Mükrime Dilekçinin İnanç Ve Toplumsal Talep 2 yazıma gönderdiği eleştiri
Aşağıdaki Yazı, Sayın Mükrime Dilekçi tarafından 12.04.2008 tarihinde Antolojim sayfasına eleştiri olarak asılmıştır. Bende buna ve diğer eleştirel yazımlarına karşılık 4 cevabi yazıyı bu yazının altında yayınladım.
Sn: Yusuf Ziya Karahasan Oğlu’na Yanıt
Merhabalar efendim,
El ezher mezunu olup, Hac turları organizesi ile meşgul olduğunu belirten değerli dost, denememin ilgili kısmını okuduktan sonra aforizma diye aldığım cümlesinde, belirttiği gibi güya bütün eleştirisini ortaya koymuş!
Aforizma: ''Lakin benim din anlayışımı, demokrasi ve sosyal anlayışımı inkâr etme yetkisiniz size kim veriyor? '' Yusuf Ziya Karahasan oğlu
Sayın Mükrime Hanım, 2
Bilgi severlik tutumunuzu, durumu vuzuhluğa kavuşturmak isterlik yaklaşımınızı takdirle karşılarım.
''Kafa yapısı'' kavramı sakın hakaret gibi algılanmaya, bu insanların, hepimizin yaşamının her aşamasında kurtulamadığı, bir içinde oluş haline durumudur. Bu anlayışla, ortaya yere kuantım teorisi de koysak da, bu kafa yapısı aşamasından kurtulamıyor olabiliyoruz demektir. İnanma eğilimliliğine yatkın oluşun, aklı perdelemesi anlamındadır. Bir durum tespitinden öte anlatım içermez. Düşünce yapısı bir sistematiklik içerir gibi geliyor bana. Yani kaotik gelişme sistematiği ile davranan birisi, kanguru soyundan geldiğine inanmaz. Eğer inanıyorsa kafa yapısı ile ilgilidir. Bu sözcüğün biyoloji ve anatomideki anlamıyla kullanılmayıp, düşün bilim bazında kullanıldığı açıktır. Cümlenin siyakı, bunu açıkça göstermiyor mu? Sanırım sizi ikna eder.
Sayın Mükrime Hanım, 4
Siz öncelikle, halk ve toplum kavramını karıştırıyorsunuz bence. Ben yazılarımda, halkın bireylerinin (biyolojik bireylerin) Ya da halktan kişilerin, inanları vardır. Ve de olmalıdır da diyorum. Toplumların, Ya da toplumun inancı yoktur diyorum. Bunun nedenlerinden birincisi de; Her toplumun kendine özgü somut yasallığının oluşudur. İkincisi de; Toplumun birey yanın, inancı vardır. Ama bu da bireyin toplumda gördüğü işle, bire bir bağıntılı da değildir. Toplum ve halk apayrı kavramlardır. Bugün dahi her kesimden nüfusun tahmini % 90'dan fazlası, toplum ve halk kavramlarını aynı anlamda kullanma düşünme yanlışı içindedirler.
Yani, değil inanç; insan bilinci dahi, bu yasalara, uygun olmak zorunda. Yasallığa uygun istekler ve tutumlar ortaya koyamaz iseniz; ne insan bilinci, ne de insan inanmaları, toplumsal üretimde hiç bir şey var edemezler.
Sayın Mükrime Hanım 3
Baştan beri savunduğum, kavram kargaşası ve ön yargılı tutumlar, eleştiri olmanın ötesinde yer tutuyor. Bir konu, ya kendi özeli ile kendi içinde tartışılır. Ya da, en genel düşünce bilim denen, bilimsellik içerikli ulamlarla ortaya konur. Benim tutunduğum ilke ikinci yol olduğu halde, sanki özel tanımlı inanç kavramından referans almışımda, güya bu dünyanın seyri gelişmelerinden habersizmişim gibi bir bahisle, yanıt olmayıp, yanıt küçümserliği havası ile kaç kitap okuduğum sormaktasınız? Şimdi bu eleştiri mi?
Şimdi ben, her hangi bir inancın anlayışı ile inanç tanımı ile ortaya çıksam, diyelim ki islam inancı ile düşüncelerimi yazsaydım. Bu tanımla, açıkladığım konu durumlarda; seyir ve gelişme açısından, gideceğim Hiçbir yer yoktur. Kendi inandıklarımla, kendimi doğrulayan dayanaklar yapıp, kendimi haklı ve doğru kılardım. Ve de bu inancın haricindeki inançları, yani Hıristiyanlığı, Yahudiliği, Hinduizm’i vs.yi; yok ve batıl saymaktan başka gidecek bir yol yoktur! Bu da benim, at gözlüğü takışım olacaktı. Bu yaklaşımın tümü, yanlı bir sübjektiflik ve öznellik içerir olacaktı.
Bini bire yanmam
Biri bin beter
Varsın olsun
Belki biz oluruz
Bir kez başlasın yeter!
Kara bulut
Kara bulut
Yün eğire
Gün büke bulut
Unutursam eğer
Uhden yüreğimle
Memleketim göz yorgunu
Diyarları firkat ve kelepçe
Hıyarları zam şampiyonu
Dört duvar arası sancılar
Kör kuyularda kurşunlaşır
Kimi konaklar, kimi de hancılar
Hava öyle ıslak
Ve öyle koku ki
Çekerim imbiği süzgeçten
Havama girer de
Meyhane toslanmalarına
Dizler secdeye götürür seni
Bir tekrar da görünse
Her tavafındır yeni
Şikâyetime değil
Işığım olursun, beğeni




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...