Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Özgür insan, özgür birey, toplumun ve doğanın nesnel yasalarını bilip, ona egemen olan, insan, birey demektir. Bu gücü, anacak ve anacak, toplum içinde elde ederiz. Ve ancak ve ancak, toplum içinde iken bu güce kavuşuruz. Yani toplum dışında insan özgür değildir. Toplum dışında insan doğaca güdülür. Oysa Toplum içinde, insanın doğaya bağımlı oluş nedenselliğin bilincini egemenleşmeye dönüştüren doğayı üretiş vardır. Özgürleşme burada bağımlılığın zorunluluğun bilincini edinmekten kaynaklanan, üreten engelleyen geciktiren, Ya da istediği anda varlaştıran tutum üretiştir.

Kendi iradesi ile davranan tutumlar özgür müdür? Özgürlük, yasaların verdiği her şeyi yapabilme midir? Yoksa özgürlükler her istediğini yapmak mıdır? Bunların cevapları yazı boyunca kişinin çıkarsama zenginliği ile yapacağı ansal anlamalar olacaktır. İradilik oluşa şu örneği sunayım. Kişi olarak alkol almak istersiniz, her istediğinizi yapıyor oluş babında. Bu sizin iradi tavrınız, tercihiniz, hakkınız özgürlüğünüz olacaktır! Ama yeterli mi?

1-Siz içmek istersiniz de, vücudunuz kaldırmıyor müsaade etmiyorsa; sağlık el vermiyorsa ne yaparsınız? Bu bünyesel iç neden, zorunluluk, iç çelişkinizdir. Yani öznel iradenizle, dilediğiniz gibi keyfilikle at oynatamayacağınızdır. Üstelik bu at oynatırlık iradesi, doğada olmayan bir tutumun, insan beyninde, ne anlama geldiği belli olmayan akılsal kontrol dışı üretimidir. 2-Diyelim bünyeniz fevkalade, alkol almaya uygun. Soyut olarak irade de, ettiniz. Her şey tamam mı? Hayır! Bu kez de, paranızın yokluğu dış koşulu, dış çelişmesi, dış zorunluluğu, hatta sosyal bir ortamda, hayati bir görev yapıyor oluşunuz, içme özgürlüğünüzü engelleyecektir. 3-İçeceğiniz nesne daha önceden siz tarafından ya da toplumsal hizmet tarafından bir emek ürünü olarak üretilmiş olmalı. 4- Serbestçe irade konusu yapacağınız tutum nesnel varlaşma bilinir ve uygulanır olmalı. O zaman ancak irade edebilirsiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sizin halk içinde, kimse ile ilişkilenmeyen, gel geç serbest oluş olumsal tutumlarınız hak ve özgürlük değildir. Halkı halk yapan, halkın onsuz olamayacağı bir tutumlar argümanları tanımlayamazsınız. Oysa toplumu toplum yapan tutumlar vardır. Toplum onlarsız olmaz bunlardan birside özgürlükler ve haklardır. Halk içi serbestlikleriniz, giyinmeleriniz, oyunlar örtünmeniz, inançlarınız, ibadet yerinde oluşunuz, okumanız, okumamanız, Şopen'i sevmeniz Ya da sevmemeniz, oruçlu olmanız olmamanız gibi yığınlarca subjektifler, hak özgürlük deyip anlamalarınız, halkla simetrik ilişkilenmediği için, zarar ve yararı ortaya her an konamadığı sürece, nötr, ilgisiz, özendik moda tutumlar olup sürecektir. Bunlar, öznel sübjektiflikler olup topluma taşınmamalıdır. Üretim gerektirmesi ve dayanışması içermezdir.

Diyelim ki, her gün; bize göre göğe çıkmayı simgeleyen, muayyen Aralıkla, 20 kez direğe tırmanma tutumumuz veya inancımız, inanmamız var olsun. Biz ne kadar buna, bir hak ve özgürlüğümüzdür desek de, bu; asla bir hak ve özgürlük değildir. Özgürlüğün bir zorunluluklar alanındaki toplumsal emek olduğu, haklarımızın da yasalarla belirlenen karşılıklı yüküm, yasak Ya da yapabilirlikler alanı olduğudur. Topluma vergi vermek bir hak karşılığında da sizin yol talebiniz bir haktır. Oysa inanmalar toplumsal bir hak olmadığı gibi, yasalarla belirlenemezde. O sizden hak talep eder ama siz hak talep edemezsiniz. Bu da inançların toplumsal anlamda bir hak olmayıp, öznel soyut bir anlamadır. Halka ait alanın hakkıdır.

