Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Şurası bir gerçekti ki komün yaşamın sosyal birlik unsurları, atalar tecrübesini, kutsal kıldılar. Bu kutsal edilenlerin, somut simge halindeki belirtişlerini de totemleştirdiler. Totemin her yerde gözeten yaygın mana (atalar gücü ve ata ruhu) gücü, simge olarak gözle görülen, temas edilen bir somutluktu. Sosyal birlik üyeleriyle, totemin temaşa etmesiydi bu. Bu dokunulmaz olanın göze, kulağa beyne, bedensel rakslarla hitap edişin, yasa konması idi. Bir yasallaşma bir tüzenleşme idi. Bu, yasal olanın dokunulmaz olanın benimsetiliş gücüydü. Aynı şekilde bu, yasak olanı, yanlış olanı, günah olanı da yasak kılmaydı.

Yani soysal öğrenmeler sosyal yaşayışla benimsetilirdi. Bir yandan da özellikle de toplumsal yaşamdaki nesnel olanın dayatmaları vardı. Ama bu dayatılanların da bir, nesnel ilişkisellik olduğu yada yasal zorunluluktan ötürü olduğu, henüz bilnip anlaşılmış ve ortaya konmuş değildi. Sadece öyle olduğu hissedilen bir zorunluluk vardı. Ve bu zorunulukların benimsetilmesi gereken bir meşruiyetleştirilmesi vardı. Bu da kutsal ve anlayışsal olan sembollerin, totem giyinişleri üzerinden genel geçerli yapılması idi.

Bunda ötürüdürki bu nesnel yasallıklar, tabii ki daha sonraları da sınıfsal çelişki öznellikleri, artık totem (çok sonra tanrılar) buyruğu olarak, sosyal birlik üzerinde yaptırımlaşıyordu. Sosyal birlik üyeleri genelde isim almazdı. O totemin adı ile anılırdılar. Domuz totemli, deve totemli, it totemli, öküz totemli, mısır, buğday, fasulye totemli olmak, ayırt edici bir özellik ve tanımlılıktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bunların uyumlaşma (adaptasyon) sorunları ortaya çıkmıştı. Söz gelişi iki başlı yönetimleri oluşmuştu. İki ibadet yerleri olmuştu. Tapınaklar birleşse totemlerin yeri, sorunu çıkmıştı, Totemlere aynı anda gelindiğinde yer kavgası çıkmıştı, tapınağa girin ayrı ayrı kapılardan sağlanması sorunu çıkmıştı.

Tapınakta oturma düzeni sorunu, zamanla sağ ya da sol yanda durma, sağdaki totemin ya da soldaki totemin üstünlüğü çatışması çıkmıştı. Kurban tören ve bayram günleri ritüel tören sorunları. Tapınağın kendilerine özgü bakımı. Evlilik ilişkileri, toplumsal iş paylaşımı ve düzenlenmesi gibi bir yığın girişen beklenmeyen, ittifak öncesi kestirilemeyen ama aşılması gereken kurumlaşacak kurallaşacak sorunsallar çatışma olarak beliriyordu.

Artık halk farklı inançlarından, farklı totem aidiyet ata soylu oluşla çatışır olduklarından, her bir totem grup, halkta; etnitise tanım hüviyetine bürünecekti. Halk, ittifakların farklı totem aidi grup insanlarından oluşuyor ve ittifakın (toplumsal sözleşmenin) üretim dışındaki zamanını belirleyen ve yine topluma insan gücü devreden, hiç de bugünkü gibi olmayan, bugünküne benzemeyen anne baba gibi akraba anlayışlı bir aile yapısıdır. Gide gide bugünkü aile yapısını belirleyecek olan bir yapıydı

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu şu bakımdan bir belirtmedir. Anne baba kavramı toplumda bir şey üretmez. Örneğin profesör bir evladın yanında, asistan bir baba; davranışını baba oğul ilişkisine göre değil de formasyon gerekmesine göre düzenlemek zorundadır. Kurmay subay bir evladın yanında çavuş bir baba, ast üst ilişkisine göre davranmak zorundadır. Şıhı üst olan müridine konusunu toplumsal yapıda danışmak zorundadır. Görülüyor ki halkın çok önemli ve hayati özellikteki bir yaşamsallıklı telakkisi, toplum için bir şey ifade etmiyor olacaktır.

