Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Ne Ay gördüm
Gün tutulur
Ne dün gördüm
Bugün unutulur
Yakınmazsın yakınama

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlahi mana anlayışlı üreten toplumsal faz içinde kişi çıkarını gözeten tamahkâr hırs oluştu. Bu tamah nedenle ilahi yapı, kişi sahipli El mana anlayışı içinde kişi sahipli iradeni, sınıfsal yapı ile köleci fazı içine geçmişti.

Mülksüz kişiler sahip kişilerin mülkü içinde mal sahibinin iradesine ve mal sahibi kişilerin insafına göre çalışıyorlardı. Böylece köleci faz (derişim) içindeki mülksüz kişiler de rızklarını; yani yarı açlık ve yarı tokluk olan çalışma nasiplerini de mülk sahibinin anlayışı içinde kazanıyorlardı!

Böylece ilahi yapılı inşa yeni ve bencil statü! İçinde sınıflı ve köleci bir yapı içine geçmişti. İlahi faz kolektif ve pozitifti. El ise kolektif ve pozitif fazlı ilahi inşa gerçeğinin, negatif ve olumsuz imaj fazıydı. Kolektif inşa olan yapı, geçmişten şimdiye doğru kendi belirimlerini vermişti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Şartlanmış ve sınırlanmış bir mantık kalıbı ile algılayıp yargılamaktayız. Bu nedenle blokajlayan, zorluk çıkaran bir öğrenme koşulu içindeyiz. Bir iki bölüm sonra zorlanan bir anlama ve anlatma olacağını sandığım bölümler nedeniyle bu seriyi birer Word sayfası olukla yayınlayacağım.

İnsan çevresinin ürünüdür. Yani hayat doğal ve organik oluşumlu özne sistemin ürünüdür. İnsan organik bir özne nesnellik, kolektif bir özne sosyallik ve üstel çarpanla kolektif bir özne toplumsaldı.

Bana göre insanın insanlığı önce tüm diğer sosyal hayatlar gibi sosyal zekâyla belirimdi. Sonra da kolektif ile üreten toplumsal zekâydı. Zaten insan insanlığını üreten, ittifak eden kolektif zekâ içinde elde etmişti. Değilse ben insanım diye peyda olmamıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

10
Sosyo toplumsa yapılar parçalı bileşenler içinde; özne organik, özne nesnel ve özne kritik değerli karşılıklı bağ ilişkileri ile göremezsek, sosyo toplumsa yapıyı anlayamayız.

Şu halde her bir kolektif yapı içinde mutlaka bir bencil özne vardır. Bencil özne de sosyo toplumların ana öğesi olan kişidir. Kişi de kritik değerler üzerinde ve kolektif alan içinde, şartlı öğrenmeli kolektif öznedir. Kişiler sosyo toplum içinde ve kritik değerler üzerinde; kişinin kendi dışındaki kişilerle ortaklaşmacıdır. Bu yapı sosyo toplumsa özneli özgecil bendir.

Kişiyi iş bölüşmeli, yardımlaşmalı yapan ve kişi-kişi arası boşluklu tanecikli alanı, kişiler arası yardımlaşmayı bindirişle yapan etki de sosyo toplumsa özneli; özgecil bendir. Kişi özne, bencildi. Oysa sosyo toplum özneli öznel oluş; özgecildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El aşağıdaki sözlerini birden söyleyemedi. Karşılaşan zaman içinde yığılma yapan akışın önünü açan kesikli sürekli durumlara göre peyde pey söyledi. El yaşamadan söylenmesi gerekenleri bilemezdi.

Güya El tarafında dağıtılan nasipler dağıtılacaktı. El ‘in nasip diye dağıttığı kolektif yapı içinde üretilen mal ve ürünlerdi. Nasiple oluşa ve nasipsiz oluşa göre yaşanan zaman içinde öğrenilenlere göre konuşacaktı.

Yani El ‘in konuşma yaptığı konu bin bir hile ve düzen içinde nasiple olanın nasibini sürdürmesinden yanaydı. Aynı şekilde ve zıt yönden de nasipsiz olanın da nasipsizliği sürdürmesinden, mülkü olanın işinde çalışmasında yana olacaktı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yalıtım; kesikli sürekli olan sürecin, belirli bir sınırlı sonlu durumlar içindeki özel bağıntılar ilişkisini içeren bir kapsamdı. Kritik değerleri içeren bir ben bilinci olan özne eylemdi.

Kritik değerler dışta kişi-kişi arası boşluklu tanecikli yapı içerisine girmekle yeni bir durumla “sorumluluk kaygılı bir alanı etkisi ortaya koymuştu”.