Ve o boyutlu, sembolik; göğe tırmandırır aracınız, toplumsal talep aldığımız her yere, mobilize olurlukla taşıyarak, gerçekleme direnci ve dramatikliğini, sırf inat oluşla kavram kargaşası yapmak akıllıca değildir. İşte bu gibi inanma eğilimli öznel itelerimizi de, topluma dayatamayız. Çünkü topluma göre normal tutum olmadığı açık. Normal olmayışı, toplumsal işleyiş ve üretimin yasallık unsuru olmadığı halde, toplumsal işleyişe katmak isteyiştir. Toplumları toplum yapan değer değildir. Yeri ve gerçekleşme alanı kişidir, kişi davranışı özel alanıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bunun bir saçmalık oluşu (ne doğru, ne yanlış olmayan durumlar, felsefede saçma olarak bilinir) da, “”efendim herkes bir değildir! ”” denmesindeki takiyye oluştur. Şu unutulmamalı; “”efendim herkes bir değildir”” deme zannı ile sübjektifliği ile nasılsa herkes hırsızlık yapmaz! Nasılsa herkes cinayet işlemez! Mantığı ile ceza yasası, yapılmamalık edilir mi Allah aşkına? Bir iyi kural, elbet diğer yüzünü de, beraberinde zorunlu olarak belirtecektir. Bu, zorunluluğun bize göre, bir beliriş biçimi olduğu yukarıda işlendi. Olamların gerçek olması başka, sizin olamların somut olasılığına karşı tedbir almanız başkadır.

Böyle soyutçu mantık: “”efendim herkes bir değildir! ”” mantığını kullanacağı gibi aşağıda olduğu gibi de tam tersi mantıkla da tutumlaşır. Amaç için bunlara her yol mubahtır.

Zaten, bu tür soyut sübjektiflik alışların, bir sonrası toplu kıtale çok rahat dönüşür. Tarihte, öznelliğe, subjektif ve kâhinliğe inanan firavun mantığın, cinayet işlemek için gerekçesi de budur. Burada takiyye tersten çalışır. Tevrat'ın beyanına göre,”” Mısır'da doğacak Yahudi bir erkek çocuğun, firavunu öldüreceği”” kehaneti ile tüm doğacak Yahudi erkek bebeler kendi subjektif mantığı ile potansiyel suçlu görülüp; varsanımla katletme mantığıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kişi, kendi içinde başlayış, kendi içinde bitiş ve sondur. Birey toplum içinde beliriş, başlayış ve gelişmedir, bitiştir. Toplumun katkıları bireyi belirler. Kişilik bireyde doğar bireyi içerir. Bireyden, daha fazla olandır. Bu nedenle; 1- Kişilik, kişiyle başlayıp kişiyle biten çok faal yanı vardır. Dışa yansır 2- Kişinin kullanabileceği ten tin derinliktir. 3-Bireyin, kendinden başka olarak (uz ve nitelikli oluşundan başka) biyolojik parçalanamayan bir yapı olurluğu da vardır. Kişilik bireyde doğar. Bireyin dışına taşmakla bireyi içerir. Bu kişilikte içkindir. Yani bir demirin parçası, yine bir demir iken; bireyin parçası birey değildir. Kişilik bireyin tümünde olur, Hücresel boyutlu birey kısmında ancak temel ilişkilenen olarak yansır.

