Geçişler art ardalığın tekdüzeliği olmayıp, kırılmaların yansıyışıdır. Geçişken üç temel alan ve hem alanlar topaklanması, hem alanlar girişim kaynaşması, tabiri caiz ise esmesi...
6Ayrılıkta kalmayacak gittiğinde peri 2
Bir yanım sen olmuş
Bir yanın ben
Döndüğüm yan sen
Geçişler art ardalığın tekdüzeliği olmayıp, kırılmaların yansıyışıdır. Geçişken üç temel alan ve hem alanlar topaklanması, hem alanlar girişim kaynaşması, tabiri caiz ise esmesi...
11Sensizliği de, duyamıyorum peri sensizliği
Yazlar yaz gibi, kışlar kış gibi
Coşmalar da, uçarı gibi heyecan
16Cevher sır tutmaz
Yuvarlansada yaşlan
Bismillah çekilmiş olur
Başlangıçtaki başlan
Kılı kırk yarsam peri
Her birden kırk biri çıkar.
Ey peri
Gurbet mi yol düşürür
Yoksa içimizde olan mı?
Yaşlarımızdan kıymet
Gözlerimizdeki kesilen ziyanla
Sana vuslat düşer peri, ayrılık bana
21Eller dizlerinde kalmaz iken
Böğürler sancı tutmaz
Gözyaşlarındaki huruç
Nemlendirecek ıslaklığıyla **
Kalplerin çözümsüzlüğüdür.
Hulul de çözüm, çözülmüşte
Tilkinin biri; bir defa, iki defa, beş defa; ya da her defa. Tavuğu yemek için; “Öyle güzel sesin var ki! Ne olur deruni bir hal içinde gözlerinizi kapayıp, bir şarkı söyleyin. Mesti mahmur hayranınız olan ben, sizi dinleme mutluluğuna ereyim” diyorsa. Tavuklar da, hala; bin yıllarca tilki önünde gözleri kapalı bir biçimle olup ta, türkü söylemeğe devam ediyorsa! Bu genel geçer bönce eylemde, tilkilerin hiç suçu olmasa gerektir.
İnsan, hem tilki gibi (kurnaz ve akıllı) olmak zorundadır. Hem de tavuk (aptal) gibi görüngün olacakla yaşamsal deneyleri akıl edilmezinden aptal olurla, sürekli olmamak zorundadırlar. İnsana dek yaşantı öğrenmelerimiz; kesikli, sürekli, akıllı olmanın temellerini ortaya koyarken; aynı deneyse konulara ilişkin, kesikli olmayan sürekli bönlüğü ortaya koyamazlardı. Yani insanlar, hep aynı şeyi yaparak (gözlerini kapatarak) , aynı şeyden farklı sonuçlar almayı (tilkiden yenmemeyi) bekleyemezdi. Oysa insanlar gözlerini açarak cennetten çıkmışlardı!
Peki, tilkinin (kurnazlığın, akıllılığının) , bu olayda (suçta) hiç mi kabahati yok? Tilkinin olayda kati dahli vardır. Ama kabahati yok. Eğer tilki (karnını doyuruyor diye) suçlu ilan edilirse, böyle olursa; akıllılığı mahkûm etmiş oluruz.
5-]Transistörde üç alan vardır. PNP (pozitif, negatif pozitif) Ya da Negatif Pozitif Negatif (NPN) . Pozitif ucun birini halk alan diğer pozitif alanı da toplum kabul edelim. Orta yer olan negatif ucu da beyz alan da kamu alan olsun. Halk da, tıpkı transistordaki geri (negatif, -) beslenen pozitif alan gibidir. Halk da inanç ve geleneklerinden ötürü ve eskiye bağlamalıklarından ötürü geri beslemelidir.
Bu pozitif uçlardan biri (halk) zaten ters (geri) biaslanır (ters gerilimle beslenir) . Diğer pozitif alan da toplumdur ve toplumun gelişmeci ilericiliğinden ötürü burası da ileri gerilimle beslenmiştir. Bu iki pozitif alan kendi içinde, kendi iç ilişki ve sürtünmeleri ile var sayalım ki serbest davranırlar.
Bu üçlü yapıdan biri olan transistorun beyzi (kamu) alanı, yani negatif taban bölgesi, bu iki pozitif (halk ve topluma dek) alanın akım ya da gerilim geçişini kontrol eder. Yani keyfi olmayışla, akımın bir birine geçişini, duruma göre azaltıp, çoğaltan, bir kontrolle bir kırpmayla, bir sınırlamalı girişme ile geçişlere değin referanslarını sağlar.
Başarılmamış hayatlar
Arsız hoyratlığın bağrında.
Yer çeker, çeker
Gök baskılar
Nemrut olurda bu askılar.
Ne zaman bir gözyaşı saklansa bende
Mutluluklar ızdırapla düğümlenir
Yaman çarpılırım
Hüzünlü anlamalar şevke varmıştır
Ziyan koyarım kendimi
Derin düşünürüm derin
Tabu; bir mana gözü olma ve gözetimi yaptırımı ilkesidir. Gizlidekini bilip gören murakabe imleçtir. Bir de, somut halk alanın ve insan yaşamının her alanında, siyasetin kimi kulvar kısımlarında, teamül olan icrada; genelleşen ve özelleşen tabular vardır. Somut cezalarla aleni işlevli, ibretlik yaptırımlı bir sosyal yasal güçtür.
Totem; insan yaşamsallarının, sosyal ve toplumsal ilişkilerin, düşünce fikir ve bilgi olarak, biriktirilen kazanımlarıyla, insanın bireylik ego algısı olan kanı ve sanı birikimlerinin karışan bir yansımasıdır. Bu edimsel çekiciler giderek somutlanan cisimleşen suret totem algıların izafesine konumlanacaktı. Totem aidiyet adı, kimliği taşımalarında, totemlerin temsili biçim şekil ve suretleri, aidi insanın üzerinde amulet (muska) denen taşımalardı ki koruyuculuğu umulurdu. İlk isim ve belirlenim biçimi; totem tabu aidiyet ilişki, biçimleniş tanımlılıklarıdır.
Köleci düzende, daha da siyasileşen, biçimcileşen ve totemin artık ilah, ilahe, tanrılar vs. anlamına dönüşmüş biçiminde bu amuletleri taşımak; saçın başın belli kısımlarını ya da tümden tıraşı alametti. Yine alamet olarak elin, kolun, yüzün, alının damgalanması (alın yazısı) biçimindeki amulet taşımalara dönüşecekti. Yine aidiyet oluş yükümlülüğü sürmekle birlikte, sosyal aidiyet oluşlar, sınıfsal aidiyet oluşlara dönüşecekti. Totem aidileştirmesinin yerini, yepyeni yerelden bölgesele, sonrada genele egemenci, biçimci ilahlar yer alacaktı.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...