Sevi nedir bilir misin Hena ?
Bir an dediğin; uzay mı, zaman mı?
Sen mi ben, ben mi sen demeden
Zaman ve mesafeye bakmak gibi
Bizim ile iki alakadır bir sevi
Köleci sistemin açık vaat olan zihniyet söylemli, düşüncelerin gerisindeki gizli olanı, kafasının arkasında olan düşüncesi neydi? Hiç kuşkusuz ki köleci ilişkilerdir. Kutsanan, açık olan, adalet diye söylenen sözcüklerin altında güdülen ve sürdürülen amaç köleci ilişkilerle olan sömürünün devamıdır.
1-İslamı vaz edenlerin (İslam’ı ortaya koyanların) şehirlerin anası dediği "ummul kura" sözcüğünün “cürüm alanı” kabilecilik ve kabileci etniklikten öteye gitmeyen bir anlamdı. Bundan ötürü bu vaz edilişin ortaya konduğu alan çok çatışmalıydı.
Nerdeyse tek geliri kervan (tüccar) soygunları ve bir tür ganimet geliri olan (tedip-saldırı-keşif-korkutma yıldırması olan) seriye saldırıları nedenle alanın içi çok kaoslu olan bir durumdu. Yarımada da vekaleti peygamberlikler cirit atıyordu. İşte böyle bir durumda şehirlerin anasını oluşan alanın çevresi içinde, kaostan kaçınıp, düzenli enerji salınımları olan bir yapı içine geçilmek isteniyordu.
Yazınsal alan içinde yapılan çalışmaların, bir sosyo toplumsa belleği ve bir de kişilerin kendi duygusunu yansıtma belleği vardır. Bu tür çalışmalar en az bu iki kategoriyi yansıtırlar. Bu tür çalışmaların bu tür iki kategoriyi yansıtmalarının "yanı sıra" üçüncü bir kategoriyi de yansıtmalıdırlar.
Çalışmacı yazarlar iki kategorik konunun kendi çalışmaları içinde yansıtılması kadardan daha azını üçüncü tür konu ile kendi çalışmaları içinde özgün ve özgür yoğunlaşır olsalar da çalışmacıların üçüncü tür konuyu kendi çalışmaları içine daha bir önemle almalarıyla eserleri kapsamında nispeten bilgiyi ve güncel aktivasyonları da içertir olmaları şarttır.
Bu özellik benim okuduğum şiir ve şairlere de aradığım bir özellik ve dikkattir de. Değilse çala kalem yazılan biçimsellikleri olumlu çalışma olarak görmeyip, bu alanın dışındaki her bir çalışmaları bir hobi olarak görmek olasıdır.
Doğa, keyfe keder çok özel istisnaların olasılığını değil, girişen sürecin “olağan boşluklu tanecikli özel istisna” durumlarıyla olasıydı. İşte kolektif sinerji böylesi girişen ortam boşlukları içinde lak dedikçe et luk dedikçe su bulmanın olanağını ortaya koyan ilk ve şimdilik tek yalıtımlı ortamıydı. Üretim yapacak bir öncellik içinde hazır enerjiyi vermek, entegre bir kolektif alan bağıntısı içindeki çevrimin özelliğiydi.
Kısacası ilk üretim hareketi başlarken “ne kadar ekmek o kadar köfte” ya da al sana köfte ver bana ekmek demenin arz talebini oluşmanızın, öznel bilgisi, özel bilinci ve özel arz ile talebi yoktu. Ya da ilk başlarda sizin köfte sunmakla ekmek ürettireceğiniz bir eğilim içinde olan dünya yoktu.
Üreten üretenin açlığını onun ürettiğinden anlıyordu. Ağaçtan düşen ağaçta düşenin halinden anlar olmakla iletilecektiler. Ama bu iletime üretenin arzı ile ve üretemeyenin de talebiyle ticaret ya da kâr yapma biçiminde oluşmayacaktı. Hiç beklemediğiniz bir süreçle bu iletilme olanağı takasa dönüşecekti.
6-Tapınak dediğimiz esenlik veren güven ve barış bölgesi olmakla yüz yüze temasları sağlayan kesim bölgesi; sürecin enerji düzenlenin rejimli yönetim merkezini de ortaya koydu. Eski kesim yeri olan tapınaklar yeni ve ilk ittifakların kurum sal işlevlerle donanıyordu. Hala içinde ne bir tapınma vardı; ne de tapılacak olan bir imge vardır. Tamamen nesnel şartların ürünü oluşla ortaya konan ilk temas etmeyi sağlatan deklarasyonla; kurumsal yapıları kutsayan saygılıma seremonisi ortaya konuyordu.
İlahlar, yüz yüze gelen totem grup ve onun temsilcileriydi. Totemden farkları, ittifak kararı almış olmalarıydı. İrade kullanmış olmalarıydı. Totem aitliğin yanına ittifak aitliği (sentez birliği) koymuş olmalarıydı. İlahlar ittifak etmeyi takdir eden gruplar temsilciliği oluşla, tapınak alanlar ilahların toplanıp buluştuğu; kurul (ortak) kararının aldığı yer oldu. İlahlar bu aşama itibarıyla tapılan (tap ve iste olan) saygınlık değildi.
