Mülke sahip olmak ilk sistemle birlikte belli bir arazi mülkiyeti ile feodal oluşu belirlemişti. Mülkü olanın otlağı hayvanı da oluyordu. Veya mülk sahibine pay vererek göçer hayvan sahiplikleri de oluyordu.
Zaman içinde buna para sahipliği olan finans sahipliği de eklenmekle sistemin işlemesi için illa mülk sahibi olan yatırımcı da oluyordu. Mülkü olduğu halde mülk sahibi parası olmamakla mülk sahibi faize tefeci eline düşebiliyordu.
Yani efendi de efendinin eline düşüyordu. Bankerlikle beraber devlet eliyle kişilerin finanse edilmesi ve bu finanse edişe bağlı sistem hileleri ortaya konmuştu. Özelleştiren sistem de bir türlü değildi. Köleci sistem de özelleştiren mülkiyetin kendi çeşitliliği içindeydi.
60
Kurban eti yiyen gruplar, kurban veren grubun canıyla kanıyla ruhuyla doluyordu. Karşı grubun canı kanı; kurban etini yiyen gruba geçiyordu. Böylece gruplar can kan kardeşi oluyordular. Ritüelin esası buydu.
Bu tutum ön ittifakın sosyal mantığıydı. Bu mantık totem mantığıydı. Ön ittifakın içine sokulan sosyal mantıklı bu ritüeldi. Bu ritüel ittifak içine sokulan bir totem hukuku olmakla ittifakta da totemi kardeşlik yürürdeydi.
Tanımlar ilk kes bu ittifaklarla söylenecekti. Aşağıya kara-yer denecekti. Yukarıya gök yer denecekti. Kara olan yer Sineer Bölgesiydi. Gök yer de Akad yurduydu. İlk ittifaklar gökteki gök yerlilerle, kara yerdeki karabaşlar arasındaydı. Yani çoban grup gökle, tarımcı grup yer arasındaydı.
61
Kısacası ön ittifaklar üreten ilişki nedeniyle; birisi üreten ilişkinin kendisi olmak üzere sosyal mantıklı ikinci bir girişme seremonisini, öngörüyordu. Üreten ilişkinin kendisi iradeni, zorunlu, somut ve gerçekçi bir girişmeydi. Burada sosyal tabanlı ritüelin ikna edici kaynağı totemi mana anlayışıydı. Ve totemi hafızada var olan animizmdi (canlıcılıktı).
İttifakın üreten ilişkilere tabii olan sarım ekseni farklı gruptan, farklı grup mesleklerinden oluşuyordu. Bu farklı grup mesleklerinin o işe göre, o gruba göre, o iş ve oluşa göre bir dile getiriliş isimlendirmesi vardı.
Farklı ve yalıtım içinde olan totem grup anlayışından kaynaklı nedenle o şeylere grubun kendi özgün isimle seslenmesi vardı. Bunlardan ötürü bunlar ittifakın farklı farklı düşünme ve farklı mantık gücüydü. Bunlar yani farklılıklar diğer yandan da ittifakı yapıyı homojen olmayan yani bir türden olmayan yapısıyla süreç çok türdendi yani heterojendi. Bağdaşıktı.
62
Tarımcı grup da çoban grubun sorunlarını anlama ve anlatma bağlamı içinde çoban gruba göre yavaş olacaktı. Her meslek uğraşısı ve meslek dili o grup ya da sektör kişileri üzerinde öznel bir belirlenme olmakla bedensel uzluğu olan bir yetenekti.
Bu çıkarıma göre diğer grubun dili de öğrenme öğretme kalıpları da diğerlerini anlamakta yavaş olacaktı. Ha keza çobanlar yine aynı öznel tekrarlar ile madenci ilahların diline de balıkçı ilahların diline de dülger ilahlara da saraç ilahlara da dokumacı ilahlara da köşker meslekli olan ilahlara da benzer ya da birbirinden farklı bir yavaşlıkla olacaktılar.
Tarım ilahı, olan bir gruba göre; demir ilahı olan bir grubun dili tunç ilahı olan bir grubun dilinden farklı da olsa birbirine aşina, anlaşılır gelecektir. Maden çıkarma, yer altına girme, madeni ergitme, madene şekil verme gibi ortak deneyimler, süreci anlaşılır yapacaktı.
63
Spritüal akım Platon sembolizmiyle anılacaktı. Spritüaline Platon’un bulduğu bir düşünce değildi ama spritüaliler olan tüm düşünce Platonla bilinecekti. Platon'un idealar öğretisine göre bu dünya simülasyonlardan ve illüzyonlardan ibaretti. Dünya gölgeler alemiydi. İmmanuel Kant bu spritüali neyi "biz rüyanın rüyasını görmekteyiz" diye belirtecekti. Rüyamı değiştiremiyorum diyecekti.
Kısacası dinler El anlayışlı temel üzerinde ve bu temeli de destekleyen ne idüğü belirsiz ruhçu öğretiler üzerinde de şekillenecekti.
Dinler içinde temel referans korunacaktı. Temel referans göre mülk El’di. El mülkü dilediğine verir, dilediğine de vermezdi. Bu savlama karşısında dinlerin koruduğu ikinci temel öz şuydu. Kendisine mülk verilen emir sahiplerinin elinin altında bulundurduklarıydı.
64
Köleci sistemle birlikte, kolektif etki içinde basit olmayan ve sistemin paydaşlığını kökten sarsan bir yer değiştirmeler yapıldı. Kolektif etkiyi veren kişilerdi. Kişi, kolektif etki değildi. Kişiler bağdaşla olan durumun içindeki bir kişi, ancak bir kolektif etkiydi.
