Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

10-]Toplumsa sistemlerin, ilahi sel düşünme olgunlaşması, insanı; yapısal düzen ve yapısal sorunları içinde epey olgunlaştırdı. Ve bu olgunlaştırma giderekten de, insanı; kendisine ve insanı toplumuna yabancılaştıran bir fikri göç ettirmeydi. Tanrılar da insanlar gibi yer ve içerlerdi. İnsanlar gibi ürerler, insan kızlarla ve insan oğlanlarla evlenirlerdi.

Tanrıların insan gibi makamları vardı. Rekabetleri vardı. Olup bitenden çok kez haberleri dahi olmazdı. Bu yüzden olup biteni duyunca da kızarlardı. Çok kez ölürlerdi. Tanrıların eceli, ya da ömürleri; sosyo toplumsa akıl ilkeleriyle meşru oldukları süreler boyunca geçerli olurlardı. Her bir sosyo toplumsa değişme yeni bir sentezli tanrı düşüncesiyle aşılırdı. İnsanların toplumsa olur üretim tüketim ilişkileri boyunca; birlik olma zarureti ortaya çıktıkça; bu fikirler daha soyutlukla tek bir tanrı fikriyle aşıldı.

Toplumsal bir değişmeye göre ömürleri zorla da olsa değişen ilahlar; ya yeni yaratmalar ile ömürleri biterdi. Tanrıların ömürlerinin bitmesi ya yeni oluşan meşrulaşmanın sembolü ile birleşerekten; bu birleşimin (tekleşmenin) uhdesinde erir giderlerdi. Ya da hepten unutulurdu. Açıkçası toplumsak değişme anlayışları nedeniyle, kullanım miadı dolan tanrılar; yeni kurum ve kuralların meşruiyetlikleri karşısında, kendi muktedir oluştu, düzenleme güçlerini yitirirlerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

11-]Ezen ezilen ikiliğine dayalı, kişiler çatışması iç tehdidine dönüşen sorunlar, çözülmeliydi. Komün yapı üyeleri, komün bağıntılı yaşantı aşmaların içinde ölüp gidilmelerine karşın; şimdiki ittifakı yaşam girişmeleri içinde, miras bırakan bir özel yaşam şekline gelmiştiniz. Mirasınızı, kendiniz de olana bırakıyordunuz.

İlanen kardeşlik adımı, bir çeşit ilk evliliklere gidecek yolun ön adımıydı. İttifakı yapıların bu yolla cinsel ilişkileri düzenlemeleri, miras kavramıyla yeni bir kırılmaya daha uğrayacaktı. Miras bırakma, aile mülkiyeti ilen bu alanın çekirdeğini oluşturmağa başlamıştı. Aile kavramıyla nesep tespiti gibi bir somut olgu ortaya çıkmıştı. Şimdi, engelli güçsüz kimi şanslı kişiler, aile nesep mülkiyeti yoluyla artık öylece ortalık yerde bırakılmıyordu. Yaşlı güçsüz kişiler, aile bağlacında kişilerin ebeveyni olacakla, aile korunması uhdesine verilmiştiler.

Bireylerin toplum içindeki üretim ilişkilerine gitme olayları, toplumun içinde olan, toplumsak üretimin bir gereği idi. Yani siz, sözgelimi; biçerdöveri, atom reaktörünü, bir dokuma sanayini ancak ve ancak ilk başlarda toplumsal bir güçle ortaya çıkarırdınız. Ama toplumsal güçle ortaya koyduğunuz yükümü ve toplumsal güçle ürettiğiniz ürünler sahibe etliğine; istediğiniz gibi öznelce el koymanın sahipliği içinde olmaktaydınız! Toplumsak üretim yararına bir paylaşımın düzenlenmesi şartı yoktu!

