Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Köleci sistemle birlikte, ön ittifakı sürece ait kavramların ve mana anlamasının içi boşaltılmıştı. İçi boşalan kalıp sözcüklere köleci manayı ifade eder yeni anlamlar vermekle geçmişi kararttılar. Köleci kavramlı kodları çözemediğiniz zaman köleci öncesi dönemi anlayamazsınız. Yeni üretilen sözcükler de zaten köleci döneme göre yansımalar olan süreç tutumlarını belirten, köleci yansımalı sözcüklerdi.

Günceli köleci sürecin şartları gereği oluşla şeytanlık kavramı, köleci tutuma isyanlar olmakla köleci ittifaka iman etmemeydi. Şeytan kavramı sadece ön ittifakı tevhide karşı olma anlamında çıkarılmış; özel mülkiyetçi ve rızkların eşitsiz dağılmasına karşı isyan eden yapılar oluşla anılıp anlatılmaya başlamıştı.

Rızkların eşitsiz dağılımına ve özel mülkiyetçi ilişkilere karşı çıkan şeytanlık; ön ittifaklı grup bilinci olmaktan çıkıp, köleci ittifaka isyan eden, köleci imana inanmayan imansızlığıyla; kişi bilincine transfer olmuştu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Burada köleci imanla ön ittifaklı imanın farkını iyi görmek gerekir. Ortaklaş olan ön ittifaklı imanla ve yine ortak irade meşruiyetliği olan kararlarını tartışarak alan ön ittifaklı imanla; ortaklaşa olmayan iradenin, malı mülkü keyfine göre dağıtır iken tartışılmaz tek irade olması; köleci imanın özüydü.

Köleci imanın karşısındaki malı mülkü ve rızkı keyfine göre dağıtılmasındaki kararları tartışılmaz olan iradenin insanların köleci imana bait etmeleri karşısında atıl kalması, iradenin tartışılması olmuştu. Köleci iman sahipleri, ortaklaşmama içinde sentez oluyordu. Yine grup ittifakı olanla; ön ittifak imalatı olan kişilerin ilahi imanıyla; köle kılınmakla biatle olanların, süreç içi yansımalarını; iyi analiz edip, iyi fark etmek gerekiyordu.

Şeytan gruplar ister ön ittifak içinde gözetimli tutulmakla olsunlar. İsterse mühlet verilen gruplardan olsun. İsterse ön ittifaklı grubu içinde dışarı sürülen totem gruplardan olsunlar; süreç şeytan grupları da kendi içinde özel mal mülk edinmeli zamanın ve zeminin düzlemi içine getirmişti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

El anlayışı ilahi adalete doğru meşrulaşmaydı. El, ilah gibi üreten zorunlulukla bir irade değildi. El’den önce üretim hareketi vardı. El, bu üretim hareketi üzerinde keyfilikle takdirdi. Keyfilik hikmetinden sual olmayan bir kaos olduğundan dengeleri sağlayamıyordu. El istese de istemese de dengesizlikti. Bu dengesizlik içinde İlahi adalete doğru (kolektif iliğe doğru) dengeye girmek zorundaydı.

Her yeni değişme dönüşme hareketindeki yeni dengesizlikler de eninde sonunda ilahi adalete doğru gıdım gıdım bir gidiş olmuştu. Bu gıdım gıdım giden süreç, bir türlü denge içine gelemez. Dengeye doğru kayan mücadele denge daha ufukta bile gözükmemişken kendisini hep yeni değişmenin yeni dengesizliğinden kaynaklı yeni denge süreçleri içinde mücadele ederken bulur.

Günümüzde de bir türlü dengeye gidemeyen bu süreçler, kendi süreçleri üzerinde El'in ilahi adalete doru belirmesiydi. Çünkü her şey zıddıyla vardı. El'in ilahi adalet gibi belirmesi, yine bir adaletsizlik olmakla işsizliğin taşeronluk üzerinde korkuya dönüşmesinde doğan bir El adaletiydi. İnsanların iş bulma konusundaki çaresizlikleri taşeronluk üzerinde; sözleşmeli gibi, ücretli öğretmen gibi durumlarla seçeneksiz kılınıyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sabahtan akşama dek av peşinde dolaşmış olmasına rağmen, işleri rast gitmemiş insan atalarımız; dilleri bir karış sarkmış olmanın yorgunluğu ve açlık mide sesleriyle; mide derilerinin birbirine geçtiği ruh hali içinde; akşama doğru güvenli bölgelere çekilirlerdi.

