Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

3-İnançlar süreçle değişemedi. Değişemezdi de. Çünkü her şeyi bilip yaratan, bilerek ve sonsuza kadar bilir oluş yaratmasını, doğmaya göre, bir defada yaratıp bitirmişti! Bu nedenle, mutlak doğruları söylüyordu. Ama sürecin değişmesi ile bu doğrular, çok çabuk yanlış oluyordu! Ve zorunlu olarak, sözler zamanlar üstü sayılıp, her zamanı kuşattığı yorumuna gidildi! Ama bu kez de, o günü, günceli karşılayamamasını bize unutturdu. İleriyi karşılıyor, cevaplıyor, ama şimdiyi, biz anlayamadığımızdan, aklımız ermediğinden olsa gerek, karşılayamıyordu işte. Bunu en güzel Konfiçyüs ortaya koyuyordu; ”” Ben bir şeyi açıklamışsam öyle bil. Açıklamamışsam da, öyle kabul et. Bir insan bildiğini bilmeli, bilmediğini de bilmeli.”” demiştir.

Apaçık olan, anlamamız gereken sözler, sır olup çıkmıştı. Bu da işin içinde çıkılmazlıklar yarattı. Aynı cümleler, her zaman başka başka anlaşıldı. Bu da, doğaüstü gücün, durup durup, fikir değiştirir olmasını kuşkulardı! Hatta zamanlar üstü olurluk, toplumsal yapıya, sürekli geçerli olacak, bir düzen koyduğu iddiası ile de çelişti. Oysa çelişme şurada idi. Daima işleyen, değişen, gelişen, dinamik bir toplum yapısının karşısına, değişmeyen, gelişmeyen, bu akışa, biraz sonra uymayacak olan, son söz söyleniyordu! Çatışmanın temeli daha başlangıçta sözlerin, insanın bilincinden bağımsız, doğada işleyen, asıl Tanrı'sal iradeye karşı olurluğunu, akla getiriyordu. Bu da, o günün konjonktüründe genel olarak çoğunluğun; ““Dünya'yı ve sistemleri değişmez olarak algılamasından”” çarpılmadır.

Oysa toplumsal süreçler, üretim güçleri ve üretim ilişkilerinin, karşılıklı etkileşimi ile sürekli değişip gelişiyordu. İnanç insanlarda, doğduğunda dış dünyanın algılanan yorumu ile içsel gerilimin uyuşturulup, düzenlenip, lineerlikle, istikrarla buluşturularak geliştiriliyordu ki olması gereken de bu idi. Saçmalık şurada idi: İnsanın öznel iç tutma gücü ile Dünya'yı yorumlayışı, toplum bireyinin toplumsal emek ve güçle dünya yorumlayışını aynı kılan yanlışlık ve sapmadır. Kişi düşünme ve yorumu, toplum düşünme ve yorumu yerine konmuştu. Aymazlık bilgisizlik tutarsızlık burada idi. Yani zavallılık şu idi, bir toplumsal güç ve emek olan tren, kişisel çabaya tutum edilmekle, yel değirmenleri ile savaşırlık yapılmıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnançlar hem daha üretilmeyen bir malın dağıtılmışlığını, söyleyerek aklı perdeliyor. Yani siz buğdayı, traktörü üretmemişken, daha üretim gücü ve nesnesi olarak, emek verirlik olarak, bunların esamisi okunmaz iken, sizi traktörlü, traktörsüz kılıp, dağıtımını yaptırıyor!

Hem insanlar toplum olmadan, toplumsal emek ortaya çıkmadan, bir rızık dağıtımı yapılıyor. Yani Traktör ancak bir toplumsal emekle ortaya konacak bir üretimdir. Ortada toplum dahi yoktur. Size sanki toplumun önceden beri, ilkten beri böyle oluşu anlaması, yutturulur. Sanki bunlar zaten varmış da, üretilmiş de, siz dahi bunların eşitsiz dağıtıldığını kutsallıkla öğreniyorsunuz.