Devamını Oku
Bayram Kaya

En karşı konulan yasak girişimler ile birlikte, eğilim arzuları azalmış girişmeler ve ortalama değerler etrafındaki çekimlenen girişmelerin, karmaşık, ortalama bileşkesidirler. Bu girişmelerin sonunda: ortalama düzeyde indirgenmiş, en az eğilimle, en çok eğilim yükselmesi arasındaki bir yerde, orta bir yerde, testere dişi biçimli, ya da sinusoidal bir akışla süreçleşen eylem alan girişme kabulleri ortaya çıkar.

İnsanın sosyal yaşantılaşması içinde, eski çağlardan günümüze evirilen kabaca girişme türleri vardır.

1-Aile yapısı. Girişmenin en temel ve en yalın biçimidir. Aile, ortak mülkiyetli, ata soy totemli, kutsal anlayış yapılaşması içindedir. Kişinin klan kabilesi ailesidir. Bu aile büyüklük ve genliğinin, tek vücut oluşudur. Bütün kazanım ve sağlayışlarla, her tür tehdit ve savunmayı ediniş devinimli bir aile anlayışıdır. Ki bugünkü aile yapı anlayışımıza benzemez. Anne baba işlevi klanın görevidir. Bugünkü anne baba yoktur. Doğuran vardır, ama doğurma analık vasfı kazandırmıyordu. Bu aile, soyut sosyal gücün, yaptırımlaşması ile olmaktadır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Girişen toplum yapıları, asla geçmişe endeksli olmazlar. Geçmiş zaten güncelin içer timinde temel devindiren olarak, nicelenir nitelikle vardır. Paradigmalar; güncel, toplumsal, ilişkilenme ve toplumsal aidiyetler üzerinde, iletişmelidir. Toplumsal yapıların geçmişe endeksli olamayacağı kuralı, nesnel, gelişmeci, dinamik belirmelerin, yasal bir zorunluluğudur. Yani zamanın akış yönü, buna; gelişmişlik içinde yer vermez. Toplumsal aidiyet tümel girişmedir. Sosyal aidiyet kişi özgürlüklü ve çok parçalıdır.

Topluma geçmişe endeksli olmayan, kültürel ve insani hak demek; etnik yapılara toplumun potansiyel kaynak ayırması demektir. Toplumlar, haldeki üretim ilişkilenmelerine (mensuplarına) kaynak ayırırlar. Kültür varlıklarının korunmasına, araştırılmasına kaynak ayırırlar. Kültür varlıkları her bir etnik yapı ilişkilisi de olabilir. Sonuçta bu kültür varlıkları toplumun ve insanlığın geçmişi ve dinamikleridir. Bunlarda arkeolojik çalışmayla tarihi eserin korumasıdır. Etnik katkılık arkeolojide ayrışabilir.

Birde toplum, gelecekte yatırıma dönüşecek planlamalara kaynak ayırır. Bunlar şu anda üretime aktarılamayan, ama gelecekte istihdam olacak; eğitim, araştırma ve geliştirmeler, gibi planlamalardır. Örneğin, geçmişin hal ve durumları, yani etnik kültürü, kendi yasallığı ile zaten; mevcut haldeki toplumsal aidiyetlikler içinde var olurlar. Halk bu öğrenmelerin özelliğini yaşayıp duyabilir. Halk zaten bu anlamda, tikelden genele gidip, tümel oluşun duygusunu paylaşmayı başaramamış demektir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir topluma; kurumlar bazında, bireylik ve vatandaşlık kültür aidiyeti unsurları üzerinde katılış olur. Toplumsal işleyiş içinde, hiçbir sosyal etnik tutum, tarihin belli bir döneminde fırlamış gibi, müzelik bir seyir gibi, fotoğrafı çekilen ilginçlikler mesabesinde olmamalıdır. Bu o toplumun zaafı olur.

Etnik var oluşlar, sosyal halk yaşamı içindedir. Sosyal yaşam öznellik içinde, grup etkinlikleri, şenlikler, ökültist seanslar, festivaller, kültürel geleneği, eğlence ve gösteri dokuları; yaşantılaşması içindedirler. Kendi sanat ve grup aidiyet yaşantıları ile sürer gider. Tabii ki toplumsal doku ile çatışmamak kaydı ile. Benim törem var! On üç yaşındaki kişilerin, eğitim hakkı, çağında olması da ne demek? Ben istersem, on üçlük kızları ve erkekleri evlendiririm!