Aksine ilahlar her bir grup kişisinin kendisi olmakla ittifakı olan kişilerin kendisiydi. İlahlar entegre birliğin ortaya koyduğu yeni inşacı tiplerdi. Ortada insan olmadığı için ilahlar insan da değildi. İlah kurum kimliği de olan, irade kullanan, karşı gruplarla temas kuran, melezine süt emzirir oluşla bir tavır takınmaydı. Hem cinsimiz henüz kendisine insan demiyordu. Bu nedenle ilahlar insan da değildiler. Tapınak buluşmalı ilk çapraz doğumlu melez çocuk ürünlere insan dendi. İlahlar entegrasyon içinde hem de karşı gruba göre, kendi grup temsilcisi olmakla; melezlerin de saygıladığı saygı duyulan arı (saf temiz, rafine, katışıksız olan etnik) grup temsilcileriydi.
Şartlar meşrut olmadan meşruiyetin ne olacağını, kimlerin kahraman olacağını bilemezsiniz. Ama süreç bir kez yaşandı mı soyut olarak zulmün meşruiyet yaratacağını ve kahraman yaratacağını biliriz.
Zamanın gerisine düşmek, bilim ve teknolojide yaya kalmak, sanayi ve tarım devrimleri yapamamak işgale karşı eli kolu bağlı çaresiz kalmak; dahası işgale sesiz kalmayı söylemek gibi Mustafa Kemal’i hazırlayan meşruiyet sizleler olmasaydı, hiçbir zaman Mustafa Kemal Atatürk’ü bilemezdik.
Bu meşru şartlar içinde Mustafa Kemal böylesi bir süreçte kurtuluşun reçetesini “4 halife dönemine dönmekte bulacağım” dese ve süreci 4 halife dönemine doğru çevirseydi Mustafa Kemal, Mustafa kemal olmasına Mustafa Kemal olarak kalırdı da, hiçbir zaman Atatürk olamazdı. Akılda bile geçmezdi.
Yani kişi ile kişinin doğada sağlaması arasında zaten boş zaman veya gecikme zaman devinmesi vardı. Kişi şimdi bu gecikme veya boş zaman içine kolektif bir alan etkisi ile 50 kişiye bağlıdır. Kolektif süreç sizin dışınızda 50 kişilik bağıntı olan yeni bir boş zaman aralığını kendisine referans almıştı.
Artık elma tekil kişinin kendi yemesi olmaktan çıkmış, sakatı için de engellisi için de geride kalıp yavru bakımı yapanlar için de kendisinin gözcüsü, savunucusu olan; geri de kalanına muhafızlık eden için de elma toplamayı ortaya koyan enerji harcanması olmakla, sağlanan elma genelce bir elma sağlamaktı.
Siz, dışınızdaki totem alan çevrenize elma veriyordunuz; totem çevreniz içinde elma size korunma vs. olukla dönüyordu. Bu kolektif tutum; bu özgecil tutum 1 birim gün inşası içinde artık zaman ortaya koyuyordu. Totem alan ile sizin aranızdaki bu boşluklu zaman, size; dinlenme, eylenme ve başka etkinliklerde bulunmanın zamanını ortaya koyuyordu.
Çevrenin üzerimizde belirme yapan bir alan etkisi vardı. Yaşam genellikle belli çevreye göre uyum içinde olmakla; yaşam belli bir totem bölgenin özgün alan etkisi altındaydı.
Yeme içme, barınma, savunma, cinsellik, sıcaklık-soğukluk, korku-kaygılarımız; neşe ve sevinçlerimiz, izlenim ve duygulanmamız, coğrafya, topografya, arazinin engebesi, dağı, ovası, nehri, gölü, bataklık, orman vs. olan hepsi de çevrenin yaşam üzerinde etki tepki koydurduğu bir alan etkisiydi.
Daha doğrusu çevre gibi bir bütünün; çevre gibi bir en az durumla yalıtımlı olan eksikliğe tamamlayıcı etki olması; tamamlanma içindeki parça durumun, belirsizle belirlilerin; kendi üzerine kendi etkisiydi.
Çevrenin üzerimizde belirme yapan bir alan etkisi vardı. Yaşam genellikle belli çevreye göre uyum içinde olmakla; yaşam belli bir totem bölgenin özgün alan etkisi altındaydı.
Yeme içme, barınma, savunma, cinsellik, sıcaklık-soğukluk, korku-kaygılarımız; neşe ve sevinçlerimiz, izlenim ve duygulanmamız, coğrafya, topografya, arazinin engebesi, dağı, ovası, nehri, gölü, bataklık, orman vs. olan hepsi de çevrenin yaşam üzerinde etki tepki koydurduğu bir alan etkisiydi.
Daha doğrusu çevre gibi bir bütünün; çevre gibi bir en az durumla yalıtımlı olan eksikliğe tamamlayıcı etki olması; tamamlanma içindeki parça durumun, belirsizle belirlilerin; kendi üzerine kendi etkisiydi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...