Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya


El’in köleci ittifak birliği içindeki iman edenleri arasında ayrım yapması; ittifaklı ilahi denkliğin eşitliğini bozmaktan ileri geliyordu. Denklik içinde dengelerin eşitliği olan ilahi yasa; ittifak ortaklığı içindekilere danışılmakla bozulamazdı. El kimi kişileri zengin yapmak istiyordu.

Üreten mesleği içindeki farklı kültürüyle grupların bir araya gelmesiyle bir akort bozukluğu oluşmuştu. Durum akordu gerektiriyordu. İttifak, tarafları ve üreten meslekleri; her bir grubun kendisine grubun dengi ve eşiti olan muhataplar saymakla, akortsuzluk olan durum akort ve senkronluma olmuştu.

Bir grup diğer grubun isteğini karşılıklı muhatap alıyordu. O isteğin her durumla, her koşulda sınırsız olmasına da firen oluyordu. Muhataplıkla ortak oluş, hem akort gerektiren bir durumdu hem de akortsuzluk oluşla fren akortları ortaya koyan durumdu. El akortlu firen oluşu, akortsuzluk yapmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4]Yeni yapı sosyo toplumsa sözleşme yapmak yerine El’e iman sözleşmesini yapıyordu. Bu El’e ahitti. El’e ant içmeydi. El ile kalubela yapmaktı. “Ben size rızk veren ve sizlere buyuran El’iniz değil miyim? Diyordu El. Buradaki rızk vermeyi vaat eden cazibenin buyurmasına kapılan kişiler; baylara verilmiş olan karşısında, verilecek olan bu vaade kapılan biatiler; geleceğin köleleri olmakla, onlar da; “evet sen bizim El olan takdirimizsin” diyorlardı. El’in köle ruhlarla yaptığı sözleşme tanıklığı içinde haleflik vaadi de olan kalubela buydu.

İlk kalubela sözleşmesi ön ittifaklar içinde; fikri temel de kendi algılarını olgunlaştırmakla başladı. Sonra köleci sistemi inşa edecek nüve düşünce etrafında kümelendiler. Küme, nüve düşünce algısını, havsala olmakla içsinmiş olan taraftarlarla bu düşüncenin temsilcisi El arasında bir ahitti. El ve El’e taraf olanların ilahi sistem içinde donanımlı nitelikle ayrılmalarıydı. Donanımlı niteliklerini El iradesine vermekti.

Köleci sistem nüve oluşla neyi söylüyordu? Mülkü olan bir El’i söylüyordu. Buna mülk El’indir diyordu. Ve kişilere El mülkünden rızk vaatlerini söylüyordu. Rızk vaadini bekleyen taraftarlara da bu anlayışa göre yeni yaşamlarını oluşturmalarını söylüyordu. Kişilere; mülk sahibi olma gücüyle oluşan bu adalet üzerine oluşmalarını söylüyordu. Yani vaat bekleyenlerin nitelikli emek donanımları da mülk sahibinin mülk hakkı olmakla; yine mülk sahibi El’indi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yaşamın uğrağında ne kutsaldı sırlar gizli
Bilmiyorduk ama şan ediyorduk sizli bizli


Ah sevdam, ayıla bayıla
Değme sevdalara taş çıkartır denli

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir oyuncak araba ile gerçek bir araba; dış görünüşüyle büyüklük, küçüklük, kısalık, uzunluk; cüsseli olmak, ufak olmak gibi kendileri yansımalı eşleşmesini hemen ele verirler.

İki bina da aynı dış görünüşleriyle, çeşitli yönleriyle, renklerine varana değin; ışığı daha parlak yansıtmalarına değin, çeşitli eşleştirmenin kıyaslanmasına tabii olacaktır. İç yapısının da eşleştirmesi olur. Bir binanın içine, bir odaya girdiğinizde; oda içinde eşyalar farklı yoğunlukta ve farklı şekilde düzenlenmiştir. Söz gelimi; sağınızda üç sandalye varken, solunuzda bir sandalye bulunması şeklinde düzenlenmiş olabilir.

Yine önünüzde bir kanepe, bir masa vardır. Böylece oda içi alan yoğunluğu da, sizin eşleşen algılarla mekanı öğrenme ve tanımanız olacaktır. Odaya bir daha girdiğinizde,sizdeki bu yansıma algıyla, sağınızda neden bir sandalye bulunduğunu ve solunuzda olması gereken bir sandalyenin neden yok olduğunu sorabilirsiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne var ki her rüya gibi tasarımdı yaratıcının var bulunmasının da sonu gelir. Burada sonu gelen tanrı kavrayışı değildir. Tanrı kavrayışı için bizim isnat ettiğimiz yakıştırma olan anlama biçimlerinin sonunun gelmesidir.

