Bir ışık kayaya çarpıp geri yansır. Buna fiziksel yansıma diyoruz. Fiziksel yansımanın biyolojideki karşılığı etki tepkidir. Yani uyarılganlık veya irkilmedir. Biyolojik yansıma fiziki yansımaya indirgenmez.
Çevre ile hayatın etki tepki girişmesi vardı. Biyolojide etki tepki demek öğrenilenin yanıtını oluşmaydı. Gerçeğin bilgisinin ya da nesnel bilgilerin, insan beynindeki yansımalardan oluştuğunu ortaya koyan bilgi kuramına yansıma kuramı diyoruz. Yansı kuramı öğrenmenin, bir etkiye karşı yanıt oluşturmanın bir kuralıdır. Burada biraz yansı ile yansı kuramına değineyim.
Akla ya da zekâya giden yolun başında yansıtma kuramı vardır. Aklın veya zekânın temelinde özdeksel bir yansıtma özelliği varsa da aklın yansıtması kaba bir yansıtma olmayıp, yansıtma da evrimsel oluşla plastiktir.
Demek ki ilk oluşumlar dışa kapalı, yalıtıma bir sosyolojik alan içindedirler. Yalıtıma alan da avcı toplayıcı eylem; gözcü olma eylemi; savunma yapma eylemi, koruyuculuk eylemi gibi birbirine karşılık ve eş anlı düzen süreçleriyle vardı.
Yani yalıtıma alan: avcı-savunmacı gibi farklı tür enerji harcamasını gerektiren kişisi işgüçleri bağlamında yardımlaşma, paylaşma gibi bir tür işgücünü; diğer tür işgüçlerine karşılık işgücü değişimlerine dayalı olmakla alan içinde sağlasan türü düzenli birçok parça ilişkileriyle vardı.
Düzenli ilişkiler; ihtiyaçlar hiyerarşisi dediğimiz kişisi temel ihtiyaçların karşılanmasına denk gelen bir ilişkilenme ve düzenlenmedirler. İlişki ve düzenlenmeler kişiye göre olsalar da bileşen bağlanım enerjisi nedenle kişinin dışında; kişinin istek ve bilincinden bağımsız düzenleşimdirler.
Doğa böylesi bir mantıkla çalışmaz. Doğa bunlardan habersizdir. Bunlar kolektif aklın anlama anlatım bilinci olarak ortaya koyduğu kesikli süreklilikle olan davamı bilgilerdir.
Atomlu inşa ikinci durumdu ve üçüncü duruma başlangıçtı. Üçüncü durum kararsız dev yıldızlar içindeki yüzden fazla atom çeşidinin evrimiydi. Büyükler dünyası (makro dünya) kuantumlu dünya üs selisine göre çok çok kısıtlanmıştı.
İkinci durumla atom yapılı başlangıç, yepyeni olanaklar dünyasına doğmanın ola mıydı? Atom yapılı başlangıç mikro kozmosta hiç olmayan bileşimlere doğru bir girişmeydi. Atom bu girişmeyi de atomun çekirdek gibi karalı ve elektron gibi kuantum durumuyla olan ikili karakter (ıra) yapısına borçluydu.
Bu kapılma sisteme ve inşaca olana yabancılaşmadır. Kolektif kapasite nedenle, kişi hiç bir zaman yırtınsa da kolektif gücün üreteni ve sahibi olamaz. Ancak yabancılaşan anlayışın bir mülk sahibi otorite olmakla yalancı ve aldatan bir sahiplik gücü olan zulmü ortaya koyar.
Kolektif kapasite kolektifindir. Ve kolektif kapasite kişinin ihtiyacı ve kapasitesi kadar mutlaka kişisi yararlanmadır. Toplum bilgidir. Bu bilgi sel açıklık tarihsel, inşaca ve gerçeklik olmakla inşanın temelidir Ve geri beslenme oluşun yasasıdır.
Kolektif zenginlikler özelleşip kimi azınlık kişilere mülk oldu. Mülk sahibiyle mülksüz arasında bir potansiyel bir gerilim bir akış oluştu. Oluşan bu akışlara ilişki biçimine göre anlamlar bindiriş edildi.
İnşa ya da bina edilen yapınız, tarihseldir. Evrimseldir. Çevre basınçlı seçilimledir. Tarihselliğin insanla olan başlangıç içindeki kişinin; kendi içinde ve kişi dışından kaynaklı iç-dış basıncının seçilişiyle yönelen eylemsel oluşumları vardı.
Evren inşa ile başlar. Evren inşa demektir. Doğaya yönelme eyleminize karşı doğanın gösterdiği zorluklar nedeniyle sizin de bu zorluklara karşı mota mot olmasa bile belli bir tutum alış ve davranış tekrarlarınız vardır. Çevre basınçlı bu baskılar nedenle kişinin doğada bulduklarıyla yetindiği dönemler vardı.
Kişi bu dönemler içinde tekil durumlaydı. Veya grup ileydi. Ya da sürü davranışı içinde olmakla düzensiz enerji salınımları yapmanın türlü biçimi içinde türlü sağlama yapmanın dönem aşamaları vardır.
Düzenli, kontrollü ve denetimli, paçalı enerji verimlidir, yönetseldir. Bu nedenle mülkün sahibi monarşinler, oligarşinler üzerindeki mutlaktı yapı; danışmalar, topluluk, kurul, tüm, bütün, tamamı anlamına divanlar, meclislerle (pankuşlar meclisi gibi kurul ile) frenli ve hızlı enerji salınımı içine girmişlerdir.
