Kolektif süreçler El tarafından veya sanal bir giydirişle söylenen El söylemi; kişisi ihtiraslar etrafındaki kolektif ilhamdan hareketle, ortaya karışık yalan durumları söylüyordu. Eğer köleci toplumun öznelerinde bir anksiyete bozukluğu varsa, bu bozukluğun %95 köleci kölece ruhla gelen baskı efektten ileri geliyordu. Gerisi belki bedeni arızalardandı.
Köleci sistem bizi hasta ediyordu. Sonrada din ile öğüt ile baskı ile korku, vaat, şiddet ile tedavi ediyordu. Dinler inançlar bu yönüyle yatıştırıcı bir müsekkindi. Veya dinler, inançlar köleci ajanlara plasebo etkisi olan cevaplardı. Daha sonra para adamları bu tedavi alanın verimini görüp kâr hırsıyla sizi tedavi edecekti.
Köleci sistem, mağara dönemi tekil hemcinslerimiz gibi sizi, başınızın çaresine bakmanızın, sizi tedirgin eden çaresizliği içinde bırakıyordu. Çaresizlik te kişiler ruh dünyası içinde temel kaygı bozukluğu olan gelecek endişesini tetikliyordu.
Köleci sistem içinde, köleci sisteme bakarız. Gözlük budur. Olması gereken de budur. Su içinde yaşayıp ta sudan çıkmadıkça suya Taklamakan Çöl koşullarıyla bakmanız olanaksızdır. Ancak kolektif bir bilinç ile içinde yaşadığımız çevresel koşullardan ve yaptığımız düzeneklerden edindiğimiz aracılarla su içinde yaşar iken Taklamakan Çölüne bakar dolayımla bilgi ediniriz. Bizler, sosyo organik bir sistemin baskı ve basıncıyla işlevleşmişlik içindeyiz. Doğduktan sonra edinmiş olduğumuz düşünme ve yargılarımız da genelde buna göredir.
Bizlerde, dünün, önceki günün, üç gün öncesinin, otuz beş gün öncesinin, yüz gün öncenin, beş ay öncesinin, altı ay öncesinin, bir yıl öncesinin vs. köleci yaşanmışlarıyla oluşan bir bilgi, bir bilinç ve bir im ile imgelerinden oluşan bir imajlar dünyası vardır.
İşte bu yaşanmış ve aktarılan imajlar içinde köleci sistemin değer yargılarıyla geçmişe doğru gidiyorduk. Kapasitemiz kadar kolektif bilinçle köleci verilerden hareketle şimdi ile düne, geçmişe dolaylı imge, imaj ve düzeneklerle bakabilir oluyorduk. Ki geride olan, geri bağlanım yasasını, geri bağlanımla meşru olanı, doğru olanı, inşaca olanın üretim yasalarını, süreci doğrultmak için arıyorduk.
Kolektif süreç içinde kolektif akışla olmanıza rağmen, çalışmalarımızla ortaya konulana El hep rızk diyordu. Bu koşullanma öğretiyle biz de hey rızk diyorduk. Rızk kavramı çalışmalarımızla, kolektif süreçli girişmelerle, kolektif birim zaman ile ortaya koymakla, kolektif emek ürünlerine dönüşüyordu. Rızk kavramı her biri kendi içinde üssü durumlu pek çok kolektif eylemlerle eşleşiyordu
Kolektif çalışmaları ve ancak kolektif yol ile ortaya konulmakla öğrendiklerinizi size, rızk söylemi eşliğinde anmakla öğreten El kuramı taktikçilerinin çok iyi bir eşleştirmen oluşlarıydı.
Örneğin, bizler yazı yazarken dayanıklı deyip parantez açıp içine de (mukavim) yazıp okurlara sunalım. Kolektif sağlatma kolektif bağ enerjisi içindeki dayanıklı oluşu (mukavim oluşu) artırıyordu, diyelim.
Bu tarz eşleştirme gayreti içinde olunmakla eşleşen sözcüklerden kolektif bağ ilişkileri veren sözcük geriye çekilir. Ve giderek kullanılmaz olur. Örneğin, bu tür faaliyetlerin ilki geçiş döneminde, yani algıları oluşan, algıları yöneten süreçte oluşmuş olsun.
