Padişah iradesinin kavram sal öznelliği, "padişahım çok yaşa" şeklinde halk öznelliği içinde kalıplaşır. Padişahım çok yaşa gibi sosyal dilce söylem şekli, padişah iradesinin halk özelindeki padişah iradesini tanımayı formatlanır oluşla pekiştirilme uygulamasıdır. Padişahım çok yaşa sözü, padişah iradesinin halk öznelliği içine yansımasının halkı öznel anlamaya dönüşücü olmanın eytişimsek liğidir.
Ulusal irade milli iradenin anlamdaşı mı, yoksa bir bilinç ayrımı mı? Mili irade nasıl doğdu ve ne gibi bir rol üsleniş kırılmasıyla, ulusal iradeli süreç hüviyetine büründü?
Kesikli ve sürekli olan olgu ve olaylar girişmeli zaman zemin süreci içinde mutlak olan yoktur. Her şey gibi halk iradeli kavramının da mutlaklığı yoktur. Kesikli sürekli olan olay ve olguların kendi bağ ve bağıntılarının değişmesi nedeniyledir ki olay ve olgular da kesikli ve süreklidirler.
Pagan kültürü veya pagan dini denen paganlık; giderek köleci moda akımlardan da aktarılan kimi esinlerini de kendi içine aldı. Böylece paganlık ortaya karışık bir şekilde, eski pagandı felsefesini de muhafaza eder oldu. Bu muhafazakârlık, köleci öğretiye doku uyuşmazlığı olmanın da tepkisiydi. Ama paganlık tepki koyduğu karşıt durumuyla da yoğrulmadan da edememişti. Köleler milletten değildi.
Yine köleci kült merkezinin yönetim çevresi, ana merkezli alandan dışa doğru yaptığı salınımlarıyla büyüdü. Köleci ana yapının merkezden çevreye doğru uzaklaşma yapması nedeniyle köleci alan giderek büyüdü. Büyüyen yapı çok farklı köleci kültürleri içeriyordu. Daha açığı farklı kültürlü milleti yapıların köleci iman üzerinde veya köleci kaderleri benimseme üzerinde aynı millet olmanın köleci iman tevhidine değin köleci bağlılık andını içiyorlardı.
Köleci iman nedenle, millet kavramı; köleci dönemle beraber köleci imandan da meşruiyet ligini aldı. Milleti kültürlerin doku uyuşmazlığı karşısında millet farklı milletlerin yönetilemez oluşları türü sorun salar TEVHİDÇE (milletlerin birliği- milletlerin birleşmesi-milletlerin tekliği) oluşun süreciyle aşıldı. Aynı tanrının tevhidi edilme sıfatı içinde, ön ittifakı kökenli milletlerin olan rabler tevhidi; “milletin rabbi” oldu.
Mülksüzün köle olmasını isteyen tanrılar yanında kölelerden yana olup; biçimci, yaratan tanrılardan biri de Aton’du. Aton Yahudi milletinin Elohim’i gibi yoksulları, dulları, yetimleri, yolda kalmışları, köleleri vs. koruyup kollamakla onlara acıyan, merhamet eden; yoksullarda kurban adak, sadaka, zekât istemeyen yoksulların gözetilmesini bekleyen yoksulların tanrısı ve giderek tek tanrı oluşmuştu.
Süreç, tanrı ile ıskat [ El-İlah ile El-lah ile ıskat (Allah ile susturma, Allah ile suskun, konuşamaz kılmalı süreç) ] olmasıyla işe başlayan günceli öğreti; giderek Allah ile aldatmaya dönüşecekti. Her şeyde hayrı ve şerri yaratan, Mamon türü ilah tanrılar milletlerin mabuduydu.
Yani varlıkta da, yoklukta da hayrın ve şerrin yaratıcısı) Mamon’du ilahlardı. Mamon’du ilahlar, istem dışı karar alıcı irade olmasının özgün tanımıyla Mamon’lar; tüm köleci öğretide temel mana anlayışlı ilke olmakla birbirinin aynıydılar. Milletlerin tanrıları farklı farklı olsa da, köleci ilke aynıydı.
Böyle olunca da kölenin, köleci dönem öncesi evrede, efendi ve kölesi olmayan sürecin ortak yaşamlı geçmişi anlaması ve anlatması olanaksızdı. Köleci dönem içinde izanı olmuş köleye; kendi öncesinin kodlarını taşıyan, kendi öncesinin anlatımları, fantezi geliyordu. Köle kendi öncesinin ortaklaştıran alan yapısı içinde şimdiki, efendi ve köle şeklinde bir yaşam ilişkisini bir türlü bulamıyordu. Bulamadığı için de geçmişi, anlayamıyordu.
