Ardılca nankörlükte birdi
Kedi görünümlü kibirdi
Orman ahalisinden bir vaşak
Fasulyeden hazım
Kendini nimetten sayışla
Misali verimlilikti, başak
12-] İşte bu durumu gören bir başka öke (dahi) yetenek; 'zamanınızın işlerini benden iyi bilirsiniz' deyişle bu yolunda kapandığını, kendisi ile ilan etmişti. Kendisi mevcut toplumlara göre toplum bile olamamış kabileden, bir merkezi yönetim çıkaran, günceli elinde tutan bir değişme ile oldukça önemli ve başarılı bir misyonu, tamamlamıştır.
Zaten ahlakçıların toplumsal yapıda gördükleri ödeve dek filozofça misyonlarını, çok zor kabul eden bir direnççi çoğunluk vardı. Bu çoğunluk yenilere de inanamaz olmuştu. Son ahlakçının: 'Ben son uyarıcıyım' söylemi de bu çoğunluğun hissiyatına sembolik bir tercüman oluştur.
Sevgili İsa, getirdiği ilkelerle; o gün için ne kadar güncel ve ne kadar aktif ve çağdaştı. Oysa bu gün İsa'nın o günkü düşüncesini insan hakkıdır diye, insan özgürlüğüdür diye söylemek yanlıştır. İnsanın, gericiliği taşır olması ve topluma ve toplumun öğrenci gibi gidilecek yerlerine; bir İsevi inanıcı gibi gitmesi; o denli çağdışı, gericilik ve çağdışı bilmezliktir.
Köleci sahiplik imanını oluşturan ya da köleci iman içinde yansıyan bir öğreti örneğini de burada vermekte yarar görmekteyim.
"Babam yardım yapacağı günlerde, kendisinin yardım yapacağı şeyi bana verir; dilenciye vermemi söylerdi. Ben de o yardım nesnesini (emtiasını) alır, dilenciye verirdim.
Bir gün babama:
Yardımları neden kendisinin yapmayıp, yardımları bana verdirerek sadaka (yardım) yaptığını sordum.
O da (babam) bana;
Totem süreçle birörnek olan yapı, aynı türdeşlikti. İttifakı yapılarsa; ayrıtürdenlik olmuşla, devinmişti. Bu devinmeler sonucunda yeğlenen ideoloji, köleci sistemle birlikte özel mülkiyetçi öğretiydi.
Mülkiyetçi öğreti, kendisine göre ön ittifaklı ortam türdeşliği içine bir de özel mülkiyetçi mana anlayışına göre seçme ayıklama yaptırdı. Komünce ortaklaşma olanın yanına zıttı olan ikinci bir mana oluşturmanın çoklu türden mana anlayışını vermişti. Sınıfları, teknolojileri, ideolojileri, vermişti. Mutluluğu, rahatlığı, güzeli, zenginliği vermişti. İlacı vermişti. Yaşamın uzamasıydı. Sürü dönemin; totem dönemin kıtlığını bitirmişti vs.
Bunların diğer yansıması da; mutsuzluktu, gözyaşıydı, gecekonduydu, işsizlikti, kölelikti, zulümdü, kötülüktü, ölümlerdi vs.
Bir yaz günü Dirina Köprüsü üstünde
Halelerden yol olmuştu yıldızlar
Ne, mahremine sokulunmamış kızlar oğlanlar
Beşikleri sallanmış, belekleri bez
Çığlıkla anadan doğarlar
Ve lakin ölümleri tez
Bir kere toplum ve halk ve siyaset kavramları, kafalarda farkındalık olarak iyice oturmuş olmalıdır. Toplumu halk saymak, halkı toplum ve siyaset görmek, toplumsal siyasetle propagandif parti siyasetlerini eş değer yapmak toplum yönetimlerinin ve halkın en büyük açmazıdır. İkinci olaraktan da, toplumsal kültür olanla, halksal kültür olan, karıştırılmamalıdır. Üçüncü olaraktan da, toplumsal olanın kararını, toplumsal olan, nesnel ilişkilenmenin verdiğini bilmeliyiz.
Türban, toplumsal bir kültür değildir. Sosyal (kişi keyfilikli yaşamı tüketmeli) , halksal ve kişi öznellikli; kişi-kişi, kişi- grup ya da kişi cemaat, girişmeli fonksiyonelliktir. Toplumsal olan; zorunlu olarak, canlı ve cansız bir üretme, üretimi bölüşme, ilişkisidir. Toplum bir tüketim alanı da değildir. Arabayı toplumdan alırsınız, sosyal (halkçı) yaşam içinde de, kullanımını tüketirsiniz. Türban talebi, ne üretimin (toplumun) ilişkileniş zorunluluğudur. Ne de üretimin yaklaşık doğrulukla, dağıtılmasının (toplumsal paylaşımın) bir zorunluluk talebi, değildir. Sizler cemaat ilişkisini, toplumun ilişkisi yerine koyduğunuz an, iş şirazesinden çıkar.
Ki toplumsal bir kurum ve kuralların aidileşme ilişkisi de, toplumsal kültürümüzü oluştururlar. Ne yazık ki inançlar, bunun (toplumsal kurum ve kuruluşların) içinde hiç yer almıyor. Üzgünüz ki toplumsal ilişkilenişler nesnelden, nesnelin üretiminden, üretimin gücünden geliyor. Nasıl toplumu inançlarla düzenleyemezseniz; halkı da, tüm bir nesnelliklerle düzenleyemezsiniz. Halk tam bir soyut inançlar yaşantılaşma alanıdır.
Hep seni
Hep seni barıştım
Günler dalaş dururken
Ansızın geldi
Sezalardan bıktım
Bilmezmişim gibi
Ulan İnek Bekir!
Elli yılla hala devam
Şöyle bir adam olamadık
Mürekkep yalarken
Sokaklarda fink atıp
Kaldırımlarda yatıp
Sarı Zeybek'ten
Horon İdris'e
Teke zortlamasından
Yaylalara dek koyun otlamasına
Uzar giderim
Toz dumanla seçmezde
Ne eşekler var ki
El verişle bile, kadamdırlar (felaketimdirler)
Zan ederler hep, diyarı eşeği terkle
Eşek olmadığı söyleyişle; eşektirler!
Öyle haddini bilişle insan var ki




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...