Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Köleci sahiplik imanını oluşturan ya da köleci iman içinde yansıyan bir öğreti örneğini de burada vermekte yarar görmekteyim.

"Babam yardım yapacağı günlerde, kendisinin yardım yapacağı şeyi bana verir; dilenciye vermemi söylerdi. Ben de o yardım nesnesini (emtiasını) alır, dilenciye verirdim.
Bir gün babama:
Yardımları neden kendisinin yapmayıp, yardımları bana verdirerek sadaka (yardım) yaptığını sordum.
O da (babam) bana;

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne zaman
Issızlığın sesini duysam
Özgürlüğe kesilirim
Silah düşer aklıma
Bilmem kaçıncı fasikül
Promosyon baskının

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ardılca nankörlükte birdi
Kedi görünümlü kibirdi
Orman ahalisinden bir vaşak
Fasulyeden hazım
Kendini nimetten sayışla
Misali verimlilikti, başak

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir yaz günü Dirina Köprüsü üstünde
Halelerden yol olmuştu yıldızlar
Ne, mahremine sokulunmamış kızlar oğlanlar
Beşikleri sallanmış, belekleri bez
Çığlıkla anadan doğarlar
Ve lakin ölümleri tez

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem süreçle birörnek olan yapı, aynı türdeşlikti. İttifakı yapılarsa; ayrıtürdenlik olmuşla, devinmişti. Bu devinmeler sonucunda yeğlenen ideoloji, köleci sistemle birlikte özel mülkiyetçi öğretiydi.

Mülkiyetçi öğreti, kendisine göre ön ittifaklı ortam türdeşliği içine bir de özel mülkiyetçi mana anlayışına göre seçme ayıklama yaptırdı. Komünce ortaklaşma olanın yanına zıttı olan ikinci bir mana oluşturmanın çoklu türden mana anlayışını vermişti. Sınıfları, teknolojileri, ideolojileri, vermişti. Mutluluğu, rahatlığı, güzeli, zenginliği vermişti. İlacı vermişti. Yaşamın uzamasıydı. Sürü dönemin; totem dönemin kıtlığını bitirmişti vs.

Bunların diğer yansıması da; mutsuzluktu, gözyaşıydı, gecekonduydu, işsizlikti, kölelikti, zulümdü, kötülüktü, ölümlerdi vs.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir kere toplum ve halk ve siyaset kavramları, kafalarda farkındalık olarak iyice oturmuş olmalıdır. Toplumu halk saymak, halkı toplum ve siyaset görmek, toplumsal siyasetle propagandif parti siyasetlerini eş değer yapmak toplum yönetimlerinin ve halkın en büyük açmazıdır. İkinci olaraktan da, toplumsal kültür olanla, halksal kültür olan, karıştırılmamalıdır. Üçüncü olaraktan da, toplumsal olanın kararını, toplumsal olan, nesnel ilişkilenmenin verdiğini bilmeliyiz.

Türban, toplumsal bir kültür değildir. Sosyal (kişi keyfilikli yaşamı tüketmeli) , halksal ve kişi öznellikli; kişi-kişi, kişi- grup ya da kişi cemaat, girişmeli fonksiyonelliktir. Toplumsal olan; zorunlu olarak, canlı ve cansız bir üretme, üretimi bölüşme, ilişkisidir. Toplum bir tüketim alanı da değildir. Arabayı toplumdan alırsınız, sosyal (halkçı) yaşam içinde de, kullanımını tüketirsiniz. Türban talebi, ne üretimin (toplumun) ilişkileniş zorunluluğudur. Ne de üretimin yaklaşık doğrulukla, dağıtılmasının (toplumsal paylaşımın) bir zorunluluk talebi, değildir. Sizler cemaat ilişkisini, toplumun ilişkisi yerine koyduğunuz an, iş şirazesinden çıkar.

Ki toplumsal bir kurum ve kuralların aidileşme ilişkisi de, toplumsal kültürümüzü oluştururlar. Ne yazık ki inançlar, bunun (toplumsal kurum ve kuruluşların) içinde hiç yer almıyor. Üzgünüz ki toplumsal ilişkilenişler nesnelden, nesnelin üretiminden, üretimin gücünden geliyor. Nasıl toplumu inançlarla düzenleyemezseniz; halkı da, tüm bir nesnelliklerle düzenleyemezsiniz. Halk tam bir soyut inançlar yaşantılaşma alanıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Batıdaki azizler bizim keramet sahibi ermişlerimizin, şıhlarımızın, karşılığıdır. Örneğin bir ilginçlik olsun diye Aziz Francis etrafında örülen mucizeleri aktarayım. Bu şahıs Hindistan, Çin ve Japonya'da uzun yıllar yaşayıp misyonerlik yapmıştır. Burada; Japonya'da, 1552 yılında ölmüştür. Uzun uzun hem kendinin hem arkadaş grubunun misyonerliğini anlatan, pek çok mektupları vardır. Mektuplarda Hiçbir keramet ve mucizelerden bahis ve ima dahi yoktur denir.