Bu tür, etnik kültür özelliğime saygı gösterin, bu bir etnik zenginlik hakkı! Dendi mi; uyumsuzluk ve çatışma başlar. Çünkü toplumsal eğitim, halk anlayışlarının önünde ve üzerindedir. Yukarıda da değinildi, demokrasi ve insan hakkı demek, her zamanede, aynı kavranışların geçerli olduğu bir yaşantılaşma değildir. Böylesi anlama ancak toplumsal anlayışı sindirememişlik, çağ dışı kalmışlıktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sosyaldeki bu öznel aidiyet yansımaları, süreçle; nesnel ilişkileri paylaşma ve bölüşme gibi; yerine getirilmeli davranışlarda görülecektir. Ödevsel becermelerimizle, aksama gibi süren beceriksizliklerin ilişkiler sürtüşmeleriyle yorumlanacaktır. Bu yorumlamalar zorunlu olarak, kısmen nesnel ve kısmen de öznel akacaktır. Şu da, unutulmasın ki, öznel yansımaların durumu da nesneldir. Öznel yansımalar ilânihayece de, nesnel tecrübelerinizle ikmal edilirlerdir. Tıpkı aidiyetliklerinizin zaman içinde, nesnel yasallıklı olmaya kayışı gibi.

Hem bile minimal düzlemlerdeki kuantlar boyutlu, süredurum girişmelerinin sürtüşen yansıması ile nesneldirler. Hem de bunlar, dışsal ilişkin çevrenin, süredurumlarında, asimetrik, sürtüşen süreçlerle olan durum ilişkilenme yansımalarıdırlar. Yani ilişkin nedenselliktir. Nedensellik; neden-sonuç arası, ya da; neden- sonuçlar arası bir ilişkidir.

Sosyal olaylarda, nedenler, (ilişkilik-aidiyetler) davrandıran bir otorite gibi belirir. Sonuçta da meşruiyetlik içinde olmanız gibi, bir ilişki zaman biçimini sizle tutumlaşır. Tüm bunların temelinde, bir yasallı oluş, bir ilkeli oluştur. Yani aidiyetlik yinelemeli zaman devinimli olmaktır. Zaman süredurum bağıntısıdır. Yasalar genelleştikçe evrensel karşılıklı etkimedirler. Tikelleştikçe de, özel ve öznel şartların ürünü olan, her yerde geçerli olamayan, karşılıklı etkime, girişme durumudurlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Totem asla yaratıcı bir güç değildir, hiç değilse ilk oluşum evresinde ve erken evrelerde bu böyledir. Günceldeki pratikliğin, akilce birikim, yaptırım tasarrufudur. Danışılan bir soru ve bilgi bankasıdır. Sadece düzenleyici ve zaman akışının eğimine göre, dönüştürücü bir sosyal tanımlılık ilkesidir. Yani atıfta bulunulan, koruyucu. Giderek içi çok çok dolacaktır.

Böyle iken zamanla sınıfsal ve toplumsal tedirginliklerin siyasallaşması ile ve her yeni toplumsal ittifakların totem aidiyet birleşme girişimleri ile ilahlaşacaktır. Çünkü her yeni ittifak, eskinin ve pek çok sosyal hafızanın silinmesiydi. Yani bir unutturmanın yok edilişi ve yerine yeni olanın konması bir yaratma idi. Yani her ittifak bir unutturma ve yeni hafıza edindirme işi idi. Açıkçası yaratma ve yok etme olayı idi. Bu yüzden totem yepyeni bir işlevle yaratma ve yok etme işlevi ile ilah ve ilahelere dönüşecekti. Köleci düzenle buna rızk verme, önceden kurtuluşa mazhar olma, iman ederek kurtuluşa ermek, gibi yeni atıf yüklemlerle, monocu sosyal ve ruhsal yapılanma uygarlaşma süreçleri eklemlenecektir. Yaratılış bir yaratmaya, aidileştirme, koruyuculaşmaya, dalalette kurtaran kurtuluşçu tanrılara dönüşecektir. Somutluk yerden alınıp göğe döndürülecekti. Gökten yere tanrının adına, tanrının vekili olarak krallık etmek için tekrardan dönecekti. Yani totemist ilke zemini daha sistematik ve olgunlaşmış dinlerinde ihsas ve meşruiyet membası (gözesi) olacaktır.

