Kültürümüzde bir “yorgan gitti kavga bitti” söylemi vardır. Kavganın olabilmesi için ortamda bir yorganın yanı birikmiş kullanıma hazır bir tüketim nesnesinin olması gerekir. Ya da kavganın olmaması için ortamda yorgan gibi kullanıma hazır durumlu bir enerji birikimi olmaması gerekir. Habil ile Kabil arasındaki ilk kavga da ilk mal sahipliği yüzünden olan mal kavgası değil midir?
Aslında biri çiftçi, diğeri çoban olan Habil, Kabil anlatımlarının bir rivayetin de ikisi de tarımcı grup temsilciliği olan ilk mal edinmeyle edilen ilk kavgalarda birinin hikâyesi şöyledir. Kişileştirilmiş, mülk kılınmış Habil ve Kabile ait iki tarla yan yanadır. Bu tarlaların sınırı aralıklı şekilde sıralanmış taşlarla belirlenmiştir.
Bir anlamda bugünkü gibi olmamakla bomboş olan dünyada tarla düzeni içinde imarı edilmemiş emek katılmamış bakir ve sahipsiz alanlar ne de olsa az çok vardır. Ama yine de kavga kişi sahipli hırs ve tamah nedenle kaçınılmaz oluşla vardır. Kişiler taşlara kolaylıkla yer değiştirmesi yapıyorlardı. Her durumla birçok kez tarla sınır ihlalleri olasıydı.
Var tarlada, bağda, bahçede, üretimde
Bir kişiyle on kez soluklanmayı diyecek
Var bir üreten kişinin etrafında
El takdirli rızkla bu dokuz soluğu dokuz yiyecek
Üretim hareketi içinde yetişen bir ürün dünyanın bir ucunda alınıp dünyanın diğer ucuna götürmek için üretilmiyordu. Böyle bir üretim hareketi başlangıcı yoktu. Gruplar arası takas ortaya çıktığında da gruplar kendi ürünlerini takas noktasına taşıdılar. Üretim ticaret için yapılmıyordu. Yani ticaret hiç olmasa da üretim ilişkisi ve üretim hareketi zaten zorunludur.
Kolektif düşünme, kolektif bilinç, sürecin kolektif alan etkisi olmaktadır. Kolektif alan etkisi de kişilere yansıyan bilgidir. Yaptırım yeteneği ya da yaptırım gücüdür. Tasarım ve imgeydi. Yine kolektif etkili alan, ortam içindeki kişilerinin üretme faaliyetlerine başlayabilmeleri için hazır bir enerji alan gücüydü (kapitalce deyimle sermayeydi). Yani kolektif etki; kişinin ve toplumsal faaliyetlerin, kendi kendisine ileri yön ve geri yön çevrimlerle beslenme rezerviydi, ya da birikmiş kaynaktı.
Çalışanların her bir kişisi öznesi, kişinin kendisi, bölünmeyen kendi bütünlüğü olur. Çalışanların 24 saatle sınırlı kişi kas gücü vardır. Kolektifi oluş hem kişinin bu kas gücünden yararlanır. Hem kişilerin kolektif etkiden kaynaklı bir emek gücünde yararlanır.
Bu türden kişinin kolektif emek gücü de ister istemez kişinin kas gücü kadar bir yetenek payla kişinin kendi yeteneği olmakla, bu güç kişinin kendi sahipliğiydi. Kişinin kendi tüketimleriydi. Kişinin kolektif ilikten yansıyan kişi yeteneğini ortaya çıkaran kişi paylarıydı. Ve kişinin özel durumlarıydılar.
Doğa, eylemli yönelim içinde olan gücünüze saygı göstererek, eylem ve düşünsel güç birliğine bağlı “kolektif organizeni sahipliğinizi” sanki kutsar oluyordu. Bu kutsama: yalıtımlı bir alan içindeki eylem düşünce harcama olan yönelimleriniz içindeki enerji tasarruflu; enerji düzenli ve enerji kontrollü bir enerji dönüşümlerin çevrimlerine konu olan girişmelerdi. Bu süre durumlar kendi içinde bir çevrimdi.
