Kuantların sünme yapan veya git gel yapan ileri geri hareket eden boyuta bağlı bir tek uzam, hem parçacık hem dalga hareketi olan kuantum salınımdı. Salınımlar dışta bileşimle büyütülen özellikti. Yani salınımlar bir girişme ve bir bileşmedir. Bileşen bir girişme içinde birbirini baskılayanlar birbirine sönümleyken; iç içe girişmelerle birbirine destek olan birbirini büyüterek devam ettiren salınımlardı.
Üs sel devinmelerle başlayan başlangıcı hayal etmek pek olası değil. Ama başlangıca ait ipuçlarımız var. Örneğin dört kuvvetin farklı Planck zamanlarda ortaya çıkan etki ve bileşimleriyle dalga parçacık süreçler de yeni bileşim özelliği kazanıyorlardı. Mantık bileşen özellikleri kopararak yapılan bir anlama çalışması olmakla, her aşamayla kopan özellik bağlar nedenle aslında anlaşılmayı zorlaştırır.
Birbirinde kopan sürecin mantıksal özellik algısı şöyleydi. Suya atılan taşın suda dalgalar oluşması gibi. Dalga her yöne genleşmeydi. Bir parçacık titreşimi, birçok bileşen parçacık titreşimleri eklenmesiyle her yöne genleşen dalga hareketiydi.
Kolektif alan iş görmeyi zorunlu eder. Kolektif alan zorunlu sağlatmaların iş görmesi üzerindedir. İş görme ve bir işi olma kolektif bileşimin mutlak özelliğidir.
Yine kolektif bileşimin özelliği içinde "kolektif birim zamanlı" oluş vardır. Kolektif birim zaman da kolektif zamanın mutlak özelliğidir.
Kolektif birim zamanı da iş organizesi içine ekleyelim. Sistemin tekniğinde ve otomasyonlarındaki gelişmeler kişileri işsiz kılmakla, kendisini oluşan mutlak özelliğe karşı olacaktır! İnsanların daha çok işsiz kalacakları doğru ama bu bir yanılsamadır.
Bu öneklerimiz, kavrama bağlamında örneklerdir. Bir boyutlu alan ipliksi kuantlardı. İleri geri çizgisel devinmeye izin verir. Zar yüzeyli kuantlar iki boyuttu. Hem bir boyutlu eylemleri içeriyordu. Hem bileşim yüzeyli gerilimle vardı. Hem de bileşimi veren yüzey ile sağa sola salınımlı devinmelerle olunabiliyordu.
Bir boyutlu alanı oluşan çizgisel fizik bir başlangıçla ileri doğruydu. İleri olanın geri olana göre bir farkı vardır. Bu fark nedenle ileri ile geri arasında bir farktan ötürü bir potansiyel oluşuyordu. Fark potansiyel de iplik kuanta, zar yüzeye yük bir yük etkisiydi. Fark potansiyel bir enerji dönüşümü olmakla her iki boyut üzerine basık biçimde yüzeyin kendisi gibi olukla yansıyordu.
Her sağa sola yapılan salınımlı hareketler, aynı başlangıç noktasında tersi bir salınımla vardı. Tersi bir soyut boşluk enerjisi durumla vardı. Burası geri olmaya bağlı gecikme açısından oluşan girişmelerin boşluk salınımını ortaya koyar. Böylece iki salınım arasında açı momentine bağlı bir fark potansiyel durum oluşur. Bir ve daha çok fark potansiyele sahip bir durumun enerji alan etkisi de, yük akışıydı.
23 Nisan tarih sel olan insanın, tarih içinde oluştuğu ve oluşturduğu güce karşı mücadelesiydi. Güce karşı güçsüzlüğüydü. Veya güce karşı direnç koyması kadarla mücadele ediyordu. İçinde olduğu tarihi organik yapı içinde kolektif olmakla akan bir sosyo toplumsa enerji vardı. Hem bu enerji ile donanıyor hem de bu güce karşı kendisini savunan bir fren ilişkisi ortaya koyuyordu.
