Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Ne var ki El mana anlayışı içindeki tasarruflarla ortaklığa karşı, kişi sahipliği ortaya konmuştu. Böylece kişi sahipliği ortaya çıkmakla ve devamı olan süreçlerle, kâr olgusu ortaya kondu. Böylece kâr için olan kazanmak için olan üretim hareketi ortaya kondu.

Böylece ilk üretim hareketi içinde veya toplumun yasası içinde olmayan veya başlangıç referansına göre olmayan hesapsız kitapsız süreçler başladı. Böylece kâr hırsı nedenle ürettiğini satma nedenle kâr mantığı on bin kişi yerine 15 bin kişilik kundura; yirmi bin kişilik buğday üretti. Yaşamak için karşılığı olanı üretmek yerine; ihtiyacı üretmek yerine; yaşamı üretmek yerine “tüketim için üretime” kâr yapmak için üretme; kazanmak için üretime geçildi. Kâr yapmak; kazanmak; yaşamın üretim hareketinin kendisi değil sömürünün kendisiydi. Zorunluluğun yerine kazanma kondu. Kâr kondu. Para kondu. Zorunluluk günümüzde kazanma, kâr, ticaret, para gibi çarpık şekilde yansıtılmaktadır.

Tüketimin talepleriyle; tüketim putları oluşturuldu. Kazanmak için üretmek; üretmek için satmak; satmak için de emek gücü içinde olmayanları emek gücü içine salıp kişiyi enek gücüne yabancı kıldılar. Bunu da psikolojik değerlerle, nedretler kuramıyla; arzın talepli olup olmamasından hareketle köprü geçiş garantisine kadar tasarruf ve tedbirlerle talep oluşturmanın türlü ali cengiz oyunlarıyla yaptılar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üretilen her bir üretim nesnelerinin farklı kullanım değerleri vardı. Bu o üretim nesnelerinin birbiri ile değişile bilirliği dediğimiz takastı. Büyüme, gelişme sistemin her alanında birlikte ve aynı anda olamaz. Büyüyen ve merkezde uzaklaşan ittifakı coğrafyayla nüfus birden artarken ulaşım, haberleşme, buna göre örgütler kurma işi, alan büyümesi ve nüfus artışına göre hızlı olmaz.

Bu nedeniyle yapıda aksamalar ortaya konacaktı. Özellikle de köleci yapının üretim hareketi içinde üretim sonrası çok parçalı olacaktı. İttifak içinde takaslar grubun tüketmesi olmakla tüketim süreci yeniden üretim süreçlerine dönüyordu.

Köleci El ittifaklı sentezlerle ve oligarşin istilalarla hem takas alanını; hem takas nüfusunu; hem de takas yapılan ürün çeşitliliğini artırmışlardı. Ön ittifaklı yapılar içinde ittifak merkezi olan tüzeli kolektif baştan ayağa doğru büyüyor, gelişiyordu. El ittifaklı köleci grup içinde üretim kolektif yarar gözetilişle değil; sahiplik yararı gözetilerek tabandan tavana doğru anlamla büyüyordu.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İki kişi lokantaya gitse. Birinin cebi para dolu. Birinin cebinde metelik yok. Sesi çıkan, ısmarlayan iradesi olan kimdir? Boynu bükük olmakla ram olup, parası olanın iradi tercihli seçimlerine katılan kimdir? Seçip te kurtulacak değildir! Sadakalara, inayetlere ram olup “soyuyorsa beni soyuyor sana ne? Deyip genel olarak poşetlere eğilim olan iradesiyle seçecektir.

Böylece güya seçimler kazanmakla; cehaleti, yoksulluğu, sömürüyü; hukuksuzluğun hukukuyla süreci yönetirler. Bu minval üzerine muhtaçlığı olanın iradesi olmadığını iyi bilirler. Cehalete seçtirirler. Buna sömürü de demezler. Diller ve anlamlar başkadır. Cehaleti milli irade diye kutsarlar. Cehaletiler milli iradeyi alkışlarken; sistem dışı olanlar milli irade olanla olacak olanlara el ovuştururlar. Seçme ve seçilir olmanın daha çok kısmının sömürü olduğunu bildikle içten içe sevinirler.