Tüm eylemli ve parçalı var oluşlar bütünden kopmakla çevrelerinde bütüne yönelimli olmanın sentez ya da kolektif sinerjini alan etkili elektromotor kuvvetlerine dönüşen etkiler içinde olurlar. Bağıntı bir etkime içinde yalıtıma olurlar. Bir yerdeki bir var oluş şekliyle kaybolan veya görünmez olan yahut ta beliremez olan diğer yanda diğer bir potansiyel enerji durumlarına, dönüşür ve başka biçimle belirir.
İşte EMK budur. Örneğin kadın gözü ile baktığınız bir bağıntı girişme türü size ana olma bağı nedeniyle ananızdaki kadın olma hal belirimi size görünmez olacaktır. Aynı şekilde bir kadın karşısında o kadında olan ana olma bağıntısı da sizin nazarınızda kayıp olacaktır.
Doğanın, doğaya bahşettiği zenginliklerden kimi ürünlerin genetik şifreleri içindeki kimi parçalar çıkarılıp başka bir ürünün genetik malzemesi içine aktarılmaktadır. Buna da patent hakkı alınmakla artık o ürün o şirketin yani El'in kullanım, takdir ve tasarruf rezerviydi.
Bu usule genetiği değiştirilmiş gıdalar (GDO) denir. Bu işleme, tohum yenileştirmesi-ıslahı, melezleme, kırma ya da hibrit iş, denir. Farklı genetik parçaları bir genetik havuzda birleştirme işidir. Ya da farklı iki tekniği bir sistem içinde birleştirme işidir. Görünüşte verimlilik ve kalite bakımından iyidir.
Ancak bu hibrit ürünlerden yeni tohum elde edemezsiniz. Eski teknik doğal tohumlar yok olacağı için eski yönteme baş vurma yolları da ortadan kalkacaktır. Bu nedenle üretici şirketlere (El’lere) mideden bağımlı olacaksınız. Tanrı’nın ürettiği genetik oluşla doğal tohuma insanlar patent alıyor iyi mi?
Totemi ve İlahi kolektifi oluşa dek dayanışma:
1-Kolektifi ön ittifaklar kolektif savunma yapmanın ve doğa da kolektifi düzenli sağlama yapmanın söz söylemli bu kurallarını groteskilik üzerinde totemi mana ile çevrim yapmanın eylem birliği ile doğa gücüne karşı yine doğada kolektif sağlama yapmanın bilincidir. Sonra da toplumsal yapısıyla doğada üretmenin bilincidir.
2-Kolektifi ön ittifaklar farklı kullanımlı olan totem meslekli üreten ilişkiler nedeniyle tarihte ilk kez görülen temas eden durumla ittifakidirler.
İkinci tufan El düşüncesinin ikamesi için El düşüncesini uygulama içine getirene kadar olan geçmiş hafızanın, silinmesiydi. El mana anlayışının süre gelen geçmiş hafıza karşısında, hafıza silimi olmadan başka türlü dikiş tutma şansı yoktu. Bu nedenle El boşuna mı “önce (evvel-bidayet) olan benim. Son (ahir) olan benim”, diyordu. El delilendiği için mi “Benden öncesi ve benden sonrası yoktur,” diyordu.
İttifak dediğimiz ilk tufanlar, Sümer ve Babil’deki anlatımlarda yeri gökten ayırıyordu. Aşağı topraklar olan Sümer’in Sinaar bölgesini yukarı Akad topraklarından ayırıyordu. Ve bu ayırma işlemi grup temsilciler olan ilahlara, daha sonra da ilah grubu insanlara isim vermeyle devam ediyordu. Bu yeni ilişkileniş biçimleri içinde olup bitenler tamamen totem hafızada olmayan bilinçlenme ve travmalardı.