Bu oluşma ve oluşturma bir karşıtlaşmaydı. İçinde olduğunuz yapı ile sizin sürtüşmenizdi. Sürtüşme sahip olup olmamaktı. Sahipliği olup olmamaktı. Egemendi veya boyun eğendi. İradeliydi ya da irade altında iradesiz oluşla bir iradeye göre davranandı. Efendiydi yahut da köleydi. Kısaca zengindi ya da fakirdi. Saltanattı yahut ta saltanata uşaklık edendi. Ezendi veya ezilendi.
Zenginliği güç ve egemenlik olup yönetendi. Buyurandı. Düzenleyen iradeydi. Yoksulluğu kölelikti. Çalışmaydı. Bir efendiye uyduluktu. Efendisiz edememekti. Bilgiden düşünceden yoksunluktu. Teslim almak veya teslim olmaktı. Sığınmacı veya sığınılandınız. İşte tarihsel insanın mücadelesi güce karşı güçsüzlüğündendi.
Grup temelli davranışlar sonuçta "gruba odaklı" grup yararı olan anlayış ve duygular olmakla; kişinin değil grubun itibarı tartmadan doğan utanma duygusudur.
Bu tutum "mal mülk sahipli, kişisi ahlaki" duygular yerine; "grup duygulu ahlakın" normları arasındadır. Mülkü olan kişi kibre kapılan bir hubris duygusu ile onur bulurken, maldan mülkten yoksun olanlar ezikliğin verdiği utanmayla bir ahlaki duygu içinde olurlar.
Bizler geri bağlanım yasaları üzerine o bağlanıma ilişki imajlardan oluşan duygularımızı da eşletmekle bir bindiriş yaparız. En temel geri bağlanım yasasından birisi gruba bağlılık yasasıdır.
Süreç doğal akış şartları içinde er ya da geç oluşur. Bu demek değildir ki doğal akış önünde hiçbir fren ilişkisi; hiç bir direnççe karşı koyuş olmaz. Aksine sosyo toplumsa süreçler bu konularda çok sancılı çok kes de kanlı olur. Oligarşiye karşı El yapıları, dirençti. Oligarşiyle, oligarşi sentezine karşı da bir önceki oligarşinin kendisi dirençti.
Eski, yeni olmaktan korkar. Bu korkular içine köleci inşa içinde kişinin zenginlik yoksulluk kaygılı statüleri girdi mi; dirençli oluşun kat sayısı yapay olarak artar.
Lugal El Lugal tarzı mal mülk ve meslek sahipliği birleşmesi olan oligarşin yapılar; El tarzı küçük yalıtım içindeki özel mal mülk sahipliği olan yapılar birleşmesiyle oluşuyordu. Yönetim olarak mutlaktan (ortak tanımaz oluştan) yeniden ortak tanırlığın meşruiyetine geçiyordunuz. El tarzı oluşumlara göre bu oligarşin yapılar köleciliği büyüttüler.
"Nemrut gün gelmiş kendisini Allah zannetmeye başlamış! Ve büyük tapınaklar yaptırıp içine de kendi heykellerini koydurmuş" Bu söylem Nemrutlardan en az 3000 yıl sonraki aklın, fikrin, sosyo toplumun, feodal bir El mantığı içinde ki gelişmişlik düzeyi ile söylenmektedir. Bu söyleyişle belirtilen bu tür anlatımlar tarihsel olandan kopan dilin, tarihsel olanı dini bir söylemle ifade etmeleriydi.
Ama dini anlatımlı söylemler içinde belirtilenler de gerçeklikten hareketle oluşanlardır. Anlatılanlar içinde genellikle gerçek öz korunur. Gerçek öze güncel yorumlar ilave edilir. Geçmişin oligarşi sentezlerini bilmeyen, feodal inançlar geçmişin üç bin yıl sonrasının dini mantığı içinde geçmiş birlik ilah temsilcilerini ya Nemrut büyük tapınak yaptı içine birçok heykelini koydu, diye anlatacaktı.
