Yanlarımı sürür ben
Sol çeker, sağ teker
Uyuşur bedenim uyuşur dimağ
Cennet şerbeti içerle simağ
Pagan kültürü veya pagan dini denen paganlık; giderek köleci moda akımlardan da aktarılan kimi esinlerini de kendi içine aldı. Böylece paganlık ortaya karışık bir şekilde, eski pagandı felsefesini de muhafaza eder oldu. Bu muhafazakârlık, köleci öğretiye doku uyuşmazlığı olmanın da tepkisiydi. Ama paganlık tepki koyduğu karşıt durumuyla da yoğrulmadan da edememişti. Köleler milletten değildi.
Yine köleci kült merkezinin yönetim çevresi, ana merkezli alandan dışa doğru yaptığı salınımlarıyla büyüdü. Köleci ana yapının merkezden çevreye doğru uzaklaşma yapması nedeniyle köleci alan giderek büyüdü. Büyüyen yapı çok farklı köleci kültürleri içeriyordu. Daha açığı farklı kültürlü milleti yapıların köleci iman üzerinde veya köleci kaderleri benimseme üzerinde aynı millet olmanın köleci iman tevhidine değin köleci bağlılık andını içiyorlardı.
Köleci iman nedenle, millet kavramı; köleci dönemle beraber köleci imandan da meşruiyet ligini aldı. Milleti kültürlerin doku uyuşmazlığı karşısında millet farklı milletlerin yönetilemez oluşları türü sorun salar TEVHİDÇE (milletlerin birliği- milletlerin birleşmesi-milletlerin tekliği) oluşun süreciyle aşıldı. Aynı tanrının tevhidi edilme sıfatı içinde, ön ittifakı kökenli milletlerin olan rabler tevhidi; “milletin rabbi” oldu.
Bir bilsem
Ah bir neyi anlayamadığınızı bir bilsem
Ben anlamaya başlayacağım
Dizin dizin sürünmekten bıktım
Bir yürüseniz
Yangın dedin mi?
Sol yanım üşür.
Sanmayın ki meraktan
Sağ yanım kuzular.
Kıtlığın olduğu yerde
Sağ yanım sağlak yanım
Bu askı, “Kurtuluşun Felsefesi” yazı dizimi içeriğinden yayınlanmamış bir bölümdür.
Atatürk Anadolu’ya çıkmadan önce, kaçınılmazlıkla gizli görüşmeler yapmıştır. Kurtuluştu kadronun çekirdeklerinden olan; Kazım Karabekir'le, Fevzi Çakmakla, Rauf Orbay'la ve diğer kadrodan güzide kişilerle, olasılıkla sık sık toplantılar yapmıştır. Toplantılarda hükümette görev alma, darbe dahi olasılıkla görüşülmüş olabilir.
Sevgili Atatürk'ün kendi deyimiyle padişah ve hükümet "entrikalar" içinde oluşla ve sürecin bugüne gelişteki dehaletleri genel bağlamında; hükümetin kurtuluştu mücadeleye faydalı olmayacaklarını bilmektedir. Değilse bu yöneten kadrolar düzlemi içinde kişisel inisiyatifle kurtuluş hareketine destek verenler az çok olacaktır.
“Anılarımla Hasanoğlan” kitabını keyifle ve takdirle okuduğum Sayın Şehriban Tuğrul’un kitabı içinde pek çok mesajları var. Ben bu pek çok mesajlardan olan izlenimlerden yapacağım kimi çıkarımlarımla değerli yazarımızdan iftiharla bahsedeceğim.
Bu bahse konu çıkarımlar hem yazarımızın anlatımlarından izlenim olacak. Hem de benim yazarımızı tanıma ve Hasanoğlan patentine, naçizane tanık oluşumdan atıfla kendi çıkaracağım izlenimlerden oluşacaktır. Yazarımızın kimi kişisel gelişim seyri konusunda, yorumlarda bulunmakla, Sn. yazarımızın kitabını ele alacağım.
Şehriban Tuğrul; 1960'lı yılların son çeyreğindeki bir döneme ait kırsalın ve kırsal özlemi içindeki sürecin formalliği olmanın tevazusu ile kendi iç devinmeli ruhsallığını yürümenin somut şeklidir.
İlişkinliği içinde, bağıntılarıyla güncel ya da aktüel olan sosyo toplumsa girişme ve giriştirmelerin kural kılınan işlerleşmesi (tabulaşmasıyla) vardır. Bunlar biraz ileride doğal olanın dinamizminden ötürü ilişkinliği hani sıfıra inmiş; yeni durumla hiç bir bağ ve bağıntısı kalmamış bir duruma dönüşürler. Yeni durum bambaşka sosyo toplumsa bağıntılarla süreçlinirler. İleri süreçlerin içinde siz hala eski tabuyu devinme eksenli kılıyorsanız; yanlış olan, çağ dışı olan, klik olan, put olan ve zararlı tabu olan durumlar bunlardır.
Atatürk sevgisi bağımsızlık savaşı yapmanın, devrimler yapmanın, baştanbaşa inşalaşmanın yanı sıra aktüel oluşla eskimiş yapıyı yıkan devrimci ruhtur. Kendisinden sonraki yepyeni gelişmişliğin üreten, paylaştıran teknik teknolojik bağıntılı hukuksallığına rağmen; kurduğu bu yapının da eskiyip; değişip, dönüşerek süreceğini bilmenin ve öngörmenin de ruhudur.
Atatürk sevgisi, haksızlığa karşıdır. Atatürk sevgisi, Atatürk sevgisi üzerinde ve hukuksal zemin üzerinde birlik yapmanın ruhudur. Atatürk sevgisi, dostluğa, güvende oluşa, iyi güzel şeyleri paylaşıma çağrışın birlik ruhudur. Atatürk sevgisi olan sembolizm, değişme dönüşme sürecinin de kendisidir.
Yeryüzünde hiçbir şey kalıcı olamaz. Düşüncelerimiz, inançlarımız, ahlakımız, uygarlık denen, yapısal, düşünsel, yaşamsal, estetiksel girişmeler ve gelişmelerimizin hepsi bu yasadan nasibini alırdı. Hiç biri, ama hiç biri; gelişim, değişim, oluş, oluşum, evrim ve kaos adına; daim de değişmeden kalmamalı da! Örneğin, değişmemede kalıcılık olsa idi, büyüyemezdiniz. Bağışıklık sistemi geliştiremezdiniz. Asıl olan gelişme, nicelim ve evrimdir.
Zamanı değişmez bilip (ahlakınızı, deneyim ve düşünceler edinmenizi, inançlarınızı vs.) kalıcı ve daim sanmaksa, tam bir bilmezliktir ve bilen bir akıl için, akıl ve bilim dışıdır. Zamanın izafi bir devinim şekli olduğunu bilmezliktir ve zamanı ve süreci içsine meme, bunun nedenidir. Zamanın uzam boyut algısı bağıntısını içselleşememiş her kafa yapısı, bu anlayışla zamanın soyut değişmezlik olduğunu söylerler.
Oysa zaman sürekli bir harekettir ve varlıktaki, olgu ve olaylardaki her bir art arda oluşan devinimleri ve değişmeyi, biz; zaman olarak algılarız. Ve zaman gelişmenin bir nitelik zorunluluğudur. Zamanın kalıcı olmamasıdır ki, zorunlu olaraktan, değişme ve evrim vardır. Zaman değişmenin kendisidir
Kahiri olmasa da
Mahir gecelerde
Karanlık çekilir
Aptalın yenisi olmaz
Hep gerilerde
Çöle niyazladır




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...