Bakma nasır tutmuş ellerime,
Bu yaralar geçimden değil,
Sana dokunma hayalinden kaldı.
Her çizgisinde sen varsın,
Her sertliğinde bir özlem büyür durur içimde.
Oyy...
Benim yaralı yüreğim,
Ana'dan, baba'dan yoksun yüreğim,
rüzgârın önüne düşmüş kuru yaprak gibi
savrula savrula yorulan yüreğim...
Bir türkü büyür yüreğimde sessiz
Ahmet Kaya söyler dertlere ensiz
Her nota bir yara her sözü derin
Hasreti sinemde saplar nedensiz
Ağlarım ay ışık dolmaz geceme
Koca dünyanın gürültüsünde,
kalabalıkların ortasında bile çöker bir sessizlik.
Yollara düşersin…
Elinde bir bilet, omzunda bir çanta, içindeki boşlukla yürürsün.
Kimse bilmez, yüzündeki rüzgârın bile yalnızlığını okşadığını.
Çiçeğin güneşi özlediği gibi
özlüyorum seni.
Toprağın çatlayıp yağmura dua ettiği yerden
sesleniyorum adına,
adını anınca göğsümde bir kuş ürküyor,
Pervasızım,
çünkü rüzgârın yönünü sormadım kimseye.
Bir kapıdan çıktım, ardıma bakmadan,
eşiklerde bırakılmış korkuları çiğneyerek.
Adımlarımın altında cam kırıkları var,
Aklı kir içinde vicdanı küflü
Hakkı yer utanmaz yüzü püsküllü
Doğruya düşman yalana gönüllü
Yalanı bal eyleyip yer Pezevenk
Mazluma kör sağır zalime yandaş
Her ailenin...
içine söylemeden gömdüğü bir hikâyesi vardır
bir susuş, bir kırık cümle
bir göz kaçırma anı sofralarda
Ve çoğu zaman
Kör olsaydım keşke,
kalbimin böyle yanacağını bilseydim
ışığa değil, karanlığa yürürdüm.
Görmek bazen bir lütuf değildir;
insanı en çok gördükleri yaralar
göremediklerinden değil.
Bu çağda doğrular hep dışlanıyor
Eğriler gönüller tahtı çalıyor
Hak’kı arayanlar hep sus kalıyor
Yazar mahşer günü Rabbin kalemi
Kul hakkı yiyenin nefsi doyar mı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!