Gönlümde fırtına dinmez bu sancı
Tut elimi Leylim dur gitme Leylim
Gözlerin ömrüme kurulan tacı
Tut elim bırakma dur gitme Leylim
Sözlerin bir heves içimde korlar
Müslüm Baba der ki dertle yoğrulduk
Orhan Baba der ki sevda uğrulduk
Ferdi Baba der ki yeter yorulduk
Vakit doldu artık gitmemiz gerek
Aşkın ateşinde yanar bedenler
Bir insan bu kadar kalpsiz olur mu
Taştan mı yüreği bilmedim gitti
Bu kadar zalim vicdansız olur mu
Taştan taşa beni vurdu da gitti
Bir gül sevdim soldu elimde kaldı
Yokluğun sinemi köz eder şimdi
Bu yürek sensizken söz eder şimdi
Geceler hasretle iz eder şimdi
Bu yükü çekmeye gücüm yok artık
Dilimde adının sızı bıraktı
evdanla sar beni bir ahenk ile
Gök kuşağı gibisin sen sevdiğim
Her bakışın ömrümde bir mucize
Gök kuşağı gibisin sen sevdiğim
Kalbimde yanar hep aşkın ateşi
Sevdanla düşürdün yar beni dile
Sözlerin yaradır değmesin yare
Yar sevda dediğin bu muydu söyle
Madem gideceksen git güle güle
Yüreğim kor oldu sığmadı ele
Ay ışığı vururken ıssız yamaçlara,
Bir hüzün konuverdi sessiz akşamlara.
Adını fısıldadım savrulan rüzgârlara,
Ne gündü ne zamandı,
Sensin gönlümde kalan.
Dün gece rüyamda resmini yaktım
O güzel yüzünü alevler sardı
Pişmanlık duydum yüzüne baktim
Afet sevgilim pişmanım şimdi
Nelet olsun böyle sahte aşklara
Doğru yoldan dönen er geç yorulur
Harama uzanan vicdan korulur
Yiğit olan dar gününde sorulur
Başın eğme gönül namerde inat
Mazlum ahı çıkar bir gün meydana
Kefen giydin çoçuk yaşta
Var git yavrum narin narin
Gözlerimi boğdun yaşta
Var git kuzum narin narin
El kadar sen bir bebektin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!