Yazılarımı okuyanlar tersine süreçleri artık iyi bilir. Kolektif etkiyi ortaya koyabilmek için kişileri bir araya getiriyordunuz. Bunun en basit örneği doğuran doğurtan birlikteliği olan iş bölüşümüdür. Bu basit hal ile bile kişi kolektif etki ile kolektif yarar ve kolektif bir yararlanma ortay koyu-yordu.
Kolektifi aşamada ortada bir İŞ BİRLIĞI; ORTADA BİR KOLEKTİF ET-Kİ vardır. Şimdi de ortada olan kolektif etki içinde bir araya getirdiğiniz kişiyi, yer ve zaman durumuna göre tek tek kolektif etki içinde çekecek-tiniz.
65
Avcı toplayıcı ve ittifakı kolektif birim zamanlar içinde doğal ve tekil za-mana ait kişisi zorluklar, kişisi kaygılarından olabildikçe arındırılmıştı. Şimdi ortam kişiyi, kişisi zorluklarından arındırılabildiği kadar KOLEK-TİFTİ. Ve kişi de kişisi zorluklarından arındırılabildiği kadarla, kolektifti. Kişiyi zorluklarından arındırılabildiği kadarla ortam kişiye kolektif etkiydi.
Kolektif oluş ve kolektif etki içinde kişilere dek tekil zorlukla olan kaygı-lar ortaklaştırmıştı. Hatta doğal süreç içinde doğal zorluklarla olan tekil kişi şimdi sadece emmeden kesilmiş 3-5 yavruya bakıyordu. Veya bir-likte bir iki yaşlıya bakıyordu. Veya hastaya, sakata bakıyordu.
Yavru da hasta da sakatta, yaşlıda kendisinin değildi. Ama kolektif etki nedenle kendisinin yükümüydü. Karşılığında güvenliği sağlanıyordu. Karşılığında beslenmesi olacak yiyecekler ortaya konuyordu vs.
66
Her sistemin sabit sayılan çekim noktaları vardı. Ortaklaşan av ve avcılık gibi iş bölüşmesi gibi sabit noktalar totem dönemin tekrar eden kendi çevrim eksenlerini oluşuyordu.
Tekil durumlu kişinin doğada yaptığı sağlama hareketi içine kişi kimseyi katmak istememekle süreç tek boyut akışlıydı. Kolektif etki içinde yapılan avcı toplayıcı girişme çok boyutlu karşılanmalardı. Sağlama hareketi ister tek boyutlu olsun ister çok boyutlu olsun temelde bir sabit alan çevrimidir.
Bölge tanımı yine sabit bir alan ya da nokta tanımıydı. Kolektif çevrimi veren dayanışan, iş bölüşümü kolektif etkinin sabit noktalarıydı. Her gün yeniden ve yeniden belli şeyleri üretme veya belli şeyleri tekrar etme gibi eylemler, sistemin yine sabit noktasıydı. Kolektif sistemi uygunlaşışılardı.
67
Makro dünya içine kuantum dünya uzantılı etkiler olmalıydı. Bu etkiler mikro dünyadaki gibi aynı anda olması gerekip te makro dünyada aynı anda oluşamayan Planck zamanlardı. İşte makro dünya içinde olup ta beliremeyen Planck özelliği veremeyen belirip yok olan kontrolsüz zihin devimli imajlar zihin deposu içinde oluşabilir.
Kontrolsüz belirip yok olan imaj, kendi karanlık girişmelerini verir. Girişim içindeki bu karanlık haleler zihinsel depoya dek yansımayla, açlık gibi belki de bizim hayalimizdi. Hayaller mikro dünyadaki kuantlara uygun hal ile kuantum halin mikro dünya çevresini tamamlayacak olan anlaşılmayı, bu dünya ile hayal ve deney etmekti.
Kuantlar kendi zamanları içinde tek tek süreçlerle bize göre birden göz açıp kapamadan 1043 türde zamanın devim gizemi içinde olan durumlarla groteski olabiliyorlardı. Şimdi de makro dünyada on bin yıl, bir milyon yıl, bir milyar yıl gibi söylemler bizim için bize bir göz kırması gibi geliyordu. Geçmez olanın geçmesi, bu kabil zıddıyla olasıydı.
68
Enuma Eliş te anlatılan gök söylemini şimdiki söylem gibi uzay zaman diye yorumlarsanız: yerin ürettiği, göğün ürettiği nimetleri de: yerin göğün nimetleri sizin için, dersiniz. Gülünçlükler de kaçınılmaz olurdu.
Biliyorsunuz ki üretim ilişkisinden önce veya üretim hareketinden önce milyonlarca yıldır doğada toplanan besinlere kimse nimet demiyordu. Ve bu nimetler sizin için bile denmiyordu. Bu nedenle ilk anlarda köleci sisteme kadar doğada var olan buğdaya değil, doğadaki eşeğe değil de illa üretilen buğdaya, üretilen otomobillere nimet deniyordu.
Aslında bize nimet olukla verildiği söylenen göklerde bulunduğu söylenen nimetler yün, dokuma, ip eğirme, süt, yoğurt, bal vs.ydi. Yün, süt, peynir, bal gibi nimeti olan gök ile yıldızları gezegeni olan fezanın GÖK kavramı ile hiçbir ilişkisi yoktu. İttifak merkezlerinden çevreye doğru açılan yeni ittifaklarla yeni yeni yerlere ayak basıp genişleyen gök Kiş’in, Akat’ın, Asur’un, Keldani’lerin, Aramiler’in, Elamlar’ın, Gutiler’in, yaşadığı yer vs. olukla yüzlerce binlerce yerdeki ve gökteki başka grupların (alemlerin) tanımaydı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...