Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Aslında ilhların adaletle olma veya adaletsizlik gibi bir durumları yoktu. Adaletsizlik El ile ben mülk sahibiyim demekle vardı. El 'in adaletsizliği, geriye doğru bakınca şimdiki bilinçle geçmişi bir adaletli adaletsiz durum gibi anlama yanılsaması içinde olmamaıza neden oluyordu.

İşte tarihi olan adalet İlahi adalet derken bu yanılsamaya atıftır.

El'in getirdiği düzen daha monarşi döneminde yetmemeğe başlamıştı. Nasıl yetsindi ki... El'in getirdiği sistemde görüldü ki biri yiyor yüzü bakıyordu. Bal tutan parmağını yalıyordu. Ama El sistemi seçilmiş olan şanslı kullara yetiyordu çok şükür... (!)

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aslında okurların pek çoğunda genellikle bir "konuyu okumaya hazır oluş yoktur". Sanki gündelik aşinalığın içinde bir duygu seli okur gibi her yazıyı okumaya yöneliyorlar. Bu kez de açık yaz. Anlaşılır yaz. Halkın seviyesine göre yaz deniyor.

Bir okurun aşina olmadığı yazı tipine ve anlatım tipine yönelim yapması yanlış mı? Kesinlikle hayır. Yeter ki okur karşılaştığı eksikliğini anlaşılır yaz demek yerine eksikliğini ölçüştüğü noktayı ikameye hazır olsun. Üstelik te düşünce fikir yazıları ise fikir yazıları öyle duygusal yazılar okunur rahatlığında ve tatlılığında değildirler.

Başta sıkıcı eziyet vericidir. Yazı satır satır kim, kez düşüne düşüne tekrarlarla okunduğunda tadına doyum olmaz. Fikir yazısı tıpkı bir duygu yazısın keyfiyetine dönüşerek yeni bir keyfiyet ortaya koyar. Düşünce yazılarının konularına hazır olmayış okurdaki çok büyük eksikliktir. Hemen hiç tereddüt etmeden ön yargılarıyla konuya karşı koyarlar. Konuya karşı oluş yanlış değildi. Yanlış olan bilgi sahibi olmadan ön yargılı fikir sahibi olunmasının yanlışlığıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Natidumlar sosyal ve toplumsal bir görev için kendisini grubuna, toplumuna feda eden kadınlardı. Natidum kadınlar hiç kimseye ait olmayan güvenli bölgedeki güvenli yer sayılan tapınağa ve tapınak ittifakına çocuk veriyordular.

Natidum kadın üzerindeki sosyal toplumsal görev neydi? Natidum kadının sosyal görevi kardeşi olan bir erkek doğurtandan doğurmaktı. Toplumsal görevi de sosyal mantığa aykırı olan bir toplumsal mantığı, sindirir olmayı geçiş ritüeli üzerinde kurumlaştırmaktı.

Köleci dönemin başında ve köleci dönem içinde Natidum kadını kutsama simgeciliği, pek işlevi kalmasa da anlamı çok kişiler tarafından bilinmese de devam ediyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

a
Gerisindeki toplumsal gerçekliği ortada kalkmış olan rivayetlerin anlamı kendi sonrası şartları değişmiş köleci ortam içinde bilinemez olurlar.

Örneğin; esirgeme, bağışlama, rızk, köle, sadaka, para, kar, kerhane vs. türü köleci kavramları geçmişin kolektif alanına götürün hiçbir şey anlayamazlar.

Tapınağa doğuran natidum kadını,segedum kadını, tufanı, yer kavramını, gök kavramını, kafir söylemi vs. sözcükleri de kölecilik koşulları içine getirdiğinizde bu kavramları ilk kez konuşulan anlamıyla bilemezsiniz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kişinin kendi kedinle güvende olmasını, korunmasını, sığınmasını, yalnızlığını ve dışarıdan sağlama algılarını teminlen; dıştan katılıcı, dıştan ortaklaştırıcı bağlılık ya da bağlanmaya ilişkin tutum ve tavır duygusu; aidiyet kapsamlıdır.

Doğada sağlasan yardımlaşmacı, paylaşmacı, iş birliği ortaklaşması olan kolektif tutumla; sosyal aidiyet duygusu ilk aidiyeti oluşur. Kişi-kişi ve kişi kişilerle veya kişinin bir yer ile oluşan bağlanma ilişkinlik duygusu aidiyettir. Aidiyeti olmanın en temeli hücre bazlı koloniye hareketlerle başlar dışta gruba bağlılıkla sürer.