Sembolik olarak her sektör bir kişiydi. Bin sektör de bin kişidir. Daha önce bin kişinin en az bin kişilik fazla üretim yapabileceğini söylemiştik. Bunu gören kişilerden, yüzde onluk yüz kişi; üretim yapmadan bedavadan geçinmeyi fark etmekle, sistem dışına çıkıp; üretim yapmayacaktı. Birinci kandırılışınız. Kâr dediği o beş yüz birimlik sanal değeri size, yani paranın “değiştirme değeri ve paranın saymaca olan” yanını size sanki gerçek bir üretim gücüymüş gibi kandırışla para adamlığını vaz geçilmezle sunacaklar.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Zorunluluklarımız insan eylemi karşısında üretim ve tüketim olukla üretim hareketi diye karşımıza çıkar. Bağıl hareketlidirler. Üretim ve tüketim eş zamanlı başlar. Biri olmadan biri olmaz. Kazanç için kar için üretim yapmak diye bir mantık üretim hareketinin değil bedava ve asalak yaşama istekli kişi özneli bencilliktir. Bencillik; üretim olan, sosyal olan, kolektif olan değil daha çok kendisine sağlama olan kural tanımazlıktır.

Yani üretim olmadan tüketim olmaz. Tüketim olmadan da üretim olmaz. Üretim zorunlu bağıntı hareketler üzerinde gerçekleşir. Paylaşırken insan öznesi şaşırtılmakla sömürülmektedir. Bu nedenle üretim ve tüketim arası boşluk devinmesi bencille olan süreçlerle kontrol edilmesi de olası olmuştur.

Üretim ve tüketim eşzamanlı başlayan süreçlerdir. Üretilmeden tüketilemezler. Bu nedenle başlangıç içinde üretemeyen türümüz, doğada sağlama içindeydi. Yani kazanç yapmıyorlardı böyle bir başlangıç yok. Bu nedenle türümüz; doğada yaptığı sağlama eylemi ile beslenmeleri arası süreci sosyal zamanlı mana anlayışı içinde av-avcılık- toplayıcılık türü sağlama hareketi yapmışlardı,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir totemi topluluk içinde iki, üç tane farklı totem grup olamaz. Bu, grubun kendi dışındaki alan etkisi nedenle bir sınırlanmadır. Bir totem grubun aynı ya da benzer tarım sal üretimi yapması da totem grubun dış süreci yanında kendi içinde nüfusça sınırlı olmasıyla da olası olamazdı. İlk ittifakları başlatan süreçler içindeki ilk etap içinde de kolay kolay aynı ürünü üreten totem gruplar da olamazdı.

Ön ittifak içinde iki üç beş tarımcı grubun olması demek; totem grubun sınırlı sonlu olma yasası gereği sınırlı sonlu bir üretim kapasitesi nüfusuna sahip olması demekti. Siz bu yasa ile ittifaka girersiniz. Bu sınırlı üretim kapasitenizle iki üç beş türlü ürün takasına girdiğinizde sınırlı tarım ürününüz takas yaptığınız grubun nüfusunu beslemeğe yetmez. Bu kez takas süreci krize girer.

İşte böylesi bir takas kiriz karşısında birkaç tarımcı grup; ittifak içine alınmakla tarım sektörü oluşur. Sektör kaş türlü takas ürünü olursa olsun o nüfusu besleyecek kapasiteye ulaşır ve çeşitlenen takas ürününe katkı veren nüfusun doymasıyla sınırlanır. Totem grubun kendi dışındaki nedenle sınırlanma olan yasa; ittifakı olan üretim hareketiyle aşılır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üreten ilişkiler karınca gibi örgütlenme ve iş bölüşümle parçalı oluşun çalışması içinde mütekabiliyeti esas alan ittifaklarıyla sürece başlamıştı. Bu girişme içinde rızk sahipliği hakkı yoktu. Olması da olası değildi. Çünkü sistem kişi sahipli aç gözlülük değildi. Girişme kolektif sahipli olmakla bu yol sistemin kendilikten tıkacıydı. Yani çalışana boğaz tokluğu olukla rızkını ödeyen rızk sahipleri de yoktu.

