Sayın Mükrime Hanım 3
Baştan beri savunduğum, kavram kargaşası ve ön yargılı tutumlar, eleştiri olmanın ötesinde yer tutuyor. Bir konu, ya kendi özeli ile kendi içinde tartışılır. Ya da, en genel düşünce bilim denen, bilimsellik içerikli ulamlarla ortaya konur. Benim tutunduğum ilke ikinci yol olduğu halde, sanki özel tanımlı inanç kavramından referans almışımda, güya bu dünyanın seyri gelişmelerinden habersizmişim gibi bir bahisle, yanıt olmayıp, yanıt küçümserliği havası ile kaç kitap okuduğum sormaktasınız? Şimdi bu eleştiri mi?
Şimdi ben, her hangi bir inancın anlayışı ile inanç tanımı ile ortaya çıksam, diyelim ki islam inancı ile düşüncelerimi yazsaydım. Bu tanımla, açıkladığım konu durumlarda; seyir ve gelişme açısından, gideceğim Hiçbir yer yoktur. Kendi inandıklarımla, kendimi doğrulayan dayanaklar yapıp, kendimi haklı ve doğru kılardım. Ve de bu inancın haricindeki inançları, yani Hıristiyanlığı, Yahudiliği, Hinduizm’i vs.yi; yok ve batıl saymaktan başka gidecek bir yol yoktur! Bu da benim, at gözlüğü takışım olacaktı. Bu yaklaşımın tümü, yanlı bir sübjektiflik ve öznellik içerir olacaktı.
Bini bire yanmam
Biri bin beter
Varsın olsun
Belki biz oluruz
Bir kez başlasın yeter!
Kara bulut
Kara bulut
Yün eğire
Gün büke bulut
Unutursam eğer
Uhden yüreğimle
Memleketim göz yorgunu
Diyarları firkat ve kelepçe
Hıyarları zam şampiyonu
Dört duvar arası sancılar
Kör kuyularda kurşunlaşır
Kimi konaklar, kimi de hancılar
Hava öyle ıslak
Ve öyle koku ki
Çekerim imbiği süzgeçten
Havama girer de
Meyhane toslanmalarına
Dizler secdeye götürür seni
Bir tekrar da görünse
Her tavafındır yeni
Şikâyetime değil
Işığım olursun, beğeni
Çocuk arzularla saklanırım
Hep sobe olmuşum, nedenle
Bir oyuncağın peşinde şekilden şekile
Giyinişlerle yar peşinde tikelden tekile
Taratmış zülfi can, kekilden kekile
Bir kere şunu vurgulayalım. Kurtuluş savaşı kolektif bir gücün eseridir. Kolektif gücü çekimleyen, kristalize eden ve yöneten bilinç merkezi, Sevgili Mustafa Kemal, önderliğidir. Kurtuluştu kolektife gücün, Atatürk'e simge edilmesi olayı, pek doğal ve sosyal diyalektikte bir zorunluluktur.
Bu tip kolektife parçalı gücü imleyen ve güden düşünce, parçalı güçlerin her hal aşamasıyla; sürekli bağıntı ıra olmasındandır. Bir sosyo toplumsa parçalı oluşmaların haberdarı, koordinesi vs. olan ve sürece akış veren, süreci eşgüdümle senkronlayan bir öznel merkez gücünün olması zorunludur. Bu hal böyledir diye Sevgili Atatürk, sürece rast gele bir önder kılınmış değildir. Bu iyi biline.
Üreten ilişki bağıntılı toplumun merkezine, emeği ve emeğin üreten paylaşan girişendi düzenlenişini koyamayan toplumlar; hem sosyal alanın, hem toplumsal alanın hareket merkezine; birinci türden olan öznelcilikle, hemen her şeyin özeğine de bu tür hipotetik gücü koyarlar!
Hareketin hemen her yerinde bir karar alış. Bir duruş. Bir koordinasyonla bir haberdar oluşun direktifesi bulunur. Sürecin öznel enerji düzenlemesi olmakla ve sürecin, her süreç boyutunda olmuş biriyle süreci açıklamanızla; sürecin lokal yerinde bulunmuş kas ile tüm süreci açıklanmanız; olası mı?
Unsurlar olmasa süreç olmaz. Ama süreç unsurlardan fazla bir özelliktir. Hele tek tek unsurlarla süreç hiç açıklanamaz. Süreç toptan anlaşılır. Bundan ötürü, Kutsal mücadele, Atatürk üzerinde seremonine edilmektedir. Bir şeyin bilinmesiyle diğer şeyin de bilinmesi olan, delalet; böylesi bir ürün ve direktif liginin olmasından kaynaklıdır.
Ama kolektif gücün toplam büyüklüğü karşısında Atatürk'ün emeği elbet cılız kalır. Atatürk'ün tek tek kişilere göre daha çok olan katkı ve belirleyicilik emeğinden ötürü, Kurtuluşun Miladı Aidiyet Felsefesi, Atatürk simgesiyle dile getirilir olmaktadır. Kolektifin gücü neye göre ve neyden oluşla Gazi Atatürk’tü.
Müsemmanın
Adı var kendi yok kılınışta
Yılı var yıllarda yılınışta**
Ağzında, burnunda, kulağında kesik çok
Erden gayrısına sığınsa, sığınası yok.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...