Oysa El karşılıkla üretilen süreç içindeki kolektif akışı sizden gizliyordu. Üretim hareketi gibi bağlaç girişenle ittifak olup ittifak yapıp büyümek yerine El bencil iştahlı tamahıyla sizi El fikri yoluna gaza etme, birleşmesine çağırıyordu. El fikri neydi? El fikri, El ’in mülk sahibi olduğunu tanıma deklarasyonuydu.
Yine El diyordu ki; yeryüzü El fikrinde olana dek El fikri yolunda sizleri savaşa (cihada) çağırıyordu. El; El fikri yolunda veya mülkün sahibi fikri yolunda ölenlere, öldü demeyin diyordu. Yeryüzü El mülkü olana dek yani El veya onun yeryüzü temsilci gölgesi olan mülk sahibi kişi cihan hükümdarı olana dek sizi kolektif ittifaka (yani iman gücüyle birleşmeğe) çağırıyordu.
Bir Mısır hükümdarı firavunun, Hitit oligarşinle Pankuşları, bir Asur ve Roma imparatorunun bir Sasani veya Pers şeyhin şahının vs. tek amacı kendi mülkleri olan El fikriydi.
Totem dönemin izole alan içi girişmeleri sürdürülebilir, tekrarlana bilir depo edilebilir bir paydaşlık getirmişti. Bunla bağ enerjisi ortaya koyuyordu. Tıpkı izole bir ev yaşamının paylaşımı gibi. Tıpkı kısmen dışa açık izole bir sokak, mahalle, köy yaşamı paydaşlığı ya da imece usulü işbirliği gibi bir paydaşlıktı.
Paydaşlık kişisel ve yaşamsal önemde ortak özellikli ortak duygudaşlığın bir eksiğe karşılıklı olan işbirliğinden doğuyordu. Paydaşlık kardeşlik demekti.
Doğada beslenme için sağlama yapan işbirliğinden ve güvenliği sağlama, yavru bakımı gibi eksiği tamamlayan karşılık işbirliklerinden kolektif oluş doğuyordu.
İnsanın kendisi gibi düşüncesi de, düşünce sembolizmi de; bir büyüme gelişme içinde olmuştur. Zaten bu türden oluşmalara tarihsellik diyoruz. Erken dönem insanları doğduklarında bu günkü gibi gelişmiş bir yapı içine doğmuyordular.
Aksine o günler bu günkü gelişmiş bir yapıyı ortaya koyabilmenin kesikli, kendi içine çakılı, sürekliliği içinde olmakla; giderek değişen, gelişen zaman zemin düzlemine bağlı olmanın, büyütülmesiyle ve o günlerin devamı olan kesikli sürekliliğin gelişmesi oluşla, ortaya çıkacaktılar.
İlk başlarda insanlar doğada balık tuttular, geyiği avladılar, buldukları mısırı topladılar. Ama balıkçılık yapmadılar. Madenleri işletme becerisini göstermediler. Geyik çiftlikleri inşa etmediler. Mısır hasadı yapmayı çok uzun bir süre gösteremediler.
Totem alan düzenlenmeli mana düşüncesi içe açık oluşla, dıştaki sosyal olaylara kapalıydı. Oysa ilah, grup totem düşüncesini ittifakı sentezli düşüncelere dönüşerek ittifakları başlatandı. İlah, düzenletişti kurallarla totem alanlı her katılımcı grup süreçlerini ittifak alanlı sürecin parçalı alt durumu yaptılar.
İlahi dönemler; totemi döneme göre birbirinin dışında olan grupları, ittifakların içi haline getirdi. İlahi anlayış sentezci ittifakı süreci, parçalı, kesikli sürekli kılmanın sosyal alan süredurumlu olmasının bir mana boyutudurlar. İlahi anlayışlar ittifakların ürünüdür. İlahlar, ittifak içindeki gruplar olana dışa açık olmasıyla; eski sosyal yapıyı içe kapayan totem düzenlemeleri, dışa çevirmenin, dışa da açık kılmanın yasal düzenlemesiydiler.
İlahi yasa, totem yasanın “grubundan olanla yatacaksın” kuralını; “grubundan olanla yatmayacaksın” demek suretiyle; grup alanlı totem ufkunu, dış sosyal olaylı süreçler girişmesine açmıştı. Totem alan, ittifak düzenli ilahtı zaman mekân alanın özeğinde; çakılı, bağıntılarsan bir gömülme oluşuyla yer aldı. Bu çakılı kalış, zaman önceliği oluşlaydı. Tarihsellikti. Bu gömülü totemdi tarihsel düzlem; dıştan üzerine inşa olan ilahi anlayışla bağıntılarsan oluşla, giderek karmaşıklaşmaya başlamıştı.
Totem ve ilahtı anlayışın düzey, düzlem şartları çok çok farklı olmakla birlikte; doğada sağlama yapılanı ve giderek toplum içinde üretmesi yapılanı paylaştırmaya dayanışla; ortaklaşa olana göre süreç açılımını esas almayı nicelenen inşaydılar. Totem ve ilah; mal mülk edinmeyi pek bilmezdi.
