Akılca yürünmez bir zaman
Aşınmak bilmez bir zırva aman
Hani olur ya bazen
Ziyandan umulur, karken.
Hayat siyasasında o varken
Ekmek gibi, bir tütün gibi
Nazlı salınımlar da sararımda seni
Bazen açlığıma yanış
Bazen doymuşluğuma tutuşma
Keyfe keder ararım seni.
6-]Hem de avara (rölantide-askıda-yavaşlatılmış) enerji sarf edişi ile de sistem kararlı bir dalga salınımlar. Bu sistemin, kendi üzerine olan girişmesi ve dışa olan girişmesidir. Algılama ve algılanıştır. Bu sistemin kendiliğidir. Yani dalgalı sürekli devinen bir yapıdır. Esasen bu her şey için böyledir.
Sisteme (beyne) el, göz, kulak gibi dış ve durumsal duyumlardan gelen uyarılar gibi iç durumsal uyarı ve etkiye dek olan algıları da rezerve eder. Bu rezerve edişler sistemin kendi dalgalanması üzerine, artan ya da eksilen dalga olarak eklemlenir. Sistemin kararlılığı bozulur. Sisteme in put edilen algılar, sistem içinde de salınım büyümesi, ya da salınım küçülmesi göstertir. Sistemdeki olağan rölanti dalga kararlılık durumun ile sisteme eklenen dış girdiler girişmesi arasındaki dalga farkı, düşüncedir.
Uyurken de, sistemin depo ettiği veriler; yani çevreye ait algısal verilerle, vücudun kendi kendisine ait olan durumsal veri dalgaları harekete geçer. Sisteme değin olan depo enerji dalgalanmaları; sistemle olan sürtünmesi vardır. Bu muhakemedir. Uyku da tam bir muhakeme kontrolü olmadığından ötürü, fantastik yansıma olan rüyalar belirmektedir. Kısmen de hayali düşünceler ortaya çıkartmaktadır
7-]Halkın böylesi sağlayıştı çekimlikte vücut bulan şekillenişi, halkın birbirine benzerleri, birbirini doğrulayan görsel ve eylem sellikleri, taltif edilirliklerini beraberin de getirdi. Böylesi tutumlar, grup dâhiliyesinde olmayı ya da grup dışlaması öteleyiciliği içinde olma gibi dayanışma olacaklara halkı, el ile gelen düğün bayram türü mantıktı kararlılık düzeyi alışmasının da kaynağıdır. Hem sosyolojinin kıyastı kaynağı olmayı ortaya çıkardı, hem halkın sübjektif gerçekti olmasını, ortaya çıkardı.
Halkın şu belirleyiciliği de halkı, halk kılar bir özelliğidir. Halk bireysel ilgi kendi anlayış ve ihtiyaçlarıyla da bencil ve daha geri aşamalara dağılıp çözülen bir yapıdır. Bu halkın gerileşme eğilimidir. Halka değin olan genelleşmedi durumlar da dahi halk, hemen özelleşen, birlik gruptu cemaat yapılaşması ile birleşen, ayrık ve aykırı anlayıştı kümeleridirler. Halk bilineni tutum lamayla alışmalarının ve gelenekti bilmenin kolaycılığı nedeni ile halkın düşünmeye değin zamanı; geri olmaktadır.
Halk böyle bir yapı olmakla, toplumdan kesin kes ayrılır. Toplumun felsefesi ve toplum çıkarları ile daima çatışır. Toplum kümeleri, kurumsal işlevsellikle sıkı sıkı birbirine bağımlıdır. Topluma değin hiçbir ünite bir başına değil, dayanışıp; bir birini gerektiren üniter bir var oluşturlar. Halk kümeleri ayrılıkların hoşgörü eşmenin zeminidir. Toplumsa zorunlu ilişkilerin, zaman zemin kesikli sürekliliğidir.
En karşı konulan yasak girişimler ile birlikte, eğilim arzuları azalmış girişmeler ve ortalama değerler etrafındaki çekimlenen girişmelerin, karmaşık, ortalama bileşkesidirler. Bu girişmelerin sonunda: ortalama düzeyde indirgenmiş, en az eğilimle, en çok eğilim yükselmesi arasındaki bir yerde, orta bir yerde, testere dişi biçimli, ya da sinusoidal bir akışla süreçleşen eylem alan girişme kabulleri ortaya çıkar.
İnsanın sosyal yaşantılaşması içinde, eski çağlardan günümüze evirilen kabaca girişme türleri vardır.
1-Aile yapısı. Girişmenin en temel ve en yalın biçimidir. Aile, ortak mülkiyetli, ata soy totemli, kutsal anlayış yapılaşması içindedir. Kişinin klan kabilesi ailesidir. Bu aile büyüklük ve genliğinin, tek vücut oluşudur. Bütün kazanım ve sağlayışlarla, her tür tehdit ve savunmayı ediniş devinimli bir aile anlayışıdır. Ki bugünkü aile yapı anlayışımıza benzemez. Anne baba işlevi klanın görevidir. Bugünkü anne baba yoktur. Doğuran vardır, ama doğurma analık vasfı kazandırmıyordu. Bu aile, soyut sosyal gücün, yaptırımlaşması ile olmaktadır.
