Mülk sahibinin paylaşım şekli dilediğine dilediği kadar verme, az verme, kısma, hiç vermeme şeklindeydi. Kolektif alanın paylaşım şekli de kolektif birim zamanlı karşılıklı transfer emek gücü üzerinde herkesin yetenek ve ihtiyacına göreydi.
Kolektif paylaşım merkezi üzerine kolektif irade yerine mülk sahibinin iradesi bindiriş edildi. Kolektif paylaşım merkezi üzerine mülk sahibinin iradesine göre paylaştırma yapmaya başladı.
Mülk sahibinin irade ve yönetme gücü kolektif alanın düğüm noktası oldu. Yeni düğüm noktası hem kolektif etkinin üzerini örtüyordu. Hem de mülk sahibinin keyfine göre paylaştırma yapan, mülk sahipli bir El alan merkezini oluşturuyordu.
24/g
ÇÜNKÜ KÜRE YÜZEYLİ BİÇİM TOPLAM KOLEKTİF ENERJİYİ HER TARAFA DÜZGÜN YAYAR. İşte ortak paydaşlığın sırrı düzgün yüzeyli alan ve küre yüzeyli hacim içindeki enerjinin düzgün yayılması nedenle kolektif güç kolektif alanda herkesin yeteneğine, herkesin ihtiyacına göre pay almasına dönüşüyordu.
Kolektif enerji dağılımı teorik olarak Güneş de eşit biçimde yararlanmak gibiydi. Kolektif güç birliği totemi merkezde birleşir. Merkezdeki kolektif güç nedenle totemi bir alan, ortaya çıkar. Totemi alan düzenli çevrimleriyle enerjiyi düzgün yayar.
24/h
Nasıl kolektif gücün birliği her yönde merkeze doğrudur. Herkesle merkezden çevreye doğrudur. Ve ortakla sılan duygu ve düşüncenin alan gücüne dönüşür. Yine kolektif güç çevreden merkeze doğrudur. Birleşimin alan etkisi de merkezde semboller diline dönüşür. İşte groteskti anlatış merkezde kolektif alan etkisi ile semboller dili olmuştu.
Köleci mana anlayışı içinde üretimi tasvir eden bir totem grubun dili; totem grupların kendisi anılmadan o semboller dili olan envanterler içinde bulunan anlatımlardı. Örneğin, keçi çobanı olan bir grup kendisine; buğday takdime si yapan başka bir grubu nasıl anlatacaktı?
24/ı
Totem kardeşinden emecektin. Bu tür totemdi mantık ilahi dönem içinde kendi kardeşinde değil de başka grubun kadınlarında süt emmiş olmanın süt kardeşleri anlayışına dönüşecekti.
Süt emme totem kardeşliğin ikinci temel yasasıydı. Totemi yasa içinde kardeşlerinizden süt emerdiniz. Ama dıştaki gruplardan ememezdiniz. Kardeşiniz olmayanlar da sizi emzirmezlerdi. Bu da bir tabuydu.
26
Ortada kaldırılan kolektif dil kavramları yerine rızk vermeyi, keyfe göre rızk dağıtmayı ve alın teri gibi köleci dil kavramlarını ortaya koymuştu. Artık öğrenme ve öğretme dili köleci mantıklı dil üzerinde öğrenme ve köleci mantığa göre düşünmenin dili olan fasit daireydi (kısır döngüydü).
Alın teri söyleminin kolektif bir geri bağlanım mesajı yoktu. Alın teri mülk sahibinin mülküne karşı çalışmaydı. Ve hiçbir nesnel karşılığı olmamakla mülk sahibinin takdirinde olan bir ödeme biçimiydi.
Kolektif inşa oluşurken mülk ve mülk sahibi olmadığı için soyut bir alın teri kavramı da yoktu. Evet çalışırken terliyoruz da su içmek, dinlenmek dışında terin bir karşılığı yoktu. Ter, emek yerine kullanılır dersek bu iki kere salağa yatmak, cahilliği ikiye katlamak olur. Çünkü bu durum teri, emekle eşleştirilir.
