Yukarıdan beri geniş boyutlu anlatmaya çalıştığım erken dönem tarihinin, köleci başlangıca nasıl etkilerle, nasıl değişim dönüşüm verdiğini yine Avram ile anlamaya çalışalım.
Erken dönem; groteskti dönem, totem dönem, ilahi dönemi de içeren bir tarihi seyir ediştir. Bu tarih sel seyrin akış ışığı içinde, bu üç dönemi ele alıp; El mana dönemine veya kölecilik dönemine bir göz atalım.
Tevrat'tın yazıldığında ve Tevrat'ta Avram bahsinin okunduğunda köleci sistemler binlerce yıl içinde ve çoktan ihdas olmuştular.
Günümüzden 6000 ila 4000 yılları arasında (daha öncesi de olabilir) Sümerler Mezopotamya da yerleşik hayata geçmiş olan Ki grubu yerleşiklerdir. Yani yer-toprak grubu tarımcılardır. Tarımcılar o dönemde tohumu toprağa gizlemeyi bilen kafirlerdir.
Kafir sözcüğünün ilk anlamı budur. Mezopotamya da sürülmüş arazinin efendisi denen ensiler ve patsiler vardır. Ensi’lerden 14 ü küçük olmak üzere 35 tane yerleşik gruplar vardır. Mutlak monarşi ile yönetilirlerdi. İlk köleci ensi-patsi tipi gruplardı. Bunlar Akadca ıssakkum denen mülk sahibi kişiler yönetimli şehir devletleriydi.
O anki mutlakça vaziyete göre Sümerler bu tür köleci sistemden önce ve yıllar süren birçok ilahi dönemin ittifaklarını yaşadıktan sonra; ilahi dönem içinde biriken kolektif servetler nedeniyle bencil oluşu hortlatan köleci yapı içine geçmişlerdi.
Çünkü mülkiyetçiliğin yerleşme safhasında mülk sahibi hiç kimsenin kendi gibi mülk sahibi malik olmasını istemez. Hiç kimsenin kendine mülk ortağı olmasını veya mülk eşiti denen, irade eşiti ortaklar oluşmasını istemez.
Böyle bir eşitlikçi durum, köleci var oluşa kökten aykırıdır. Kendine ortaklar tanıyan kendisine denk eşitlikçi bir durum, köleci sistemin temeline dinamit koymak olurdu.
Ama her ne hikmetse ve hayli yerleşmiş köleci koşullara izafe edilen tarihsel aktarım içindeki kimi derebeyler (feodalite) Awram'a üç kez mal mülk verecekti!
Rabb (mülk sahibi efendi) Avram 'a görünür: "sana ve zürriyetine doğudan batıya ve kuzeyden güneye tüm toprakları vereceğim ve senin sülalen tozların sayılamayacağı kadar çok olacak". Tevrat Yaradılış 12
Ne doğu, ne batı Awram’ın El 'inin mülkü değildi. Başarılı olursa El mülk vermiş olacaktı. Başaramazsa "Korkma ben baban Abraham'ın rabbi olan El 'im"der. Bap 26
"Babanın ve senin Rab-El'iyim" diyecekti. Böylece El, midesine emek sömürüsü değmiş insanların nefsine göre konuşur olmaya bu şekilde sözlerle devam edecekti.
El kendini var eden tarihi kolektif kapasiteli üretim gücü bilincine hiç değinmiyordu. Tarihsel kolektif bilinci uyandırmadan (!) insanları köleliğe ikna etmeyi, inandırıcı bir dille ne güzel açıklıyor değil mi?
El kolektif gücün etki ve yapabilirliği ile donatılmıştı. El ‘in de İlahların iradesi gibi takdirli ve taksirli dilemesi vardı. El takdir ederken mülkü-mülksüz gibi taksiri vardı
El bu soyut giyinişler eşliğinde kolektif gücün imar ettiği, kolektif emeklere münhasır olan mülkün de kolektif gücün yarın endişesini ortadan kaldırmasının da kerim adı ile sahibi olmuştu.
Kolektif alan oluşurken ortada El yoktu. Bu nedenle kolektif alan elektro statik gibi doğal birleşme kuralına göre oluşuyordu. Kişi temel düzlem durumlardan, bileşen ayrılan durumlarla üst durum biçimlere dönüşmüştü.