Üretim ilişkisinin hak edişi mütekabiliyet (karşılıklılık) olan süreçti. Karşılıklılık ilkesi içinde üretmeyen süreç içinde ne, neye göre olduğu belli olmamakla ücret ödenmesine dönüşmüştü. Bu ücret en temel durumuyla boğaz tokluğuydu. Adına “rızk” denmekle köle dışındaki çalışanlara veriliyordu. Üretim hareketi üretmeye karınca duyarlıklı çalışmasıyla başlanmıştı; ama karınca duyarlı başlangıç; köleci sistemde sürü oluşla devam ediliyordu. Ters olan ve ters giden buydu. Rızk sistemin enfeksiyonuydu.

İnsanları kaygı ya da endişe içinde tutarsanız; o alıcı duruma geçer ve ona her şeyi satarsınız. İşte kazanç ve kâr mantığının temeli budur. Bu nedenle Piyasa ve ticaret, zorunlu üretim hareketinin nedeni olmakla ortaya konmuş ta değildiler. Alıcı ve satıcının buluşması dediğiniz süreç üretim hareketi tarihinden beri birbiri için zaten birbirinin karşılıklı üreten kişilerdi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Paranın, üretilmiş olan ürünler üzerinde; mütekabiliyet esasına göre “değiştirme değeri karşılığı bile yoktur.” Hiçbir grup karşısındaki gruba; “siz elinizdeki işi bırakın. Biz size buğday üretiriz. Karşılığına siz de bize para üretiniz demez”. Yani hiçbir grup ya da sektör paranın ne üreticisidir. Ne de tüketicisidir. Ve yine hiçbir grup mütekabiliyet esasına göre, karşı grup için para üretmez.

Bir üretim hareketi içinde para hiçbir üretim nesnesinin denkliği değildir. Para üretim alanı içinde sekans hareketi denkliği değildir. Denkliği olukla üretilen en az iki ya da pek çok ürün için her birine kolay takasları için “takas değiştirme değeri” olurlar. Değilse kendisinin bir değişilme değeri; bir takas değeri yoktur. Para, karşı gruba da kendi kullanımı için ‘para tüketimli bir kullanım’ ürettirmez. Üstelik para tüketen kişileri için enerji sağlayan bir kullanım olmamakla da üretim alanı için zorunlu değildir.

Bu nedenle paranın zorunlu üretilen; zorunlu ürünler kullanım kategorisi içinde yeri yoktur. Ve tüketilmesine karşılık ürünler denkliği ile bir değiştirme değeri; bir kullanım tüketim değeri yoktur. Ve yine paylaşımlı bir üretim hareketi içinde karşılık ürün olukla değerlendirilmesi de yoktur. Paraya atfedilen sanal bir saymaca değeri vardır. Her ürün tüketilip yeniden üretilirken paranın bu saymaca değeri ne tükenir ne de yeniden üretilir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Din adamı, Tanrı adamı; yani Tanrı insanı da değildir. Tanrı düşüncesini ve Tanrı duygusunu yaşamak insanın Tanrı adamları aracılığıyla yaşayacakları bir şey değildir. Aksine Yüce Tanrı düşünceli duygu; kişilerin kendisi ile Yüce Tanrı arasındaki insanca bağlantı oluşla, olasıdır. Yüce Tanrı ile insan arasına kimse giremez, girmemeli. Girmemelidir de. Aracılar peygamber de olsa bu böyledir (istismardır).