İkinci tip aidiyet duygusu üreten ilişkiler bağlanımı içinde, kendimizi o iş kolu kümesi içine katmakla hissettiğimiz kolektif birim zamanlı kolektif emek asıllı dağılım ve paylaşımların aidiyet ilişkinliğidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İnsan olma ve uygarlık gibi edimsel açılımlar bir alan hareketini kolektif yapabilir kuantum üssü durum gibidirler. Yani olumlu olumsuz arazlı süper pozisyon yansımalı durum tarzı değerlendirmeli. Ancak bir alan hareketinden önce olmazlar.

İnsan olmanın, uygar olmanın açılımlarını kolektif hafızalı ruh içinde siz hesap edip görseniz de ön görmeseniz de üssü durumla hep vardırlar. Üssü durumlar özdeksel kuantum süper pozisyon kökenli durumlar gibi addedileceği hesaba katılmalıdır.

Siz içsel ve dışsal zorunlu bir durumla A köyünden B köyüne giderken amacınız bile değilken; istemeden, bilmeden ot, böcek vs. çiğnersiniz. Kurtla karşılaşır; sizi görmek istemeyen birine görünürsünüz vs.

Devamını Oku
Bayram Kaya

"Karşılıklı olma ilkesi” içinde her grubun kendi istihsal ettiği ürünü, diğer gruplarda sağladığı kullanım veya tüketimlere karşılıktı. Her bir totemi ürün karşıt grupları birbirine bağlıyordu.

Üreten ilişki, izole bir grubun kendisinin içsel maharetiydi. Bir grubun totem mesleği o grubun totem ürünüydü. İttifak ahdi ise üreten ilişki nedenle dışa açılmanın gerekliliğiydi.

İlk ittifaklar totem meslekleri üzerinde takas yapmayı aralarında ahit etmiş gruplardı. İlk ittifaklar dışa açılmayı bilen ikinci bir izolasyon tipiydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahi ittifaklarla birlikte gelişen süreç içinde yavaş yavaş totem kardeşler arasındaki süt emme ve dokunma meşruiyeti yasaklanacaktı. Bu kes de dışarıdan süt emme ve dışarıdakiyle temaslı olma tutumu meşru kılınacaktı.

Dışarıdaki temaslılarınız üretici olmayan dediğimiz barbarlar olamazdı. Ancak ilan yolu ile kardeşi olduğunuz üreten ilahi ahit gruplarınız sizin temaslılarınız olmalıydı.

Totem ve ilahın paylaştırmasına karşılık El: "Rızklarınızı veren biziz" der. "Rızk bakımından kiminizi kiminize üstün kıldık" diyordu. “Rızkı takdir ederken kiminize çok, kiminize az, kiminize kıt verdik. Kiminizin rızkını da kıstık" demişti!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eğer mülkiyetçi sistem herkesin mülk sahibi olmasını isteseydi zaten kolektif alandan çıkmak istemezdi! Değil mi? Bu söylemler mülk sahiplerinin saltanatını sürdürmeleri için hileci maliklerin istediği biçimde olan söylemlerdir. Kimi kutsal ifadeler aşağıda.

Bu inanaç “üzerinize olan nimetlerimi anın”derken; mülkü, rızkı ben veriyorsam sizin üzerinize taat, itaat, teslimiyet, boyun eğdirme gibi türlü tasarrufum ve himayem var denmesinin inandırmasıydı.

Avram veya Abram, mülkün kendisine ait olduğunu ispat için “El ‘i şahit” gösteriyordu. “El bana şahittir. El ‘in şahitliği bana yeter” diyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İbrahim Mısırda mal, mülk zengini olarak çıktıktan sonra “Sen milletlerin babası Abraham olacaksın” diye müjdelenmişti!

İbrahim 'den İshak ‘a, İshak ’tan Yakup 'a; Yakup ’tan Yusuf ’a ve sonrasına devir eden İbrahim ‘in El ‘i olan Rabb; El mülktü. İbrahim ’in Rabbi El ’den pay alacağına iman eden kişiler şimdiden geri millet olarak cem ediliyordu.

Hatta İbrahim ’in El ‘i başka El ‘in malı mülkü olmuş köle insanlara bile İbrahim ’i baba yapıyordu. “Seni birçok milletlerin babası yapacağım” diyordu. Millet olmanın özü İbrahim 'in kişi tanrısı Rab be (efendiye), milletlerin rabbi diye inanmaktı.

Devamını Oku