İttifaklar söze başlarken “Lam Abubi-tufandan önce” ve “Arki Abubi-Tufandan sonra” diye sözlerini sürdürüyorlardı. Tufan öncesi dönem, çevreden izole olan; etrafından soyut olmuş totem dönemdi. Tufan sonrası, üretim hareketini başlatanlardı. İnsanı ortaya koyanlardı. Uygarlığı ortaya koyanlardı.
Toplumsal alan etkili kolektif etkinin zıttı; yani kolektif etki ile var olup ta etkin olarak belirir olamayan durum da ortaklık karşısında, ortak tanımazlıktı. Yahut ta kolektifi oluşun karşıtı olan pasif boşluklu oyuk devinmesi de kolektif sahiplik olmayan ortak tanımaz oluştur. Kolektif tanımazlıktır.
Ortak sahipliğin toplumsal alan etkili aktif beliren olması karşısında aksi olan yani var olup ta belirimle olmayan pasifi de özel mülk sahipliğidir. İlk ittifakları oluşma içinde özel mülk sahipliği aktif olursa kolektif sinerjinle olan alan etkisi oluşamazdı. Ancak çok sonraki durumların yanılsama yapması içinde olmakla siz, kolektif etkiyi özel sahipliğin etkisi gibi anlayacaksınız.
Özel mülk sahipliği söylemi içinde kişisi mülk sahipliği demek kolektif nüfus kadar olan özel kişilerin sahipliği değildir. Ancak seçilmemiş olanların veya şansız kişilerin çokluğu karşısında seçilmiş çok az kişinin, ya da şanslı kişilerin mal mülk sahibi olmasıydı.
El tabiri tekil tanım olma söylemiyle gerçeklik olmayıp, bu söylem mana El’e bir mahlas gibi (tutunamayıp eğreti duran-takma ad gibi) duran, bir anlam ve söyleme dönüşmektedir.
El'in tekilliğini söyleyen gibi olan bu mahlastı anlatış ikinci bir atakla “tek irade, tek rızk veren, tek takdir eden, tek kaderleri belirleyen, tek önce olan vs. durumları şimdilik beş tane ile saydığımız tek olan birçok yeni bir niceli nitelik olan sıfatlara dönüşmekle El'de karakter çoğalmalı bir muhtariyet olmaktadır.
Söz gelimi El neye göre öncedir? El, sonradan olanlara bir kıyas ve denklik olur mu ki önce ve sonra benim diyordu?
El mana düşüncesi bir süre oluştuğu alan içinde kaldı. Yani kolektifi olan ittifak içinde kaldı. El anlayışı kendi alan içi yoğunlaşma belirmesini ortaya koydu. Böylece El yanlı alan yoğunlaşması oluştu. Üreten meslek ilişkileri çelişmesi üzerinde gelişen ve yürüyen sistem; şimdi kişi sahipli mantığın egemen olduğu sahili ve sahipsiz oluş çelişmesi üzerinde yürüyecekti.
Bu derişimin yansıması üretim ve üretim ilişkisi değildi. Süreci sınıf çatışması denen bambaşka bir zaman mekân olayları içine sürüklüyordu. Sistem denge değerlerini hızla normalden uzaklaştırdı. Böylece iç içe bir alan içinde “kolektifi iliğe karşı kurtarılmış kişi sahiplikler düşünce eylemini oluşan tutumlar yoğunlaştı”
O günün koşullarına göre kolektif etkili alan nedenle üreten ilişki bilinci artık ruhuna kadar biliniyordu. Adeta çocuk oyuncağı gibi gerçekleşiyordu. Ruhuna kadar bilinip oluşturulan alan etkili üretme bilinci, istenildiği gibi istenen modülasyonlar üzerinde olmakla çevrim edilebiliyordu. Bu yeni modülasyonlar sistem içi süreci anlama, bileme, süreci bilinene göre kılma iletilmesi olduğu kadar da bir enfeksiyon olabiliyordu. İşte enfekte bir üretim yapma gerçeklemesini sınıf hareketi üzerinde modüle etme işi de bunlardan biriydi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...