Bu ataların, guruldayan mide sesleri arasında bir tek düşünceleri ve belki de bir tek hayalleri vardı. O da, yiyecekti. Yiyecek düşleyen ataların; o gün aç kalışlarıyla, sabrettikleri! Akla gelmez. Sabretmenin mükâfat karşılığının da sınavı başarıyla geçmek olacağını söylemez!

Sınavı başarıyla geçmekle ödülünün ölümden sonra doymak olacağı, düşünme saflığını; akıllarının ucunda bile geçirmemişlerdi. Ve "kendilerinin sınavda olduklarını" düşünmeleri de, olanaksızdı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-İnşa Ve Tarihsellik

Doğada, ister doğal süreçler olsun, ister sosyal ve toplumsal süreçler olsun, ister öznel süreçler olsun; tümü de bir kendilik organize oluşlarla inşa oluşturlar. Yani kendisinden önceki yapının üzerine yapıyı eksen edişle ya da yapıyı eksenine ilişkindik kılışla (inşa edişle) , devinirler.

Eskinin yeni içinde kapsanması, eskinin yeni içinde denetilir olmasıyla olasıdır. Yalın olan a ve b gibi iki birleşme; yeni olan bir bağıntı durumu ortaya koyarlar. Ki a+b= ab olmayıp ab toplamından biraz fazla olan yeninin bu kompleks olur bir denetim mekanizması olmasından kaynaklanır. Yine a+b bileşiğinin biraz olan fazlalığı; a, b de tek tek olmayan yepyeni özellikle olur muktedirliklerinden de kaynaklanır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-]Yönetim gücü çıkmazlar karşısında toteme danışırdı. Toteme danışma ökültünü sıyırırsanız totemin söylediği bu bilge kişilerin söylediğidir. Genel sosyal özne, bilgelerin söylediklerini; totem söylemeli meşrulaşma, üzerinden anlayıp boyun eğiyorlardı. Otoritenin yöneten gücü, yerdeki yapılanışın aynı ve benzeri yansımasıyla imparatorluklar dönemine doğru göğe yükseldi. Giderekten de bu anlamalar daha soyut anlatımlarla insanlığın, insanca ve öznel olgunlaşmasına, dönüştü.

İnanna, Dumuzi kültü ana erkil, baba erkil oluşlarla; bir Patesi ya da Ensi otorite simgesidirler. Yani ittifakları ve ittifakın işlerini düzenleyen insan yöneticidirler. Yönetme gücü totemi sosyal özne güçten gelen bir tarihselliktir. Bu da otoritenin bize; soyut anlamalı ve neden kutsal oluştu olduğunu, anlatır.

Sosyo özne kültürün dokunulmaz (kutsal-mukaddes) olması, ittifakı dönem insanına, totemi dönemdi yaşantı aşmanın, uzak ve bilinemez olmasıyla kutsal ve ezoterik olmuştur. Şimdiki ittifakın güncesi içinde avcı toplayıcı bölüşme ilişkileri ve düzenlemelerinin olmamasıyla, o dönemler; ittifak gelişmesi içindeki bir iki kuşaklık melez yeni nesille, eski yaşantı aşmalar bir sisler ardı perde gerisi gibi gelişle:

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-]Eski arke döneme göre yeni yapının değişen anlama ve anlatımları hızla değişiyordu. Eski dil sosyal birliklerin diliydi. Yeni dil sosyo toplumsa ittifakın diliydi. İster istemez eski dilin anlatım bağlarıyla totemi kişilerin dili az çok değişip eski sosyal kültürdü dille ilişkileri kesiliyordu! Sözcükler yeni anlam değişmelerine uğruyordu.

Dönüşümlere değin ilişkindik yeni düzenlemelerin uğraşıyla, halk anlaması arasında uçurumlar vardı. Tekil mantıklı totemi sosyoloji, çoklu mantık sosyolojisini tam anlayamıyordu! Yeni yapı çokça sembolize edilerek anlatılıyordu.