Yani kimse hemcinslerimize dil öğretmiyordu. Hemcinslerimiz basit ama yeterli bir iletime işi dışında coşkuya düşseler bile gelişmiş bir isim vermenin semboller dilini ortaya koymanın gereğini pek pek duymuyorlardı.
Yalın günlük sağlamaları içinde sıradan işteştik dışında; totemi dilde ayrıntılarda iş bölümü yapma gibi, iş birliği yapma gibi, üretim ilişkisi kurma gibi pek çok ayrıntıya vakıf süreçler yoktu. Totemdik iletişim dili kendi kendine yavaş yavaş gelişen nicelimler içindeydi.
Totem alan önce izole tutumlu izole bir kültürü ortaya koydu. Günlük avcı toplayıcı sağlatma düzenlemesi içindeki kuş dili denen ses ve vücut eylemi olan kültür; olmayan isim verme işi yerine kullanılan o anki planlamayı anlatmada “daha etkili bir yöntemdi”.
Dil olarak sadece bu hiyeroglif ve ideografi gelişme bile müthişti. Mucize izole totem alanlı etkideydi. Kolektif akıldaydı. Kolektif akıl biyolojik komplikasyonları harekete geçiren özelleşmiş uyartımlardı.
Günümüzde de özelleşmiş kolektif bilgi taşıyan uyarımlar teknik bir yazı, elektrik ve manyetik şifrelere dökmekle özel bir bilişim dili ortaya koymaktadır. Türümüzü biyolojik analojini maymundan ayıran fark da türümüzün toplumsal yapısıydı.
Organik ve inorganik şeyler evrensel dokudan yalıtımlarla yerellik (yalıtım, özel) bağıntısı içindeydiler. Evrensel dokunun özü de dalga hareketiyle titreşen frekanslardandı.
İşin tuhafı insanlar üreten bir kolektif alanda insan olduğu halde, insanlar kolektif akıl ile kolektif özne olarak düşünüp davrandığı halde kolektif bilgiyi, kolektif bilinci anlam olarak ne bilirler ne söylerler ne kategorize ederler. Kolektif bilinç bileşenlerine bile ayıramazlar.
Adeta kolektif olana sosyal bir içgüdüsel tepkileri vardır! Bunu da anlamak hiç de zor değil. Bu günkü kişisel servet ve zenginlikler kolektif emeğin ve kolektif kapasitenin sömürülmesiyle vardı.
Bu sömürücü ve gaspçı sistem dünden bugüne kolektif alanı ve kolektif alan çağrışımlı geri beslenme bilgilerini yok saymak, unutturmak, bu konuda bilgisi sizliğin karanlığını oluşturmak için dini ile imanı ile ideolojisi ile hani az uğraşmadı.
Mülk sahipliği ve kul sahipliği köleci sistemin en temel özelliğiydi. Köleci sistem mülk sahipliği anlayışını uygulamaya dönüşmekle kolektif sistem mutlak monarşin bir yapı içine girmişti.
Bu yapı içinde mülk sahibiyle mülkten yoksunlar arasındaki uyuşmaz menfaat çelişkileri nedenle toplumsal huzursuzluklar arttı.
Artan huzursuzluklar karşısında mülk sahipliği sistemini övmenin bütün çıplaklığı karşısında El mana anlayışının takkesi düşmüş, keli görünmüştü.
Mülk sahipliği ve kul sahipliği köleci sistemin en temel özelliğiydi. Köleci sistem mülk sahipliği anlayışını uygulamaya dönüşmekle kolektif sistem mutlak monarşin bir yapı içine girmişti.
Musa'nın öyküsü bu tarz mutlak monarşin giydirişlerine bir örnektir. Musa öyküsü çeşitli zamanda çeşitli rivayetlerle değişe birleşe bugünkü metnine bürünmüştür.
Öyküye göre Musa Firavunlar yönetimindeki mutlak bir monarşin içinde olan oligarşiler döneminde hikâye edilmektedir.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...