Alanların işleyiş kuralları farklıdır. İnançlarda bu kabilden toplumda yürürde olamayacak bir halk tutumudur. Bunun çok temel bir mantığı ve nesnelliği vardır. Kendisi yaşam ve üretim alanını oluşturamayan Hiçbir biçimleniş onu denetleyemez. Örneğin; toplumdaki elektronik ve iletişmeyi, hastaları yaşatmanın bulucusu ve bunları yaşam alanına sokucusu din ya da inançlar değildir. Dini ve inançsal öğrenme, toplumsal eğitimin konusu değildir. Bu alandaki üretilen hizmetler toplumsal değişmenin konusu değildir. Bunlar toplumsal alan meslekleri de değildir. Ancak bin yıllardır sosyal halk alanın belirmesindeki bir araç çekimlenişlerdir.

Bu yüzden söz gelimi toplumsal alanı denetleyip düzenlemesi, kontrol etmesi, inançsal bakımdan olanaksızdır. Hiç kimse üreticisi olmadığı bir durumu denetleme yetkisine sahip değildir. İnançların da bunları denetleyebileceğini söylemesi mümkün değildir. Bir roket, sizin inançlarınız istediği için değil de, fiziki ve nesnel koşullarının, kendi tabii hali içinde hazır edilmesi ile ancak mümkün olacaktır. Yani roketin uçuşunu roketin kendi yasallığı belirleyip, insanları ona göre dizayna edip, ilişkileyecektir. Söz gelimi cephanelik bir alan, kutsalın adını anmadığınızdan değil de, ateşle yaklaştığınızdan ötürü patlayacaktır. Siz normları buna göre oluşturacaksınız. Değilse inançların keyfi buyruğu ile bu olamayacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir varmış, bir yokmuş. … Akrep Prens bir ülkeye gelir. Bir de ne görsün, ülkenin çeşmelerinde su yerine irin akıyormuş. İnsanların gözlerinde, ağlamaktan kan akarmış. Suyun akması için içlerinden birisinin, her ay, bir dev için kurban edilmesi ile ancak mümkünmüş. Ahalinin ağlamalarındaki büyük teessür de, o gün kurban edilme sıranın, kralın güzel kızında olmasındanmış!

Burada ki sosyal ilişki düzeni, kurulmuş olan çeşitli ilişki biçimlerine yorumlanabilir. Nasıl yorumlanırsa yorumlansın, sonuçta doğru bir ilişki düzeni, çeşidini tanımlayacağı çok açıktır. İttifakların meşruiyeti ve yaptırım gücü, ahit gücü, öylesine şiddetli ve unutulmaz, tesir edici yapılıyordu ki adeta bunlar; sosyal beyinlere, görsel ve temaşa algılarla, kazınıyordu. Bu törenleri, unutulmaz kılmak için önce altı aylık dönemle, sonra da birer yıllık periyotlarla, bugün bayram dediğimiz törensi, şölen ve kutlamaları yapılıyordu.

Aslında toplumsal yapı ortaya çıkmıştı. Bunun iş bölüşümü ürün takası, yönetimi, düzenlenişi gibi birçok zorunlulukların nesnel baskısı vardı. Bunu beşer lisanına ancak totem gücün yansısı ve direktifleri ile meşru, uygulanır, yasa (tabu) olarak anlatırdınız. Çünkü artık totem gücü, bu ittifakları isteyip irad buyuruyordu. Güçlü bir totem (tanrı) , insan grubu içinde, özellikle tanımlanan bir topluluktan yönetici sınıftan, kurbanını seçmektedir. Bu seçilmenin önem vurgusunu Tevrat’ta bile görürüz. Tevrat’ta dahi Tanrı, kendisine sunulacak yakmalık kurbanın özelliğini tek tek sayar. Rengini (sarı renk) , tüyünü ve yaşını, fiziki kusurlardan arınmışlığı gibi özellikleri taşıyan kurbanları, yeğlemektedir. Bu dönem insan kurbanlarının hala sürdüğü ve insan kurban etmenin, en revaçta olduğu yaşayış biçimidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Halk; bunu kavrayamadığı içindir ki kimi aksamaları kendi kafasında Taa, Musa, İsa, ya da İslami zamanların toplumsal ilişkileniş, üretiş ve paylaşım düzeyini tutumla tan anlayışlarla, ancak bunların düzeltileceğini tartışırlar. Teknik deyişle halkın köleci düzen dönemine ait ilişkileniş anlayışlarını, şimdinin kapitalist üretim düzenine çare diye sunarlar! Bu her iki alanın, düşünsel açıdan ne kadar farklı olabilecek bir ayak direyişinin, en belirgin dalgalanmasıdır.