Girişen toplum yapıları, asla geçmişe endeksli olmazlar. Geçmiş zaten güncelin içer timinde temel devindiren olarak, nicelenir nitelikle vardır. Paradigmalar; güncel, toplumsal, ilişkilenme ve toplumsal aidiyetler üzerinde, iletişmelidir. Toplumsal yapıların geçmişe endeksli olamayacağı kuralı, nesnel, gelişmeci, dinamik belirmelerin, yasal bir zorunluluğudur. Yani zamanın akış yönü, buna; gelişmişlik içinde yer vermez. Toplumsal aidiyet tümel girişmedir. Sosyal aidiyet kişi özgürlüklü ve çok parçalıdır.
Topluma geçmişe endeksli olmayan, kültürel ve insani hak demek; etnik yapılara toplumun potansiyel kaynak ayırması demektir. Toplumlar, haldeki üretim ilişkilenmelerine (mensuplarına) kaynak ayırırlar. Kültür varlıklarının korunmasına, araştırılmasına kaynak ayırırlar. Kültür varlıkları her bir etnik yapı ilişkilisi de olabilir. Sonuçta bu kültür varlıkları toplumun ve insanlığın geçmişi ve dinamikleridir. Bunlarda arkeolojik çalışmayla tarihi eserin korumasıdır. Etnik katkılık arkeolojide ayrışabilir.
Birde toplum, gelecekte yatırıma dönüşecek planlamalara kaynak ayırır. Bunlar şu anda üretime aktarılamayan, ama gelecekte istihdam olacak; eğitim, araştırma ve geliştirmeler, gibi planlamalardır. Örneğin, geçmişin hal ve durumları, yani etnik kültürü, kendi yasallığı ile zaten; mevcut haldeki toplumsal aidiyetlikler içinde var olurlar. Halk bu öğrenmelerin özelliğini yaşayıp duyabilir. Halk zaten bu anlamda, tikelden genele gidip, tümel oluşun duygusunu paylaşmayı başaramamış demektir.
Bir topluma; kurumlar bazında, bireylik ve vatandaşlık kültür aidiyeti unsurları üzerinde katılış olur. Toplumsal işleyiş içinde, hiçbir sosyal etnik tutum, tarihin belli bir döneminde fırlamış gibi, müzelik bir seyir gibi, fotoğrafı çekilen ilginçlikler mesabesinde olmamalıdır. Bu o toplumun zaafı olur.
Etnik var oluşlar, sosyal halk yaşamı içindedir. Sosyal yaşam öznellik içinde, grup etkinlikleri, şenlikler, ökültist seanslar, festivaller, kültürel geleneği, eğlence ve gösteri dokuları; yaşantılaşması içindedirler. Kendi sanat ve grup aidiyet yaşantıları ile sürer gider. Tabii ki toplumsal doku ile çatışmamak kaydı ile. Benim törem var! On üç yaşındaki kişilerin, eğitim hakkı, çağında olması da ne demek? Ben istersem, on üçlük kızları ve erkekleri evlendiririm!
Bu tür, etnik kültür özelliğime saygı gösterin, bu bir etnik zenginlik hakkı! Dendi mi; uyumsuzluk ve çatışma başlar. Çünkü toplumsal eğitim, halk anlayışlarının önünde ve üzerindedir. Yukarıda da değinildi, demokrasi ve insan hakkı demek, her zamanede, aynı kavranışların geçerli olduğu bir yaşantılaşma değildir. Böylesi anlama ancak toplumsal anlayışı sindirememişlik, çağ dışı kalmışlıktır.
Sosyaldeki bu öznel aidiyet yansımaları, süreçle; nesnel ilişkileri paylaşma ve bölüşme gibi; yerine getirilmeli davranışlarda görülecektir. Ödevsel becermelerimizle, aksama gibi süren beceriksizliklerin ilişkiler sürtüşmeleriyle yorumlanacaktır. Bu yorumlamalar zorunlu olarak, kısmen nesnel ve kısmen de öznel akacaktır. Şu da, unutulmasın ki, öznel yansımaların durumu da nesneldir. Öznel yansımalar ilânihayece de, nesnel tecrübelerinizle ikmal edilirlerdir. Tıpkı aidiyetliklerinizin zaman içinde, nesnel yasallıklı olmaya kayışı gibi.
Hem bile minimal düzlemlerdeki kuantlar boyutlu, süredurum girişmelerinin sürtüşen yansıması ile nesneldirler. Hem de bunlar, dışsal ilişkin çevrenin, süredurumlarında, asimetrik, sürtüşen süreçlerle olan durum ilişkilenme yansımalarıdırlar. Yani ilişkin nedenselliktir. Nedensellik; neden-sonuç arası, ya da; neden- sonuçlar arası bir ilişkidir.
Sosyal olaylarda, nedenler, (ilişkilik-aidiyetler) davrandıran bir otorite gibi belirir. Sonuçta da meşruiyetlik içinde olmanız gibi, bir ilişki zaman biçimini sizle tutumlaşır. Tüm bunların temelinde, bir yasallı oluş, bir ilkeli oluştur. Yani aidiyetlik yinelemeli zaman devinimli olmaktır. Zaman süredurum bağıntısıdır. Yasalar genelleştikçe evrensel karşılıklı etkimedirler. Tikelleştikçe de, özel ve öznel şartların ürünü olan, her yerde geçerli olamayan, karşılıklı etkime, girişme durumudurlar.
Sen hiç bir günde büyüdün mü; Fasulda?
Güneşli bir günün bakire iç doluşuyla
Derin bir nefes çekişin iştiyakı sonunda
Günaydın gün, günaydın kuşlar
Ve günaydın insanlık sevinçlenmesiyle
Dünyaya merhaba diyememişken daha
Sen iştahsın
Sen kabartan
Zer olurken sen
Tantana
Arzı abartan




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...