Bu süreçte ortakları olmak, ortaklar tanımak ta denen ortaklaşma sözcüğü şirk sözcüğü ile birlikte kullanılmış olsun. Ortakları olmayla, boş olan şirk sözcüğü eşleşmesinde birbirine anlam geçişmesi, anlam tamamlaması yaparlar. Anlam tamamlaması yapılan iki sözcük içinde kolektife ait olan ortakları olmayı içeren sözcüğü ortamda çektiğimizde, benzer anlamla “şirk” sözcüğü kullanımda kalır.
Süreç kontrolünün El tarafında ele alınmaya başladığı ahit döneminde, ortaklık kavramıyla ilişkisi belirtilen şirk kavramına, “ortak tanımazlık” anlamı verilir. Ortak tanımazlığı da El ‘in şahsıyla ilişkilendirirler.
Bu kolektif payınız. Bu kolektif katılım hakkınız. Kolektifçe ortaya konan birikimi oluşan enerji potansiyel enerji yokuşlaşan enerjidir. Enerji hem bir potansiyel özelliktir. Enerji potansiyelden ötürü eğimli ve akışkandır. Yarın yeniden ve yeniden sistem çevrimi için harcanacak olan depo enerjisi (başlangıç enerjisi) ya da amortisman enerjinin karşılanması nedenle kolektif yapı yokuşla yan enerji harcanması ortaya koyar.
Kolektif enerji birçok yollardan ve birçok kişiler tarafından ortaya konan karmaşık kapasiteli bir enerjidir. Kolektif enerjiyi ortaya koyan birçok yol ve birçok kişi ile birikim arasında bir kuvveler alanı oluşur. Bu alanı en az ve en temel iki kuvvetle tanımlarsak, birisi potansiyel birikimden geri kaynaklara doğru oluşan akı ve akış kuvvetinin yolu.
Diğeri de birçok yolu ve birçok kişiyi oluşan akı ve akış alanında harcanan boşalan yerin tekrar potansiyel enerji eğiliminden ötürü doldurulmasına neden olacak kuvvet çekimidir. Bahçenizde açtığınız çukurla (boşlukla) oluşan tümseği düşünün. Tümseği oluşan çukur malzemesinden boşalan iş yapan enerjidir.
Zor okunur bu şiirler zor
Halbuki
Ne ayrılık der, ne cehaleti kor
Bu şairler
Anlamaz
Ok yemek ceylanla olsa da sızı
Açlığı gidermekte alı koymazdı sizi
Ne kadar haklı,
Ne kadar gadre uğramış olsa da
Eski olamazdı yeni gibi değeri farklı
Bilir bilmez söyler
Sap yanım, sapık yanım
Onca tecavüzlerim yetmedi
Şimdi de akla tecavüzle hanı iştahanım
Hiç direnç tutmaz
Aitlik temelde bir sahipliktir. Dışındaki bir şeyin sahipliği ve sahibi oluşa o şeyle çevrimliktir. Ben yerine, biz; bizim diyebilen kişi-kişilerdi grup ya da sosyal alan sahipliğiyle çevrim oluştur. O şeyi kendisinde; kendini o şeyden sayma.
Teorik olarak ilk sosyal ilişkiyi başlatır yaklaşım. Bağlaşık olabilmektir. Bencilliği sağlatan eylemleri, birbirine bağlı ve birbirine bağıntılı oluşuyla gerçekleşir. Birlikte sağlatan iyi-kötü eylem sonuçlarını, birlikte yararlanışla paylaşma.
Bir kez sosyal oluş girişmeleri başladı mı? Gruba (sosyal oluşa) bağlılık; vefa, fedakârlık, gelenekleşme, tekrarlanış, sıralama, kural edinme gibi bir yığın iç yansımalar yapar.
Totem (sosyal) basınç temel düzlemi bastırıp baskılar olan bir düzey düzlem ilişkisi oluşuyla; grup içi kişiler kaynaklı aksamalardan ötürü, her kişilerin aralarında oluşan boşluk devinmesinin içi totem temsilciliği, totem sosyal edimiyle doldurulmuştur.
Totem alan, temel düzlemin baskısını bir süre baskılar olur denli güçlü ve etkin olmuştur. Söz gelimi, sürü döneminde yeme içme nedenle saldırgan oluşunuzun, temel düzlemli durumu egemendir.
Oysa totem (sosyal) alan içinde saldırganlık bastırılmıştır. Saldırır olmak sosyal olucu totem senkronizasyonu bozar.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...