Yüce Tanrı ile kişi arası özeldir. Özneldir. Yüce Tanrı ile kişi arası başka kişilere kapalıdır. Bu alan bir başkasının tavassut ve aracılığıyla oluşamaz. Olamaz. Olmamalı da. Oluyorsa bu sizle Yüce Tanrı arasında bağıntı değildir. İşin özüne aykırıdır. Böyle bir durumun bağıntısındakiler sizle Yüce Tanrı arasında, yedeklerdir. Bu, sizin yedekler tarafından senkron anmanızdır. Ayarlanmanızdır. Bu sizle Yüce Tanrı duygunuzun sömürü ve istismarıdır. Sizin istismarcılarla istiskal edilişinizdir.

Yüce Tanrı'yı bilip; duygu ve düşüncesini duymanız yeterlidir. Yüce Tanrı şudur demek veya şu değildir demek tamamen aldatmadır. Yüce Tanrı sonsuz ve sınırsızdır. Başkaca bilip, duymanız gereken bir şey yoktur. Siz sonsuz ve sınırsız olanı duygu ve düşünmeniz olmakla dilediğiniz gibi düşünüp; siz duygu ve düşüncenizle sınırlı olursunuz. Yüce Tanrı anlayışını sınırlamak kimsenin haddine değildir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yine bir sistem içindeki tüm üretim hareketini bir birim sayalım. Bu bir birim ürün, karşılıklı denklik oluş gerekliliğine göre herkese yeten bir birim tüketimdir. Çocuk, öğrenci yaşlı iş göremezler vs. bu bir birimin içindedir. Hayırlı kazanç sahibi nemacılar bu bir birim ürüne karşılık bir birim parayı ellerinde tutarlar. Ellerinde tuttukları paranın bir tane olan, zorunlu değiştirme değeri vardır. Değiştirme değeri gereği para; karşılığı olan kunduranın alınmasıyla bitmesi, tükenmesi, işlevsiz kalması gerekir.

Para değişilenle birlikte, para sahibinin elinde bitmesi lazımdı. Ortada hiç kundura yokken de kundura alacak olan para, sanki ortada var olan kundurayı alacak gibi elinizde durup duruyordu. İşte bütün oyun buradadır. Ortada hiçbir üretim ve kullanım değeri yokken para; yeniden üretilecek olan, tüm “bu bir birim ürünü” alacakmış gibi durup durmaktadır. Para üretim hareketinin kendisi olmuştur! Bu tam bir yanılsatmadır!

Para “toplam üretimin; farklı kullanım değerlerinin takasla kolay değişim yapabilmenin karşılığı” iken; para tüm bu durumuyla bir birimdir. Yani her birinin her bir karşılığının olmasıyla üretilen, tüm farklı kullanım değerlerinin üretilmiş olan halini biz, bir birim sayıyoruz. Bir birim üretim, kolay takas olması için para bu kolay takasın içine hiçbir artma ve eksilme göstermeden katılım verir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üretmeyenlerin tüketimleri olacak zorunlu ürünler, üretenler üzerinde iki biçimde ortaya konur. Birinci yol üretenler mütekabiliyetleri olan ürünlerini ürettikten sonra; bir o kadar zaman daha (iki kat zaman daha) çalıştırmakla sömürü gerçekleşirdi.

Ya da üretenler mütekabiliyet içinde oluşla yine mütekabiliyet esasına göre bir birimlik zaman içinde üretirler. Ama mütekabiliyete göre yapılan üretimin karşılığı; kişilere mütekabiliyetin karşılığı oluşla dönmez. Mütekabiliyet esasına göre yapılan üretim nasıldı? Bir birim üretirseniz, karşı sektörlerden de toplam da bir birim tüketilecek olan ürün elde ediyordunuz.

Köleci ve kapitalist sistem de mütekabiliyet siz oluş nasıl işliyordu? Sizi daima mal sahiplerine (sisteme) muhtaç olacak şekilde, ihtiyaçlı, eksikli ve etkilere açık olan alçak basınç alanı içinde tutulmanızla işliyordu. İşte bu eksikli tutulma noktasında size dönmesi gereken ürün; hiç bir zaman bir birim olamaz. Size dönecek olan karşılık ürün; eksikli olmakla; sizin hep kontrol altında tutulmanıza yarar.

Devamını Oku