Birinci anlama olan yaradandı anlayışlar, ruhsal yönden hayli teskin edici olabilirken, olayları sorgulamayan, zaten buna da gerek duymayan, bir genel eğilimi belirtir olmakla genel bir ataleti ve onun direncini ortaya çıkarmaktadır. Yaratıcı'nın işine karışmak gibi, Tanrı'ya güç yetmezlik gibi, Yaratıcı ile yarışmak gibi bir yığın önü arkası kesilmez çalıyı baştan sürüyen sorunu tersten ortaya koyan vehimlere kapılınacak la, genel bir insanlar pasifiz eliği ortaya koymaktadırlar.

Ta ki deneme ve teorilerinizi uygulamaya sokana değin, bu böyle sürmektedir. Teorilerinizle ve deneylerinizle, kendinizi sorgularsınız. Yaratıcı'ya isnat ettiğimiz, kendi yanlış algılarımızı artık sorgulamaya başlarız. İşte bunun içindir ki Yaradancı görüşle karşıtına da normalde hep kuşku ile bakmalıyız.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yanar dağ çevresinde gazın çıkışı; yer içi sismik hareketlerin bir öncü neticesidir. Dolaysı ile ürün artışı ile dağ patlamasının doğrudan bir ilişkisi yoksa da,ürün artışı ile patlamanın geniş zaman içinde, zamanca eşleşen bir denk düşmesi vardır. Oysa siz, ürünü ekmeseniz de yanar dağ yine patlayacaktır.

Eşleşmede bir tekrar edişler vardır. Her tekrar ediş bir kontrol yansımasını verir. Sistemlerin zorunlu bir geri bildirişimi vardır. Buna geri beslenme yasası denir. Geri beslenme (feedback) bir kendini tekrarlama, bir oto kontrolün oluşmasıdır.

Varlıklar (organizmalar) kendi üzerilerine, kendileri yansıyarak bir eşleştirme ile kendisini algılarlar. Eşleşme değişik şekillerde bir yansımadır. Bu yansımalardan, karakteristik bir olan durum da, kendisini inşa eşleşmesidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Biyolojik genetiklik gibi dıştan da sosyal bir sosyolojik genetik yapımız var. Müdahale edilebilir. Bu yapı genelde terk etmek istediğiniz sosyal seçenekleri kötüleyerek onu sosyal etki ile iğrenç kılarak sistem dışına atarsınız

Dışa atılan etki yansımanın yaptırımı sosyal mantıkta öcüleştirmedir. Cıs yaptırmaktır. Veya şeytanlaştırma diyoruz. Nasıl bir araba sürme işinde, arabayı siz üretmediğiniz halde. Arabanın enjeksiyonuna bakıp nerede ne işe yarar olduğunu bilmediğiniz halde.

Arabayı, içten yanmalı motoru, ısı hareketini kinetik enerjiye çevirmeyi; kinetik ve dairesel hareketi lineer düz çizgi hareketine çevirmeyi vs. siz çevirip siz bulmadığınız halde.

Devamını Oku
Bayram Kaya

7-] Etnik yapılar gelişemediğinden evrensel olamazlar, güdük kalırlar. Elbette ana dilini bilen bir toplumsal birey toplumun önünde bir sorunsaldır. Üstelik zaman içinde aşılacak bir olgunlaşmadır. Etnik diller klan içi iletişmenin, itaati, geleneksel söylem ve anlatımlarıdı kültür koşullandırmaları vardır. Örneğin, feodalizmin en büyük sosyal zemin kaynağı etnik yapılardı birlikler gücüdür. Aynı soy oluşa tabiiyet ve tabiyetin getirdiği boyun eğiş, birlikte kalkıp birlikte oturma kültüdür. Tabiidir ki u kült şimdiki güncel toplum sal olana, çok çok aykırıdır.

