Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

1-]İnsan süreç içinde iken süreci anlayamaz. Hele eni, boyu, derinliği olan; geçmişi, şimdisi ve geleceği olan toplumu anlamak için de, bir hayli terlemesi gerekti. Bu da yoğun emek ister. Yoğun emek harcamak zordur.

Yoğun emek harcamak, bir insanın kolay kolay ve kolayına, bu yorulmayı tercih edeceği durum değildi. Üstelik böyle durumları bu gibi insanlar, kafayı bozmak (üşütmek) gibi görüyorlardı. Oysa üretim kolektif ve paylaşılan, kolektifçe bir şeyler eklenen bir etki eşme idi.

Siz öğrenmeyerek, sürece katılmayacakla, yalnız bıraktığınız insanlarınızın (üşütüklerinizin) düşüncesine etkiyemeyerek, ona fayda vermeyerek; bu sorumluluğu bile duymamakla, o insanı kendi sınırdı genişliği içindeki yetenekleri içinde, çaresizlikleri ile baş başa bırakmaktasınız!

Devamını Oku
Bayram Kaya

2-] Ve yine sürecin hale o anki duruma yansıması, bu ilk izlekler üzerinde birlik gücün, ilişkin zorunlu sağlayışlarını ortaya koyabilmeleridir. Bu oluşma süreci içindeki farklılıkları ile sürü grup ve sosyal birlik ve komün güç kendi ilişki düzenlemelerine değin olan, organizasyon ve hiyerarşilerini ortaya çıkaracaktılar. Bir toplumsal dönem sosyal (kişi-kişi) ilişkileri ile yine bir bağ (bağıntı) ilişkisi olan, sosyal birlikti komün dönem, zorunlu sağlayıştı bağ ilişkisi; çok çok farklıdır.

İlk dört aşamayı içeren sosyal birlikti komün dönemlerle, toplumsal dönem arasında çok yoğun bir kaosturlar ve düzenin çıktığı birçok ve sık sık ittifakı birlikti dönemler ortaya çıkmıştır. Ki bu hem komün yaşamı düzenlemeye yönelik boş bir gayretti, hem de komün kuralların kimi müktesebatları üzerine araçsa girişimle fermuar tipi açılmasını ve tekrar fermuar biçiminde yeni düzenlenişlerle kapanması ilişkilerinin birlikte süreçlileridirler. Fermuarın sık sık açılıp kapandığı bir çalkantıdır.

Kaos ve çalkantıdan dolayı eski birlik ilişkileri arası bağıntı açılıyor, yeni ilişkilerin bağıntısından dolayı, yeni birlik ve bağ ilişkileri ile fermuar kapanıyordu. Artık fermuar, bağ ilişkilerinden dolayı an kendisini; zaman ve zemine referanslayım olgu ve olayları süreç içine katacaktı. Ana omurgaydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-] İşlev (fonksiyon) , bağıntı, bir girişme ilen, bir durumu (her hangi bir şeyi): bir duruma (her hangi bir şeye) , götüren ilişkiydi. İnsanların temel düzleminde; yeme, barınma, cinsellik ve güvende (huzur içinde, kaygılardan uzak olma) olma gibi temel dış sağlayıştı girdileri vardır.

Temel düzlem demek; kendisinden başkasına birey olacakla bölünemeyen, birey bütünlük olma demektir. İşte bu sağlayıştı girdiler, insan davranıştı çıktılarını değiştirecek olan bir işlevdi girişme bağ ilişkisidirler.

Örneğin, cinsellik bu bağlamda insan-insan girişmeli bir fonksiyon bağıntısıdır. İnsan davranışı bu girişme ile kırpılır. Kırpılma kayıp ve kazançlara dönüşerek, girişme sonunda, değişmiş olacakla ortaya çıkar. Yine bireyin güvenliğini sağlaması bu bağlamda işlev bir sosyal bağıntıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

4-] Araçsak kullanımın sonucunda komün birçok değiştirici gelişmelere maruz kalmıştı. Söz gelimi sürece yayılan aşamalar içinde emeğe ve emek ürününe değin, mülk edinme gibi iyeliklerle özel mülkiyetti anlamalara gitmişti. Bu ve diğer gelişmeler komün sistemi dışlayan, komün sistemin tam tersi olan, aykırı ve komün tutumları yok edici tutumlardı.

Yine komündü dönemde tehdit ve güvensizlik algısı dışta gelen bir etki idi. Kendi içlerinde bir tehdit her bir komün üyesinin aklının alacağı bir şey değildi. Ama malların ve ürünlerin sahiplenilişi, daha bir sorunlar yumağı oluşturmuştu. Bir kısım insanların komün sigorta gözetimindeki bulunuşuyla, bakılıp korunuyor olan yaşlı ve güçsüzler, özürlüleri; komün bakımına ve komün eğitim ve yetiştirmesi içinde olan çocuklar gibi sosyal durumların mal mülk edinmede mahrum kalışları vardı.