Totem anlayışı tabana inerken paylaşılan bir düzenleniş ilişkileridir. Sanı ve kanıların, hem meşruiyeti, hem düşünme yönlenme zemini, hem de bu bağlamda bir sınırlılıkla düşünceyi açıklama, anlatma, söyleme, yorumlama, eylem koyma düzlemi özgürleşmesi olacaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İçinde bulunduğu yapının süreçleri onu buraya kadar taşımıştı. Toplumsal yapı, yeni bir süreçleşme ile üretim, tüketim, paylaşımı yapılacak bir üst aşamanın dönüşme sinyallerini zorlamaktadır. Bu yapı daha çok otomatiktir ve toplumsal bilgi bağımlılıklıdır ama evrensel oluşuma katılımlı, pahalı ve tükenen kaynak transferlerine dayalı olacak, geleceği bambaşka şekillenmeye aday bir evrimsel devrim olacaktır. Halk hala üretemediği için, yapının egemeni değildir. Aksine yapının inayetinde, bir merhamet ve sadakalık unsuru mesabesinde gibidir!

İnançların temel handikabı, yani açmazları, yazı dizilerimde belirttiğim gibi; inançların süreç içinde ve süreç boyunca kolayca değişip gelişir olamamalarıdır. Eş deyişle ve teknik deyişle kendisini güncelleyememesidir. Kendini formatlamaya, kapalı tutmalarıdır. Bunun handikabı ise; kendisini tek doğru bilmesidir. Kendini hak bir inanç sayıp, ilahi vasıflı olduğu iddiasıyla, halkı kendisini içine kapalı yapılandırmalarıdır. Bu da, dışarıdan enformasyon almaz olmanın, kaçınılmaz sonudur. Öyle ya, elinizde apaçık kutsal olanın kitabı varken başkaya ne hacetti?

İnançlar bu haliyle çok büyük yaptırım gücüyle karşı gelinmezlik elde ederler. Ama aynı hal, halkın tutumlaşdıkları zamanın, toplumlara göre; toplumun çok çok gerisinde kalan bir tutum dirençleşmesini de ortaya koyarlar. İnanç sistemlerinin kendisini, tek doğru ve tek gerçeklik olduğu vehimleşesi ile dıştaki enformasyona kapalı olması demek, aslında o inancın işinin bitikliğidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Değil mi ki;
“”Severiz yaratılmışları
Yaratandan ötürü””
Ne ki; şeytan taşlamaya gideriz
İş almışlık ödevinedir, götürü!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yetke (otorite) boyun eğilen etki ya da boyun eğilen güçtür. Yol gösterir, organize olayları giriştirir. Bu güç, bu etki; bir görünüşle, bir algı ile bir örgütlenme ile ya da bir kişi gücü ile oluşan kendilik akıl edişlerin muktedirliklerdir. Zorunlu bir sosyal, toplumsal ilişkiler girişmesidir. Bir toplum, sınıflı da olsa, sınıfsız da olsa, yetke (otorite) zorunludur ve gereklidir. Yetkesiz bir uçağı bile kaldıramazsınız (sorumlulaşma) .



Otorite, sizi yönetir bir güç olmasının yanında, size buyruklar vermensinin yanında, sizin güvenliğinizi sağlamanın yanında; temel bir görevi daha vardır. Ki, otorite meşruiyetliğin kaynağıdır. Bu yüzden tam bir osilasyon odağıdır.

Devamını Oku