Nasıl sarı kanarya asları yuttu! Deyişindeki sarı kanarya ve aslanlar gerçek insanlardan oluşan futbol takımının temsilcileri insanları anlıyorsak; sarı kanaryanın aslanları yendiğini biliyorsak; bu dönemin sembolizmindeki balta da balta olmayıp; öküz de öküz değil, gerçek insan gruplarıdırlar. Sembolize edişlerin yüklenme görevini üslenme işi, insan içinde yaşayan, canlı kanlı İLAHE ve İLAHLARA dönüştü.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-Çevresindeki alemlere, yeryüzünün tümüne doğru oluşla egemen olurla yansıma; belki de tarihte böyle bir kronoloji sonrası; ilk kez; Osmanlı padişahının kendisine; cihan imparatoru dedikleri gibi Akadlar kendilerine, Evrenin krallığı demişlerdir. Buradaki cihan uzaya dek cihan olmayıp, Osmanlının çevresindeki cihanlardan müteşekkildir. Yer küre üzerine dek olan tümel cihan oluş kasıtlıdır.

Açıkçası bir oluşma, kendi bağıntısı içinde, ilişki bağlarına göre varyasyon yapan çeşitli belirme ve algılanma, olmaktaydı. Totemin bu algılanma ve görünüşünden birisi de; totem olanın dokunulmaz oluşlarla, yüceltilmesi ve baş üstü edilmesine yansımasıydı.

Kimi deri işlemeci, kim maden işlemeci. Kimi çömlekçi. Kimi çeşitli tür üretim yapan tarımcı toplumlar oluşla kimi çeşitli türün güdeni oluşla çobanı vs. meslektendiler. Meslekler totem öğretili olmakla zaten kutsallık hüviyeti içeriyorlardı. Sümer’deki kutsal işler olan meler, ittifaklarla kurumsal hüviyete bürünecekti.

Devamını Oku
Bayram Kaya

17-Tarihselliğe, bugünkü anlayışlı anlam illiyet bağı ile bakmanın yanılgıları

İnsanoğlu tarihselliği bir tanım etrafında oluşla anlama gayretinde olarak, tarihselliğin olgu olay ve oluşmasını anlayamamaktadırlar. Örneğin, komün tanımını yaparken; ortak bir amaç etrafında gelişen topluluk demekte.

Daha baştan; o günler için bilinç düzeyi oluşla hiçte ortada olmayan amaçlılık; başlangıç sürecinin içine katılmaktadır. Oysa amaçlılık fikri, özellikle de özel mülkiyetçiliğin dağıttığı sosyo komün yapıyı, benzer birlikçi oluşlarla etnik yapılar şeklinde koalisyon yaptıran bir düzenleme olmaktadır. Bu amaçlı birliğin içinde uzmanlıklar girişmesi de vardır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

7-Yaradandı tanrılar döneminin içi de, kendi içinin varyasyonları ile egemenle şen ve yaratan tek tanrıcı sosyal kültür evrimine uğrayacaktı. Böylece ittifaklı (sözleşmeli) toplumun tedirginlik ve çalkantılarına dek nedenselliği (meşruiyet ligi) : ittifaklar dönemi içindeki“ yeni ittifakın aiti olur kişi insanlarını ve “ilk insanı” tanrıların yaratır olması iradesi içinde kavrayacaktı. Bu kavranış, yapının yeni yeni düzensiz olan paylaşımlarına çok uygundu. İki tarafında iradesine cevaz verir bir düzenlemeydi. Üyelerin paylara olur itirazlarını (köleliğini) ve memnuniyetlerini bu kavranışlarıyla ve giderek ancak hazmettirilir ve suskunlaştırılır (boyun bükülür) hale getirilecektiler.

Totem söyleşme tekilliği, uzman topluluk girişmelerinin gücünü düzenleyen çoklu ilahlar anlamasına doğru dönüşmüştü. Artık, “bir ilahlar koalisyonu imalatı olan insanlık”, şimdi bir tek tanrının yarattığı köleydiler.

Bu zaten resmen köleci (kulluk) düzenin, ihyasıydı. Ve Tanrı rızk verendi. Rızıkları eşitsiz dağıtmıştı. Rızkları, dilediği gibi dilediğine vermişti. Bu toplumsal huzursuzlukları insanların zihnine konu olan yerini, sembolik oluşla, semboller üzerinde giderek açıklayıp, sindirtiyorsa da; olup biten bambaşka cereyan ediyordu! Ama hayli bir süre idare edecekti.

Devamını Oku