Ön ittifaka dek anlatılanların içine kendisini ve efendisini koyduğu zaman, köleci dönemden öncesine değin anlatılanlar, kölemize anlaşılmaz oluyordu. Ama Mamon’u, kendi öncesine bir “karşı tez” oluşuyla görebilen göz için sorun yoktu. Ön ittifakın ortaklaştırışı olup; mal-mülk sahibi olmayan ilah yasasına karşın, köleci dönemin ortaklık kabul etmez oluşuyla; mal, mülk ve keyfi takdirlerin sahibi olan Mamon; bu karşı tez oluşun bilincini kendi içinde hıfzediyordu.
Mamon’a göre, ne demekti ortak yaşam alanı içindeki efendiyle kölenin birlikte yürümesi? Ortak yaşam alanı içinde efendinin -köleyle birlikte yaşadığı gibi bir algı ve ortaklık; köleye de, efendiye de akıl almaz bir hayalin masal oluş istifhamlarını oluşup; bu kabil sapık düşünceler! Olma kaygısı köle ve efendinin kafasında, tövbe edişin şimşek çığ lamalarını yaratıyordu.
Kendi üzerindeki emzirilme tutumu içinde ya da başkasının emzirilmesi içindeki izlenen yolu ve ritüelime edilen tutumlarla gözlemi yapılan şey, melezi çocuğun iç dünyasına yansıyordu.
Çocuğun gözlemini yaptığı şey ya üzerinde oluyordu; ya da çocuk kendisini, gözlemini yaptığı bu seremoninin içine koyuyordu. Melez çocuğun geçiş ritüeline yaptığı bu tür gözlemcilikler, kendi üzerine kendi düşünmesini yapıyordu. Yani çocuk, İttifakı lığını determine eden bu ilahi mana etkisini, iliklerine kadar duyuyordu.
Melezlerle, saf totem aiti kişiler arasında aitti oluş ve ritüeli oluş farkları vardı. Farklı ritüeller saf totemciliği temsil eden ilah kişilerle; melezlerin arasına girdi. Bu ritüeli aralayışılar, ilahlarla melezler arasında mesafe demekti.
Davudi bir sesle
Aşkım için
Kurşunlara gelirim diyordu şair
Biz de: helal olsun
Ne kararlılık, ne cesaret be... Dedik
Ne övünmelerim geçer Fesulda
Göz gez arpacıktan
Ayrılıklar güne tutuşurken
Bakışlar hiza ister
Sözler düşse de niza
.Fetiş; sözcüğünü ya put, ya tabu veya totem gibi kavramların, eş deyişlisi olan bir yabancı dil karşılığı olacakla kullanacaktık Ya da bunun tabu ve totemle olan bağını belirterek, ama tabu ve totemden ayrılan yönlerini ortaya koyacaktık.
İnsan doğanın ürünü idi. Yani insan doğadan çıkmıştı. Doğanın parçası olacakla, doğa; insanın içinde ve yapısında bulunanın da davranışıydı. Bu haliyle doğa, insanın içinde; insana yansıyandı.
Dıştaki doğa da insanın doğal çevresi olaraktan, dıştan insanın özne bilincine yansıyordu. Doğanın bu iki yansıma girişmesi de insanın düşüncesi olaraktan dışarı seğirtiyorlardı.
Yaptığı iş
Küçük şeylerden olup ta
Büyük işten sayılan
Bir kral varmış
Kral mı kralmış
Bu yazı sekiz sayfaydı. Dört sayfa kadar bir kısmı ekleme çıkarma yapışla bir bölüm olarak yayınladım. Ancak bu bölüm biraz uzundu.
Üstelik bana göre çok önemli anlatım olan bir kunuyu da (enerjinin sosyo toplum üzerindeki şarj ve dejarjlı akışını da) dışta bırakmıştım. Şimdi üç bölüm olmakla yendien hep birden yayına aldım.
Fıtrat sözcüğü en sade insanın anladığı şekilde "değişmez bir öncel belirlenim" olmakla anlaşılırsa; bu anlamıyla fıtrat olan bağlacın içinde zamanınız başka akacaktır. Zamanınız gittikçe yavaşlayan bir akış yapmakla yığılacaktır. Bu yığılma giderek birikecek bir bataklığınız ve boğulmanız olacaktır. Zaten fıtrat ta bu tarzdan olmazıyla, burada oynanan bir oyun vardır.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...