İşte bu ve bu gibi bir yığın nedenlerle ilk çatışmanın tohumları, süreçler boyunca sürecek oluşlarla ortalık yere saçılmağa başlamıştı. Saçılan bu tohumlar, tikelden tümele doğru gidişle; hem sorun olmaya başladı hem de sorunun çözümü olmakla, ahlaki tutumların oluşmasına kendisini zorlamıştı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

5-] Artık fermuar bu nicel birikimleri taşıyamayıp, fermuarın açılışı bu olguyu göğüsleyen bir kapanış ve düzenleme de olmak zorundaydı. Komündü savunma şekli, komünün dallanan, çatallanan işlev bağıntı girişmeleriyle yarılmıştı. Artık komün içi unsurların çelişmece yaşantılımı, kendi içlerinde birbirine tehdit olan bir grup dayanışmalarına (özgür-köle biçimli sınıf dayanışmasına) doğru dallanıp budaklanmıştı.

Gelişmeler yerleşik hayatla, araç kullanımdı, özel mülkiyetti sürecin nicelenmesini hızlı bir bilgi birikmesini sağladı. Biriken bilgi yaşamla olan bağıntı ve karşılıklı eytişimi sonucundai süreç olay ve girişmelerini hızlandırdı. Bu akış, sürecin onlarca olan enstantanelerinden, onlarca kez dallanıp budaklanıştı olan seyirlerden birsidir.

Sosyal birlikti komün dönemde insanın içinde ne iyilik fikri vardı, ne de insanın erdemi vardı. Ve ne de kötülük erdemsizliği vardı. Komüne değin sağlayıştı olanların paylaşımı içinde erdemi erdemsizliği bilmek yoktu. Ancak bu sağlanışlardan yoksun olmak, bunlardan mahrum olmak, kıtlık, felaket ve dış çapulla olası olmadıkça ortada yoktu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

6-] Olsundu, nasılsa başlangıcın işlev fonksiyonu, sosyal birlikti komün toplumun ödevini ortaya çıkartmıştı. Şimdiki yeni ahlaktı işlev fonksiyon da insanın halkçı ödevi içine katılacaktı. İnsanların ahlakı; İyilik-kötülüktü iki eşmesine değin olan tutumları, toplumsal üretim ve paylaşım alanındaki ilişkilenişle mülkiyetçi sahibiyetliklerden geliyordu.

Toplumda yansıyan bu çelişki, kendisinin halk içindeki kopyasını daha katlanmış şekilde yansıtıyordu. Bu eşitsiz yansıma (şeytan-melek) sosyal erdemdi bir ödevle, yavaş yavaş halkın içine itecekti. İnsanın yeni toplumuna dek sorumluluk ve görevleri de, yepyeni bir yüküm eşilen görevdi. Bu yeni görev de toplumun özeğine konacaktı. Artık töreci ödev halkın, görev de toplumun olacaktı.

Bizler doğal olaylarda, sosyal ve toplumsal olaylarda kimi anlamaları yapabilmemiz gerekir. Bu anlamaları yapıp olup bitenleri de kavramamız için gereklidir. Böyle girişen durumlar içinde kör tabu yerine, oluştu bilicin plastik tabuları oluşur. İnsan geçmişin şimdi ile girişen anlık belirmelerinin bir filim karesi gibi akıl geçirimlerini, öznel yeteneklerle adım adım gösterip tanımlamalıdır. Değilse o olayın tam bir anlama analiz ve sentezdi çıkarımlarını, tartışmasını yapamayız.

Devamını Oku
Bayram Kaya

8-] 'Çağdaşlık; efendilik, adamlık, bilirlik, insanlık, güncel oluşunuz, kılık kıyafetle olmaz! ’ denişti söz kalabalığı haklı olamayışların, çelişen durumlarla ortaya çıkan bir tezahürdürler. Kişilerin sosyal konumlarına dek güncel düşünmeleri hıfz edemez oluşlarının yaya kalan psikolojik savunma şeklidir.

Güncelle uyumsuzluktu olan; tekdüze kabulcü taraftarlarını oluşturmuş kişilerin, kendi menfaatlerini sağlamak için bu tip koşullandırmaları, kişi bilmezliklerini sürükleyen riyakârlıklar üzerini, örtmek için bu söz söylenmiştir. Bey, bey efendi giyinişti birinde, bey, bey efendi tavrı olmayacak denli sünepelik görüldüğünde de, bu gibi sözler söylenir.