Tekil kişi kaygılarla baş başaydı. Kaygıdan arınamayan güvende olmayan kişiler devamlı güvenlik alarmıyla tetikte olacağında kolay kolay biliş buluş ve üretim aktivitesi içinde olamazdı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El, üreten ilişkilerden beri; üretim nesnenin, yani mülk sahibi olma istemenin baskı ve basınç gücüydü. El’ in ilk çağrısı, mülk sahibi olmasını kabul etmenize, bir çağrısıydı.

Değilse El ‘in ilk çağrısı içinde uzun süre “evreni ben yarattım. Ekip dikmeyi size ben öğrettim. Yağmuru ben yağdırıyorum. Elmayı sizin için diledim” türünden sav ifadeleri ilk hitabının içinde hiç yoktur.

Bu ifadeler çok daha sonrası dönemde ahitlerini iman kıskacına almak için peyde pey söylenen etkilemelerdi. Yani El ilk çağrısı içinde evreni yaratmasına tanıklık istemiyor da “Rabbiniz kim?” diyerek ille de insan üzerindeki sahipliğe; “şüphesiz ki Rabbimiz (sahibimiz) sensin” demenizle sizin üzerindeki iyeliğine sizi tanık olarak söylüyordu. Buna El est meclisi (kalubela) tanıklığı diyorduk.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Böylece El, kişilerin kolektif bağını kolektif güçten ve kolektif koruyuculuk içinde çözüp atmıştı. Kolektif güç El ‘deydi. El de zaten mülkün sahibiyim demekle güç bende diyordu. El sahibinizim diyordu. Sizi koruyup gözeten, sizi yetiştirip, size rızk verip, sizi terbiye etmekle, sizi esirgemekle rab olanım diyordu.

El sizi kimden koruyordu? Bilinmezdi. Siz üretmezseniz açlıkta ve kıtlıkta yine ölüyordunuz. El gözetse de gözetmese de ceylan, aslanlara ağ (yem) oluyordu. Ürettiğiniz zaman da sizi koruyup gözeten bir güç zaten ortaya çıkıyordu. Yani sizi koruyup gözeten El değil, kolektif emek gücünüzdü.

El ‘in koruması olsa olsa kendi sahiplik hıncının kendi tamahkâr hışmından sizi koruyor olmalıydı. Yarın yine üretecek durumla çalışacak olmanız El ‘in öfkesini frenliyordu. El bu fireni size, merhamet etme diye yutturuyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Kolektif sistemin değer yargıları yani özgecilik köleci yapı içindeki kişilerde tamamlayıcı bir etki ile geri düzlemli bir algı ve referans değeriydi. Bu algı ile kişiler kolektif sistemin koruyucu mantığı ile El denen köleci sistemin eksiğini tamamlıyordu. Bu tamamlayıcı bağ ve bağıntıyla El ‘e olan yönelim sarsılmaz oluyordu.

Kişilerdeki kolektif garantili koruyuculuk (kolektif güvenceli koruyuculuk) şimdi sahibinin mülkü içinde nasip (şansını) aramaydı. Kişiler kolektif koruyuculuğu mülk sahibi El de arar olmuşlardı. Yapılan iman akdi buydu.


El hüneri kurucu inşa değildi. Siz kurucu olmayanı ve de yamultulmuş olanı, tuzak olanı, bu inşadır diye, en başa korsanız; sonucu daha başta belli olacak bir köleci durumu ortaya korsunuz. Emeğini veya çalışmasını para sahibine (mülk sahibine) satan bir ahit içinde olursunuz.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir hard diskteki bilgilerin, verinin dışarıdaki bir DV’ ye veya USB’ye alınıp aktarılması gibi kuplajlarla bir öncesinin kuantum dünyasına ait imaj enerjisi bir sonrası olan çekirdek boyutuna aktarılıyordu. Çekirdek dünyası çok karmaşıktı. Oysa çekirdek dünyası kuantum dünya karşısında oldukça sade, oldukça yalındı.

İmajlarıyla bileşim veren kuant bileşikleri atom çekirdekleriydi. Atom çekirdeği çevresine elektron denen bir kuant cismi de almakla atom özelliği kazanıyordu. Bu özellik kimyasal özellikti. Kuantum süreçte olmayan bir özellikti.

Atomlar yeni bir üssü durumdu. Ama öyle kattudesilyon seviyesinde bir üssü durum da hiç değildiler. Atomlar kuant durum içinde hiç olmayan durumla yeni bir bileşik özellikle fiziksel kimyasal bir üssü durumlar yansımasıydı.

Devamını Oku