İlk, ön ittifaklı yapılar neden eşyanın ve inşanın tabiatına göre "ilahlar kurulu" tarafından yönetilmişti? Ön ittifakların ilahi kurul tarafından yönetilmiş olması bir putperest hareketi değildi. Sanırım ön ittifakları yöneten ilahlar kurulunun geri bağlanım meşruiyetlerinin hem inşacı bir geri bağlanım olan üreten ilişkiye dayandığını anlamışlardır.
Hem de ön ittifakı oluşan konjonktür içinde totem meslekli grupların olmasıyla totem meslekli grupların bileşimlerini veren "farklı üretim hareketi kapasitesi (kolektif kapasite)" nedenle ittifakların ilahi kurul tarafından yönetilmiş olduğunu okur anlamıştır. Üretim ilişkisi ve üretim hareketi süreci hem kesikli sürekli yapıyordu. Hem yavaşlatıp hem birden hızlandırıyordu.
Yeter ki nesnel yasalara uyun (nedenselliğe uyun). Bu durum kolektif sistemi özelleştirmeyi bulan bencil durum içinde böyleydi. Kolektif alanda kolektif özneli güç ile artık sonucu nedenden önce düzenleyebilirdiniz. Bu tür inşalar içinde ancak özne-nesneden önce ve sonuç ta nedenden öncedir.
Neden ortaya koyacağı sonucu bilmez. Neden ortaya koyacağı sonuçta habersizdir. Kendilikten oluş, kendilikten düzenleniş böyle bir şeydir. Neden, sonuçlarıyla girişmedikçe bunların girişme olacak etkisinden ve etki imajlı izlekten yoksundur.
Sonucun nedenden önce olma düşüncesi ve düzenlemesi; deneysel izlenimlerin beyne yansıma yapan imajından kaynaklanır. Vücudumuzun ısı ayarlayan ısıölçerleri, daha siz doğmadan önce sizde hazır edilen bir dış dünya bilgisi ve bilincidir. 22
Gezegenler gibi özel bölgelerle ve özel bağıntılı derişimler içinde olan bu gelişmelerden geriye doğru bakıldığında; öznel çıkarımlarla söylene bilir ki tüm bu alakasız alakalılar gezegen sel ortamın, evrensel ortamın hatta gezegen içindeki lokasyonların çeşitliliği ve rastgelesi olmakla zorunluydu!
Tabii ki böyle bir çıkarım da başlangıçta akıllı bir zekâ vardı. Tüm olup bitenler bu zekânın ürünüydü demek olan içince bir çıkarım olurdu. Ortama akıllı müdahale yaptırma söylemi gibi yanlıştı. Ortama yapılacak akıllı müdahale belki yanlış değildi. Ortama müdahale yine derişimle olan lokasyon bölgelerinin karşılıklı etkilerinden doğan müdahalelerdi.
Yanlış olan o ortamda, ortama müdahale edecek bir özel ve öznel zekânın olmamasıydı. Zaten doğal süreçler girişme ve gelişmeleri de böylesi bir özel ve öznel karışma konmasına gerek duyurtmuyordu.
Burada hem geleceğe miras olup aktarılacak hem de sizin yarın için başlangıç depo enerjinizi oluşacak kolektif birikimin olması nedenle sizin; ne yarın endişeniz vardır. Ne yarına miras bırakma endişeniz vardır! Öyleyse sizin herkesle aynı olan birim emek gücü sürenizle üretemeyeceğiniz bir on binlerce kişinin emek gücüne sahip olmak niyeydi ve nasıldı?
Emek gücü üzerinde üretilen enerjinin tüketimden fazla olup, yarın için başlangıç enerjisine ya da çalışamamanın enerji sağlamasına, amortismana vs. ye dönüşen kolektif birikimi; seçilmiş kişilere rızk diye veren hile karşısında kişiler; toplumsal bağları aşınmış olmakla çökmüş bir moral değerleri ile sefaletin içindedirler. Güya güzel ve örnek ahlakı ve refahı aramaktadırlar. Amiyane tabirler eğer yerseniz.
Herkesle ve hepimizle; herkese ve hepimize göre işlerge kuvvetin işleyimiyle, kolektif birim zamanlı çalışma ve üretim diyen kolektif alan; kişinin muhtaçlığını ve yarın endişesini (tekil kazanç edinmesini) öngörmez. Kolektif birikim herkese göre olduğunda, herkesin yarın endişeniz yoktur. Depo enerji herkesle, herkese göre olmaktadır.
Baskılanıp sükûnete uğrayan kimi üsse durumlar yanında aktif (etkin) kalan kimi üs sel durumlar yalıtım içinde verilen düzenli enerji kullanımı o etkinliği; çevrimli, tekrarlı kopya işlemler biçimine getirir.
Her titreşimin bir biçimi, bir oluş eylem somutluğu ve o somutluğu sürdüren veya köstekleyen üs sel imajıyla soyut enerji diyagramları vardır.
Yalıtılmış, "sınırlanmış" ve iç enerji tüketimiyle etkinliği desteklenmiş bir üs sel işlev yalıtımlı alan içinde özelleşmiştir. Özel bağıntılı bir baş ve bir son durum tekrarları (özyineleme) ortaya koymuştur.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...