Hatta bu gibi iç ve dış durum uygunluğu vermeyen konumları anlatan diğer bir söz de şudur. 'Dışında baktım bir yeşil türbe, içine girdim, yarabbi tövbe'. Yine bu kabil kılık kıyafetle güncellik olmaz türü söz, yaşın yanında kuruyu da, yakan bir sözdür. Açıkçası eski olanla yeni olanı, aynı kefeye koymaktır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

9-] Bu nedenle şimdi papaz kıyafeti giyerek sokakta olmaya, “kılık kıyafetle çağdaşlık olmaz demeniz”, bir itfaiyeci kıyafeti ile ilk çağda bulunup da, itfaiyecinin ilk çağa göre, nasıl bir ilişki biçimiyle girişendi oluşunu açıklamak; sizin sarık ve cüppe ile çağdaş olduğunuzu açıklamanızın sıkıntısına düşmekle, aynıdır!

Yine halk içinde sizin güncelliğinizi, sınıfsallığınızı, inancınızı, zevkinizi, tutumunuzu, kadın erkek oluşunuzu, çocuk bebe oluşunuzu, kusur ve erdeminizi vs.nizi, kılık kıyafetiniz yansıtır. Söz gelimi ilk ve orta çağa dek köleci tip kılık kıyafetti giyinişler, onların sosyal ve toplum sal statülerinin görünüş işaretidirler. Ve sizin bu statü sel işareti belirtir kıyafetti taşımalarınız, o gün için ne kadar güncel iletişimdi iseler de; aynı kıyafetler, bu gün için de, o kadar çağdışılık anlayışlı ilişkilenmenin, mesajını vermektedirler!

Bu söylem, bu gibi gerçekçi anlamalara karşın, tedbiri önceden alınmış, ağız kalabalığı türü hile ve kurnazca aldatıştırlar. Gerçeğe karşı ikiyüzlülüklerle olan, işin rutin dışına olan, hinlikleridirler. Söz gelimi size uymayan sınıfsal bir giysinin içinde siz iğreti durursunuz. Ruhen ve özneldi tutum olacakla bunu taşıyamazsınız. Yine iğreti olan bir giysi içinde de, çok onurlu ve güncel olabilirsiniz. Ama bu söz, bunların ifadesi değildir. Çünkü bunlar her durumun, şimdilik aktüel olmayan istisnai durumlarıdırlar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ön ittifaklı dönemin ve totem dönemin çaput bağlanan dilek ağaçları yoktu. Bu nedenle dilek ağacına bez parçası bağlamakla; şans, kader, kısmet dilenen; işsizine iş, aşsızına aş dileyen; evde kalmış kadın erkek kısmetsizlerine de şans açtıran totem dönemli dilek seansları yoktu. Nedendi acaba?

Yine erken döneme göre köleci dönem; bir yandan kişisel malını mülkünü yığacaktı. Diğer yandan da yığdığı mal mülk edinmeli her bir eşitsiz durumları karşısında oluşan sefalete, zulmetme süreçlerine acıyıp, merhamet edip bu kabil vicdan sızlaması ortaya koyacaktı. Bu Mamon’du vicdan sızlamasıydı.

Oysa totemdi dönemin totemdi mana anlamalı bir vicdani vardı. Ön ittifaklı yapının vicdanı da kendi grubu ile beraber kendi grubu dışındaki grupları da gözetir olan ilahi manalı bir tutum ve vicdandı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Özel mülk sahibi olmalı süreci, önce meşruiyeti oluş içinde kurnazlıklarla yürüttüler. Bencillik üzerine herkesin özel sahipliği olunacak mal mülk verme üzerinde program ve propaganda yürütüldü. Bencil oluş yakın hoşlanmaydı. Tuzak ve ileri görüş analizi o aşama itibarıyla deneysel akıl değildi.

Propagandanın ajandası olan programı farklıydı. Gizli gündem olan ajanda içinde kimisi açık açık mal mülk sahibi yapılırken kiminin mal mülk sahipliğinden anladığı karnının doymasıydı. Yine çalışmadan sonra karnının doyması olmakla, ona alışa geldiğine yakın olmakla sıcak ve hoş geliyordu.

Kişiler komüne ait olanla, kişiye ait olan mal mülk arasındaki analizi o aşama itibarıyla pek bilip, görüp değerlendiremiyordu. Üstelik minareyi çalanlar da kılıfı, eski meşruiyetlik üzerinde anlam ediyorlardı. Söz gelimi Mamon adaleti ihtiyacın çok fazlasını seçilmiş kullara (katakullicilere) verirken ihtiyacından daha azını yoksulluğun temsilcilerine veriyordu. Böylece yoksulların muhtaçlığını kontrol edecektiler.

Devamını Oku