Oysa bu tutum ve anlayışlar, toplumun ne gündemidir, ne alakalısıdır. Paylaşımınızın şekli yol ve yordamı üretiminizin gücü ile gerçeklenir. O dönemlerin üretim tarzı, bugün ile kıyaslanamaz ki o dönem gibi üretimi paylaştıralım. Üstelikte en adaletsiz bir beliriş olur. Bu bugünkü sosyal adalet ve sigorta sisteminin kalksın denmesiyle eşdeğerdir. Yani o günlerin bilmediği emeklilik sisteminin tarumar edilmesi demektir. Eğer o dönem gibi paylaşırsak asıl bu bir zulümdür. Şimdiki toplumlar geleceğini ve dış evreni planlayıp; hesaplamalarını ona göre gerçekleyen bir toplumun evrimini güne süreçleşmektedirler. Uçakla turluyorken, kervan düzeni ile yapılaşamazsınız.

İşte bu iki gerçek, toplum ve halk zamanlarının ne kadar apayrı olduğunu ve halk zamanının toplum zamanına göre ne kadar geride olduğunun akışıdır. Halk daima ve daima toplumların ve gelecek zamanların, sürüklenişi olmaktan asla kurtulamayacaktır. Sürüklenme sürtünmeyi artıran, hareketi durdurup, fren etkisi yapan bir akış olduğu da, unutulmamalıdır. Gelecekte toplumdaki faal bireylerinin de, teknolojik üretimlerle işsiz kalması ile halklaşmadaki nüfus yoğunluğunun büyük oranlara varacak bir artışı olacağı da açıktır!

Devamını Oku
Bayram Kaya

İçimizdeki zaman, bizden önceki zamandırlar. Yani bir çeşit bizim yazılımımızdırlar. Nasıl davranıp, ne işi, ne sıra ve ne zamanda, ne malzeme ile yapılacağını hıfz etmiştirler. Birike birike hıfz etmiştirler. Bu yüzden, bilirler, kavrarlar, tahmin ederler, hayal ederler, kurgularlar, kontrolsüzlüklerin ve la şuur durumlarının, birden bire bilmelerin ve ilhamların; yansımalı zemin alanlarıdırlar.

Yeni zamanlar, geçmişlere eklenir. Yeni geçmiş üzerine referansla devinir. Yeni olan geçmiş zamana değin işçi menlik davranışlarını bilir. Yeni geçmişe dek bilir oluş tecrübelerini, yeni zamanın ve yeni olgunun yeni olayları olaraktan, süreçler üzerine koyarlar. Geçmiş, bizim içimizdeki metabolizmanın, organların, hücrenin vs nin, bazal düzlemidir. Organ ve organ ellerin geçmişin birikimleridir. Otomatik ve işlev gen inşadırlar.

İkinci olaraktan da geçmişler; öznelliklerin, bazal süreçlerden ayrılmasıyla, organiklerde temelleşerek örülmenin fosilidir. Duygu ve hayallerimizin fantezileşmesidirler. Bu örülme ilen; bazal metabolizma değerimiz belli bir seviyede vücut sıcaklığı olaraktan korunmuştur. Ve bu korunmanın bilgi beceri ve donanım devinmesi hala sürmektedir. Bizdeki daha biz doğmadan dış dünyayı biliyormuş gibi donanımlardan doğar olmamızı, bizden önceki zamanlara denk inşaların bizdeki devam eder oluşları, atalarla geçmiş zamanların bize aktarılan imgeleşmesidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir yazıda iki parça aldım. Eğer yazı güncele olan düşünceleri belirtmekle yetinseydi hiçbir demem olmayacaktı. Ama az aşağıda tırnak içinde verdiğim cümle gibi tarihe uzanıp tarihi süreç olaylarının kimi durumlarına sapıklık iğrençlik deyince durum değişti.

“Tarihin ilk Çağlarından itibaren, yapılan kazılarda, çözülen yazılarda bunun yaygın örnekleri Tarih ders kitaplarımıza girmemiş olsa da, bilinen bir gerçek olarak hep, tohumlanmıştır (!) ” Neye tohumlanmıştı, ensest ilişkilere. Sapıklıklara! ! !

Böyle bir önyargıyı, “tarih kitaplarımıza girmese bile” yani haberimiz olmasa, bilmesek bile; diye başlayan girizgâhı tarihsel olmadan ortaya koydunuz mu, her şey güme gider. Siz insanların kovuk, oyuk, mağara yaşam izlenimlerini; sazdan kulübe yapmaya, oradan da balta yapan insanın, balta olanaklarıyla kazandığı beceriyi; ağaç keme ve düzenlemeden kaynaklı ağaç kulübeler yapmağa geçtiğini görmezsiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu formellik, bir değişim aracı olarak işletildiğinde, halkı ileri akışa daimi kılar ve halkı değişen durumlara yatkınlaştıran bir halk misyon simülasyonudur. Bu tür totem yapılanış, halkın; hem geri kalıp, ziyan kılınır olmasına yatkın oluşudur; hem de, halkın kendisini hızla akan yenilenmeye dönüştüren, bir yetiştirilmesidir. Objektif oluşuma enerji sarfınca tembel kalan, subjektifle kararlı kılınırdı.