Kişi fizik, kimya ile atom, molekül, biyo molekül, sosyal oluş, toplum gibi durumlar ile psişik bir ruhsal oluşa ve sosyo toplumsal zekaya kavuşmuştu. Sosyo toplumsal zeka, atom değildi.
Ama sosyo toplumsal zeka; atom ve biyo moleküllerden ayrallığı olmayan (istisnası olmayan) bir durumla birlikte süreçlerle ortaya konan, bambaşka bir bağ durumdu.
Yani müzekkere o işin yapılıp onaylanması için grup ilahlarına sunulan sözlü bildiri mesajlardı. Yani yaratma, ittifakın kutsanmasıydı. Ve ittifakın hafızalarda uyandırdığı özelde genel yararı gözeten oluşumcu saygıyla anılmasıydı.
Bir şeyi devam ettiren o şey; kutsanır, sembol ize edilirdi. Bir ittifak ahdi diğer ittifakların sürmesine vesile neden oluyorsa o ittifaklar sembolik olarak kutsanıp mübarek kılınır ve ittifakı güce saygıyla yakarılırdı.
Sembolik durum bağlısı olucu nedenlerle; bu sembolik bağın sürdürülmesini isteyen durumlar övgü ve tazimlere konu olan yüceltici sözle ilahi övgülü ilahi dualardı.
İlerleyen süreçlerle birlikte köleci sistemin beraberinde getirdiği kusurlar sağanağa dönüşmüştü. Baş gelinemez olmuştu. Bu nedenle köleci sistemin mana dilini, köleci sistemin çelişkilerini El, “insanın beyinsiz oluşu ile” açıklıyordu.
Yine köleci sistemin mana dili sistemin çelişkilerini insanın “açgözlü oluşu, insanın aceleci oluşu ve insanın itaatsiz oluşu ile” açıklayan bir MANA dili olacaktı.
Fetihçi ve ganimeti yapı toprak genişlemesi ve köleci nüfus artışlarıyla hayli büyür olmuştu. Birçok El mülkü güçlü olan El ‘in bünyesinde çelişki yumağı olarak toplanacaktı.
Erdemlilik, El 'in koyduğu siyah içinde beyazlıktır. Bu temel köleci ahlaki yasa da El ‘in kendisinin bozduğu ilahi dönem değin adalet yerine konmuş manaydı.
Köleci sistem kendi toplumsal tedirginlikleri eşliğinde çatışmacı çelişkileri içinde güya hep adaleti sağlayıcı değişim dönüşüm çatışmalarını geçirecekti!
Kısacası köleci sistemde köleci sistemin paylaştırması olan adaletsiz yansımaların kimi adalet yapılmıştı. İbrahim anlatımı bu çelişkileri yaşayacaktı.
Totemi hayatın bölge sınırları dışındaki dış dünya ile etkileşimi yoktu. Totem alan izoleydi. Doğada beslenici sağlama yapan yerdi. Totem düzenli sağlama yapıcı ortak paydayı belirten yönetim imgesiydi. Ortak paydaya ilişkin girişmeler grubun ortak aklını ve grubun ortak bilincini belirleyen nesnel koşullar dinamiğiydi.
Totem grup bu ortak akıl girişmeleri ile üreten ilişkiler içine girecekti. Üreten ilişkilerin temelinde ortak akılla ortak yapabilirlik vardı. Ortak birim zamanlı konfigürasyonlar vardır. Üreten grup içi ilişkiler, grubu dışa açılmaya zorladı. Grubu kendisi gibi üreten diğer grupla etkileşim yapmaya zorladı. İttifakı takasları ile grubu ürün değişimi yapmaya zorladı.
İşte izole grubun ilk kez dış dünya ilişkileri içine girdiği bu ilişkilere, ilk ittifaklar veya ön ittifaklar diyoruz. İlk ittifaklar üreten ilişki bazlı ilahi ahd ittifaklarıydı. İlahlar üreten hem cinslerdi. İlk ittifaklar uygarlığı yaratan, üreten eşitler ittifaklarıydı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...