Bu konu diğer anlamalara detay olsun diye biraz daha açayım. İnsanın yeryüzünde daha esamisi yok iken, insanın rızık denilen varlıklar, insana rızık olarak verilmiştir denerek algıladığı özdekler, insandan önce de vardı. Sebze ve meyveler bitkiler endam edip, hayvanlar üç milyar yıldır, Dünya'da cirit atar bir gerçekliktir. Yani 3 milyar yıldır, boşu boşuna bir rızıktılar! Bir aslan ceylana, “”bu benim rızkım”” demez. Ceylan da, ben aslanın rızkıyım diye gelip ona teslim olmaz. Ortaya bir çaba, bir emek korlar. İnsan avlanırken ki emekli somut davranışını doğada sürdürüp gitmiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Her şey yönce
Biz buraya gelmezden önce
Habur Türk’tük

İstiklal patladı
Fatih öldü

Devamını Oku
Bayram Kaya

Zulümlerin getirdiği
Sana değer mi?
Batmış duyguların
Tuzağında olmak.

Bir ana gibi

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu yanılgı, belli bir tür ahlakın, ilkten beri bir ahlakın varlığı ilkesinin, sürüp gelen değişmezlik algısıdır. Bilgisizlikle, cehaletin, yan yanalığıdır. İnsanları geçmişten günümüze hep bir aile içinde tasavur ederler. Halbuki bu günkü aile şöyle böyle 2000 yıldır var. İsa döneminin inançlarına bakılırsa daha babasız doğumların, yani kutsal evliliklerin toplumlarda bir aitleşme kurumsallaştırılması çaba ve gayreti içindeki geçmiş sürüşlerin kalıntısı, gibidir. Oysa bilmezliklerimiz şaşmaz bir direkte edilmiş, ahlaki tavır varmış gibi bir durumu bize sanılatırlar.

Ahlakı ilkten beri değişmezlikle var sanmanın ikinci bir handikap da, kendimiz için ister olduğumuzu, başkası içinde ister oluşumuzun, kısmi doğru oluş mantığının yanılsatması ve pranga oluşudur. Daha doğrusu, bir gerçeklik yansıtır olan her tutumsalın; genel geçer mutlak her durum ve zeminde doğruimiş gibi algılatılıp algılattırılmasıdır. Bu tür saltıkçı ahlaktan her hangi bir sapmayı, kişisel grupsal ve toplumsal belaların garkına gidişin cevazı olarak kişiler, değerler.

Kendim için istemediğimi bile istemeyeceğim; ama başksı için isteyeceğim o kadar çok şey var ki.. Bu kendi öznel ihtiyaçlılık belirleniminizi; ahlaki ölçü temeline oturtma ve saltıkçı olma kusurunuzdur. Bunu; Tanrı'sal buyruk gibi kurallamaksa, alabildiğine yanlıştır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan canına, ölüm ve öldürülme kaygısına, sinişince, bir ihtiyaç; bir akıl üretmenin seyrini geliştirecekti. Başlangıcın yol alışı içinde insanı ve insan ölüsüsü yeme (yamyamlığı) vardı. Gerek iç ve gerek dış yamyamlık, hanidir sıranın kendisinde olma tedirğinliği idi.

İlk uygarlık evrimi adımlarından biri olan, insan kurbanı yerine, grupların çoban Ya da çiftçi topluluklar oluşuna göre, insan yerine bitki Ya da hayvan sunmayı akıl ettiler. Bu dev bir adımdı. Ama hemen sürece sokulan ve yaygınlaşan bir edim değildi. Yüz yıllar içinde bu benimsendi, sonrada tamamen yasaklanıp suç sayıldı.

Zaten paleantropiyen dönem öncesinde insanlar, bitki hayvan gibi diğer canlıları da insan gibi, ama farklı güçlerle donanmış görüyorlardı. Bu güçlerin ihtiyacını duyan bir sosyal yapılanış algısı da, gerçeklikle totem adilik tutumları şekilleme yansıması kaçınılmazdı. Bu yüzden çalılıklarında bir ruhu vardı. Bu algı kanı canına sinişen akillerin imdadına can simidi olarak yetişecekti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tekil ve uzar yanım
Arzuların güreş tutmasıyla
Meydan bırakan
Cazgırından yılgın
Şeyda dillerin azmanı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Monocu dinlere, kendi içinden yaşanıp bakıldığında, sınırlılığı fark etmeden, sınırsız engin duygulara kapılınırdır. Pek çokta kişisel anlamalarla çıkarılan hoşluklar, düşüncelerin iç içe geçişindeki geçişenlikler, mutluluk coşması algılanmalarıdır. Ve böylece inançlar, bir ruh disiplini üretim alanı olmaktadırlar. Kendi sınırlılıkları ile yani belli şekli uygulanmasından doğan yapabilirlik memnuniyetiyle; soyut telakkilerin davranımları birleşince; kişiler boyut değiştirmişlik algısına girmektedirler.