Dahası bir başka aziz; Jode De Acosta; Aziz Francıs'in paganları Hıristiyan yaparken Hiçbir mucize ve kerametten yararlanmadığını açıkça anlatır. Francis mektuplarında japon çevirmenlerin iyi çeviri yapamadığından ve çevirmen azlığından da bir hayli yakınır durur olması hayli manidardır. Yani Japon dilini bilmemektedir, ya da en iyimserlikle, kaldığı süre içinde kem kümlü işaretleşmeden öte gitmemiştir.

Tüm bunlara karşın, adam öldükten hemen sonra, adamın başında örülenler pişmiş tavuğun başında geçmemiştir. japon dilini öğrenmede olağan üstü yetenekleri olduğu söylenmiş. Gemide susuz kaldıklarında, deniz suyunu; içilebilir suya dönüştürmüş! Denize düşen haçını bir yengeç alıp getirmiş. Bunun bir başka varyantı da denizdeki fırtınayı dindirmek için haçı suya atıp, badireyi önlemiştir. Yani adamın gerçekliğini küçülten olağan üstülükler, birilerinin sömürülen iman merkezinin odağı olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1489 yılında 8. papa İnnokenti büyücülüğü yasaklayan kararname çıkarır. Büyücülüğü tespite ilişkin bir takım klasik sorular hazırlanır. Şüpheliden istenen cevaplar alınana değin, vücudunu geren işkenceler uygulanırdı. 1450 ila 1550 yılları arasında yüzyıllık dönemde, sadece Almanya'da büyük kısmı diri diri yakılarak 100.000 kadar büyücü öldürüldü. Çünkü kötü hava koşullarından dahi büyücüler sorumlu tutuluyorlardı. Buna karşı çıkan birkaç gözü pekler de çare olamayacaklardı.

Nitekim Traves üniversitesi rektörü, Yargıç inanır Flade, pek çok kişiyi mahkûm ettikten sonra dahi, içine bir kuşku düşer. Yani cadılık suçunu itiraf eden insanların, işkencenin baskı ve ağırlığı dolaysı ile suçlamayı üzerlerine alıp kabul etmiş olabileceklerini de düşünür. Bu yerinde bir düşüncedir.

Bu kuşkuyla Yargıç Flade, artık büyücülere ceza vermekte, gönülsüz davranır. Vay sen misin böyle tavır koyan. Zavallı Flade erdeminden ötürü büyücü sayılır ve bu kez büyücülere uygulanan işkence Flade'ye uygulanır. Masum Flade işkenceye dayanamayıp büyücüler gibi suçu üzerine alır. Ve erdemli Flade 1589 yılında önce boğulur, sonra ateşte yakılır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yoksul bir matematikçi bir babanın çocuğu olan Galileo Galilei’yi, fakirlik illeti korkusu ile babası oğlundan; Dünya'da matematiğin varlığını, Galile'den gizlemeyi başarmıştı.

Ne var ki 19 yaşında iken bir rastlantı sonucu geometri dersi dinler. Hayran olur. Hanya'yı Konya'yı anlar. Cenneti yasağa tercihen, yasak meyvenin çekiciliğine kapılır.

Eylemsizlik ve ivme kuramının peşine, havsız bir ortamda ağır ve hafif cisimlerin aynı hızla düşeceğini söylemişti. Ama bunlar başını derde sokacak türden değildi. Daha doğrusu dinin de bilmeyip, hiç söz söyleyemediği alandı bunlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Artık toplum, yönetimle baş başadır. Yönetenin kararının her durumda denk düşer cevap olmaması, güvensizlik ve kulak asmamayı doğurabilecekti. Bunun garantiye alınışı daha sonranın da, kurnazlığı olacaktı. Bu durumda olan, güven sarsan gücün kabahati, hiçbir zaman inancın ya da buyuran bir doğaüstü gücün hatası olmayacaktır. Çünkü yorumu veren kişi, kendi tecrübesini söylemiştir. Durum gerçekçidir. Kendi düşüncesini doğaüstü güç söylüyor diye telkin etmemektedir henüz. Büyülü nesneler, henüz doğaüstü güçler değildirler.

Yeryüzünde her hangi bir somut olgu, sınırlı davranılan güç, mana algı düşüncesine katılmış, sayılanmaktadır. Saygılaşan güç, her şeye muktedir değildir. Tüm doğaya egemen olan bir anlayış yoktur. Sadece o fetiş nesnenin gücü ne için saygılaşıyorsa, güç o alan için geçerli ve etkindir. Bu durum, sınırlı bir yeti, güçlülüktü. Ya da o mana inancını sangıladığı kişinin bireysel kararı ve yönetimi idi. Ya da başka alanda kendini bir şekilde kabul ettiren güçtü. Çünkü güç, boyun bükülen ve saygılaşan bir otoritedir, yaptırımdır.

İnanç temelli, saygılaşır olmayan birinin, toplumu yönetir olması ve isabetsiz kararlar alması, kararlarındaki saygı ve yaptırım gücü azalmasını önlemek için; sübjektif kaygılarla arayışa girecektir. İki otoriter güç: inançsal düşünce alandaki güçle, hayat akışının o anda düzenlediği kurallı somut güç, özleri ve konuları gereği dayanışmalı idi. Bu dayanışımla bir aradalar. Ama ayrı ayrı gücün birbirini destekler biçiminde de, olabilecektirler. İki güç; bir elde de, olabilecek bir değişkenlik ve çeşitlilik gösterebilecek ve gelenekleşecektir.

Devamını Oku