Ya da "insanlar azıtıp sapıttı da Allah diye birçok puta taptı" diyeceklerdi. Bu put heykellerini tapınağa koydular diyecekti. Ve panteon içindeki birçok heykelciği iman gözüyle anlayıp anlatacaktılar. Bunlar tarihsel gerçekliğin üç bin yıl sonrasındaki köleci ve feodal bir toplumun inşa dili içinde ancak böyle ifade edilirdiler.
Bir inşanın İhtiras, görkem için daha büyüğünü yapmak olasıysa da; enerji sarfı ve kullanım gerçekliği bağlamında ihtiyaç fazlasından daha büyüğü veya daha azı, çok çok kural değildir. Bu durumlar sizdeki bu eğilimi kısıtlar.
Söz gelimi İki kişilik savaş arabasını görkemli oluş adına elli kişilik yapmak olasıdır. Savaş ta çok hızlı olma nedeniniz vardır. 50 kişilik savaş arabasının hareket kabiliyeti kısıtlılığı olacağı nedenle siz bu tür savaş arabasının ihtişam diye daha büyüğünü yapamazsınız.
Ama ihtiyaca cevaben büyüyen bir yapıya göre ileri teknik teknolojik koşulları uygulamakla ilk büyük yapıları yapanlar da; geri teknolojiler karşısında bir süre "ihtişam gibi yansımaktan" da kurtulamazlar.
Kodlama hayatın, doğanın, sosyo toplumun; anlama anlatım dili olan mana ilişkisinin temel şekli ve gerçeğidir. Put türü söylemle iletime olan sosyal bir kodlama zamanla birbirinden kopuk, bir biri üstüne birçok kodlamaları içerir. Süreç henüz tam anlamıyla kategori eden süreç durumunda değil.
İşte bugünkü tapıncak biçimli söylenen put kodlaması böyle bir anlama anlatım olmanın günümüzdeki mana sembol şeklidir. Put ilk kişisi sahiplik beratını; kolektiften vaz geçilen feragati kodlayan somut El mana tescilidir. Mana olan soyut mülk tescili söyleyişinin, kanıtla tescilidir.
Put beratla, kanıtla tescil, otoriter bir resmi merkezin berat olan patent tescilini yontu üzerinde kişi sureti olan oyması yapılan biçimle ilişikleyse, aleniyet kazandırılmasının somutluğudur. Böyle bir yontu sahipliği olmayanların, mal mülk ve irade sahiplik ehliyet tescili yoktur ve kişi de kendisini bu tür iyelik beyanlarıyla de açık edemez.
Kolektif olan kişi, kolektif olmayan kişiden çok başkadır. Kolektif öncesi olan kişi de başkadır. Her iki yapı içindeki kişi de biyolojik işleyiş ve madde özümleme süreçleri içindeki kişiler olmakla benzer aynı kişilerdir. Yine bencil oluşu içindeki kişilerimiz de; kolektif öncesi kişi ile toplum içindeki kişimiz de benzer ve aynı kişilerdir.
Ama toplum içindeki kişi, bencilliğini geriletmekle; özgecil olmuştur. Uygar olmuştur. Birkaç on sözcük yerine, on binlerce sözcükle hitap eden kişi olmuştur. Elektronikle, kuantumla; makro olabilen insan olmuştur. Her şeyden önemlisi ve bu tür her şeyi içeren ise kolektif insanın “üreten insan” olmasıdır.
Toplum öncesi kişinin ruhsal yapısı olan özneler dünyasıyla; toplum yapısı içindeki kişilerin ruhsal özneler dünyası başkadır. Toplumun kendi özne ruhlar dünyası vardır. Toplum bunlarla kendi kişileri üzerine belirme olur. Toplumcu ruh, toplumun kişilerine kazandırdıklarıdır. Bu ruhla toplum; kendi kişilerini birincil yapar. Toplum dışında kişinin hiç bir önemi ve birincil oluşu yoktur.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...