Kişi, birey ve ruhsal bilinçsel niteliklerin tümüdür. Öznel kişilik öğeleri özdeksel ve tinsel ilgiler, gereklilikler ve yeteneklerdir. Bu faaliyet alanları boyunca, kişi; hem KENDİ KOŞULLARINI, hem de TOPLUMSAL YAŞA M KOŞULLARINI üretir. Burada kişi kendini sadece bir eğitimin ürünü olarak görmemeli kendi de ilişkileri ve eğitimi oluşturabilmeli. Toplum bireyüstüdür. Bir bireyin gerek duymayacağı maddi koşulları ve özgürlükleri üretirken, geleceği planlarken, yasal olurluğuyla vs. bireyüstüdür. Ama refah ve özgürlük, hak olurluk vs. paylaşırken bireyseldir

Kişi, kendi koşullarını, kendi mizaç ve eğilimleriyle, ruhsal gelişim yetileriyle, inanmaları, inan ve inançlarıyla oldurur. Bilgilenme sürecinde, kendi izan ve anlamalarıyla, kişisel kanı ve sanı edinişleri vardır. Yani, deneyleri ve içsel gerilimleri ve iç gelişmelerin duyguları ile hayalidir. Kişi dış etki ile birlikte, için dışa körlüğünün yansısıdır. Somuttaki kazanımının özneye bir yansıyış, kişisel inisiyatifliktir. Toplumsal yaşam koşulları, yasallık ve normsal normatifliktir. Birey oluşluk, ortak üretim, belli bir eğitim öğretim alırlıktır. Hak, refah isterlik ve görevlerin özgür oluşların alanıdır. Soyut olmaktan çok somutluk yeridir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kişi-insanın içleminin deki, toplumsal yanlı, birey-insan, toplumun refahını bölüşüp tüketen, çok farklı bir kişi-insana dönüşmüştür. Artık başlangıcın kişi insanı değildir. İç gözlem yapan, duygudaşlık yapan, hoşgörü geliştiren, bir yığın kişi-insan yanını üretmiştir. Başlangıcın kişi-insanından da, kopmuştur. Ama toplumdaki kişi-insanın, toplum öncesi kişi-insanı, saçını, kulağını topluma getirişi gibi, öznesi ile öznelliğini de, aynen topluma getirerek, fantezi oluşları korumuştur. Bu özne, toplumdaki kişi-insanın alt yapısını oluşturduğu ve bunun fantezileşme yarattığı da unutulmamalı. Şimdi toplumcu kişi-insan vardır (sosyo kişi insan) . İnsan; birey de olabilmiş, ala geyikleri yakalamak isteyen, koşu fantezisinde değil, toplumcu üretimle, Mars'ta yaşamı kurgulayan kişi-insandır.

Bu kişi-insan, birey-insan dışında, sevgileri, ilgileri nefretleri, kıskanmaları, gelenekleri görenekleri, dini, imanı, inançları vardır. Çağdaş insan, çağdaş ve gelişmeci, ilerici insan, bu kişi -insanın tutumlarını, özelleşmiş yanı olan, birey -insan tutumları ile karıştırmaz. Kişi-insan, birey-insandan asla kopamaz. Kişi insan, birey-insanın, hemen yanı başındadır. Birey- insan faaliyette iken, kişi-insan, tutumlarını kontrol altına alır. Birey- insan, kişi-insan heva ve heveslerinin gem almazlığı alan devresinin, etkinliğini, kısmen pasif ve avara kıldığı, patinaj kıldığı, bir bilinçlilik ve insanın insan olurluğudur. Kendini ürettiği bilinçli pratik insanlığıdır.

Birey-insan, toplumsal taleplerde, kişi-insanın hırslarını, bilinçli inisiyatiflilikle asgari yapmıştır. Yine toplumsal taleple, bazı kişi-insan tutumlar, şiddetli kılınan bir esneklik ve etkileşimlilik olmuştur. Örneğin sanat konuşu gibi. Kişi-insanın umutları vardır, birey-insanların Ya da kurumların bir projeleri vardır. Kişi insanların, inançları vardır, birey insanlar geleceği planlar. Kişi-insan karın psikolojikliğini sürer. Oysa toplumun birey insana yansıyışı: birey-insan karı olmasa da, sürümü az olsa da, sakız fabrikası yerine de, Ya da yanı başında, protezi de üretir. Bu, bir yükümsel özgürlük sel, hak ve talep sorumluluktur.

Devamını Oku
Bayram Kaya

74-Bir eşek ben eşekleri ışığa boğacağım demiş
Demiş, demişte; kim kulak asar.
O memleket senin bu memleket benim
Nal dövmedik eşek meclisi kalmamış.

Nasılsa bir mecliste dinlenmeğe karar verilmiş.

Devamını Oku
Bayram Kaya

65- Özgürlüğü yoksunluk anlayan
Eşekleri neyle özgürleştirecektiniz?