Etnik davranma (serbestlik) , hiç bir suretle, özgürlük ve özgür eşilme değildir. Aksine özgürlükler bağımlaşılarak kullanım rahatlığı ve kullanım doygunluğu sağlayışla, zorunlulukların üztesinde gelebilme muktedirliğidir. Yaşamı toplumsa muktedirliklerlen çekici kılmanın süreçleşmesidir. Oysaki etnikti serbestlik, öznel haktı kullanım olup; topluma dek uzanmakla yani yeni toplumsal yapı ile uyuşamamanın bir uyumsuzluğu, özgürleşememe sorunsalıdır. Çünkü etnik yapı, günümüzde o eski kendisine ait, zaman ve zemine değin olan oluşma ilişkisel bağlamlarını kaybetmiştir. Bu yüzdenle de öznel etnik serbesti bilmezliklerle, topluma taşınışlarla, serseri bir mayın gibi toplum içinde yüzerler.

Etnik yapılar, yeni olgu ve olay ve gelişmelerle girişmeyen ve bu yüzden değişme ve yeniye dirençli olan sosyolojik bir atıllıktır. Bunun siyasi çevrisi de; o etnikti toplum yöresini, o feodal oligarşik yapı içinde tutmayı hedefleyen, toplum dışı, bir gerici anlayıştırlar. Bir toplum içinde, onca mücadlesi verilen etnik yapılar, ileri dogru güncelin süreğinde bir akışla verilen mücadele olmayıp, eski olanı tutucu olmanın hoşlanması ile verilen bir mücadeledir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

8-]Bu türden toplumsal kültürü oluşmamış söylemlerin en radikal bilmezlik deyişleri de; etnik (halksal, bireysel) özelliklerin bir mozaik, bir ebrulu oluştu söylem cehaletidir. Mozaik yapı toplumsa olacak devinmenin kurumsa rahatlığını ortaya koyabilir bir yapı değildir. Ara bağlarla devinemeyen bir ilişki girişim biçimidir, toplumları felakete sürükler. Ebruli oluş, renksel tayf ve girişme eğilimliliği ile paçayı kurtarır bir söylemse de, toplumsal yapıyı ve işleyişini bilmezlik nedeni ile atıl yanlış bir düşüncedir.

Bir kere etnik yapı toplumun bir unsuru değildir. İkincisi hiç bir etnik yapı, kendi özelliği ile toplumsal işleyişte hem girişemez, hem ilişkilenemezdir. Mutlaka toplumun aiti olan süreç girişmesi zorunludur. Yani toplumsal ilişkilenişle devinmesi şarttır. Etnik işleyiş toplumsal işleyişle girişmedikçe uyuşmazdır.

Şu örnek etnik yapının toplumsal yapı olmadığını ve toplumsal yapıyla ilişkilenir bir unsur olmadığını, bir iyice anlamamıza, yardımcı olur düşüncesindeyim. Bir kere güncedeki toplumsal ilişkilenişe göre, etnik yapılar zaman dışıdır, bu hiç unutulmaya.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kültür maddi manevi oluşturulan düşünsel ve eylemsel etki eşmeler bütünüdür. Dolaşım sal etkime ve etkilenmeli iletişimlerdirler. Bu bağlamda din, dil, gelenek, görenek, ritüeller, büyü teknikleri, sanat, bilgi üretme, düşünce üretme, üretim teknikleri ve üretimlere dek teknolojileriniz, giyim kuşam, oyun ve şarkılarınız, ahlakınız tarihi geçmişiniz gibi birçok etkinlikler akla gelir.

İlk kültür girişme iletişimi işaret dili yani beden dilidir. Bunu için de doğayı yansıtma, doğadaki varlıklar gibi olmanın taklitleri vardır. Bu iletişimdi kültürü oluşturmaya değin seviyelerden, bugünkü seviyeye gelinmiştir.

Kültürün başlangıçtaki en büyük taşıyıcısı, kültürün sosyal gen aktarımlı olması ve anonim olması ilkesidir. Yani yazısız bir kuşaktan kuşağa aktarımdırlar. Bu nedenle bu çevrim içinde değişme ve değiştirilmeler çok çok olası idi. Her kültür günceli yansıtır olacağından, sözlü aktarımlar da güncele uyarlanacaktır. Böylece aktarılan kültür orijinal ilk yaşam tarzlarını yansıtmaktan uzak olacaktır. Her aktarımda değişme ve değiştirilme, sözel olduğundan, sözün uçucu oluşlarından ötürü, bu sözlü aktarım kültürün bir sakıncasıdır. Zaman ile ve yazılı dönemle birlikte, bu sakınca kısmen de olsa büyük oranda ortadan kalkacaktı.

Devamını Oku