Bu zaman geriliği halkın, gelişmeye karşı direnç oluşturan ayaklanmasıyla, kendi kendini, inanç ve gelenek bazında, kıyıma uğratır oluşudur. Bu totemi tutumlayışın aksatır oluşu, sosyal yaşamda hatanın, yani kusurun; aynı zamanda yarara çevirilimidir de. Halkın bu zamanca geri kalışındaki ilke totem anlayış, bilinçli önderlerce totemin geri bıraktıran araç işlevini değiştirirler. Böylece halkın istikbaldeki, her yeni yapılaşmayı da sindirir olmalarına totem ilke kaynaklık eder.

Çünkü halkın adaptasyonunda, geçmişle tutumladığı tinsel totem yaptırım gücünde, yani geride kalmış zaman sembollerinden yararlanarak, halk üzerinde kendilik bir meşruti otorite sağlanır. Böylece yeni durumlar halka; bu meşruiyetle indirtilip, benimsetilebilir yapılabilmektedir. Tüm devrimci önderlerin başarı sırrı buradadır. Değişmiyor görünürken değişmek…

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çok eski totem se etnik birlikler döneminde, bir totemi düşünce; bir etnik yapı için olumlu ve zorunlu tutum aşma olurken; kendi dışındaki etnik yapılara yasaktan tabuydu. Yani bugünkü anlayışımıza göre, 'kökü dışarıda olan, yasaktan ve lanetten bir tabu idi'. Bu saklayım o günün sosyal birlikti yaşamının gelişmesi ve var aşması için olması gereken zorunlu bir ilke idi.

Sosyal ve özneldi birikmeli tabu; bir tanımlamalı tavırla, kendisini ortaya koymaktı. Böylece; bir sosyal devinim ve bir sosyal çekim alanı aitti liği yaratmanın, görünmez güç çekimi kendisini etnik yapılı sosyal birliklere dayatmıştı. Sürü aitliği olan kaba güce boyun eğmenin itaatti bağıntısı, artık özneldi plastik anlamaların, itaat ve riayetine dönüşmüş, üst yapı gelişmişti.

Bu etnikti korumacı tabu, benliğin korunması ile yaşama tutunmaya dek yaşantılımı karşılıyordu. Ve etnik yapı yaşantılımızı, kendi kurallarıyla, insan-insan ilişkilerini ve insanların doğada sağlayışların bağıntı aşan örgütlenmesiydi. Yani yapının sosyal organ eldi biçimlenmesini; aşama aşama; ibikten süzüşlerle; ortaya konmasıydı. Sosyal aşamaların oluşturulmasıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Komün kendi aç olanından sorumlu idi. Şimdi açlık bir anlamda olması gereken, bir hizmet etme durumuydu. Hatta açlık giderek tembel olmanın bir anlatımsal yorumlanmasıydı da. Çok çok sonra dan dan, inanç eğilimleri sistemleştikçe de, açlık Tanrı’nın rızıkları eşitsiz dağıtmasının ve insanı sınava çekmenin bir başka yorumlanmasının yansır olması olacaktı. Bir kes, çalışma ve yetenek ve mal edinmedeki farktan kaynaklı tutumlaşışlarla eşitsizlik ortaya konmuştu. Tüm devinimler ağ ilişki bağı, bu eşitsizleşmenin çatışkılarından giriştirilen üremeler olacaktı.

Sorumluluklarınız, sosyal, toplumsal, doğal ilişkilenişinizin sürdürülmesindeki karşılıklı duyulan, görülen, fark edilen, zorunlu yasal bir müdrikedirler. İşte, dış bir kaynağın size bildirim yapmadan, kendi girişme algılarınızın, kendi üzerinize düşen biçimleri ve biçimleniş şekillenişleri de sorumluluğunuz idi.

Bunların, ilişki ve girişimlerinden, analizler edinip, anlayamayanlara; terekküp edemeyenlere; öznel olaraktan, olup bitenleri kavrayamayanlara, eski tutumlu savunma direnişlerine, durumun yansıtılışı nasıl olacaktı?

Devamını Oku