Bir gelişmenin zamana ve zemine getirdiği
Yeni uygun tutum ve davranışla

Devamını Oku
Bayram Kaya

Monoteist inanmaların ortak noktası şudur. Yaratan ve yaratılan vardı. Yaratan egemen ve bir olan Tanrı idi. O dilediğine, dilediği gibi, hesapsızca mal mülk ya da gazap, hiddet zaruret verir idi. Elde bir şey gelmezdi. Razı olup katlanan, bu Dünya'dan da, ahrette de kazançlı çıkacaktı. Âlemleri yaratmıştı. Varlıklar; O'nun tarafından, baştan beri nasıl yaratıldılarsa, şimdisi de, ilkinin aynısı olan bir yaratılışla, bir değişmezlikle; yaratılmaları söz konusu idi. Değişme demek, bu dinlerin kökten inkârıdır. Köleler efendi olamazdı. Çünkü Tanrı, kimimizi kimimize hizmet etsin diye yaratmıştı. Zenginlerde merhametle sadaka vereceklerdi. Tamamen köleci düzenin çelişkilerini yorumlayan bir anlayıştılar.

Toplum olarak, nasıl üretip, nasıl paylaşılıyorsa, hukuk da; inançlarda; sistem de; haklar da; özgürlükler de ona uygun olacaktı. Kural bu idi. Bu böyle gelmişti ama monoteist anlayışla böyle gitmeyecekti. Toplumlar hızla ve süratle gelişip değişirken, Hiçbir şekilde değişmeyen, nasılsa öyle olacak, değişmesi bidat sayılıp küfür olan bir direniş ve yakma yıkmalar, asıp kesmeler sürüp gidecekti. Kendi anlayışını hak, karşı tarafı batıl bilen bir hoşgörüsüzlük sindirmesi yaklaşımı, monoteist anlayışların temel şiarıdır. Günümüze değin süren bir sanı taşırlıktır. Değişme demek, köleci düzenin değişmesi, tanrı düzeninin değişmesi anlamına geliyordu.

Tarihte monoteist anlayışlar saman alevi gibi bir parlayışla işe girişip, zamanla tam bir sönmenin skolâstiğini insanlık tarihine armağan edeceklerdir. Parlaması içinde bulunduğu toplumun köleci düzeni ile uyuşur olmasıdır. Sönmesi ise içinde bulunduğu toplumun ilişkilerinin değişmiş olması, kendinin bu yapıya tam cevap veremez olup, kendisinin bir sorun olmasıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ne özgürlük akar anlımızda
Dağlarda vurulur canımız
Ne yaşamdır, kan akar damarda
Söylenmez olur yaşımız çağlarda

Firak düşer gönlüm çekeri burada

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnançlara dair öznelliklerin, diğer bir yanlışlarıda şunlardır.

Öznelliklerimiz, daha çokta etnik inanmalarımız, inançlarımız, Sadece geçmişin anısal ilişki gelişmelerini, bir birini tutmaz gibi çelişkilemiştir. Bu çelişmeleri formüle eden ajanda olarak kutsal kılıp tam anlamıyla tabulaştırılmıştır. Örneğin düğünler, bunun entipik klasiğidir. Bir düğünün mum yakıp dönme kına gecesi, eşikten atlama, ayna kırma ayna tutma gerdek gecesi, gelin atabindirme m, mezarlık dolaştırmavs. vs. her biri bir birini tutmaz törenlerle bezelidir. Bu tören figürler birleşen her bir etnik ittifak yapıların, unutulmuş, kendi totem aidlik seramoni figürlerinin ittifaklar gibi birleştirip halkın kültürü olmuştur.

Geçmişin, uygarlaşmaya tutum kılan oteritesi olan etnik tabu kılma biçimleri; zaman içinde toplumların inançlaşan, ayin kılan, birleşen etnik yapı ittifaklarınıda içine aldı. Her bir ayin aşaması, içi figürlerle bezenmiştir. Figürler ayrı etnik yapıların, bir araya gelen, yana yana kaynaşan ittifak seramonilerini yansıtır. Bir Hindu'nun abdest kuralları, bir sabinin namaz kuralları, bir Abraham'ın kurban kuralları, bu birleşen toplum etnik totem ittifaklarını açık açık gösterir.

Devamını Oku