Bu durumda, ibadetin sınırsız ve tekrarlanır yapabilme verimliliği insana; inançları kendi kurgularıyla da çıkarsamalar düşündürtür. İnançlardaki edimlerin ifasıyla duyulan tinsel rahatlama; yine kişiye kendisini tinsel rahatlatır olmanın güvende oluşu hissini verir. Bu hazla kişi sürekli ve sınırsızca davranmayı, öznede pekiştirmektedir. Monoteist anlayış, böylece, kişi anlayışlarıyla da tekilleşerek kişilerle yoklaşan bir alan olmaktan kurtulamaz.

Dıştan bakıldığında, kişi algısıyla sınırlı soyut oluş, kişi gözünde bakınca sınırsız olmakta gibidir. Sonuçta kişi; o yapısal anlayışın dışında davranamayan, farklı yapılanmaları yapı içinde telakki edemeyen ya da aksi durumların da olacağı düşünemeyen, düşünmeyi dahi istemeyen davranışlıdır. Buda o inancı sınırlar daraltır. Tek oyuncağından başka oyuncağı olmayan çocuğun; tüm kurgularını, bu tek oyuncağa sahibi yet üzerine kurgulaması gibidir. Her şey bu tek oyuncağın kırılması yitimi ile biter.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Burada, Firavunlar dönemine değin gelen, eski toplumların, toplumsal ittifaklar nedeni ile ikizleşen yönetim ve kültür anlayışlarının belirmesi vardır. Bu belirişlerini de, çift başlı kartalla, çift ağızlı baltayla, ikiyüzlü İsummud'lar gibi, sembollerle, figürsel ve törensel ritüellerle, yansıtıyordular. Bu motifler, çoklu kültürlerin bir arada olmaları ve bu kültürlerin sıra ile yada bazen birlikte yönetim erkini ellerinde bulundurur olmalarının sembolizmidirler.

Yani bu ittifaki dönemler ittifak gruplarının bir birbirine alışılmaları, bir geçiş, bir kaynaşılma, bir özümlenme süreçlerinin sosyal toplumsal yaşayışlarıdır. Bu tutumlaşmalarla, gelenek göreneklerde ki birleşen, birleştirici olan ve giderekten de, tek kişilik atıfıyet simgeleşmelerini ortaya koyacaktı. Sonradan,tek kişinin sıfatları olaraktan belirtilecek olan bu tür karmaşık girişmelerle doğacak olan yansımaların, tarihi süreci ve uygarlık yaratan adımlarının; adım atılışlarını, görüp bilmek lazımdır.

Monoteistlerle politeist anlayışlar arasında çok farklar vardır. Bir kere politeist anlayışlarda, tanrılar görev dağılımlıdırlar. Böyle olunca da politeizm, olup biteni düzenleyen ilahların bir dengeleşmeci güçler birliğidir. Politeizmde ilahlar yaratıcı değildirler. İlahlar, ittifaktaki her bir topluluğun ayrı ayrı totemleridirler. Totemler, temsilcilik oldukları toplumlar içinde, eski çağdaki toplulukların, sosyal birlikler dönemlerindeki, yamyamlık dönemleri ve insan kurban dönemleri temsilcisidirler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

62-İki farklı eşek hakkı
Biri yaşamdan, diğeri metamorfozdan neşet.
Tüy dökme ve tüy dökmeme özgürlüğü

63-Tüy özgürlüğü, tüysüze mahrumiyetini
Kendiliğinden kıllandırmıştı.

Devamını Oku