların kült merkezinde ön ittifak içine (söz ile) okudukları bildirgeleriydi. Bu tür manifesto ya da deklarasyonlar ön ittifak içi grup yapılarının ön ittifaklı ilahi yapıya olan sadakat ya da bağlılık dediğimiz yeminleşmelerini içeren antlardı (ahitlerdi) .
Şu halde geleceğe doğru bakıldığında süreç içinde görece saflıklar vardır. Geçmişe doğru bakıldığında da görece sentezler vardır.
Siz süreci geçmişe doğru, saf olan ve saf olmayan diye başlangıca götürdükçe; saf dediğimiz noktanın bir öncesi de sentez olmakla yaptığınız; saf sentez tansı içinde hep sonsuzca bir yineleme ile baş başa kalırsınız. Bu tanılar sürecin iterasyon yapısına uygundur. Ama ne var ki bu tekrar edişler sizleri Zenon çıkmazına da götürür.
Siz süreci hep bildiğiniz yere kadar götürüp, götürdüğünüz noktanın da bir öncesi olduğu hükmüne varırsınız. Sürecin bu türden kesikli sürekli çevrim oluşları içinde bu nedenli tekrar edişler bir süre doğru iken sonsuzca oluş içinde doğru değildirler. Niceli olan bir süre sonra nitelik değişir sıçrar.
Ya Rab öznem, sözcem, eylemimle
Şekillendikle şükür ederim
Sensizliği ne ederim
Haddim olmayaraktan
Avazımın erdiğince
Sözümün belirttiğince
İçine, bir yanıyla 13 milyar yıllık bir bilgiyi depolayan kolektif hafızayı koymadığınız beyin, salt kendi deneyimleriyle oluşan sıradan bir beyinin düşünmesinde öte gidemediği gibi bu beyin çok yönlü de düşünemez.
Toplumların temelinde birçok totem meslekli grupların bilişimi vardır. Birçok totem mesleği demek birçok ayrı iş, oluş, düşünüş, tasımla çok yönlü düşünme ve çok yönlü anlatım tekniği demektir.
Yani bir çoban kült bir çiftçi gibi düşünemez. Tarımcı bir kült te çoban gibi düşünceler üretemez. Mesleklere dek parça bileşimler ittifak içinde çok yönlü düşüncenin bileşimleridirler.
İlahi alanı da ancak köleci bir yapı içine geçince, ayan beyan görür olduk. Köleci ittifakların ilk ete kemiğe bürünme biçimi monarşidir. Monarşi rızk veren mülk sahibiyle ahit sen olunan yapı biçimiydi
Yaratıcılığı hazırlayan tarihsel dönüşümün temel ön envanterle bileşimleri bilmeden, ne idüğü belirsiz bir yaratıcılık kavramı ortaya atılıyordu. Bilişsel süreçleri bilmeden kolektif organizmayı kavramadan yaratıcılığı da kavrayamazsınız. Kavradığınız da yüzeysel bilgi ve biçimsel bilgi olmaktan öte gidemez.
Kişisi bencilliğe endeksli av yapmadaki yaratıcılığınız sizi, Mars’ı bilecek olan yaratıcılığa götüremez. Bu nedenle bencil düşünce tavır ve hilelere yaratıcılık atfedersiniz. Oysa tekil kişi düşünmesinin bırakın yaratıcı olmasını, groteski anlamalara sahip animizdi bir anlamaydı. Yani ilk sel hayatın içinde doğuştan gelen bir yaratıcılık yoktu.
Su içinde olmanın tarihsel bir geri bağlanımı varsa da bu tür durumlar bir kapasite, içinde rast gele belirsiz durumlarla tür içinde daima ortam eğimine de olanak olabilmektedir.
Kapasite bir sınırlı oluştu. Çevreyle girişmez. Çevreye girişmenizde enerjin bir depo hâsıl oluşudur. Yeti ise bu sınırlı oluş içinde inorganik çevre, biyolojik kapasiteye ve sosyo toplum gibi çevresel yansımalara da bağlı entegre bir girişmedir.
Yine yeti ise bir kapasite içinde bir entegrasyon özelliği olarak adeta sınırsız oluş gibidir. Bu durum nereden ileri geliyordu? Neden ve entegre nedenlerin sonucundan habersiz olmasında ileri geliyordu.
Eğitim, öğretmenden; doktorluk doktordan; araba üretim işçiliği, işçiden; sosyolojik dini bilgiler imamdan; yetki ve yetkilenme, yöneticilerden sadır olan bir şey değildir. Bunların içinde sadece imamlık üreten, kolektifi bir toplumsal ilişki değildir.
Ama kolektif dalgalanmayı enfekte ettiği kadar ideolojik bir uyandırış ta yapan, kolektif bir sosyolojik mühendisliktir. Diğerleri üreten toplumsal mühendisliktir.
Tüm bu mühendislikler üstel bir (üst yapısal bir) kolektif depo enerjisi olukla kolektif kapasite içinde depolanıp, kişiler üzerine yansıyan; kişilerle eylemli uygulama olan; kolektif bir kapasite gücüdürler.
Şöyle bir örnek vereyim. Akümülatörün bir kapasitesi vardır. Ama akümülatörün kendisi, o kapasite içindeki yeti değildir. Akümülatör, kendi kapasite içinde kapsanan yetiyle aynı şey değildir.
Kapasiteyle yeti arasındaki fark şöyledir. Biri kapsayandır biri kapsanandır. Kapsayanla kapsanan aynı şey değildir. Bir kova sınırlı bir kapasitedir ama kova içine konacak pek çok çeşit içerilmelerle kova makro bir belirsizliği, makro bir belirliliğe dönüşür.
Kova bir kapasitedir ama içine konan çöp ile kova (yani kapasite) çöp değildir. İçine konan bal ile kova bal değildir. Kapasite içine konan enerji türü bindiriş, kapasitenin özelleşmesiyle yetiye dönüşür. Her yeti harcanan, dönüşen yansıtmaya, tepkiye, katkıya, eksiği tamamlamaya; bir kapasite enerjiyledir.
Vücudumuz birçok yeti ve işlev bileşimle, kapasiteni bir bütünlüktür. Bu bileşimlere göre vücudumuz ne gözdür, ne kulaktır, ne beyindir, ne sindirim sistemidir vs. Vücudumuz bu sayılan ve sayılmayanlarla bir bütün ve bir kapasitedir.
Ama organları oluşan hücreler kök hücre diye de belirtilen hücre sel bir kapasitenin belirsiz durumu içindedirler. Bir hücre her hangi bir organa ve her hangi bir işlev duruma göre belirlenmemişti.
Bu nedenle bir kök hücre organ bileşimini, dokuları vs. oluşacak özel biçimlenme ile bir işlev hücrelerine dönüşebilen kapasiteye sahip yetenektiler.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...