Oysa köleci mülkiyetle, yaratan tanrı daha sözüne başlamadan, yeni kurulan düzene seslenişte özetle; “yukarıları (gökleri) , aşağıları (yerleri) yaratan ve mülkün sahibi olan benim” diye söze başlıyordu.
İlah, mülkün sahibi olunca da mülkü dilediği gibi dilediğine dağıtacaktı. Bu eşitsiz paylaştırma; ilahların ön ittifaklı, ittifak düzenlerini takdir ve takdis etme anlayışlı düzenlemesinden esindi. Yeni tip takdir ve takdis onayı; kendisinden önceki düzeni dönüştürmeyse de; eşitçi totem ve ilah anlayışına aykırı oluştu.
Son ilahın ölümüyle ilahlar insanların arasında çekildiler. İlahlar insanların içinde ayrılmış oldular. İttifaklar süreç salınımlarını sürekli büyütüyorlardı.
İlahın, totem kutsallığı olucu meşrulaştırması; ittifak içinde çakılı olmak kaydıyla; ilahlar totemilerin ittifak içindeki sosyal eksenle birbirine göre tanımlanmalarıydı. İttifak içinde gruplar böylece ilahi düzlemle birbirine karşı dış grup oluyordu. Dış grup olmakla birbirine karşı cinsel teması meşru oluyordu. Dış grup olmalarıyla birbirine dokunulması yapılan süreç nicelenişleri oluyorlardı.
Böylece on binlerce yıl sonra tarih selliğin belli bir döneminden sonraki yeni nesil; ikili, beşli, 1500'lü çakılı totem yansılı ilahların düzenlediği ve çoksayan toplumsal ilişkili bir yapı, içine doğmaya başladı. İttifaklar ilahlar eliyle; çoklu, analizci mantıki düşünmenin başlangıcı ve sentezi oldular.
Bunun en bilinen örneği Hamurabiydi. Hamurabi köleci sistemin doruk yaptığı süreçte yasa koyucu ilah ve kraldı. Hamurabi tekil somut kişi oluşla kraldı. Bu aşamada kral, yasaları Marduktan alıyordu.
Kralın totem mana ilişkisini kendisi üzerine aktaran yansıtma oluşuyla da atalar bağıntılı totem mana ilişkisini yansıtıyordu. Kral kendi üzerindeki totem mana yansımasını, kendisinden sonraya el veriş olmakla miras ediyordu. Miras kılış kralın genellik kazanan meşruiyetlik kaynağını oluşuydu. Kralın bu miras ve mirasçıyı belirleyen meşruiyetlk kaynağı olmasıyla da kralın kendisi, ilahtı.
Hamurabi tarihsel oluşumla iki yansımayı bir arada kendi üzerinde giriştiriyordu. Bu yansımalardan biri atalar temsilcisi olmakla atalardan el alışın atalar ruhunun kendi üzerinde mana geçişiydi. Bu kabilden belirme yapmanın takdirli mutlak irade temsilcisi olmasıyla da, hamurabi ilahtı.
Groteskti anlayışı ifade eden dillendirme, kişinin çevresinde olup bitenleri kişinin kendi içine aktarıp, içte anlamlandırıp yorumlamasıydı.
Kişinin kendisine dek kişinin kendi içsel duygularını, kişinin kendi içsel okuyuşlarını, kişinin kendi içsel seslendirmelerini belirten bir kavramdı.
Groteskti anlama tekil yaşam içinde ve sürü yaşamı içinde dıştaki kişiler arasında vücut diline dönüşüyordu.
Adaletsizlik neye göre adaletsizlikti?
Kolektif emeğin, kolektif payın, kolektif paydaşlığın yerine, mülk sahibinin kazanç arzusunu kamçılamaya göre kolektif emek üzerine yapılan düzenlenmeler adaletsizlikti. Kolektif emek yerine "alın teri dökme" gibi öğüt verme gibi söylemiyle kölecilik, kolektif emek üzerine mülk sahibine göre paylaşış yapmakla hukuksuzdu.
Yine kolektif tümselenle olan sinerjin enerji nedenle üretim nesneleriyle üretilen, tüketilen, kullanımlar paydaşlığından; bir lokma bir hırka zihniyetine geçilmesi de adaletsiz oluşun hukuksuzluğuydu.
Köleci sistem içinde mülk sahipliği ve mülksüz lük başlı başına çelişkin bir potansiyel durum gerilimliydi. Bu gerilim efendiden mülksüzlere doğru bir alan akışıydı.
Kolektif alan içinde mülksüzler alçak basınçtı. Kontrol edilip emir alan, boyun eğen, ağzı dualı yalvaranlardı. Karnı doyurulan, rızkı verilen acizlikti. Üretirlerken rızkı verilen kişiler olmuştular.
Mülk sahipliği yüksek basınçtı. Emir verendi. Yalvarılandı. İhsanda ve bağışta bulunan azamet ve kibirdi. Aciz bıraktığı kişilere acıyan, merhamet edendi. Kibir de mülkiyet ilişkileriyle ortaya konan bir ahlaki sorundu.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...